CF(kf)

KİSTİK FİBROZİS

  Lütfen bu yazıyı öncelikli olarak okuyunuz! Site içinde yer alan tüm bilgi ve dokümanlar  yararlı olabilmek amacı ile hazırlanmıştır. Bu site tamamen amatörce hazırlanmış olup, site içinde yer alan bilgilerin doğruluğu ve güncelliği ve siteden verilen linkler nedeniyle hiçbir hukuki sorumluluk kabul edilmez. Sitedeki bilgilere dayanılarak teşhis ve tedavi yapmayınız.
Mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurunuz. Bu siteyi ziyaret etmekle bunları kabul etmiş sayılırsınız.

 

Dünyada Kf

Türkiye'de Kf

Avrupa'da Kf

Özel Dosyalar

Arşiv-Arama
 

Ana Sayfa

TEŞEKKÜR YAZISI

Son Gelişmeler

Mesaj yaz

Mesaj Oku

KİSTİK FİBROZİS
(cystic fibrosis)
(mukovisidozis)
Kistik Fibrozis

Doktora Sor

Fikir Platformu

Kistik Fibrozis Nedir?

Kistik Fibrozisin Nedeni  Nedir?

KF nin Belirtileri Nelerdir?

KF nin  Tanısı Nasıl Konur?

Kistik Fibrozisin Tedavisi  Nasıldır?

Ana Sayfa

Ana Sayfa

 
 

Hasta Hakları

Hayat

Sağlık

Tıp Sözlüğü

Röportajlar

Ana Sayfa

Ana Sayfa

Yararlı Linkler(CF)

İletişim / Künye

ENGLISH

HASTA HAKLARI


Hasta hakları için geniş bilgi edinmek isteyenler….
http://www.hayad.org.tr/

 HASTA HAKLARI
Türkiye’de hastalar, haklarını arayabilirler mi ?

Evet. Türk hukuk ve idari sistemi içerisinde hastalar haklarını arama hakkına sahiptir.

 Türk hukuk sistemi içerisinde hasta hakları konusunda düzenlemeler var mıdır ?

Evet. Türk hukuk sisteminde hasta haklarını ilgilendiren geniş bir yelpazede düzenlemeler bulunmaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliği (RG 1.8.21998, 23420) bu anlamdaki en somut düzenlemedir. Bunun yanında mesleki (Deontoloji Tüzüğü gibi), idari ve hukuki diğer düzenlemeler kapsamında hasta haklarını ilgilendiren konulara rastlanabilir. Ceza yasası ve medeni hukuk kapsamında da konuyu ilgilendiren hükümler bulunmaktadır.

Hastaların haklarını aramak için nereye başvurmaları gerekir ?

Hastaların haklarını aramak konusunda pratikte ilkönce tedavi ya da hizmet aldığı kurumun  üst yetkilisine (Başhekimlik, Anabilim Dalı Başkanı vd.) başvurmalıdır. Gerektiğinde daha üst düzey idari yetkililere (Sağlık Müdürlüğü, Dekanlık, Rektörlük  vd),  meslek odalarına (Tabip odalarına) ve hukuki mercilere başvurulabilir. Söz konu bu başvuru mevkileri kuşkusuz birbirinden bağımsız  işlemler yürüteceklerdir. Farklı merciler arasında  herhangi bir başvuru sıralaması söz konusu değildir.

Hastalar  kime karşı hak sahibidirler ?

Hastalar başta hekim olmak üzere tüm sağlık çalışanları karşısında hak sahibidirler. Günümüzde sağlık hizmetlerinin verilmesinde yalnızca  sağlık personeli yer almamaktadır. Sağlık personeli olmayan kişiler de sağlık hizmetlerinde yer almaktadırlar. Hastalar bu kişiler karşısında da hak sahibidirler. Özellikle sağlık kurum ve kuruluşların yöneticileri hastaların haklarının temin edilmesi konusunda en büyük sorumlulardan biridir. Bununla birlikte ülke genelinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde görevli  idari ve politik kişilerin hepsi hasta haklarının sağlanmasından sorumludur.

