DİKLİK VE PARALELLİK GERİSİ YALAN !!!
Basketbol  
  Forumlar  Ziyaretçi Defteri  Sohbet Ortamı  Programlar Destekleyenler  Ben Kimim?  
 
Kendi sonuna çılgıncasına koşan bir dünya da, benim sonumun anlamı olabilir mi? Kendi yitirdiği sevgisinin peşinde olan dünyada, benim delice sevgimin bir anlamı olabilir mi? Yağı bitmiş bir kandille ya da sönmeye yüz tutmuş bir mum ışığıyla, bunca karanlık geceyi nasıl aydınlatabiliriz? İnsanoğlunun utandırıldığı aşağılandırıldığı bir başka ölüm ülkesi var mı acaba? Yüzsüzler toplumumu kurmaya hevesleniyoruz. İki yüzlü maskaralar mı avutacak bizleri? Böyle masalsı bir yaşamı yeniden yaratmak sanıldığı kadar zor mu acaba? Ruhlarımız cennetin özlemiyle yanıp tutuşurken, bedenlerimizde ölümün korkusuyla tir tir titreşirken, hangi büyülü masal avutabilir bizleri? Böyle bir gizliliği nasıl taşırdı yüreğim? Neden saçlarımda gezinen, yanaklarımı okşayan, içimi ısıtan nefes yok yanımda? Neden beni korkularımla yapayalnız bıraktılar... beni seven, kollarıyla sarıp sarmalayan tatlı okşayışlarıyla anlatmadığım hazlara götüren o tanıdık yüzler, o rüyalarımın görkemli varlıkları neredeler? Söyle bana ben bu utançlar için hangi Tanrı'ya yalvaracağım... Göğsünüzün bir yerinde tutkunun sesini duydunuz mu? Uçurumların en derin boşluklarından bile dinlenen yankılarına, titreşimlerine hiç tanık oldunuz mu, o sinsi gecelerin? Arzuyla titreyen bedeninize ayak uyduran dişlerinizin sesini duymasınlar diye, başınızı gömmeye çalıştığınız yastıklarınızı ne denli ısırdınız? Başınızın üstüne çektiğiniz yorganın içindeki oksijeni tüketip de, yalnızca gözlerinizle yaşadığınız anlarda ne yaptınız? Aristo'nun da söylediği gibi, bizi en çok korkutan rüzgarlar saklı yerlerimizi açan rüzgarlar mıdır? O, gizli gizli yaşanılmasından haz duyulan, konuşulmasından özenle kaçınılan o özel dünyalar neden yaratıldı? Yaşanılmasından sürekli haz duyulan o gizemli dünyalar için mi bu rüzgarlar? Hangi cesur yürek, hangi onurlu alın, hangi erkeksi duyarlılık, fethettiği ancak sahibi olamadığı bir ülkenin zaferleriyle övünebilir? Sağlıklı gözüken insanların yüreklerinde ki korkuyu ölçebilir misiniz? Ve söze dökülebilmiş düşünceler mi yoksa söze dökülememiş gerçekler mi sizi daha çok korkutuyor? Tanrı şeytanı cennetinden kovabildi ama yeryüzü de bir başka şeytan dünyası oldu çıktı. İçinde giderek yok olduğumuz bu dünya gerçekten de şeytanın boynuzlarına, delilerin çıngıraklarına bizleri takıp gezdirdiği dünya mı oldu acaba? Çığlıklarımız delilerin çıngıraklarının sesine karışmış, bedenlerimiz ise, delilerle şeytanlar arasında kaybolmuş gibi. Kendime ait olmayan bu yerden bir an önce çıkmak istiyorum. Başka dünyalar ve onun insanlarını arıyorum...  
 
         
             
 

 
 
Özel.yetenekli.çocuklar
Gençlik.Çağı
Depremin.Psikolojik.Etkileri
Obsesif.kişilik.bozuklukları
Pasif.kişilik.bozuklukları
Zeka
Anksiyete.Bozuklukları
Panikatak
Şizofreni
Bunaltılar
Depresyon
Sosyofobi
Hastalık.Hastası
İntihar
Freud'dan.Bugüne
Mola
Bilinçaltı.Psikolojisi
Anne.Babalar.ve.çocuklar
Psikoterapi
Histeri
Aşınan.Kimlikler
İntihar.Uyarı
Narsist.kişilik.bozukluğu
Sanrısal.kişilik.bozukluğu
Psikolojinin.alt.dalları
 
 
 
 
 
 
 

..:: Anasayfaya Dönüş ::..

