|
RONİ MARGULİES Gam
KADRİ çekingendi. En çok, misafirlikteyken ve ev sahibinin eşi küçük oymalı bir tepsiyle çay sunduğu sırada tepsiye doğru çayını almak üzere uzanırken beklenmedik bir çığlık atarak ölmekten korkardı. Salonda bir ceset! Usul usul, kibarca sohbet eden, çaylarını yudumlayan altı kişinin arasında ansızın bir ceset! Tepsiye uzanırken kalp krizi geçirip düştüğü halının üzerinde cansız yatarken yüzünün kızardığını bile düşünmek mümkündü Kadri'nin.
|
Bizler sırayla şiiri okurken, kim olduğunu anımsamıyorum ama, aramızdan biri "Yahu, solfej ne demek tam olarak?" dedi. Uzun süren bir tartışmadan sonra, Kadri'nin solfej kelimesinin anlamını yanlış bildiği anlaşıldı : "Müziğin alfabesi gibi bir şey; do'dan başlayıp tüm notaların sırayla dizilmesi" dedi. Birkaç ay önce yine hepimizi şaşırtarak gitar dersleri almaya başlamış olan Fehmi, "O dediğin gam," diye ısrar etti, "solfej bestecinin yazdığı notalara bakıp onları seslendirmek, müziğe dönüştürmektir" dedi. Bunun üzerine tartışma, kitabın adının Solfej mi, Gam mı olması gerektiği üzerine yoğunlaştı uzun süre. Ve sonuçsuz kaldı. "Hele kitap bitsin de, düşünürüz" dedi Kadri kalkarken. Kısa zamanda Gautier sendromu üzerine uzman oldu Kadri, her fırsatta anlattı durdu : Batı Almanya'da bu hastalıktan sadece her on bin kişiden sekizi mustaripti; hastalığı keşfeden Dr. Gautier Paris Tıp Fakültesi'nden mezun olduğu yaz, Birinci Dünya Savaşı'ndan hemen önce, üç arkadaşıyla uzun bir Osmanlı İmparatorluğu gezisine çıkıp İstanbul ve Kudüs'ü ziyaret etmiş ve Paris'e dönüşünde iki ciltlik bir seyahatname yazmıştı; söz konusu doktor kendi adını verdiği sendromu uzun ve pek de parlak olmayan meslek yaşamının son yıllarında garip bir tesadüfler zinciri sonucunda keşfederek ölümsüzleşmişti. Ve daha bir dizi ayrıntı. Önceleri, korku dönemini yaşayan kişilerin tüm hastalıklara duyduğu ilgiyle dinlerken, kulak asmaz olmuştuk daha sonra bu ayrıntılara. Gautier sendromu teşhisinden kısa bir süre sonra, ilk şiirini yazdı Kadri. Hiçbirimiz beklemiyorduk. Edebiyatla ilgilenirdi elbet, hepimiz gibi. Bazı geceler Koço'da rakı içerken, hafta arasıysa, yanımızdaki masalar çok kalabalık değilse, çevreden duyulmayacağına emin olabileceği kadar kısık bir sesle Behçet Necatigil şiirleri okurdu : "Çoktan silinmiş adımız kartoteksten / Bizse olmayan bir yolu epeyce yürüdük sanırız." Bir gece Kadri yine birkaç dize mırıldanırken yanımızdan geçen uzun boylu, kel bir adam masamıza eğilip, "Koca koca atlar tarihe gömülür / O kadar" demiş, kolunda sarışın bir kadınla yürüyüp gitmişti. Gözümüz ısırıyordu, ama çıkaramamıştık kim olduğunu. Aklıma geldikçe hâlâ merak ederim. Hepimiz şiirle şu veya bu ölçüde haşır neşirdik, ama Kadri'nin şiire özellikle düşkün olduğunu düşünmemiştik hiç. Oysa, kırklı yaşlarında yeni şiir yazmaya başlamış gibi değil, altıncı kitabını yazarcasına ne yaptığını bilir bir şekilde yazıyordu Kadri. Çiziktirmiyordu, Solfej adlı bir şiir kitabı yazıyordu. Her şiir bir notadan yola çıkıyor, yaşamla sanat arasında, doğadaki seslerle insanın yarattığı sesler arasında paralellikler çiziyor, çelişkiler yakalıyor ve bir sonraki notaya gelip noktalanıyordu. Her yeni şiirin ses tonu bir öncekinden biraz daha tiz, biraz daha aceleciydi, özellikle Kadri şiirleri kendisi okuduğu zaman. Yavaş yavaş, farkında bile olmadan, son şiiri beklemeye başladık giderek artan bir sabırsızlıkla hepimiz. Aynı hafta ben üç günlüğüne İstanbul dışına çıktım. Dönüşümde Fehmi'yle telefonda konuşurken Kadri'nin iki gündür çok şiddetli baş ağrıları çektiğini ve o sabah bazı testler yaptırmak için hastaneye yattığını öğrendim. Yarın bir uğrarım, diye düşündüm. İşim çıktı, uğrayamadım. Önem de vermedim; resmiyetin, protokolün gerektirdiği davranışların ötesinde bir dostluktu bizimki. Ertesi gün Kadri uykusunda öldü. Doktorlar öleceğini biliyormuş, ama ona söylememişler. Birkaç gün sonra cenaze merasiminden çıkıp Yeni Güneş'te toplandık yine. Aramızda para toplayıp tamamlanmamış şiir kitabını tamamlanmamış haliyle yayımlattırmaya karar verdik. Fazla kaçırdık hepimiz rakıyı. İlkinden daha da uzun bir tartışma oldu bu kez. Gam adında karar kıldık. |