..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
Özlerimiz Bilinçaltında
Junga göre " Bilinçaltı içsel
bilinmezlerimizdir.Bilinç kendini yaratmaz
bilinçlilik halinin kaynağı bilinçaltındadır.
Bilinç, bilinçaltından ayrımlaşarak oluşur." Tıpkı
Dünya'nın güneşten kopması ve özelliklerinin
farklılaşması gibi.Doğduğumuzda sadece
bilinçaltımız ile dünyaya geliriz.Tüm
içgüdülerimiz kollektif bilinçaltımızdadır.Bu
içgüdülerimiz sayesinde
beslenir,yaşar,sever,evlenir çoğalır ve tekrar
bilinçaltına (özümüze) yani geldiğimiz yere
döneriz.Hangi milletten olursa olsun tüm bebekler
aynı sesleri çıkarırlar.Bu durum dokuzuncu aydan
sonra değişir ve öğrenilmiş dil kullanılmaya
başlanır.(Gençtan) Bu da beynimizde bazı ortak
bilgilere sahip olarak dünyaya geldiğimizi
gösterir.Jung bu ortak bilgileri kollektif
bilinçaltı olarak adlandırmıştır.
Edingburg Üniversitesi Psikologları tarafından
yapılan bir deneyde,bir anne,altı günlük bebeğine
tekrarlı olarak dilini çıkarıyor.Aynı olay göz
kırpıştırma ve ağız açıp kapama hareketleriyle de
tekrarlanıyor.(Gençtan) Bebeğin kollektif
bilinçaltında yetişkinleri taklit etme içgüdüsü
sayesinde her çocuk aynı taklit hareketlerini
yapabilmektedir.Öğrenmenin belki de en kolay yolu
taklittir.Çocuklar bu yolla dil dahil bir çok şeyi
öğrenebilirler.
Yaşam denilen bu yolculukta izlediğimiz rota
bilinçaltının rotasıdır.Verdiğimiz molaları ise
bilinç diye tanımlayabiliriz. Doğduğumuzda
çıktığımız yolculuk için rotamızı elimize veren
kuvvet kimilerine göre Doğa kimilerine göre ise
Allah'tır.Uzak Doğu felsefe ve inanışında Doğa ve
Allah aynı şeydir. Adı ne olursa olsun bu rotayı
bize veren (bilinçaltımıza yerleştiren ) kuvvet
nedense mola anlarımızı da çok kısa
tutmuş.Psikoloji bilimi insanın bu rotasını değil
de çok kısa mola anlarını (bilinci) inceleyerek
jung 'ın dediği gibi "Ruhsuz bir Ruhbilim" olma
yolundadır.Gelin bilinçaltı üzerinde daha fazla
düşünelim ve araştıralım.Çünkü bilinçteki her
şeyin kaynağı ve kökeni bilinçaltıdır.Bilinçaltı
özümüzdür,daima geri planda bizim için düşünen
içimizdeki sestir, bilincinde üstünde ki
gerçek kişiliğimizdir.O beynin çöp kutusu değil
kişinin kendi özüdür.Bilinçaltını tanımak için
yapabileceğiniz en iyi şey
bilinçlenmektir.Bilinçlenmek için yapabileceğimiz
en iyi şey ise bilinçaltını tanımaktır. Jung'ın şu
sözü artık bilinçaltı araştırmalarına daha fazla
zaman ayırmamız gerektiği mesajını veriyor. "
Bilinçaltı keşfedilebilseydi,erkekle kadının,yaşlı
ile gencin,doğumla ölümün sınırında yaşayan
bütünsel bir canlının özelliklerini gösterir,hemen
hemen ölümsüzlüğe yakın bir biçimde,bir iki milyon
yıllık insan deneyimleriyle dopdolu olurdu."
Bilinçaltını araştırmak zorundayız çünkü özlerimiz
bilinçaltındadır.Bilinçaltı tüm hatıralarımızın ve
duygularımızın ikamet ettiği yerdir.Bilinçaltı tüm
içsel kötülüklerimizin bulunduğu yer
değildir.Bilinçaltı insanoğlunu anlamanın en
önemli yolu olmalı.