5- "Çevrenin kontrolünde de, kendimi kontrolde olduğu kadar başarılı olmalıyım". "Kontrol kaybı tehlikelidir" ve "Kontrol kaybı affedilemez". Bunlar, obsesif kişinin ısrarla üzerinde durduğu varsayımlarıdır. Dünyadaki herşeyi ve herkesi kontrol etmek mümkün olmadığı halde, obsesifler kendilerinden bunu yapmayı beklerler. Zorunluluklarını yerine getirmediklerinde rahatsızlık duyar ve hayal kırıklığı yaşarlar. Onlara göre hayatın büyük bir ciddiyetle yaşanması gerekir, böylece ciddi bir yanlış yapma olasılığı da ortadan kalkar.

6- "Eğer birşey tehlikeliyse ya da tehlikeli olma ihtimalı varsa, kişinin bundan müthiş derecede rahatsız olması gerekir". Buna örnek olarak haberleri dinleyen obsesif bir kadını ele alalım. Haberlerde, şanssız bir adamın arabasıyla kaza yaptığını ve öldüğünü duymuş olsun. Obsesif hasta bu olaydan sonra, arabasını çarpacağından ve öleceğinden korktuğu için tek başına araba sürmekten kaçınır. Haberlerde belirtilen kaza geçiren şahsın 62 yaşında olması, kalp hastası ve yüksek tansiyon probleminin olmasının, buna rağmen kendisinin ise 34 yaşında ve sağlıklı olmasının bir önemi yoktur. Obsesifler risk almanın tehlikeli olabileceğini düşünürler ve bunun zihinden çıkartılmaması gerektiğine inanırlar.

7- "Kişi felaketlerin oluşmasını sihirli tekrarlayıcı davranışlar (ritüeller) veya obsesyonel düşüncelerle (ruminations) engelleyebilir". Bu kişilere göre endişe işlevsel bir duygudur. Eğer bir olayla ilgili olarak yeterince endişe duyarlarsa, beklenilen tüm kötü sonuçları önceden önleyebileceklerini düşünürler. Bununla birlikte, tekrarlayıcı bir davranışı yapmak kişinin düşünceleri ve duygularıyla doğrudan yüzleşmesinden daha kolay ve daha etkilidir. Ayrıca eğer birşey hakkında yeterince düşünürlerse, mükemmel kararlar veya eylemler ortaya çıkartabileceklerine inanırlar. Tekrarlayıcı eylemler ve obsesyonel düşünceler, delice ve tehlikeli şeyler yapmamak için gereklidirler.

8- "Eğer bir şeyin mükemmel olacağı kesin değilse, hiçbir şey yapmamak daha iyidir". Çünkü mükemmel olmama berbat sonuçlar doğurur. Obsesif kişi tercihlerini yapar veya sadece başarıdan emin olduğunda harekete geçer. Hayatta da hiçbir şey belirgin olmadığı için, en iyi seçim hiçbir şey yapmamaktır. Eğer kişi hiçbir şey yapmazsa, başarısızlığa uğramaz ve böylece kendisini eleştirme veya başkalarından eleştiri alma riskinden kurtulur.

9- "Kurallarım ve tekrarlayıcı davranışlarım olmadan hareketsiz ve tembel bir hale gelir ve çökerim". Obsesifler genellikle yaptıkları davranışların bir nedeni olduğunu ve bunların kendileri için taşıdığı önemi anlamazlar. Sonuçta, eğer terapist bazı kuralların ve tekrarlayıcı davranışların değiştirilmesi veya terk edilmesi gerektiğini düşünürse, bu kişiler kendilerini bir felakete uğramış gibi hissederler. "Tamamen çalışmayı bırakacağım”, "işimin randımanı düşecek", "sıradan bir kişi olacağım" gibi duygu ve düşüncelere kapılırlar. Tüm bunlardan tahmin edilebileceği gibi, obsesifler geliştirdikleri kurallar ile ilgili sorulara tahammül edemezler.

