İNSAN GONADLARININ İNTRAUTERİN GELİŞİMİNİN HİSTOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ Dr.Murat TOSUN, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji Embriyoloji Anabilim Dalı

İNSAN GONADLARININ İNTRAUTERİN GELİŞİMİNİN HİSTOLOJİK DEĞERLENDİRİLMESİ


[Ana Sayfa]

[Giriş]

[Tarihçe]

[Erkek Üreme Sistemi]

[Dişi Üreme Sistemi]

[Genetik]

[Etkin Faktörler]

[Anomaliler]

[Materyal ve Metot]

[Bulgular]

[Özet]

[Summary]

[Literatür]

[Özgeçmiş]

[Teşekkür]

5.TARTIŞMA ve SONUÇ

İnsan embriyo ve fetüslerinin gonadal gelişiminin domuz ve (Pelliniemi 1975, Innomata ve ark 1993) farelerin gonadal gelişimine (Sadler 1990) benzerlik gösterdiği bilinmektedir. Aralarında bir miktar farklılıklar olmakla birlikte her 3 türdede gonadal gelişimin esas kaynağı ile ilgili 3 ayrı teori mevcuttur. Bunlardan ilki olan klasik teori testisin germinal epitel kökenli bir grup kordondan köken aldığını ileri sürmektedir. Bu kordonlardan medulla ve rete testisi meydana getiren seminifer tübüller gelişir. Diğer yandan ovariumlar germinal epitel kökenli olup iki grup kordonun çoğalmasıyla gelişir. İlk grup dejeneratif grup olup ovariumların medullasını meydana getirir. İkinci grubun kordonları (=Valentine-Pflüger kordonları) ise ovariyan cortexi geliştirir. Testisin Sertoli hücreleri ve ovariumların folliküler hücreleri epitelyal orijinlidir. Testisin ve tekal bezlerin interstitial hücreleri ve ovariumların interstitial hücreleri mezenşimal kökenlidir. İkinci teori mezenşimatöz teori olup germinal epitelin gonadal gelişimde etkin olmadığını ve tüm yapıların gonadal mezenşim kaynaklı olduğunu ileri sürmektedir. Üçüncü ve son teori ise bu iki teorinin birleşimi olan miks teoridir(Carlon ve Stahl 1973, McKay ve ark 1989). İlginç olan bir çalışmada Witschi tarafından amfibilerden insanlara kadar tüm türlerde seminifer tübüllerin mezonefrik orijinli olduğu ortaya konmuştur (Zamboni ve Upadhyay 1982). FreeMartin ikizlerde yapılan bir araştırmada erkek fetüsün testislerinin dişi ikizinin ovariumlarından büyük olması dikkat çekici bir noktadır. Yine sağ ve sol gonadlar birbirleriyle karşılaştırıldığında her iki cinstede sağ gonadın soldan daha büyük olduğu görülmüştür(Beck ve Mittwoch 1970, Mittwoch ve Kirk 1975, Mittwoch 1976). Bu bulgular yanında sağ testis hacimi ve ağırlığının belirgin derecede fazla olduğu ve sol ovariumun sağdan daha küçük olup folliküllerinin daha güç olgunlaştıkları tespit edilmiştir(Mittwoch 1976). Gonadal gelişimde gametlerin oluşumunda esas faktör primordial germ hücrelerinin varlığıdır. Bu hücreler gelişimin çok erken dönemlerinde ortaya çıkarlar ve ileride gonad oluşacak bölgedeki somatik hücreler birleşirler. Waldeyer 1830 ve Witschi 1951 bu somatik hücrelerin mezonefroz kökenli olduğu teorisini ileri sürmüşlerdir(Zamboni ve Upadhyay 1982, Oyer 1992). Bu somatik hücreleri şekillenme ve göç sırasında etkileyen faktörler büyük oranda bilinmemektedir(Francavilla ve ark 1990). Bununla birlikte, bazı faktörlerin bu dönemde etkin oldukları bilinmektedir(Wylie 1993). Ayrıca kültür ortamında yapılan çalışmalarda bazı saf