| Ana sayfa|Atatürk|Kitap |Projelerim |Türküler| Yazarlar |

 KENDİ ŞİİRLERİM

  Kısa Şiirlerim I
  Kısa Şiirlerim II
  Kısa Şiirlerim III
  Kısa Şiirlerim IV
  Uzun Şiirlerim
  Mühendis Şiirlerim

YAZILARIM

  Sevgi Üzerine
  Sevmek Üzerine
  Günlüğümden
  Bilim Siyaset
  Mühendislik

 ŞAİRLERDEN

  Atilla İlhan
  Atol Behramoğlu
  A.Kadir
  Yılmaz Odabaşı
  Adnan Yücel
  Ahmet Telli
  O.Veli Kanık
  Aydın Öztürk
  Necati Cumalı
  Behçet Necatigil

SEÇMELER

  Seçmeler I
  Seçmeler II
  Hayyamdan
  Seçme Yazılar
A. BEHRAMOĞLU
   DELİ KUŞ

  Deli kuş bilir misin nedir?
  Türküler kadar sevdalanmak
  Duyabilmek yüreğinde
  Bir depremin uğultusunu

  Suya düşen bir karanfilse yüreğin
  Bırak kendini ırmağın türküsüne gülüm
  Vursun seni o taştan bu taşa
  O çağlayandan bu çağlayana sürüklesin

  Kavgadan uzak kalmışsan
  Sevdadan da uzaksın demektir
  Devinmez yüreğinin magması
  Çatlamaz sabrın kara taşı unutma

                                          
AHMET TELLİ

ŞİİRDE SEVDİM KAVGAYI

Önce şiirde sevdim kavgayı
 Özgürlüğü kelime kelime şiirde
 Mısra mısra sevdim yaşamayı
 Öfkeyi de sevinci de
 Senin ışıklı günlerin
 Benim iyimser dostlarım
 Hepsi hepsi şiirde
 Ne varsa yitirdiğim
 Bütün bulduklarım şiirde
 Kafiyeden önce gelen
 Sevgilerimiz mi sade
 Sürgün de var
 Hapis de


                                                              
RIFAT ILGAZ

YOKLUĞUNDAKİ SEN

 Yine yalnız değilim her zamanki gibi
 Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım,
 Aramızda yirmibeşbin kilometre
 Sen kıştasın ben yazdayım
 Sen bir yarısında dünyanın
 Ben öte yarısındayım
 Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
 Daha da bir gönlümcesin
 Varlığından bin kat güzel
 O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
 Ve en gizlerden konuşurken ellerin
 İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
 Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden

                                               
AZİZ NESİN
YAŞIYORUM DEMEK

  Çok merak ediyorum kendimi
  Başıma bir şey mi geldi?
  Öldüm mü kaldım mı?
  Hiçbir haber yok kendimden

  Bu sabah kapımı çaldım
  Kapıyı açan kendim
  Bir süre kendime baktım
  Bu güleç yüz bendim

  Oh ne güzel bir sabah
  Bugün de yaşıyorum demek
  Benden başka yok kimsem
  Beni merak edecek

                              
AZİZ NESİN
   SEN VE BAŞKALARI

 Bir sen yürürsün sokakta, yürürken;
 Oturursun koltuğa, oturunca.
 Su, bir senin bardağında en çok su.
 Bir senin yüzün güzel
 Bir senin ağzın,dudakların güzel ve sıcak.
 Bir sen güzelsin, ince bellisin
 Baskalari gitmiş olur, gidince;
 Bir sen yakınsın, uzakta kalınca

                                         
    OKTAY RIFAT
DÖNECEĞİM

 Dağıtır saçlarını ve yalvarıp uzaktan
 Mavi bir iklim gibi çağırır beni sesin,
 Tertemiz göklerinde dal dal erguvan açan
 Rüyalarıma ışık ve özlem serpmektesin.

 Bir mayıs sabahını yaşayacak böcekler
 Çılgın karanfillerle dolacak yeşil saksın,
 Ve sen bir fidan gibi yeşermiş olacaksın,
 Serin, çakıl yollarda kuşlar birikecekler..

 
                              MELİH CEVDET ANDAY

SEVGİ DUVARI 

Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapi meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık seçik ki
Başucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

                                                      (Can Yücel)

MAHPUSHANE

 Akşam erken iner mahpushaneye
 Ejderha olsan kâr etmez,
 Ne kavgada ustalığın,
 Ne de çatal yürek civan olusun.
 Kâr etmez inceden içine dolan,
 Alıp götüren hasrete
 Akşam erken iner mahpushaneye.
 İner yedi kol demiri, yedi kapıya
 Birden ağlamaklı olur bahçe.
 Karşıda duvar dibinde üç dal gece sefası,
 üç kök hercai menekşe,
 Aynı korkunç sevdadır, gökte bulut, dalga kaysı.
 Başlar koymaya hapislik, karanlık, can sıkıntısı.
 "Kürdün gelinini" söyler maltada biri
 Bense voltadayım ranza dibinde.
 Hep olmayacak şeyler kurarım,
 Gülünç, acemi, çocuksu...
 Vurulsam kaybolsam derim,
 Çırılçıplak bir kavgada
 Erkekçe olsun, erkekçe olsun isterim
 Dostlukta düşmanlıkta.
 Hiçbiri olmaz hâlbuki...
 Geçer süngüler namluya,
 Başlar gece devriyesi jandarmaların
 Hırsla çakarım kibriti
 İlk nefeste yarılanır cigaram
 Bir duman alırım dolu, bir duman kendimi öldüresiye,
 Biliyorum, "Sende mi?" diyeceksin.
 Ama akşam erken iner mahpushaneye
 Ve dışarıda delikanlı bir bahar
 Seviyorum seni, seviyorum seni, çıldırasıya

                                                             
AHMET ARİF

[End.Müh.Yazıları]  [Damal Bebekleri]  [  Secmeler I ]  [Seçmeler II ]  [Sesleniş]  [Duvar Yazıları]  [Özlü Sözler]  [Bitirme Tezi] [Hakkımda]  [Türk Dili Üzerine]  [Şiirlerim] [Arkadaşlarımdan]  [Duvar Kağıtları ]

Hosted by www.Geocities.ws

1