Yukarıda sıralanan bu 9 madde OKKB'nun majör ve minör özellikleridir. Bunlara ek olarak, bilgi işleme sürecindeki sistematik hatalar gibi bilişsel çarpıtmalar da OKKB’nun özellikleri arasında sayılabilir. Bunların arasında “ikili düşünce”, “basit şeyleri tamamen görme veya hiç görmeme” ve “siyah ya da beyaz görme” gibi bilişsel çarpıtmalar da yer alır. Bunlar, obsesif kişinin katılığının, işleri ağırdan almasını ve mükemmelliyetçiliğinin altında yatan sebeplerdir. Düşüncedeki bu ilkel ve bütüncül tarz olmasaydı obsesifler yalnızca siyah ve beyazın yerine, insanların gördüğü diğer renkleri de görebilirler, yani; bazı şeylerin mükemmel, çok iyi, iyi, orta, kötü ve çok kötü de olabileceğini anlar, böylece mükemmel olmayan bir kararı da tolere edebilirlerdi.

Obsesif-kompulsiflerde görülen diğer bir bilişsel çarpıtma, durumu aşırı büyütme ve felaket getirici bir olay olarak yorumlamadır. Yapılan bir hata ya da mükemmel olmayan bir iş, obsesif bir kişi tarafından aşırı derecede büyütülür. Böylece obsesif bir kişi yaşadığı ikili düşünceye bağlı olarak bir başarı testinden 100 üzerinden 100 almayı beklemiyecek ama başarısızlığı da (yani 100 üzerinden 100 alamaması) berbat ve çok kötü sonuçlar getiren bir şey olarak değerlendirecektir.

Obsesifler genellikle, olayların taşıdıkları önemin gerçek derecesini görmekte güçlük çekerler veya herhangi bir iş üzerinde çalışırken işin asıl önem verilmesi gereken noktasına değil de başka noktalarına takılıp kalırlar. Örneğin bir projenin çok küçük detaylarını tamamen doğru yapmak için uğraşırlarken, daha önemli olan genel proje gecikir.

Birçok obsesif kişide görülen bir özellik de "yapmalı" "etmeli" türü düşünce tarzıdır. Bu ilkel ve mutlak düşünce sistemi, kişileri yapmak istedikleri ve yapılmasını tercih ettikleri şeylerden ziyade, kesin ve mutlak standartlara göre hareket etmeye yöneltir. Eğer yapmaları gerekeni yapmazlarsa kendilerini suçlu hissederler ve kendi kendilerini eleştirirler. Buna ek olarak diğer insanlar da görevlerini yerine getirmezlerse o zaman kızgınlığa ve kınamaya layıktırlar.

Tanı Kriterleri ve Değerlendirme Stratejileri

Eğer klinisyen, bozukluğun çeşitli yönlerini yakalamada dikkatli ve uyanık ise OKKB'nun teşhis ve değerlendirmesi zor değildir. Obsesif kişiyle yapılan ilk telefon görüşmesi sırasında terapist, ilk seansın ayarlanması konusunda hastanın gösterebileceği katılık veya kararsızlıktan, hastalık ile ilgili ilk ipuçlarını elde edebilir. Obsesif kişinin kararsızlığı, terapisti hoşnut etmeme veya rahatsız etme korkusundan çok, bağımlı kişilik bozukluğu tanısı almış bir hastada görülebilecek düzeyde yanlışlık yapma korkusuna dayalıdır. İlk seansta terapist hastanın yapmacık, resmi, özellikle de soğuk ve kapalı olduğunu farkedecektir. Kendilerini tam olarak anlatabilmek, tüm detayları terapiste açabilmek için zihinlerinde konuyu evirip çevirir, tüm detayları atlamadan anlattıklarından emin olmak isterler. Buna karşılık çok yavaş konuşur, kendilerini düzgün bir şekilde aktaramama korkusu nedeniyle anksiyete yaşarlar.Yaşanan bu anksiyete ise tereddütlü konuşmalara, duraksamalara yol açar. Obsesif kişilerin konuşmalarının içeriği duygulardan çok olaylar ve düşüncelerden oluşmaktadır. Bu kişiler genellikle katı ve kontrollü bir aile ortamında yetişmişlerdir. Yakın sosyal ilişkileri yoktur, eleştirici ve kapalı bir çevrede büyümüşlerdir. Muhasebe, hukuk veya mühendislik gibi teknik işler yaparlar. Boş vakitlerini değerlendirici aktiviteleri yoktur veya varolan boş zaman aktiviteleri herhangi bir amaca yönelik veya çok detaylıdır. Bunları eğlence için yapmazlar.

