Kamil
ALPTEKİN
Sosyal Hizmet
Uzmanı
Literatürde
değişik isimlerle anılan intiharlar genel bir
ifade ile kişinin bilerek, kasıtlı olarak kendini
öldürmesi olarak tanımlanmaktadır. Tamamen
bireysel bir davranış olmakla birlikte aynı
zamanda sosyal süreçlerin ve sosyal koşulların iç
içe geçtiği karmaşık sosyal bir olgudur.
Yaşamı tehdit
edici özelliğe sahip olması nedeniyle psikiyatri
ve krize müdahale alanında önemli bir yer tutan
intihar davranışı; günlük hayatta bir düşünce, bir
girişim veya tekrarlayan girişim olarak karşımıza
çıkabilir.
İntiharlar
sadece bu davranışa yönelen kişiyi ve yakın
çevresini değil olaya tanık olanları, bunu bir
haber olarak duyan ve okuyanlar gibi geniş bir
çevreyi etkileyebilen bir olgudur. Bu temel
düşünce doğrultusunda toplumun tüm birimlerini
kapsaması gereken intiharları önleme
çalışmalarının amacı intihar krizlerinde ve ruh
hastalıklarında intiharla ilgili etiyolojiyi açığa
çıkarmak, müdahale teknikleri geliştirmek ve
korunmayı sağlamak olmalıdır.
İntiharların
etiyolojisini anlamak ve risk faktörlerini
belirlemek intiharları önleme çalışmalarının ilk
adımını oluşturur.
Her türlü
intihar davranışına yönelik olarak tutulan
kayıtlar (hastane acil servis kayıtları,
psikolojik otopsi raporları, intihar vakaları
bilgi formları, intihar istatistik formları vb.
gibi) intiharların etiyolojisini belirlemede çok
önemli bilgi kaynaklarıdır. Özellikle tamamlanmış
intiharlarda ayrıntılı olarak hazırlanmış
psikolojik otopsi raporları geçmişten bugüne
intihar eden kişinin biyolojik, psikolojik,
sosyolojik ve çevresel durumunu aydınlatabilmesi
nedeniyle hangi değişkenlerin kişiyi intihar
davranışına yönelttiğini anlamamızı kolaylaştırır.
İntiharların
%30’unun depresif hastalar tarafından
gerçekleştirildiği unutulmamalıdır. Depresyonu dar
anlamından çok nonspesifik, affektif bir duygu
durumu biçiminde değerlendirdiğimizde bu oranı
%50’ye yükseltmemiz mümkündür. İntiharların 1/3’ü
alkol, ilaç ve madde bağımlıları tarafından
gerçekleştirilir. İntihar edenlerin %40’ı 60 yaşın
üzerinde olan kişilerdir. Tüm bunlar birlikte
değerlendirildiğinde etkili bir intihar
profilaksisi, geniş bir psikososyal çevrede
yürütülmelidir. (Sonneck ve ark., 1993).
Lester (1998)
geliştirilen bazı intihar kuramlarının bir kısım
gruplara çok iyi uyarlanabileceği bununla birlikte
yaş grupları açısından tüm intihar kuramlarını
yaşlı ve gençlere birlikte uygulamanın mümkün
olmadığı görüşündedir. Lester, araştırma
sonuçlarından elde edilen bilgilere dayanarak genç
ve yaşlılardaki intihar tetikleyicilerinin ve
kullanılan yöntemlerin farklı olduğunu kanıt
olarak öne sürmektedir.
Sonneck ve
ark. (1993) intiharları önlemede “intihar riski
yüksek olan alt grupların saptanması”nın önemini
vurgulamışlardır:
“İntihar eden
ve intihar girişiminde bulunan kişiler birbirinden
farklıdır. İntihar edenler; genellikle gençlerden
oluşan alkol, ilaç ve madde bağımlıları, depresif;
özellikle tekrarlayan depresif bozukluğu olanlar,
yaşlı, yalnız yaşayan, sakat, evsiz ve azınlıklara
mensup kişilerden oluşur. Bağımlılığın iyi bir
şekilde tedavi edilmesi, psikiyatrik hastalara ve
yaşlılara iyi bir bakım sunulması, birer intiharı
önleme yöntemidir. Bu risk gruplarının sosyal
problemlerini çözmek için geniş bir psikososyal
yardıma ihtiyaç vardır. Eş güdümlü ve sürekli bir
yardım çeşitli kurumların ve uzmanların ortak
çalışmaları sayesinde gerçekleştirilebilir. Bu
sayede yardım arayanlar ve yardım sunanlar
arasındaki sosyal mesafede en aza indirgenmiş
olur. Yüksek risk altındaki gruplar, sınırları
belirli olan bir alanda daha kolay tanımlanıp
ortaya çıkarılabilirler. Böylece krizin ortaya
çıktığı yerde yardım etme şansı doğar. Krizdeki
kişilerle çalışan herkesin bir intihar tehlikesine
karşı tetikte olması ve böyle durumlarda yapılması
gerekenleri bilmesi gerekir” (Sonneck ve ark.,
1993).
Yaşlılar ve
psikiyatrik hastalar intihar riski özellikle
yüksek olan gruplardır. Bu bakımdan kronik ve
tekrarlayan psikiyatrik hastalıklarda uygulanacak
primer, sekonder ve tersiyer önleme yöntemleri;
özellikle alkolizm ve endojen depresyonlarda,
önemli bir intiharı önleme yolu olacaktır (Sonneck
ve ark., 1993).