büyüme faktörlerininde primordial germ hücrelerinin sayısını etkilediği ve bu etkinin çoğalmayı arttırıcı veya azaltıcı yada yaşamsal yönden destekleyici ve kemotropik etkiler tarzında olduğu belirlenmiştir. Yine göç sırasında primordial germ hücrelerinin çevre hücrelere affinitesinin değişkenlik gösterdiği ortaya konmuştur. Örneğin fibronectinin yapışma yeteneği değişik dönemlerde farklılık göstermektedir(Wylie 1993). Hücre yüzey molekülleri ile ekstrasellüler matriks glikoproteinleri arasındaki etkileşim değişik hücre türlerinde yaşam süresi, çoğalma, farklılaşma ve göç üzerinde etkili rol oynamaktadır. Primordial germ hücrelerinin göçünde Tip IV kollajen, fibronectin ve laminin ekstrasellüler matriks dağılımında oldukça etkin olmaktadır. Primordial germ hücrelerinin bu glikoproteinlere yapışma yetenekleride yine aynı dönem içinde değişiklikler gösterebilmektedir. Bu değişiklikler genital kabartı ve cinsiyet kordonları arasında primordial germ hücrelerinin yoğunlaşmasının muhtemel nedenleridir(Garcia-Castro ve ark 1997). Göç sırasında dikkati çeken bir nokta dişi germ hücrelerinin bu dönemde ileri derecede mitotik aktivite göstermesine ve sonuç olarak mayotik duraklama veya bozulmaya maruz kalmasına karşın erkek germ hücrelerinin bu dönemde nispeten daha sessiz bir seyir izledikleridir(Francavilla ve ark 1990, Polin ve Fox 1992, Lavoir ve ark 1994). Primordial germ hücrelerinin göçü ile ilgili olarak değişik canlı türleri üzerinde yapılan çalışmalardan birinde genetik faktörlerinde hücre göçünde çok etkin olduğu anlaşılmıştır(Mackay ve ark 1989). Yine bu çalışmalardan birinde hücre göçünün aynı zamanda gonadlar ile seks myoblastları arasındaki uzak mesafeli etkileşimle kontrol edildiğide ortaya çıkarılmıştır. Bu etkileşim sırasında gönderilen sinyallerin hem hücre hareketini hem de aksonal büyümeyi yönettiği anlaşılmıştır(Thomas ve ark 1990, Stern ve Horvitz 1991). Gonadlarda cinsiyet farklılaşması bariz olarak 7 haftalık embriyoda görülmektedir. Bu dönemde erkek fetüsde seminifer tübüllerin farklılaşması ve akabinde az miktarda farklılaşmış Sertoli hücre toplulukları görülür(Campana ve ark 1998). 7 haftalık dişi embriyoda ise somatik ve germ hücrelerine rastlanılabilir. Bu dönemdeki oogonialarda yüksek mitoz oranı yanında ameboid hareketler ve protein sentezine ait hücresel yapılar görülebilir(Francavilla ve ark 1990). 8-11,5 haftalık embriyoda Sertoli hücreleri ile birlikte eş zamanlı olarak Leydig hücrelerinin ortaya çıkması yanında ilk testosteron sentezi, Müllerian kanal gerilemesi, dış genital organlarda maskülinizasyon başlaması, dişi fetüslerde Wolffian kanal gerilemesi görülür(Kumarı ve Duraiswami 1987, Francavilla ve ark 1990, Campana ve ark 1998). Bu dönemde erkek fetüslerdeki testiküler Leydig hücreleri belirgin derecede çoğalırken yapılarında 3 b ol steroid dehidrojenaz yanında Glikoz-6-fosfat dehidrojenaz enzimleri tespit edilebilir ki bu bulgu interstitial hücrelerde steroid hormon yapımının dış genital organların erkeksi gelişiminde ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır(Jirasek 1968). Bu çalışmada