..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
SEVGİLİ ANNE BABALAR ;
Çocuğunuz, davranışlarınızı kendine model alıp
istenen ve istenmeyen davranış şekillerini
öğrenir. Çocuğunuzun davranışlarınızı
benimseyebilmesi ve buna göre hareket etmesi için
öncelikle sizlerden sevgi , saygı ve güven alması
gerekir.
Çocuklarımızın gelişiminde bilgi ve sevgiyi
bütünleştirdiğimiz, hatalardan sıyrıldığımız
oranda onların kişiliği de sağlıklı gelişecektir.
İyi ve sağlıklı yaşanmış bir çocukluk; mutlu
kararlı ve yararlı olabilecek yetişkinler
hazırlar.
Çocuklarınızla olan ilişkilerinizin onların
kişilik yapılarını oluşturması ve ruhsal
gelişimini etkilemesi nedeniyle olumlu ve olumsuz
davranış modellerini, sonuçlarını ve çocukla nasıl
bir etkileşime girilmesi gerektiğini ele aldık.
ANNE BABANIN ÇOCUĞA KARŞI OLUMSUZ DAVRANIŞLARI:
1.Çocuklukta Cinsellik:
Çocukların 4-7 yaşları arasında bilişsel gelişimi
çok hızlı düzeydedir. Toplumsal kuralları ve
tabiatı çok çabuk öğrenirler.Bu hızlı öğrenim
sürecinde doğal olarak da çok soru sorarlar .Bu
dönemde çocuklara anlayabilecekleri düzeyde açık
ve kısa açıklamalar yapılmalıdır. Özellikle
çocuğun cinsellikle ilgili merakları
bastırılmamalıdır. Yoksa diğer alanlardaki
merakları da körelebilir ve çocuğun yaratıcılığı
sönebilir. Ayrıca cinsel olarak baskı gören,
utandırılan kız çocukları ileriki yaşantılarında
başarılı bir cinsel kimlik geliştirmeyebilirler.
Çocukluk çağındaki utangaçlık yetişkin çağında
korkulara dönüşür ve sağlıklı bir cinsel ilişkiyi
sürdürmeyebilirler. Evlilik yaşantılarında da
problemler çıkabilir.
Mastürbasyon:Çocuk mastürbasyonu,genital organın
ellenmesini ve okşanmasını içerir.Bu durum
kesinlikle bir hastalık değildir,fakat bir çok
anne-baba çocuklarının bu durumu karşısında bir
uzmana müracaat ederler.Mastürbasyon sürekli
olmadığı sürece bir sakıncası yoktur.Çocukların
hepsi mastürbasyon yaparlar.1 yaşından öncede
mastürbasyon görülebilir.Çocuklarda oidipal dönem
boyunca (3,5 ve 6 yaşları arası) cinsel organlara
ilgi artmıştır.Çocuğun mastürbasyon yapması
normaldir normaldir ancak cocuğun sürekli yapması
uyaran azlığının ve çevresel yoksunluğun bir
belirtisi olabilir.
Çocuğun kendini uyarmasına ilişkin diğer
bulgular(sallanma,kafayı vurma,saç çekme ve olur
olmaz şeyleri ısırması)araştırılmalıdır.
Çocukla konuşurken uygun olmayan sözler söyleme:
Örneğin babanın çocukla konuşurken kadınlar
hakkında küçültücü sözler söylemesi veya annenin
erkekler hakkında konuşurken benzer onur kırıcı
sözler söylemesi, çocuğun ilerinki yaşamında karşı
cinsi hor görmesine ve etkileşime girememesine yol
açabilir.
2
.
Çocuğu aşırı koruma:
Çocuğun yapabileceği etkinlikleri yapmasına fırsat
vermeden siz müdahale ederseniz çocuğunuzun
kendine olan güven ve cesareti kırılır. Böylece
kendini başarısız hissedebilir. Oysa her çocuğun
bir şeyler başarmaya başarı duygusunu hissetmeye
ihtiyacı vardır. Bu durum ileriki yaşantısında da
girişkenliğini yitirmesine, sıradan günlük işleri
dahi başkalarından bekler hale gelmesine yol
açabilir ve artık sorumluluk alamaz hale
gelebilir.Anne-babanın veya evdeki diğer
yetişkinlerin aşırı korumacılığı sonucu ortaya
çıkan özellikler şu şekildedir.
a-Hastalık hastalığı.
b-Hiperaktivite.
c-Ayrılık Anksiyetesi(çocuk bir şekilde aileden
ayrılmak zorunda kaldığında bu durum onda büyük
bir gerilim ve kaygı yaratır ayrılmak istemez.)