Bilinçaltı olmasa idi psikologlar ve psikolojik
sorunlar olmazdı.Yaşamın anlamı sadece gözle
gördüğümüz şeylerle sınırlı kalırdı.Bilinçaltı
olmasa idi hepimiz otistik gibi davranırdık.
Bilinçaltımızdaki duygular yaşamımızı
yönlendirebildiği gibi,yaşamı yönlendirebilen
olaylarda bilinçaltındadır.Eğer gelecekte bir gün
insanoğlu bilinçaltını tam anlamıyla kontrol
etmeyi öğrenirse artık evrende kontrol edemediği
şey kalmayacaktır.
Mevlana'nın Mesnevide "Aklı Külli" dediği şey'in
veya "Kollektif Bilinçaltı" olduğu
düşüncesindeyim( Sory Jung :). Bu bakımdan
bilinçaltı insanın bildiği aklı dışındaki
aklıdır.Hipnoz da normalde farkına varamadığımız
bu aklı kullanmaktır.
Bilinçaltınıza teşekkür ediyor musunuz ?
Hani bazen birden bire aklımıza çok iyi fikirler
gelir. Beynimizde bir ampul yanar adeta. İşte o
ampulün düğmesine bilinçaltı basmıştır aslında.
Bu ampulün parlamasını sağlayan elektrik
enerjisini de bilinçaltı göndermektedir. Şöyle ki;
çözüm bekleyen önemli problemlerimizi, günlük
işlerimizden dolayı her zaman düşünemeyiz.Çünkü,
yapılacak bir çok iş vardır ve maalesef her işe
birden konsantre olamayız. Bundan dolayı beynimiz
bu önemli problemi çözme işini bilinçaltımıza
havale eder. Bilinçaltımız biz günlük işlerimiz
ile uğraşırken problemi çözmeye çalışır. Çözdüğü
anda birden bire beynimizdeki o ampulün yanmasını
sağlar. Tabi bizde bu birden bire gelen bu harika
fikrin heyecanı ile bize bu fikri gönderen
bilinçaltımıza teşekkür etmeyi düşünmeyiz bile.
Yani iyi şeyler yaptığımız zaman bunu kendimiz
yaptık sanarız,bilinçaltının önemli katkısını
göremeyiz.Engel olamadığımız duygu düşünce ve
davranışlarımız olduğunda da ilk akla gelen
bilinçaltı olur.Bilinçaltı günah keçimiz
değildir.Bir insanın nasıl ki kendine hem
yararları hem de zararları olursa bilinçaltının da
insana hem yararları hem de zararları
olabilir.Zararları genellikle bilinçaltına aşırı
yüklenildiğinde ortaya çıkar.
Bilinç mi bilinçaltı mı? yaşamımızda daha etkili ?
Nasıl ki gölgemizi kendimizden ayrı düşünemezsek
bilinçaltımızı da bilincimizden ayrı
düşünemeyiz. İnsanın tüm zihinsel dünyasını bir
düşünün. Beynimiz doğduğumuzdan beri hiç durmadan
bilgiyi algılıyor, işliyor ve kaydediyor. Tüm bu
kaydedilenlerin arasına bir sınır çizip çizginin
bu tarafı bilinçaltıdır diğer tarafı bilinçtir
diyebilir miyiz ? Bu nerede ise imkansızdır. Yani
bilinç ve bilinçaltı çoğu yerde iç içe geçmiştir
ve devamlı birbirlerini etkilerler. Bu etkileşim
sonucunda duygu,düşünce ve davranışlar üretilir.