Psikolojik testler, OKKB tanısının konmasında yardımcı olabilir. The Millon Clinical Multi-Axial Inventory özellikle kişilik bozukluklarının tanısında kullanılmak üzere hazırlanmıştır ve OKKB'nun çeşitli yönlerini anlamada sıklıkla yararlı olmaktadır. Projektif testlere verilen tipik tepkiler, Rorschach da çok sayıda küçük ayrıntılar üzerinde durma, TAT de uzun, ayrıntılı ve ahlaki hikayeler anlatma şeklindedir. Projektif testler çok zaman alır ve pahalıdır. Ayrıca teşhis bunlar olmadan da konulabilir. Ama yine de bu testlerden elde edilen ipuçları değerlendirmeye alınmalı, göz önünde bulundurulmalıdır.

OKKB tanısı koymanın en ekonomik ve en basit yolu DSM III-R kriterlerinin, kendisine uygun olup olmadığını doğrudan, düzgün ve eleştirel olmayan bir tarzda kişiye sormaktır. Birçok obsesif kişi, her ne kadar bu özellikler ve terapide anlattığı problemler arasındaki bağı kuramasa da, mükemmel olmak, duygularını rahat bir şekilde aktaramamak ve eski şeyleri kafasından uzaklaştırmamak gibi kriterleri kabul eder.

Eksen I Bozuklukları İle İlişkisi

OKKB olan kişiler oldukça çok sayıda ve çeşitli yakınmalar ile terapiste başvururlar. En sık başvurulan yakınma türü ise anksiyetedir. Mükemmelliyetçilik, katılık ve davranışlarını yönlendiren "-meli, -malı" türündeki düşünceleri çeşitli anksiyete bozukluklarına zemin hazırlamaktadır. Birçok obsesif hasta performanslarının ve yaptıkları işlerin iyi ve yeterli olup olmadığı konusunda sürekli olarak uzun uzun düşünür ve üzüntü duyarlar. Bu durum yapacakları işler konusunda kararsızlık duymalarına ve işi ertelemelerine neden olur. Bu da kaçınılmaz olarak anksiyete yaratır. Yaşanan bu kronik anksiyete bir süre sonra paniğe dönüşebilir. Örneğin obsesif bir kişi kısa süre içerisinde bir projeyi yetiştirmek zorundaysa ve aşırı mükemmelliyetçiliği nedeniyle de iş çok yavaş ilerliyor ya da ilerlemiyorsa panik kaçınılmazdır. Obsesifler, hızlı kalp çarpıntısı, nefes kesilmesi gibi paniğe eşlik eden semptomlardan da doğal olarak çok rahatsız olurlar.

OKKB olan hastaların sundukları diğer bir problem ise depresyondur. Bu distimik veya unipolar majör depresyon şeklinde olabilir. OKKB olan hastalar depresyonlarının bu kişilik özelliklerinden kaynaklandığının farkında değillerdir ve terapiye can sıkıntısı, enerji kaybı ve hayattan zevk almama gibi nedenlerle başvururlar. Bazen, onların bu çökkün hallerini gören eşleri veya yakınları tarafından terapiye zorlanırlar. Obsesif kişiler; katılıkları, mükemmelliyetçilikleri ve kendilerini, çevrelerini ve duygularını kontrol etmeye olan aşırı ihtiyaçları nedeniyle kolayca incinebilir (vulnerable) bir hale gelirler. Yaşamlarının kontrollerinden çıktığını hissettikleri anda umutsuzluk ve depresyon yaşarlar, savunma mekanizmaları etkisiz kalır.

