|
KİSTİK FİBROZİS TANISINDA TER TESTİ
Ter
Testi Kistik Fibrozis'in kilinik teşhisinin önemli bir
parametresidir. Testin esası terde elektrolit konsantrasyonunu
ölçmeye dayanmaktadır.
Test 1950'li yılların başlarında çocukların sıcak
havalarda akut hiponatremi nedeni ile halsiz düşmelerinin sonucunda
keşfedilmiştir. Bunun nedeni ekzokrin terdeki tuz konsantrasyonunun
anormal derecede yüksek olmasıdır.Bu oran normal çocuklarınkinden
3-5 kat daha fazladır
Ter Testi uygulanmaya başlamasından günümüze dek
çeşitli gelişim aşamalarından geçmiştir. Daha önceki ter toplama
metodlarına ait hata kaynakları zamanla giderilmiştir. Uygulamadan
kaynaklanan hata kaynakları en düşük düzeye çekilerek, diagnostik
sonuçların azami doğruluğu sağlanmıştır. Teknik, hastaya daha rahat
uygulanır hale gelmiştir.
Ter Testinde üç ayrı aşama vardır: Stimülasyon,
Terin toplanması ve Analiz.
Stimülasyon aşamasında kullanılan QPIT(Quantitati
ve Pilocarpine Iontophoresis) Metodu 1959 yılında Gibson ve Cooke
tarafından tanıtılmış, günümüze dek uygulama kolaylaştırılarak
Amerika'da Kistik Fibrosis Vakfı'nın(Cystic Fibrosis Foundation)
akreditasyonu altında çalışan C.F. merkezince onaylanmıştır. Ayrıca
bu merkez diğer stimülasyon metodlarını yasaklamıştır. Bu sistem
yanıklardan maksimum koruma sağlar, destekleme problemini ortadan
kaldırır, uygulanması basit ve kolaydır.
Ter toplama aşamasında kullanılan Macoduct Ter
Kollektörü ter toplanmasındaki hataları ortadan kaldırmakta ve
analizi oldukça güvenilir kılmaktadır. Bu yöntemde Kistik Fibrosis
Vakfınca onaylanmıştır. Stimülasyon ve Ter Toplama işlemlerinden
disposable (tek kullanımlık) malzemeler tüketilmektedir.
Analiz aşamasında Ter Analizörü kullanılarak terin
iletkenliği NaCl molaritesi olarak verilir.
Ter örneği hastadan laboratuar ortamında alınarak
analiz edilir ve sonuç derhal verilir. Bütün işlemlerin toplam
süresi 45 dakikadır.
YAZININ ALINDIĞI YER: http://bilim.gen.tr/haberler.asp?ID=7
Laboratuvar Bulguları
Terde klor değerinin ölçülmesi: KF hastalığının tanısında
terde klor ölçülmesinin, ilk tanımlanan ve halen geçerli bir test
olması nedeniyle özel bir önemi vardır. 1953 yılında Gibson ve Cook
tarafından pilokarpin iyontoferezis sonrası toplanan terdeki klor
değerinin ölçülmesi yöntemi geliştirilmiştir. 60 meq/L ve üzerindeki
değerler pozitif olarak kabul edilir. Özellikle bazı hafif
mutasyonları taşıyan hastalarda terde klor değeri, sınır değerler
olarak kabul edilen 40-60 mEq/L veya normal değerler olarak kabul
edilen 40 mEq/L’den daha düşük olabilir. KF dışı bazı hastalıklarda
da terde klor değeri yüksek olabilir ve ayırıcı tanıda
düşünülmelidir. Kan elektrolitlerinin düşük olduğu durumlarda,
ciltte ödem olduğunda terde klor ölçümleri yanlış olarak düşük
bulunabilir [21,22].
Mutasyon analizi: Günümüzde KF hastalığında 1000’den fazla
mutasyon tanımlanmıştır. Ülkeler kendi toplumlarında en sık görülen
mutasyonlardan geliştirdikleri tarama panellerini kullanmaktadırlar.
Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri için, 20-25 mutasyonu içeren
bu paneller ile KF allellerinden %80-85’ni tanımlamak mümkündür.
Ülkemizde ise durum daha farklıdır. Toplumumuzda yapılan
çalışmalarda en sık görülen mutasyon « Δ-F-508 » mutasyonu olmakla
birlikte, bunun sıklığı %18-20’dir. Aynı derecede veya daha çok
görülen bir başka mutasyon saptanamamıştır. Bu nedenle ülkemizde
kullanılan tarama panelleriyle, vakaların yarıdan çoğunda mutasyon
gösterilememektedir [23].
Nazal potansiyel farkı ölçümü: KF’de epitelden iyon
transportu bozuk olduğu için, hücrelerde transepiteliyal elektriksel
potansiyel farkında normale göre değişiklik söz konusudur. Bu, KF
hastalığında bir tanı testi olarak kullanılmasını gündeme
getirmiştir. Burna yerleştirilen elektrotlarla bu ölçümün yapılması
mümkündür.
KF’li hastalarda; 1- Bazal değer olarak nazal potansiyel farkı
daha fazladır; 2- Burun içi hücreye sodyum girişini engelleyen bir
sıvıyla yıkandıktan sonra (amilorid) KF’li hastalarda daha fazla
inhibe olur; 3- Klor kanalı çalışmadığı için klor salgılanmasını
normalde değiştirecek bir solüsyon olan isoprotorenolün, klor
içeremeyen bir solüsyon içinde burna verilmesinden sonra, potansiyel
farkı etkilenmez. Teknik iyi uygulanmadığında veya burun mükozasında
inflamasyon varsa, yanlış negatif sonuçlar elde edilebilir [24].
KF Tanısına Yardımcı Olabilecek Diğer Testler
Pankreasın ekzokrin fonksiyonlarının ölçülmesi: Pankreas
enzimlerinin ve anyon sekresyonunun ölçülmesi, bentiromid testi,
serum tripsinojen ölçümü, 72 saatlik gaitada yağ miktarı ölçümü,
yağda eriyen vitamin düzeylerinin ölçümü, fekal tripsin ölçümü,
fekal elastaz 1 ölçümü pankreas yetmezliğine yönelik kullanılan
testlerdir [25].
Solunum sisteminin mikrobiyolojisi (balgam, orofaringeal
örnekler, bronkoalveoler lavaj sıvıları, sinüs sıvısı): Alınan
örneklerde KF’li hastalarda sık görülen, özellikle mukoid koloniler
yapan P. aeruginosa, S. aureus, H. influenzae, B. cepacia gibi
mikroorganizmalar ile kolonizasyon da tanıyı destekler.
Ürogenital sistemin değerlendirmesi: KF’li postpubertal
erkeklerde infertilite değerlendirmesi tanıya yardımcı olabilir. Bu
nedenle atipik prezentasyona sahip erişkin erkeklerde ürolojik
muayene, semen analizi, ürogenital sistemin ultrasonografik
incelemesi, ender olarak skrotal eksplorasyon gerekir [26].
KF
hastalığında prenatal tanı olanağı vardır. Bu nedenle KF’li çocuğa
sahip tüm ailelere genetik danışmanlık verilmelidir.
YAZININ ALINDIĞI YER:
http://www.toraks.org.tr/journal/text.php3?id=406
Erişkinlerde Kistik Fibrozis
Prof. Dr.Uğur Özçelik
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
AD, Göğüs Hastalıkları Ünitesi, Ankara

Resimde ter testinin yapılışı gösteriliyor.
Resim
yabancı bir siteden alınmıştır
|