Hasta haklarını ile sağlık bakım hakkı arasında ne tür farklılık bulunmaktadır ?

Her iki hak konusu “hasta hakları” başlığı altında  genel bir küme oluştursalar da bunların pratikte doğaları gereği farklı alanlar oldukları söylenebilir. Hasta hakları sağlık kurum ve kuruluşları ya da sağlık hizmetinin verilişi sırasında karşımıza çıkan haklar olarak; sağlık bakım hakkı ise daha çok hizmetlerden yararlanabilme, hizmete ulaşabilme hakkı  anlamlarına gelmektedir. Bu yönüyle ikincisi sağlık yönetim ve politikalarını ilgilendirmektedir. Birincisi daha çok hasta-hekim/sağlık çalışanı arasındaki ilişkiden kaynaklanırken ikincisi birey-devlet/toplum ilişkisinden kaynaklanmaktadır.  Ancak, her iki konu çok zaman birbirinin içine girmektedir.

Hastanın gördüğü tıbbi zararlar ile hasta hakları konusu arasında nasıl bir ilişki vardır ?

İyileşmek, acısını dindirmek yaşamını kurtarmak için bir sağlık kurumuna başvuran hastanın, burada hekimin (ve  diğer sağlık çalışanlarının)  tıbbi müdahalesi  sırasında  zarar görmesi kabul edilemeyecek bir şeydir. Maalesef, tıbbi zarardan  yüzde yüz kaçabilmek imkansızdır. “İnsanın” olduğu her yerde “hata” olgusu bulunmaktadır. Bunun teknolojik olanaklarla da tam ilişkisi yoktur. Dünyanın her yerinde istem dışı, hatalardan kaynaklana hastaya zarar verici  yanlış uygulamalar gerçekleşmektedir.

Tıbbi zarar gören hasta hukuki yollarla hakkını arayabilir. Ceza Kanunu  hükümleri (sorumlu kişinin cezalandırılması) ve Medeni Kanun hükümleri (tazminat almak için) doğrultusunda olmaktadır. Bu durunda dava açılması gerekmektedir ki, bu noktada kuşkusuz bir avukattan yardım istemek gerekecektir. Böyle durumlarda cezalandırma talebi için meslek odalarına ve idari yetkililere de başvuru yapılabilir.

Hasta haklarının ardında yatan etik ilke nedir ?

Hasta hakları son 25-30 yıl içerisindeki gelişmelerin bir sonucudur. Ardında,  toplum hayatımızdaki anlayış değişiklikleri ve  bireysel değerlere saygının önemli yeri vardır. Tıp etiğindeki “hasta özekliğine saygı” ilkesi, hasta hakları kapsamının içeriğini belirlemektedir.

Hasta haklarının neler oldukları nasıl öğrenilebilir ?

Türkiye için bu konuda başvurulabilecek en önemli kaynak Hasta Hakları Yönetmeliği olmalıdır. Ancak, yönetmeliğin uzun olması ve başka bazı düzenlemelerin yönetmelik içinde yer alması hastalar için kafa karıştırıcı olmaktadır.  Diğer düzenlemelerde yer alabilecek  hasta haklarını araştırmak kapsamlı bir çalışmayı gerektirir. Hukuki işlemlerde bu konuda bir avukattan yardım istenmelidir.

İlk akla gelen hasta hakları nelerdir ?