Bütün
intiharları önlememizin mümkün olmadığını belirten
Rihmer (1996) intiharları önlemede “sağlık
koruması”na (health care) odaklanmayı
önermektedir. Rihmer sağlık koruma servisleri
tarafından da uygulanan ve aşağıda belirtilen
stratejik tablonun izlenmesi ile intiharları %15
azaltmanın mümkün olabileceği görüşündedir:
1)Akut
intihar tehlikesini ortadan kaldırma
a)Hastane
acil servisleri (ilaç tedavisi, psikoterapi)
b) İntihar
önleme merkezleri
2)Özellikle
depresyon için ruhsal bozuklukların tanı ve
tedavilerini geliştirme
a) Akut ve
koruyucu tedavi (Affektif bozukluklar, şizofreni,
madde kötüye kullanımı ve bağımlılığı)
b)Hastaların,
hasta yakınlarının ve sağlık bakımı çalışanlarının
eğitimi
3) Yüksek
intihar riski taşıyanlar ile tedavi sonrası bakım
a) Tüm
intihar girişiminde bulunanlar için rutin
psikiyatrik danışma
b)
Tekrarlayan girişimde bulunanlar için başlıca
kişilik bozukluğu tanılarının tespit edilmesi
c) Diğer
yüksek risk grupları (ergen ve genç erkekler,
yaşlı kişiler, intihar edenin yakınları,
hapishanede kalanlar)
4) Toplum
eğitimi
a) Genel
popülasyon
b) Özel
gruplar (öğretmenler, işverenler, yöneticiler vb.)
Lester’in
(1998) intiharı önlemek için önerdiği model içerik
olarak Rihmer’inkine benzemektedir. Lester;
(1)
İntiharı Önleme merkezlerinin,
(2)
Medikal ve psikoterapi ile birlikte
psikiyatrik tedavinin,
(3)
Eğitim programlarının (son yıllardaki
bilgilerle desteklenmiş-geliştirilmiş) ve
(4)
İntihardaki öldürücü sonuçlara neden olan
materyallerin sınırlandırılmasının intiharları
önlemede yararları olabileceği görüşündedir.
İntiharları
önleme çalışmalarında bir diğer önemli konu
kurumsallaşmadır. Kurumsallaşmanın tamamlanması,
kurumlar arası eşgüdüme dayalı hizmet ağı
oluşturulması ve bunların sürekli kılınması
intiharı önleme çalışmalarının altyapısını
oluşturmaktadır.
İntihardan
Koruyucu Merkezler, Yaşamdan Bıkmışların Bakımı,
Telefonla Yardım, Samaritan ve Kriz Merkezleri
özgül sağaltım kuruluşlarıdır. Kuruluşların amacı
yaşamdan bıkmış, kendine kıymak isteyen ya da kriz
içindeki kişilere gerekli yardımın yapılmasıdır.
Sayıları son yıllarda çok artmış ve Amerika ve
Avrupa’da çok yaygınlaşmışlardır. Bu gün için her
kentte birden fazla merkezleri bulunmaktadır. Bu
sağaltım birimlerinin bir bölümü hastanelerin
içerisindedir. Daha büyük bir kümesi ise
hastanelerin dışında onlardan bağımsız olarak
çalışmaktadır. Ama hepsi dahiliye, cerrahi,
psikiyatri gibi başka sağaltım merkezleri ile
yakın bir işbirliği içindedirler (Odağ, 1995).
Daha önce de
belirtildiği gibi intiharlar kurban ve
yakınlarıyla sınırlı kalmayıp geniş bir çevreyi de
etkilemektedir. Bunda günümüzde kullanım ve etki
alanları bir hayli artmış olan kitle iletişim
araçlarının (basın, televizyon, telefon, internet-web
siteleri vb. gibi) payı büyüktür. İntihar haberi
aktarımında toplumun doğru bilgilendirilmesi,
gerekli kuralların ve kriterlerin oluşturulmasında
kitle iletişim araçlarını elinde bulunduran kurum
ve kuruluşlarla işbirliğine yönelmek intiharları
önleme faaliyetlerinde izlenecek temel
stratejilerden biri olmalıdır.
Literatürde
diğer kitle iletişim araçlarına oranla krize
müdahale ve intiharı önlemede telefonla yardımın
önemi üzerinde daha fazla durulduğu görülmektedir.
Berksun’un (2000) da işaret ettiği gibi telefonla
tedavi ve müdahaleleri yüz yüze yapılan tedavilere
ve müdahalelere karşı bir seçenek değildir, etkin
kullanımının bir çok faydası vardır. Telefon
görüşmelerinde kimliğinin bilinmemesi (anonim
kalma) görüşmeciye sorunları daha rahat
anlatabilme, kontrolü elinde bulundurma, fiziksel
uzaklığı ve kişisel engelleri aşabilme olanağı
sağlamaktadır.
İntiharları
önleme veya azaltmada üzerinde durulması gereken
bir başka konu da günlük “politika”dır.
İntiharları önleme veya azaltma çalışmalarında pek
çok konu (silah kontrolü, ilaç dağıtımı, alkol
kullanımı gibi) koruyucu ruh sağlığı alanında
hizmet veren kurum, kuruluş ve kişilerin güçlerini
aşacağından günlük politikayı, toplumda saygınlığı
bulunan lider kişileri ve yönetici kadroları
duyarlı hale getirme konusunda girişimlerde
bulunulması kuşkusuz yararlı olacaktır.