Peki verdiğimiz kararlarda,yaptığımız tercihlerde
tüm duygu düşünce ve davranışlarımızda kısacası
yaşamımızda bilinç mi daha fazla etkisini
göstermektedir yoksa bilinçaltı mı ? Bu soruya
benim cevabım yaşamımıza bilinçaltının
bilincimizden daha fazla etkisi olduğudur.Yani
aslında içimizdeki ben dışımızdaki
benden gerçekte çok daha aktif ve
çoğu zaman ipler içimizdeki benin elindedir.Sayın
Doç. Dr. Nusret Kaya " % 28'lik üst beyin
hücreleri hiçbir zaman % 72'lik alt beyin
hücreleriyle başa çıkamaz."diyor. Bunun için biz
aslında alt beynimizin hakimiyeti
altındayız.Bazıları ise tamamen bilinçaltının
kontrolü altına girebiliyor.Bu durumlara da
psikotik durumlar deniliyor.Her şey tamamen
bilinçaltının kontrolü altında olduğundan psikotik
hastaların tedavi başarı yüzdesi de bu nedenle çok
düşük olmaktadır.
Bilinçaltındaki duygular davranışa dönüşerek
yaşamımızı yönlendirdiği gibi,önemli yaşam
olayları da bilinçaltında kendilerine yer
edinirler.
Bilinçaltının bazı özellikleri
Bilinçaltının aşağıda ki ve diğer özeliklerinin
değişmesinin çok zor olduğu düşüncesindeyim.Çünkü
bunlar
bilinçaltının yapısal özelliktir.Bilinçaltının bu
özelikleri değiştiğinde bence bilinçaltı artık
bilinçaltı olmaktan çıkar.Doğduğumuzda sadece
bilinçaltımıza ve içgüdülerimize sahiptik.Bir
kelime bile bilmiyorduk.İnsan gelişimi doğumdan
ölüme kesintisiz olarak devam eder.Bu süreçte
insanda en az değişen şey bilinçaltının yapısal
özellikleridir.Ancak her insanda ki bilinçaltının
da kendine has özellikleri vardır elbette.Burada
ben ortak özelliklere işaret etmek istedim.
1-) Bilinçaltı hem çok zeki aynı zamanda son
derece aptaldır.İkisi bir arada nasıl oluyor
dediğinizi duydum :) !!!
Bilinçaltının bu özellikleri zaten onu anlaşılmaz
ve gizemli yapıyor.İnsanlar kendinden milyarlarca
yıl uzaklıkta uzayın derinliklerini
araştırmaya milyarlarca dolar ayırırken,kendi
derinliklerimizi araştırmaya ne
kadar olmayan bütçe ayırıyoruz ? Asıl konumuza
gelince; delilikte dahilikte insanlığın vasfı
yada sıfatı değil midir? İşte
hepimizin bilinçaltı insanlığın genel vasıf ve
sıfatlarını taşır.Çünkü insanlığın kökenleri
oradadır. Bundan dolayı bilinçaltı
aynı anda zıt özellikleri (zekilik-aptallık)
taşıyabilir.
2- ) Saçma sapan genellemeler yapmaya
bayılır.Örneğin A adında biri kendisine zarar
vermişse tüm A’ lara karşı
kin duyabilir.
3- ) Değişimden ve yenilikten nefret
eder.Geçmişteki duygu düşünce ve davranışlarını
değiştirmeyi sevmez.
Geçmişteki olaylara verdiği tepkileri yeni olay
ve durumlar farklı olsa da sürdürme eğilimindedir.
4- ) Bilinçaltı başarısızlığı asla kabul edemez.En
büyük korkusu aptal durumuna düşmektir.
5- ) Bilinçaltı bilinci suçlayabilir,uyarabilir ve
cezalandırabilir.Tüm bu faaliyetlerinin amacı
kişinin benliğini
korumaktır.Bilinçaltı bu koruma görevini yaparken
bazen kişiye de hasar verebilir.Bu hasarlara
psikolojik sorunlar demekteyiz.
6- ) Zeki insanların bilinçaltı daha komplekstir.
7-) Bilinçaltı kendine yalan söylemeyi pek
beceremez ama hep yalan söylemeyi de
sürdürür.Söylediği yalanlara
kendini inandırmak için kişiyi bazen anormal
duygu düşünce ve davranışlara
yönlendirebilir.Burada jung 'ın
bir sözü daha açıklayıcı olabilir: " Gizli nevroz
taşıyan bir çok kişi akıl hastalığına sanki
diğerlerinin daha az
deli olduklarını kanıtlamak için yakalanırlar."