3. Dayak
Şimdiye kadar yapılan bilimsel araştırmalar,
çocuğu terbiye etmek için dövmenin onda hiçbir
olumlu davranış değişikliğine neden olmadığını
göstermiştir. Çocuğunuz, istemediğiniz davranışı
vereceğiniz cezadan korktuğu için o an
yapmayabilir. Fakat aynı davranışı siz yokken
büyük bir zevkle ve özgürlük hissiyle
gerçekleştirecektir.
Çocuğunuzu dövmek zamanla çocuğun ya tümüyle
cesaretinin kırılmasına, kendine güvensizlik
duymasına yada birikmiş kin ve nefretle öfke
patlamalarına yol açabilir.Dayakla çocuk sadece
dışa olan öfkesini içe yöneltir. Ve böylece ruhsal
bozukluklar başlar.
Dayak yiyen çocuğun önce gururu kırılır. Kendine
saygısı düşer. Çocuk önce bunu korumaya çalışır.
Fakat yaşamını sürdürmesi anne-babasına bağlı
olduğundan onlara boyun eğer.Zamanla kendisinin
değersiz biri olduğuna inanır. Neşesi ve yaşama
sevinci kaybolur. Çocuk bu olumsuz yaşantıların
etkisini yaşam boyu üzerinden atamayabilir ve
mutsuz kalabilir.
4. Sık sık eleştirme ve azarlama:
Kendisinin hiçbir şeyi doğru ve tam yapamadığına
inanabilir.İleride başkalarının düşüncelerine
bağımlı kalmasına,kendini ortaya koyamamasına ve
güvensizlik duygusuna kapılmasına yol açabilir.
5. Çocuğa karşı güvensizlik:
Çocuklarımız nasıl diğer davranış şekillerini
bizden öğreniyorsa ne yazık ki yalan söylemeyi de
bizlerden öğrenir.Bizim önemsemeden duruma uygun
bulduğumuz küçük yalanlar küçüklerin gözünden
kaçmaz. Bu tür ufak tefek yalanların kurtarıcı
nitelikte olduğunu düşünerek sık kullanma
eğiliminde olabilirler. Bu durumda çocuğa karşı
dürüst davranmak ve bu tür yalanlara sığındığında
onu sıkıştırmamak gerekir. Çünkü çocuk daha sonra
cezadan veya sıkıştırılmaktan korktuğu için daha
farklı yalanlara sığınabilir ve bu durum bu
şekilde sürebilir. Ayrıca 7 yaşın altındaki
çocuklarda somut düşünce düzeyi henüz yeterince
gelişmediğinden bu yaştaki çocuklar hayalleriyle
gerçekleri tam olarak ayırt edemeye bilirler ve
hayallerini gerçekmiş gibi aktarabilirler. Bu gibi
durumları da yalan olarak ele almamak gerekir.
6. Onu yaşıtlarıyla kıyaslama:
Bütün insanlar yaradılışları gereği birbirinden
farlı olarak dünyaya gelirler. Çünkü yetenekleri,
zeka düzeyleri, çevreyi algılama durumları,
yaşantıları ve sosyal etkenleri gibi birçok
özellikleri birbirinden çok farklıdır. Her çocuk,
kendi yetenek ,ilgi ve yeterliliğiyle kendine özgü
ve bir tanedir. Her çocuğun yeteneği farklı
olduğundan her çocuğun başarabileceği alanlar da
farklı- dır. Ve bir çocuktan her alanda üstün bir
performans beklenemez. O nedenle çocuğunuzu diğer
çocuklarla kıyaslamak yerine onu çocuğunuzu diğer
çocuklarla kıyaslamak yerine onu başarılı olduğu
alanlarda yönlendirmek ve bu yöndeki başarılarını
teşvik etmek gerekir.
7. Çocuktan yüksek beklentiler içinde olma:
Her çocuğun yeteneği farklı olduğu gibi
başarısının alt ve üst sınırları da farklıdır.
Çocuğunuzdan kapasitesini zorlayan beklentiler
içinde olduğunuzda onun hayalleri de daha geniş
olabilir. Fakat ne kadar uğraşsa da hayallerine
erişmeyebilir ve bu durum kendisinde çok büyük düş
kırıklığı yaratabilir. Böylece kendine karşı
güvenini kaybederken, benlik saygısını düşürebilir
ve kaldırabileceği görevleri daha yerine
getirmeyebilir. Zamanla içine kapanarak silik bir
kişilik geliştirebilir.
YANLIŞ TUTUMUZUN ÇOCUĞUZUNDA YARATABİLECEĞİ
DUYGUSAL VE DAVRANIŞSAL SORUNLAR.
*Parmak emme : Kızlarda daha sık görülür.Parmak
emme yatma zamanında ve anne babadan ayrılma gibi
durumlarda normaldir.Yaklaşık olarak çocukların 12
yaş civarında hala parmaklarını emdikleri
belirlenmiştir.Sürekli parmak emen ve bu davranışı
3.5 yaşından sonra öğrenen çocuklarda diş çıkarma
sırasında sorunlar oluşabilir.Bu davranış
genellikle çocuklarda güvensizliğin ve ve
çekingenliğin bir belirtisi olabilir.Nedenler
ortadan kaldırıldığında bu davranışında söndüğü
çoğunlukla gözlenmiştir.