Obsesiflerde çeşitli psikosomatik bozukluklar sık sık görülür. Yüksek uyarılma ve anksiyete nedeniyle fiziksel bir rahatsızlığın ortaya çıkması kaçınılmazdır. Tansiyon, baş ağrısı, kabızlık ve ülser gibi problemlerden sıklıkla yakınırlar. Eğer çok sinirli ve saldırgan bir yapıya sahipseler ve A-tipi kişilik özelliklerini de taşıyorlarsa kardiovasküler problemler kaçınılmaz hale gelebilir. Bu tür şikayetlerle sık sık doktora başvururlar ve bu şikayetlerinin psikolojik kökenini anlamak ve bunlarla çalışmak oldukça zordur.

OKKB olan bazı hastalarda da cinsel işlev bozuklukları görülebilir. Aşırı kontrolcü, içtenlikten yoksun ve katı olmaları duygularını kolaylıkla eşlerine aktarmalarını engellediği için sorunlar ortaya çıkar. En sık karşılaşılan cinsel işlev bozuklukları, erken boşalma, orgazm olamama, cinsel arzu duymama ve cinsel ilişki esnasında acı duymadır.

Sonuç olarak obsesifler, çevrelerinde bulunan ve onların bu durumları ile başa çıkamayan diğer insanlar tarafından terapiye zorlanırlar. Eşler, obsesif kişinin duygularını aktaramaması, aşırı çalışması ve ailesine çok az zaman ayırması gibi nedenlerden kaynaklanan problemler dolayısıyla evlilik terapisine başvurabilirler. Aileler ise, aile ve çocuklar arasında kronik kavgalara, çekişmelere neden olan katı ve tavizsiz aile düzeni nedeniyle başvurabilirler. Hatta işverenler, işleri sürekli ertelemesi, işlevsel bir biçimde çalışmaması ve iş arkadaşları ile olan ilişkilerdeki problemleri nedeniyle, kendi işyerlerinde çalışan bir hastayı terapiye gitmesi için zorlayabilirler.

Bilişsel Terapi Yaklaşımı

OKKB olan hastalarla yapılan psikoterapinin temel amacı, hastanın davranış ve duygularının değiştirilebilmesi amacıyla, problemlerinin altında yatan varsayımları ona gösterebilmek ve bunları yenmesinde yardımcı olmaktır. Terapi, hastanın getirdiği problem ya da problemlere odaklanılarak başlamalıdır. Şayet hasta anksiyete, baş ağrısı ve erken boşalma gibi belirtilerle başvurursa, bunlar OKKB’nun ilk ipuçları olabilir. Bazen de hasta “patronum, geçerli bir nedeni olmadığı halde beni sürekli eleştiriyor” gibi çok uç bir şikayetle başvurabilir. Bu tür bir problem ile gelen bir hasta ile çalışmak oldukça güçtür. Terapist böyle bir durumda doğrudan getirilen probleme yönelmeli, patronun davranışlarını değiştiremeyeceklerine göre, hedeflerinin bu davranışların hasta üzerindeki etkisinin değiştirilmesi olduğu hastaya belirtilmelidir.

Bütün terapilerde olduğu gibi, başlangıçta hasta ile sağlam bir ilişkinin kurulması önemlidir. Bu ise, obsesif hastaların katı, duygu aktarımı ve kişilerarası ilişkilerinin zayıf olması nedeniyle oldukça zordur. Bu hastalarla yapılan terapi genellikle duygusal aktarım ve destekten yoksun, yalnızca iş ve problem odaklı olarak sürme eğilimindedir. Terapi ilişkisi genellikle terapistin hasta üzerindeki yönlendirmesine temellenir. Terapinin erken aşamalarında duygusal bir ilişkinin kurulmaya çalışılması zararlı olabilir ve terapinin erken sonlanmasına yol açabilir.

Obsesifler, terapistler üzerinde çeşitli duygusal reaksiyonlara neden olabilirler. Bazı terapistler bu hastaları, duygusallıktan yoksun olmaları, olayların duygusal yönlerinden çok, gerçekçi görüntüleriyle uğraşmaları nedeniyle çok kuru ve sıkıcı bulabilirler. Yavaşlıkları ve ayrıntılara çok dalmaları nedeniyle, deneyimli bir terapisti bile çileden çıkartabilirler. Bazı obsesifler terapide pasif-agresif yollar izleyebilirler. Örneğin bir ev ödevi verildiğinde, terapiste bu ödevin çok aptalca ve ilgisiz olduğunu söyler veya ev ödevini yapmayı başlangıçta kabul eder ama yapmak için hiç vakitleri olmadığını ya da unuttuklarını söylerler. Bu tür hastalar terapistte kızgınlık ve hayal kırıklığı yaratırlar.