kullanılan fetüslerin 13 hafta ve üzeri yaşta olmaları nedeniyle yukarıda anlatılan dönemlere ait değerlendirme ve yorum yapılamamıştır. Ancak konu bütünlüğünün sağlanabilmesi için bu döneme ait gelişim ile ilgili daha önceki dönemde başka araştırmacılar tarafından yapılmış çalışmalardan elde edilmiş bulgu ve değerlendirmeler kısaca anlatılmıştır. Erkek genital sistemi gelişiminde gelişimi takip etmekte kullanılan 3 kriter mevcuttur. Bunlardan ilki Leydig hücrelerinin gelişimi, ikincisi Sertoli hücrelerinin gelişimi ve sonuncusu spermatogoniaların gelişimidir. Leydig hücreleri ekstrakordal bölümde yer alan hücreler olup steroid üretmeleri nedeniyle testis gelişiminde ve dış genital organların gelişiminde çok önemli göreve sahiptirler(Jirasek 1968, Byskov 1986, Satoh 1985, Polin ve Fox 1992). Leydig hücreleri ilk olarak gelişimin 8. haftasında testiküler kordonlar oluştuktan hemen sonra ortaya çıkarlar(Byskov 1986, Polin ve Fox 1992, Campana ve ark 1998). Bu hücrelerin varlığı ilk kez 1850'de Leydig tarafından ortaya konulmakla birlikte endokrin fonksiyonları ilk olarak 1903'de Bouin ve Ancel tarafından tarif edilmiştir(Byskov 1986). Leydig hücreleri ekstrakordal yerleşim bölgelerinde sürekli bir farklılaşma içindedirler. Farklılaşmaları testiküler kordonların şekillenmesine göre değişkenlik gösterir. Eğer testiküler yapı iyi oluşmamışsa Leydig hücrelerinde farklılaşma fazla görülmemekle birlikte, iyi gelişmiş yapılarda belirgin farklılaşmanın olması dikkati çekicidir(Byskov 1986). Gelişimin erken dönemlerinde sayıları giderek artan Leydig hücreleri 20. hafta civarında giderek azalmaya başlar(Campana ve ark 1998). Sertoli hücreleri ve germ hücreleri olan spermatogonialar intrakordal alanda birbirlerine çok yakın olacak şekilde yerleşim gösterirler(Byskov 1986, Satoh 1991). Sertoli hücreleri spermatogenesis yanında Müllerian kanalın gerilemesini sağlayan AMH'un salgılanmasını yapan hücrelerdir(Wilson ve ark 1981, Tsuji ve ark 1991, Polin ve Fox 1992). Sertoli hücreleri germ hücreleri olmaksızın gonadal farklılaşmayı sağlayabilecek yeteneğe sahip hücrelerdir(Boczkowski 1973). Erişkin testislerinde Sertoli hücreleri "Androjen Bağlayan Protein" yapımında, sıvı salgılanmasında, dejenere germ hücrelerinin ortadan kaldırılmasında, İnhibin salgılanmasında ve FSH salgılanmasını negatif feed back ile etkileyen peptid yapımı gibi çok önemli fonksiyonlar üstlenmesi nedeniyle çok öneme sahip hücrelerdir (Byskov 1986, Polin ve Fox 1992). Bu hücreler ilginç olarak ancak fetal veya neonatal dönemde gelişirler. Spermatogonialar, Sertoli hücrelerinin düzensiz silindirik sitoplazmik uzantıları arasına başlarını sokmak suretiyle beslenirler. İnsan yanında fare ve tavşanlarda testiküler kordonlarda yer alan germ hücrelerinin çoğu, dişi germ hücreleri mayoza girmiş olmasına karşın preleptoten döneminde takılmış haldedir(Luciani ve ark 1977, Byskov 1978, Gondos ve Byskov 1981). Bu duraklama kordonlardaki "Meiosis Preventing Substance" adı verilen bir maddeye bağlı olarak gelişmektedir. İlginç olarak spermatogoniaların bazılarının ekstrakordal alanda yerleşim