Akla gelen ilk hasta hakları konuları dediğimizde;   hekim-hasta ilişkisi sırasında hekim ya da sağlık çalışanları karşısında hastanın tanı, tedavi ve müdahaleler sırasında kişisel değerlerinin korunması ile ilgili haklar olduğu söylenebilir. Ancak, haklar ile ilgili bir önem sıralaması yapmak belki doğru değildir. Çünkü, kişiler için haklara yüklenen önem ve değer farklı olabilir. Örneğin, bir hasta için tıbbi karara katılmak daha önemli olabilirken, bir başka hasta için tıbbi gerçeği öğrenmek daha önemli olabilir. Aslında hasta açısından hepsinin de aynı değer ve önemde olması gerekir. Bu bağlamda pratikte hastanın daha ilk başta korunmasını isteyebileceği haklardan birkaçı olarak şunları söyleyebiliriz. hastanın bilgilendirilmesi ve onam alınması (aydınlatılmış onam), karar verebilme hakkı, hastanın gizliliğinin korunması (sır saklama), gerçeği bilme, mahremiyetin korunması (kişisel bilgilerin, kayıtların korunması vd.), tedaviyi reddetme (tıbbi ve yasal çerçeve içerisinde), bilgilenmeme  almama hakkı vd.  

Hasta hakları genel olarak  nelerdir ?

Hasta haklarının neler olduğu konusunda kesin bir liste sunmak güçtür. Çünkü, özellikle pratik yönüyle değişik uygulama biçimleri söz konusudur. Bununla birlikte dünya ölçüsünde genel olarak dile getirilen hasta haklarından   aşağıdaki gibi bir liste yapabiliriz. Bu liste  etik yönden  olması gerekenler anlamında bir listedir.  Kuşkusuz bunlara yeni ilaveler yapmak ya da değiştirmek  mümkündür:


1- Hastanın saygın, nazik, kaliteli, onurlu  ve yeterli bir tıbbi bakım görmeye hakkı vardır.

2- Hastanın ayrım görmeden tıbbi bakım almaya hakkı vardır

3- Hastanın herhangi bir dış müdahaleden etkilenmeden çalışabilen bir hekim tarafından bakılmaya hakkı vardır.

4- Hastanın genel kabul gören bilimsel tıbbi teknik ve bilgilerle tedavi görmeye hakkı vardır.

5- Hastanın, sağlık durumuyla ilgili  en son teknik ve bilimsel tıbbi bilgileri almaya hakkı vardır.

6- Hastalar arasında bir seçimin gerekli olduğu hallerde tüm hastaların haklarına riayet edilmeli ve seçim tıbbi kriterlerle ayrım yapılmaksızın gerçekleştirilmelidir.

7-  Hastanın, tıbbi tedavi ve kontrolünün devamlı olmasını beklemeye hakkı vardır. Hekim, hastayla ilgilenen sağlık kurumları arasında koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür. Daha ileri tedavi gereksinimi olan hastalarda, hekim  yeterli tedavi seçeneği sunmadan tedaviyi sonlandırmaz.

8- Hasta hekimini seçme hakkına sahiptir.

9- Hasta müdahalenin her aşamasında başka bir hekimin görüşünü alma hakkına sahiptir.

10- Hastanın, kendisiyle ilgilenen sağlık personelinin kimlik ve ünvanlarını bilmeye hakkı vardır.

11- Hastanın kendi kaderini belirleme, özgürce karar verebilme ve verdiği kararın sonucu hakkında bilgilenmeye hakkı vardır. .

12- Mental yeterliliği yerinde olan hasta  tıbbi müdahaleyi kabul ya da reddetme hakkına sahiptir.

13- Tıbbi müdahaleyi kabul ya da reddedebilmesi için hastanın bilgilendirilmesi gerekir. Bilgilendirme sırasında müdahalenin amaç ve niteliği, yarar ve riskleri, sonuçları, ret durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar hakkında hastaya açıklamada bulunulmalıdır.

14- Hastanın hekim tarafından kendisine sunulan tıbbi işlemin alternetifinin olup olmadığını bilmeye hakkı vardır.

15- Hastanın tıbbi müdahaleyi reddetmesi halinde uygun tedavi ya da başka bir sağlık kurumuna sevkini isteme hakkı vardır.

16- Hasta araştırma ve eğitim çalışmalarına katılmama hakkına sahiptir.  Bunlara katılmayan hastaların, tedavilerinin aynı şekilde sürdürülmesini beklemeye hakkı vardır.