Obsesif bir hastaya terapistin gösterdiği tepki aynı zamanda terapiste, hasta ve hastanın yaşadığı güçlüklerin kaynakları hakkında da bilgi sağlar. Bununla birlikte terapist, hastanın görüşlerinin temellendiği değerleri değiştirmeye çalışmaktan çok, hastanın ihtiyaçları ve ortaya koyduğu problemler üzerinde çalışmalıdır. Örneğin duygu aktarımında güçlüğü olan bir obsesif hastanın bu durumu, bir terapist için psikolojik sağlıklılık göstergesi olmadığı halde, hasta için bu durum bir stres kaynağı oluşturmuyor olabilir.

Bilişsel terapinin başlangıcında hastaya bilişsel model hakkında bilgi vermek gereklidir. İnsanın duyguları ve davranışlarının, yaşantısındaki olaylara verdiği anlam, düşünceleri ve algılarından etkilendiği, bunlar üzerine kurulduğu anlatılarak, hastanın çeşitli yöntemlerle bunun farkına varmasını sağlamak gereklidir. Hastaya, terapi esnasındaki duygu değişimlerini farkettirerek ya da daha önce olanları düşündürerek bu gösterilmeye çalışılabilir. Bunu hastaya farkettirmenin başka bir yolu da; geç kalan arkadaşını bekleyen birini düşünmesini sağlamaktır. Bu arkadaşını beklerken kızgınlık, anksiyete ve depresyon gibi ilgili değişik duygular ve "Beni bekletmeye nasıl cüret edebilir", "kaza geçirmiş olabilir" veya "bu durum kimsenin beni sevmediğini gösterir" gibi duygularla ilgili düşünceler hastaya sıralanarak farkına varmasına çalışılabilir.

Hastaya bilişsel terapi hakkında bilgi verdikten sonra tedavi edici (terapötik) hedeflerin belirlenmesi önemlidir. Getirilen problemlerle ilişkili olarak bir hedef listesi yapılabilir. Terapist ve hasta hedefleri belirledikten sonra bunları sıraya dizerek üzerinde çalışmaya başlarlar. Hedefler sıraya dizilirken her bir problemin önem derecesi ve çözülebilme kolaylığı gibi iki kriter kullanılabilir. Bu, terapinin hızlı ve başarılı bir şekilde ilerlemesine yardımcı olur. Problem alanları belirlenip sıraya dizildikten sonra, bunlarla ilgili otomatik düşünceler ve şemaların belirlenmesi önemlidir. İşlevsel olmayan düşüncelerin hangi durumlarda, nasıl bir duygu durumu içindeyken, ne ile ilgili olarak ortaya çıktığının hasta tarafından farkedilerek kaydedilmesi istenir. Böylece bir obsesif, işi erteleme konusu üzerinde çalışırken, bunun bir görev olduğunun farkına vararak anksiyete yaşayabilir ve "bunu yapmak istemiyorum, çünkü mükemmel bir şekilde yapamayacağım" diye düşünebilir. Buna benzer birkaç otomatik düşünce örneği hastaya gösterildiğinde anksiyete ve işi erteleme durumunun mükemmelliyetçiliğinden kaynaklandığını anlama fırsatı doğabilir.

Özel Bilişsel Terapi Teknikleri

Bilişsel terapinin geniş yapısı içerisinde yer alan birkaç özel teknik obsesif-kompulsif hastalar ile çalışırken yararlı olabilir. Terapi seanslarının yapısını belirlemede, üzerinde durulacak problemlerin önem derecesine göre dizilmesi ve problem çözme tekniklerinin kullanılması önem taşır. Bu tür bir çalışma, özellikle obsesyonun karar verememe, uzun uzun düşünme ve işi erteleme gibi özelliklerinin çözümü için yararlıdır. Şayet hasta yapı üzerinde çalışmakta zorlanıyorsa, terapist hastanın bunun ile ilgili otomatik düşünceleri üzerinde yoğunlaşmasını sağlayarak, karar verememe ve işi erteleme sorunları ile ilişkisini hastaya göstermeye çalışabilir. Hafta içerisinde hastanın yaptığı tüm aktiviteleri adım adım kaydettiği Haftalık Aktivite Çizelgeleri, terapi esnasında daha az çaba harcanarak hastanın günlük yaşamda karşılaştığı sıkıntıların, yaşadığı belirtilerin anlaşılmasında oldukça yarar sağlar.

