..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
GENÇLİKTE AHLAK
GELİŞİMİ
Zihinsel gelişmeye koşut olarak ahlak anlayışında
da çocukluktan gençliğe doğru belli basamaklardan
geçen bir gelişme vardır. Okul öncesi çağda, ki
mantık öncesi sevgisel düşüncenin var olduğu
çağdır. Çocuk kendi için iyi olan her şeyi iyi
olarak kötü veya acı veren her şeyi kötü olarak
yargılar. Benim canım neyi istiyorsa o iyidir o
doğrudur. Anlayışı egemendir.
Somut düşünce yeteneğinin gelişmesiyle birlikte,
çocukta toplumun iyi kötü doğru yanlış kavramları
yerleşir. Ancak bu evrede çocuk iyi ve doğru olanı
ödülle sonuçlandığı için benimsemekte, kötü ve
yanlış olanı ceza getirdiği için kaçınmaktadır.
Başka bir değişle bu kavramları içinde sindirip
özümseyememiştir. Büyükler yanlış diyorsa o şey
yanlış doğru diyosa doğrudur anlayışı hakimdir.
Somut düşüncenin egemen olduğu ilk okul yıllarında
yeni bir gelişme olur. Çocuk doğru ve yanlışı
karşılıklı çıkara göre değerlendirmeye başlar.
Örneğin kardeşinin bardak kırdığını annene
söylermisin diye bir soru sorulduğunda söylemem
çünkü ben de kırarsam oda beni söyler yanıtı
alınır.
Ergenlik çağının başlamasıyla soyut ve mantıklı
düşüncenin başlaması ile birlikte, akla kara gibi
görülmez olur. Genç işlenen bir kabahatin bilerek
mi yoksa bilmeyerek mi işlendiğine bakmaya başlar.
Kişi niyetine göre değişik yargılara varabilir. Bu
dönemde iyi davranış artık başkalarını sevindiren
ve başkalarınca da onaylanan davranıştır. Kurallar
değer yargıları bu değer yargılarının ortaklığı
kişinin üstbenliğinin oluşmasına neden olmuştur.
Uygun davranışı hem kendi yararına hem toplumun
değerine ve düzenine uyduğu için benimsemeye
başlar. Bir sonraki basamakta genç ahlak
kurallarının yer zaman kültürlere ve toplumlara
göre değiştiğini benimsemeye başlar.
Ergenlik döneminden başlayarak gençler anne
babalarının davranışlarını soyut düşünce
yetilerini kullanarak değerlendirmeye başlarlar.
Kişisel fikrime göre bunun en büyük nedeni gencin
en yakınları anne ve babası olduğu için ve yine
ailesi geçmiş dönemlerindeki iyi yada kötüyü bir
şekilde anlamasına yada yönelmesine doğrudan etki
ettiği için ilk olarak onların düşüncelerini
değerlendirmeye başlar. Söylediğim gibi bu tamamen
benim fikrim. Herneyse konuya döndüğümüzde, gencin
bu değerlendirmeleri sonucunda aslında onların
düşündükleri şeylerin her zaman doğru olmadığını
görmeye başlar. Tutarsız davranışları daha iyi
ayırt ederler. Çelişkileri sezerler tartışmaya
girer ve eleştirirler. Genç bunu yaparken büyük
ölçüde kendine özgü bir ahlak anlayışı yaratmaya
çalışmaktadır. Kimi zaman toplumun değer
yargılarını tümden yadsıyormuş gibi konuşur. Çünkü
herkes çıkarcı ve herkes ikiyüzlüdür ona göre. Bir
süre sonra katıksız bir idealist kesilir. Toplumu
bir süre sonra değere sokacak bir anda düzeni
sağlayacak büyülü önerilerde bulunur.
Her koşulda en doğru davranışı seçmek en doğru
tutumu takınmak kolay değildir. Ana babasından
öğrendiği sade kurallar gencin yeni karşılaştığı
durumlarda yetersiz kalabilir. Bu nedenle yeni
koşullara uyum sağlaması ve bir çok seçenekten
birini seçmesi gerekmektedir. Kimi zaman çıkış
yolu bulamasa da ana babasının öğüdüne karşı
çıkar. Çünkü ona karşı çıkmak özgürce ve kendi
başına yaptığı bir şeymiş gibi gelir. Arkadaşlara
uymak onu kendi karar vermek olduğu zorlu
kararlardan bir süre de olsa istem dışı olarak
uzak tutar.
Gencin ahlaki değerlerinin gelecekte seçeceği
meslekle sıkı bir ilişkisi vardır. Seçeceği meslek
sadece onun geçim kaynağı ile değil, nasıl bir
insan olmak istediği nasıl yaşamak istediği yani
idealleri ile ilgilidir. İnsanlara bir şeyler
verebilen onların mutluluklarıyla mutlu olabilen
doktorluk öğretmenlik gibi meslekler mi yoksa
tamamen veya büyük ölçüde manevi iç huzuru bir
kenara itip kısa yoldan zengin olmayı sağlayacak
meslekler mi seçilmeli? İşte bu çok zor bir
karardır. Bu tamamı ile gencin nasıl bir ahlak
anlayışına yakınlık gösterdiği ile ilgilidir.
Hangisinin doğru
olduğuna gelince, buna ilimsel yada bilimsel
hiçbir yanıt veremem. Ama yaşam açısından
gördüklerim, hissettiklerim yaşadıklarım,
okuduklarım fikir edindiklerim v.s açısından
hayatın bu konudaki doğrusuna yakın bir cevap
vermem gerekirse, hiç tereddüt etmeden, kendi
manevi duyguları veya başkaları için yaptıkları
ile karşılıksız yaptıkları ile verdiği
mutluluklarla birlikte mutlu olmayı başarabilen,
şimdiyi ve buanı kaçırmadan ancak şimdiyi yarın
için yaşadığının bilincinde olan, çevresiyle
uyumlu sakin, kontrollü, gerektiğinde kontrollü ve
daha pek çok şey sayabileceğim ancak yerinin tam
anlamıyla burası olmadığını düşündüğüm ve sitede
pek çok konu başlığı altında farklı farklı
irdelediğim için burada çok fazla ayrıntılarına
girmeyeceğim bir yaşam bir ahlak bir davranış
tarzı ve biçimi en doğrusudur. Ve bunu söylerken
yineliyorum. Bu tamamı ile kişisel fikrimdir.
Ancak şuan emin olabilirsiniz, bu kişisel fikri
oluşturana kadar pek çok ahlak tarzı yaşam tarzı
din felsefe ve düşünceyi inceleyerek bu fikri elde
ettim. Pat diye bu olsun demedim. Saplantı
derecesinde doğruyu katıksız olanı mutluluğu
bulmaya çalıştığım için bu fikrim yeni fikirlere
daima açıktır.