17- Hastanın kabul ettiği tıbbi müdahalenin kısa ve uzun vadeli maddi yükünün ne olacağını, ödeme yöntemelerini  bilmeye hakkı vardır.

19- Hasta tıbbi kayıtlarını inceleme ve elde edebilme hakkına sahiptir.

19- Hastayı bilgilendirmenin onun sağlığı üzeride olumsuz etkisinin olacağı düşünülüyorsa hasta bilgilendirilmeyebilir. Ancak bu durumlar istisnai durumlar olarak kabul edilmelidir.

20- Hastanın bilgilendirilmesi onun anlayabileceği bir dille ve bulunduğu sosyal ve kültürel özellikler gözönüne alınarak yapılmalıdır. Gerektiğinde tercüman kullanılabilir.

21- Hastalar bir başkasının yaşamı için gerekli olmadığı sürece bilgilenmeme hakkını kullanabilirler.

22- Hastanın, şikayet için başvurabileceği, haklarını arayabileceği etik kurul, hasta temsilcisi ya da diğer mekanizmalar hakkında  bilgi almaya hakkı vardır.

23- Hastanın, tıbbi bilgilerinin gizliliğinin korunmasını beklemeye hakkı vardır. Bu bilgiler, hastanın ölümünden sonra bile korunmalıdır.

24- Hastaya ait bilgiler hastanın izni ya da mahkemenin kararı ile verilebilir. Hasta izni olmadan sadece, onunla ilgilenen sağlık personeli hasta ile ilgili bilgileri öğrenebilir.

25- Hasta yakınlarının bu bilgileri öğrenme hakkı tıbbi risklerin öğrenilmesi gereken  özel durumlarda söz konusu olabilir.

26- hastaya ait bilgilerin gizliliği, insana ait ürünlerin gizliliğini de kapsar.

27- Hastalar, kendilerinin yerine kimin bilgilendirileceği ve karar vereceğini belileme hakkına sahiptir.

28- Hastanın isteğine karşı olarak yapılan tıbbi müdahaleler yasaların izin verdiği ölçüde ve etik kurallar göz önüne alınarak ancak çok özel durumlarda söz konusu olabilir.

19- Hastadan tıbbi müdahale için izin alınması aydınlatılmış onam işlemi ile yapılabilir. 

30- Bilinci kapalı olan hasta, çocuk ya da mental yeterliliği olmayan hastanın  aydınlatılmış onamı yasal temsilciden alınmalıdır. Bununla beraber, durumları izin verdiği sürece aydınlatılmış onam işlemine katılmaları sağlanmalıdır. Yasal yeterliliği olmayan hasta rasyonel kararlar verebiliyorsa, yasal temsilcisinin verdiği kararları reddetmeye hakkı vardır.

31- Hastanın yasal temsilcisi yoksa, acil durumlarda  önceden hastanın aksi yönde  düşüncesini belirten bir belge yoksa hastanın onayı varsayılarak tıbbi müdahale yapılabilir. Acil durumlarda hekim hastanın yararına olacak şekilde davranır.  İntihar girişimin bulunduğu durumlarda ise bilinci kapalı hastaya hekim kurtarıcı tıbbi müdahalede bulunur.

32- Yasal temsilcinin ya da hastanın tespit ettiği kişinin kararı tedaviyi reddetme şeklinde ise ve hastanın yararı için tıbbi müdahale kaçınılmaz ise müdahale için yasal izin alınabilir.

33- Hastanın, tedavi ve bakımını etkileyebilecek hastane, eğitim kurumları, sağlık çalışanları ve finansman kaynakları arasındaki ilişkileri bilme hakkına sahiptir.

34- Hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesini beklemeye hakkı vardır. Vaka tartışmaları, konsültasyon, muayene ve tedaviler hastanın mahremiyetini koruyacak tarzda yapılmalıdır.