gösterdikleride bilinmektedir. Bu hücreler yerleşimleri nedeniyle mezonefrik kökenli hücrelerden salınan "Meiosis Inducing Substance" adı verilen madde tarafından etkilenerek mayoz bölünmeye devam ederler ve kısa sürede dejenere olup ölürler(Byskov ve Saxen 1976, Byskov 1979, Grinsted ve Byskov 1981). Spermatogoniaların çoğalması ile ilgili dönem süresince hücre gruplarında senkronize çoğalma görülmesi dikkati çekici bir bulgudur(Byskov 1986). Önceleri seyrek ve dağınık durumda bulunan spermatogonialar gelişen testiküler yapı ve hücreler ile birlikte hücreden daha zengin ve bilhassa Sertoli hücreleri ile çok sıkı ilişkisi olan bir yapı haline dönüşürler(Jegou 1991, Williams ve ark 1995). Önceleri birbirlerine çok benzer yapı gösteren bu iki hücre grubu ilerleyen dönemlerde birbirlerinden daha iyi ayırt edilebilir hale gelirler. Spermatogoniaların sitoplazması artar ve kromatini daha belirginleşir(Satoh 1991, Polin ve Fox 1992). Yapılan çalışmadada 13 haftalık embriyolarda spermatogoniaların ve Sertoli hücrelerinin ayrımı çok güç yapıldı. İki hücre grubuda birbirlerine benzer yapıları ve sıkı irtibatları nedeniyle içiçe girmiş bir görünüm arz etmekteydiler. Ayrımları yapılırken hücrelerin nücleus yapıları ve kromatin dağılımları gözönüne alındı. Leydig hücrelerinin sayısında 14. haftada görülen artış, testosteron salgısının bu dönemde artmasıyla sonuçlanacağı için dış genital yapıların gelişiminin devam ettiği konusunda bize fikir verdi. Bu artışda daha önceki çalışmalara (Byskov 1986, Pelliniemi ve Lauteala 1981 ve Larsen 1993) uyumluluk göstermekteydi. Ayrıca testiküler kordonların şekil ve büyüklüklerinde meydana gelen homojenizasyon konusundaki değişikliklerde bu testosteron artışını destekler nitelikteydi. 16-17 haftalık embriyolarda testislerde spermatogoniaların daha geniş sitoplazmaya sahip olmalarıda bu dönemde iyice artmış olan testosteron salgısının bir sonucu olarak değerlendirildi. Testiküler kordonların daha düzenli ve benzer özellikler kazanması yine Leydig hücre fonksiyonunun hala üst düzeyde olduğu hakkında bize fikir verirken interstitial dokunun yapısındaki düzenli hale geçiş ve damarlanmada artış dokunun fonksiyonel kapasitesinin bir artışı olarak yorumlandı. 19. haftadan sonra Leydig hücrelerinde meydana gelen azalma ise dış genital organ gelişiminin tamamlanması olarak değerlendirildi. Yine bu bulgularda önceki çalışmalar ile (Mittwoch 1976, Byskov 1986 ve Larsen 1993) oldukça uyumluydu. Gelişimin erken dönemlerinde dağınık ve az sayıda görülen spermatogoniaların bu dönemde intrakordal alanda oldukça bol ve düzenli yapıda görülmesine karşın ekstrakordal alanda hiçbir spermatogoniaya rastlanmamasının yorumlanamaması nedeniyle bu durum değerlendirme dışı bırakıldı. 