*Alt ıslatma : Alt ıslatma iki şekilde
görülebilir.Bunlardan ilki birincil enurezistir(alt
ıslatma).Bu sinir-kas kontrolünün gelişmesindeki
gecikmeden kaynaklanabilir ve doğumdan başlayarak
süregelir.Bu gelişme anne ve babanın düzensiz yada
yetersiz tuvalet eğitiminin bir sonucu olarakta
ortaya çıkabilir.Bu tür çocukların idrarlarını
kontrol etmede,anne ve babalarından diğer
kardeşlerine oranla daha az yardım gördükleri ya
da hiç yardım görmedikleri saptanmıştır.Birincil
enürezis zamanla kaybolur ve yavaş gelişen bu
çocuklar tuvalet kontrolünde arkadaşlarının
düzeyine ulaşırlar.Birincil enürezis yatak ıslatma
sorununun hemen hemen % 75-80'ini oluşturur.Geri
kalan % 20-25 oranında ki enurezis,ikincil
enürezis adını alır.Bu tür alt ıslatma olayında
tuvalet kontrolü oluştuktan sonra bir gerileme söz
konusudur.Yeni bir kardeşin doğumu ya da yeni bir
eve taşınma gibi bazı ruhsal gerginlik
durumlarında ortaya çıkar.Bu etkenler çocuğun bir
süre için daha olgunlaşmamış davranış biçimlerine
dönmesine neden olur.Bazı uzmanlara göre bu
gerileme türü çocuğun annesine olan öfkesinin
sembolik bir ifadesi olarak yorumlanabilir.
Enürezis,sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan,aile
içinde yeterli duygusal etkileşimden yoksun,nörotik
ve uyumsuz çocuklarda daha sık görülür.Yapılan
araştırmalar alt ıslatma sorununda ailesel bir
yatkınlık olduğu görüşünde birleşmektedirler.Alt
ıslatan çocukların % 75! inin birinci derecede
akrabalarında devam eden ya da geçmiş olan
enürezis bulunduğu bildirilmiştir.
Başlıca oluşum Nedenleri:
1-Yeni bir kardeşin doğumu.
2-Altın ıslatma kardeşe karşı saldırganlık
duygularının ifadesi olabilir.
3-Aşırı temiz,titiz ve düzenli bir annenin baskıcı
tuvalet eğitimine karşı pasif saldırgan bir tepki
niteliği taşıyabilir.
4-Ailede
ayrılıklar,geçimsizlikler,ölümler,hastalıklar, ya
da okul da başarısızlıklar gibi yaşam olaylarının
yaratacağı stres alt ıslatma ile ifade edilebilir.
5-Ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü tutumu ile
çocukta bebeksi kalma eğilimi alt ıslatma sorunu
ile kendini gösterebilir.
Organik bozukluklar alt ıslatmaya neden
olabilir.Tıbbi bir bozukluk bulunamamış ise
psikolojik faktörlerden kaynaklanır.Bazı stres
durumları örneğin bir kardeşin doğumu veya
anaokuluna başlama alt ıslatmaya neden
olabilir.Çocuklar saldırganlık duygularını alt
ıslatarak ifade edebilirler.Bunu bilinçli olarak
yapmazlar.Bu şekilde saldırganlık duygularının
ifadesi her zaman bilinçdışıdır.Bazı ailelerde
bilinçdışı olarak alt ıslatma sorununu
destekleyebilirler.Altını ıslatmanın çocuğun
kontrolünde olmadığı unutulmamalıdır.Akşam
yemeğinden sonra sıvı alımını azaltma,uyuduktan
bir kaç saat sonra çocuğu tuvaletini yapması için
kaldırma,yatak ıslandığı zaman alarm veren
elektronik cihazlar sorunun çözümünde size
yardımcı olabilir.Alt ıslatma sorununda ilaçlar
kullanılabilmekle birlikte psikologlar
hipnoterapiden de yararlanmaktadır.Aileye
psikoterapide çoğunlukla gerekmektedir.Ama hiç bir
yöntemin tek başına kesin çözüm olamayacağı
unutulmamalıdır.Mümkünse bir çok yöntem bir arada
kullanılmalıdır.
*Saldırganlık
*Yalan söyleme
*İnatçılık
*İçe kapanıklık
*Öfke
*Kıskançlık
*Korku
*Tırnak yeme
*Pika (çocuğun kendi saçını koparması)
*Parmak emme
*Çocukluk depresyonu
*Duygulanım bozukluğu
*Alt kaçırma
*Kekemelik
*Tikler
Sonraki Sayfa >>>