..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
SAĞLIKLI İLETİŞİM BİÇİMLERİ:
İyi bir dinleyici olma:
Çocuğunuzun sözünü kesmeden söyleyeceklerini
bitirme -sini bekleyiniz. Daha sonra onu anlayıp
anlamadığınızı kontrol etmek için “ sen bunu mu
demek istedin?” diyebilirsiniz. Böylece
çocuğunuzun size iletmek istediği mesajı daha
kolay alabilirsiniz. Çocuğunuz onu dikkatle
dinlediğinizi görünce kendisine değer verdiğinizi
ve saygı duyduğunuzu hissedecektir.Kendini sizlere
daha yakın göreceğinden yaşantı ve duygularını da
büyük bir güvenle paylaşırken sizleri de ilgi ve
dikkatle dinlemeyi öğrenir.
Tutarlı olma:
Hemen hepimizin bir günü her zaman diğer güne
uymayabilir. Kimi zaman çok neşeli olduğumuzda
çocuğumuzun hoş olmayan bir davranışını
görmeyebiliriz. Fakat gergin bir durum- da
gereğinden daha tepkisel davranabiliriz. İşte
çocuğun davranışını kimi zaman ödüllendirirken
daha sonra aynı davranışı cezalandırdığımızda
çocuk ne zaman, nasıl davranması gerektiği
hakkında bocalar ve bize karşı güveni
sarsılabilir.Sizin burada yapacağınız; öfkeli
anınızda öfkenizin geçmesini bekleyiniz, sözgelimi
içinizden 10’a kadar sayıp sonra karar
verebilirsiniz. Öfkenizin büyük bir kısmımın
geçtiğini şaşırarak fark edeceksiniz. Ayrıca ceza
verirken sen dilinden çok ben dilini kullanmaya
özen gösteriniz.
Sen dilinden çok ben dilini kullanma:
Çocuğunuzun yaptığı hatalarda onun kişiliğini
zedeleyici tutumlardan kaçınınız. Sözgelimi; “ Ne
kadar aptalsın”, “ Sen zaten hep böylesin”,
“Senden hiçbir şey olmaz”, “Beceriksiz
şey”.....gibi sözlerle sık sık karşılaşan çocuk
zamanla bunlara inanır ve bu özellikler ister
istemez kişiliğinde yer edinir. Böylece yaşantısı
boyunca peşini bırakmayan bu gerçekdışı düşünceler
onun minik yüreğinde derin izler bırakır. Onun
gelecekteki iş ve sosyal yaşantısını çok olumsuz
etkileyebilir.
Oysaki çocuğunuza kızarken uygunsuz davranışının
sizde bıraktığı olumsuz etki üzerinde durursanız
çocuk bunu daha kolay kabullenebilir. Sözgelimi;
“Eda bunu neden yaptın gerçekten çok üzüldüm.” ,
“Ahmet senin davranışın beni çok kızdırdı.
İstersen bu konuyu konuşalım.”, “ ben aslında pek
katılmıyorum. Sen ne düşünüyorsun?”......
Çocuğa güvenme ve ona inanma:
Şimdiye kadar yapılan araştırmaların sonucuna göre
verilen öğütlerin çocuk üzerinde hiçbir olumlu
etkisinin olmadığını göstermiştir. Çocuğunuza öğüt
vermektense onun yaşantısıyla ilgili bir
deneyiminizi paylaşmanız veya çocuğun konu ile
ilgili fikrini aldıktan sonra “Ben şöyle
düşünüyorum,sen bu konuda ne dersin?”... diyerek
çocuğun fikrini sorabilirsiniz.
Çocuğunuzla yaşantılarınızı paylaşırken “-Ben
senin yaşın –dayken” ...gibi kıyaslamalara
girmeden sadece çözüm yolları ile ilgili fikir
verebilirsiniz. Aksi taktirde çocuğunuz
anlaşılmadığını,düşüncelerine değer verilmediğini
hissedebilir. Genellikle sorunlarını kendisinin
çözmesini bekleyiniz.