23. haftadan sonra Leydig hücre sayısında azalma daha belirgin hale gelmişti. İntrakordal alanda mevcut spermatogoniaların ve Sertoli hücrelerinin oldukça sıkı ve düzenli bir şekilde bir yerleşim gösterdiği ve lümenin daha belirgin hale geldiği tespit edildi. Ekstrakordal doku oldukça düzenli bir görünüm arz etmekteydi. Tüm bu bulgular artık gonadal gelişimin büyük oranda tamamlandığı yönünde bulgular olarak değerlendirildi. Bu bulgularda daha önceki çalışmalara (Byskov 1986, Satoh 1991 ve Mc Laren 1991) yakınlık gösteren sonuçlar arz etmekteydi. Birçok türde ovariumlarda mayozun başlangıcı ovarian farklılaşmanın ilk bulgusu olarak kabul edilmektedir. Germ hücreleri germ hücre kordonları ile irtibat kurduğunda ovarian farklılaşmanın erken dönemi süresince mayozda duraklama meydana gelir(Byskov 1986). Ovarian gelişim ile ilgili olarak yapılan ışık ve elektron mikroskobik çalışmaların esas hedefi germ hücrelerinde mayozun tespiti ve folliküler gelişimin sırası üzerine yoğunlaşmıştır (Konishi ve ark 1986). Bu germ hücre kordonları mezonefroz orijinli olup primordial cinsiyet kordonları adınıda alırlar(Satoh 1985, Byskov 1986, Satoh 1991). Ovariumlarda şekillenen kordonlardaki gonadların periferal kısımlarının genişlemesi ve yer değiştirmesi ile follikülojenöz cinsiyet kordonları meydana gelir. Primordial cinsiyet kordonlarının hücreleri ile çölomik epitel arasında herhangi bir anatomik devamlılıkda görülmez(Byskov 1986, Satoh 1991). Yüzey epitel hücrelerinde veya diğer bir deyişle çölomik epitel hücrelerinde, primordial germ hücreleri civarında (örneğin primer cinsiyet kordonlarında)pili şekilli yapılar şeklinde çoğalma görülmekle birlikte bu yapılarda dallanma görülmemekte ve mezonefroz ile herhangi bir irtibat tespit edilememektedir. Bu dönemde bir çok oogonia mayoza girmeye hazır haldedir. Çölomik epitel bu dönemde oldukça proliferatif bir karakter gösterir ve altındaki ovarian yapılara ait kümelere ve seks kordonları üzerine bir dereceye kadar yayılmış bir görünüm arz eder. Bu dönemde dikkati çeken bir noktada çoğalan germ hücreleri yanında dejenere olan hücrelerede rastlanmasıdır(Satoh 1991). Yine yüzey epitelinden ayrılmış hiç bir epitelyal kordona rastlanmamaktadır. Bu durum yüzey epitel hücrelerinin primordial cinsiyet kordonları, seminifer cinsiyet kordonları veya follikülojenöz cinsiyet kordonları şekillenmesinde etkisi olmadığını göstermektedir(Byskov 1986, Satoh 1991, Polin ve Fox 1992). Ovarian gelişimin erken dönemlerinde gonadların büyük kısmını kaplayan primordial cinsiyet kordonlarının kaybolup kısa sürede yerlerini çölomik epitel ile aynı kalınlıkta follikülojenöz cinsiyet kordonlarına bırakması bu kordonların primordial cinsiyet kordonlarından geliştiğini ortaya koymaktadır(Satoh 1991). Cinsiyet kordonları yüzey epitelinden bazal lamina aracılığıyla ayrılır. Ovarian cinsiyet kordonları seminifer cinsiyet kordonlarından daha küçük ve çok düzensiz olmaları ile kolayca ayrılabilir. Primordial germ hücrelerinin azda olsa bazal laminayı delme yetenekleri olduğu için bazal laminada yer yer kopukluklar görülebilir(Kleinman ve ark 1981, Satoh 1991). Follikülojenöz cinsiyet kordonları gelişimin 15. haftası civarında görülür. Bu dönem aynı zamanda cortexden medulla içine doğru fibrovasküler hücrelerin penetrasyonunun olduğu (Konishi ve ark 1986) ve mayozun ilk görüldüğü (Konishi ve ark 1986, Satoh 1991)dönemdir. Mayozun başlangıcı oogonia sayısında artışa neden olmaktadır(Byskov 