Obsesif hastaların sıklıkla yaşadığı anksiyete ve psikosomatik semptomlar gibi problemler nedeniyle gevşeme teknikleri ve meditasyon sıklıkla yararlı olur. Obsesif hastalar boşuna zaman kaybı olduğuna inandıkları için bu teknikleri başlangıçta kullanmakta zorluk çekerler. Hastalardan, bu tür özel bir davranış veya inancın avantajları ve dezavantajlarının listesini çıkartmalarının istenmesi gibi bilişsel bir teknik de kullanılabilir. Obsesif bir hasta için gevşeme tekniğinin dezavantajı vakit alması, avantajı ise hastayı rahatlatması ve anksiyetesini azaltmasıdır.

Obsesif-kompulsif hastalarla davranışsal bir yöntemin kullanılması yoluyla da ilişki kurulabilir. Hastanın obsesif katı inançları üzerinde tartışmak yerine, terapist nötr ve deneysel bir tutum takınabilir. Örneğin obsesif bir iş adamı gün içerisinde gevşeme egzersizleri yapmaya hiç vaktinin olmadığını söylüyorsa, terapist bu durumda hastadan birkaç gün için bu egzersizleri mutlaka denemesini ve o günlerde kendini nasıl hissettiğine, o gününü nasıl yaşadığına dikkat etmesini, bu günleri de gevşeme egzersizleri yapmadığı günler ile karşılaştırmasını isteyebilir. Bu durum, hastanın aradaki farkı değerlendirmesine yardımcı olacaktır.

Bilişsel ve davranışçı teknikler, hastanın kronik sıkıntı ve düşünceleriyle başa çıkmasında yardımcı olabilir. Önce hastanın bu düşünce ve sıkıntılarının işlevsel olmadığını kabul etmesi, düşünceyi durdurma ve dikkatin başka yöne çekilmesi gibi teknikler ile bu düşünce süreçlerinin yönünü değiştirebileceğini anlaması gerekir. Herhangi bir amaca ulaşmak için hazırlanmış olan derecelendirilmiş görevler (ödevler) listesi bu durumda yardımcı olabilir.

Hastalığın Tekrarını Önleme

Tedavi gören pek çok hasta için işlevsel olmayan bilişler ve davranışların tekrar başlaması, yani hastalığın nüks etmesi oldukça kolaydır. Bu durum, özellikle kişilik bozukluğu tanısı almış ve problemleri oldukça kemikleşmiş olan hastalar için geçerlidir. Ancak, hastaların problemlerinin ne olduğu ile ilgili olarak bilinçlendirilmesi ve bu problemlerle etkili bir biçimde nasıl başa çıkılabileceğinin öğretilmesi nedeniyle, bilişsel terapi diğer terapi türlerine göre daha avantajlıdır. Hastalara terapi dışındaki yaşamlarında da işlevsel olmayan düşüncelerin kaydının nasıl tutulacağı ve bunlarla nasıl başa çıkılabileceği gibi malzemeler verilerek başa çıkma yolları öğretilir.

Hasta terapi sonunda, hastalığın nüksetme olasılığı ile ilgili olarak uyarılmalı ve böyle bir durumda zaman kaybetmeden başvurması gerektiği belirtilmelidir. Ayrıca hastanın zaman zaman destek seanslarına ihtiyaç duyabileceği ve böyle bir durumda herhangi bir kaygı yaşamaması gerektiği vurgulanmalıdır. Birçok terapist bunu, terapi bittikten sonra hastayı periyodik olarak belirli aralıklarla takip seanslarına alarak yapar.

 

 

 

 


 

   
   Tüm hakları saklıdır. İzinsiz çoğaltılamaz veya kopyalanamaz. Copyright  ::Maverick:: Online ..:: 2003 ::..

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1