Gerektiğinde özür dileyebilme:
Hatalı olduğunuzu fark ettiğiniz an özür
dilemekten çekin - meyiniz. Bu durum değerinizi
düşürmez ;aksine çocuğunuzun dürüstlüğünüze olan
inancı pekişir. Sergilediğiniz samimi ve içten
davranışlara karşılık; kendi tutum, düşünce ve
davranışlarında da sizlere karşı dürüst ve içten
olur. Ondan beklediklerinizi önce kendiniz sunun.
Unutulmaması gereken en önemli konu: bir insan
ancak alabildiğini verebilir.
Oyunlarına fırsat tanıma:
Çocuklar oyunlarında dili konuşmayı ve toplumsal
kuralları öğrenirler. Oyun, onların kişilik
gelişimine ve sorunlarını ifade etmelerine,
dolayısıyla ruhsal boşalımlarına yardımcı olur.
Evde alınan kararlarda çocuğun da fikrini alma:
Bu durum , çocuğa kendisinin değerli olduğunu
hissettirir. Ayrıca birlikte alınan kararlarda
sorumluluk duygusu gelişeceğin den alınan
kararları da daha istekli uygular.
Arkadaşlık ve sosyal ilişkilerine destek olma:
Çocuğunuzun arkadaşlarıyla olan sürtüşmelerine
doğrudan müdahale etmeyiniz. Öncelikle durumu
anlatmasını isteyiniz. Sonra da “ Bu durum seni
nasıl etkiledi? Seni rahatsız eden şey neydi?”
gibi sorularla kendisinin fikrini alabilirsiniz.
Haklıysa bu durumu arkadaşıyla da konuşmasını,
duygularını onunla paylaşmasını ,arkadaşlarından
beklentilerini açık bir dille ifade etmesini
haksız olduğu durumlarda da arkadaşıyla
duygularını paylaşıp üzüntülerini dile getirmesini
isteyebilirsiniz.
Küçük başarılarını övme ve teşvik etme:
Çocuklar, özellikle bir şeyler yapma ve başarma
isteği içindedirler. Bu dönemdeki çocukların
girişimlerinin engellenmemesi , meraklarının
dikkate alınması, sorularının kısa ve net
yanıtlarla açıklanması, kendisini ifade etmesine
yardımcı olabilecek ortamlar sağlanması,
yaptıklarının takdir edilmesi çocuğun güçlü bir
özgüven duygusu geliştirmesine yardımcı olur.
Problemlerin üstesinden gelebilecek gücü her zaman
kendinde görebilir. Unutulmaması gereken en önemli
unsur,çocuğun ilk yıllarda çevreden edindiği
kendisi ile ilgili izlenimleri yaşam boyu
kendisini etkileyecek kişilik yapısının temelini
oluşturur.
Evdeki sorunu çocuğa yansıtmama:
Çocuğu duygusal açıdan en çok etkileyen durum;
anne-baba arasında hakem rolü oynamasıdır. Bu tür
çocuklarda duygusal uyum güçlüğüne ve dikkat
bozukluğuna sıkça rastlanır. Kendilerini yoğun
baskı altında hisseden bu çocuklar, dikkatlerini
derslere veremediklerinden çalışsalar da verimli
bir sonucu yakalamakta güçlük çekerler ve
çoğunlukla da derslerinde başarısız olurlar.
Ayrıca bu tür çocuklarda gece korkuları ve
kabusların başlama riski diğer çocuklara göre çok
daha yüksektir. O nedenle mümkün olduğunca
çocukların önünde eşinizle tartışmayınız.Sevginizi
çocuga hissettiriniz.
Çocukların soyut kavrama becerileri henüz
gelişmediğinden somut olan şeyleri daha iyi
anlarlar. O nedenle dokunma ve sarılma çocuk için
“ seni seviyorum” sözünden çok daha anlamlı
gelebilir.
Sonraki Sayfa >>>