1986). Oogonialar gelişimlerinin ilk dönemlerinde yer yer farklı çap ve görünüşe sahip olmakla birlikte ilerleyen dönemlerde birbirlerine benzer özellik taşımaya başlarlar(Polin ve Fox 1992). Yine bu haftada ovariumlardaki fibroblast benzeri hücrelerden farklılaşan interstitial hücreler steroid yapımına başlar. Bu hücreler cortexe yapışmış meduller fibröz doku içinde görülürler ve sayıları 18. haftada en üst düzeye ulaşır. Gap junction oluşumuda bu dönemde ovarian kordonları oluşturan pregranülosa hücrelerinde görülür (Konishi ve ark 1986). 16. haftada ovariumlarda milyonlarca primordial follikül bulunur. Her follikül çölomik epitel kökenli granülosa hücreleri halkası ile sarılı oositler içerir. Folliküller birbirinden mezenşimal hücreler ile ayrılır. Mezonefroz artıkları medulla aracılığıyla ovariumlarda belirgin şekilde ayrılır(Minh ve ark 1989). Ovarian gelişim sırasında hücrelerarası maddenin ve kan damarlarının gelişimide önem taşır. Nitekim gelişimin erken dönemlerinde sadece mezenşimal ve fibroblast benzeri hücrelerden ibaret olan ara madde gelişen ovarian yapılarla birlikte daha düzenli ve daha çok kanlanma gösteren bir yapı halini alır(Polin ve Fox 1992). Çalışmada 15. haftada yüzey epitelinin altında bulunan bazal laminanın hemen altında mezenşimal hücreler ve fibroblast benzeri hücreler ile bunların arasında saçılmış ve yer yer gruplar şeklinde biraraya gelmiş primordial germ hücreleri tespit edilmiştir. Bu gruplar follikülojenöz cinsiyet kordonları olarak değerlendirildi. Bu bulgular daha önceki çalışmalarla (Konishi ve ark 1986, Satoh 1991) uyumluluk göstermekteydi. Bu kordonların kalınlığının yüzey epitelinin kalınlığına yakın olması bu yapıların primordial cinsiyet kordonlarından köken aldığını bize gösterdi. Aynı zamanda yüzey epitelinden iç kısımlara doğru uzanan hiç bir kordon tespit edilememesi bu follikülojenöz cinsiyet kordonlarının yüzey epiteli orijinli olmadığını ortaya koydu. 19 haftalık ve daha üzeri dönemdeki fetüslerde follikülojenöz cinsiyet kordonları oldukça iyi bir şekilde ayırt edilebilmekteydi ve büyük büyütmelerde bazal laminanın yer yer kopukluk gösterdiği ve bu bölgelerde yüzey epitelinin alttaki mezenşimal ve fibroblast benzeri hücrelerle yanyana gelmiş oldukları görüldü. Bu dönemde bol miktarda primordial germ hücresi yanında oldukça fazla sayıda oogoniaların görülmesi ve bu hücrelerin etrafında belirgin granülosa hücre tabakalarının net olarak seçilmeside elde edilen daha önceki çalışmalarla (Haseltine ve Ohno 1981, Byskov 1986, Satoh 1991) uygunluk gösterdiği yönünde bulgular olarak değerlendirildi. Bu oogonialar büyük farklılıklar göstermemekle birlikte birbirinden farklı büyüklüklere sahipti. Hücrelerarası madde ve kan damarlarının gelişimleride daha önce yapılan çalışmalarla (Jirasek ve ark 1968, Mittwoch 1976, Pelliniemi ve Lauteala 1981)benzer özellikler göstermekteydi.

[Ana Sayfa]

[Giriş] [Tarihçe] [Erkek Üreme Sistemi] [Dişi Üreme Sistemi] [Genetik] [Etkin Faktörler] [Anomaliler]

[Materyal ve Metot] [Bulgular] [Özet] [Summary] [Literatür]

[Özgeçmiş] [Teşekkür]
Hosted by www.Geocities.ws

1