8-) Bilinçaltı deşifre edilmekten pek hoşlanmaz.
9-) Olay ve durumları bilince göre daha geç
algılayabilir ve daha geç yanıt verebilir.Tam
terside söz konusu olabilir.Bu konuda 14'üncü
madde daha açıklayıcıdır.
10-) Bilinçaltı insanlığın en eski dili olan
sembolik dili kullanır.Yani mağara insanlarının
dilini.Mağara insanı bildiğiniz gibi
mağara duvarlarına resimler çizerek iletişim
kuruyordu.Aynı bu şekilde bilinçaltı
rüyalarımızda bize resimler çizerek
(bazılarımıza video hatta DVD olabilir) bizimle
iletişim kurmaya
çalışmaktadır.Bilinçaltı bir
sembolle (resim) bir çok anlam ifade edebileceği
gibi bir çok resimle bir anlam ifade etmeye de
çalışabilir. Tıpkı bir ülkenin
bayrağının bir çok anlamlar taşıması gibi.
Bir kelime bir duygu bir düşünce insan bilinçaltı
için yaşam boyunca değişik anlamlara
gelebilir.Örneğin başarı kelimesi
öğrencilik yıllarında sınıf birincisi
olmak,evlilik çağında aranılan peşinden koşulan
kişi olmak,sonra iş hayatında en çok
parayı kazanma anlamına gelebilir.
İnsan ırkında üst beynin (korteks) gelişmesi
sonucu en eski sembolik dilin yerini sözel dil
almıştır.Ancak hala
bilinçaltı ilk kullandığı dili bırakmamıştır. Bu
durumda bazılarınız diyebilir ki " İçimde ilkel
bir mağara adamı mı yaşıyor ? " Evet
aynen o şekilde içimizde bir ilkel adam
bulunmaktadır.Daha doğrusu asıl özümüz bu ilkel
adamdır (bilinçaltı).Sonradan meydana gelen her
şey (korteks) bu ilkel adam etrafında
kurulmuştur.Şimdi iyi bir soru
geliyor.Öyleyse insan için asıl olan
bilinçaltımıdır yoksa sonradan meydana gelen veya
getirilen bilinçaltı dışında ki
şeyler midir ?Benim düşüncem asıl olanın
bilinçaltı olduğu yönündedir.
Psikolojik sorunlar ve hastalıklarda da
bilinçaltının sembolik dille ifadeleri
olabilir.Örneğin bilinçaltında ki
sosyal statü kaybetme korkusu yükseklik korkusu
yada uçak korkusu olarak kendini ifade edebilir.
11- Kafama takarsam yaparım dediğimiz şeyleri
aslında kafamıza değil bilinçaltımıza takarız.Bu
kafaya takınca yapma eylemi aslında bizim
değil bilinçaltımızın eylemidir.Çünkü yer yüzünde
ki hiç bir şey bilinçaltından
daha inatçı daha ısrarcı daha sabırsız
olamaz.Tıpkı bir ilkel mağara adamı gibi ya da
yeni doğmuş bir bebek gibi.
12- Bilinçaltı toplumcu düşünmez.Toplumun
sorunları için bilinçaltında kaygı oluştuğunu
görmedim.( kimse ah bu ekonomik kriz ne zaman
düzelecek diye rüya görmedi) Bilinçaltının en
büyük kaygı nedeni bireyin kendisidir.Çünkü
insanlığın bilinçaltı oluştuğunda ne sağcılık
vardı nede solculuk..Rüyalarımızda çocuklarımız
için bile genellikle
kaygılanmamamız bundan dolayıdır.Yani
bilinçaltımız sosyalist değildir.Benim gibi oda
siyaset
yapmaz.Bilinçaltında inanç bulunmaz.İnançlar özgür
irademizle karar verdiğimiz şeyler olduğu için sol
beyinde yer alırlar.Kısacası bilinçaltımız ne
sağcıdır nede solcu.
Sonraki Sayfa >>>