35- Hastanın bilincini yitirdiği zamanda tıbben ne yapılması gerektiğini belirten tıbbi vasiyet bırakmaya hakkı vardır. Hasta kayıtlarına bu yazılmalıdır. Eğer, hastanenin bu hakkı sınırlandırıcı bir politikası varsa bu hastaya bildirilmelidir.

36- Hastanın, sorduğu sorulara makul cevaplar almaya hakkı vardır.

37- Haklarını savunacak bir avukattan yararlanmaya hakkı vardır.

38- Taburcu olmadan enaz  bir gün önce taburcu olacağını öğrenmeye hakkı vardır.

39- Hastaların, kurumda kalacağı sürece uyacağı kurallar ve rutin işlemler hakkında bilgilenmeye hakları vardır.

40- Hastaların onurlu bir şekilde ölmeye hakları vardır.


Daha detaylı bilgi almak için:
Prof. Dr. Erdem Aydın
Temel Tıp Bilimleri / Deontoloji Ve Tıp Tarihi
Hacettepe Üni.

 

ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ

Günümüzde çocukların karşı karşıya kaldığı sorunların çoğu evrensel özelliktedir. Çocukların sömürülmesi, silahlı çatışmalar, çocukların öğrenim görememesi, sigara, alkol ve diğer madde kullanımı, aile yardımı için duyulan ihtiyaç ve sokak çocuklarının durumu gibi sorunlar, ulusal sınır tanımayan sorunlardır. Çocukların haklarıyla ilgili çalışmalar uzun yıllar önce başlamıştır. Ancak, bu konuda daha sistematik bir yaklaşım 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ile gündeme gelmiştir.

Sözleşme 54 maddeden oluşmaktadır. Bütün maddeler çocuğun yüksek yararının korunması için düzenlenmiştir. Çocuğun her türlü ihmal, kötü muamele ve sömürüye karşı korunması; çocuğun sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak ya da fiziki, zihni ve ahlaki gelişmesine zarar verecek bir işe girmeye zorlanmasının yasaklanması gibi maddeler, çocuğun sağlıklı bir büyüme ve gelişme evresi geçirmesine olanak sağlamaktadır. Sözleşmenin 1989 yılında imzalanmış olan yapısı 2002 yılında iki ek protokolle zenginleştirilmiştir. Bu iki protokol temel olarak çocukların satışını ve silahlı çatışmalarda çocukların durumunu gündeme getirmektedir.

Çocuk tanımı bu sözleşme ile yeniden yapılmış olup sözleşmenin ilk maddesinde belirtilmiştir. Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her birey  çocuk sayılmaktadır.

Çocuğun, fiziksel ve zihinsel bakımdan olgunlaşmamış olması sebebiyle, hem doğumdan önce hem de doğumdan sonra özel bakıma ve korumaya muhtaç olduğu; bu nedenle de  çocukların haklarının gözetilmesi için ulusal ve uluslararası mekanizmaların çalıştırılmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır. Sözleşmenin maddelerinde belirtildiği üzere; çocuk özel korumadan yararlanacak ve kendisine, yasal veya başka yollarla, fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve sosyal varlığını sağlıklı ve normal bir biçimde ve özgürlük ve haysiyet içinde geliştirebilmesi için fırsatlar ve olanaklar sağlanacaktır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilecektir. Çocuk doğduğu andan itibaren bir isim edinme hakkına sahiptir. Çocuk, var olan sosyal güvenlik sisteminden yararlanmalıdır. Aynı şekilde çocuklar sağlıklı bir biçimde büyüme ve gelişme hakkına sahiptirler. Bu yüzden çocukların doğum öncesinden başlayan ve sonrasında da devam eden özel bakım ve koruma hakları bulunmaktadır.

Sözleşme çocuklara yeterli bir koruma sağlanmasını amaçlamaktadır. Ayrıca zihinsel ve fiziksel olarak özürlü olan çocuklara, mülteci konumunda ya da anne babasız ya da anne babası ayrılmış olanlar için özel koruma gerektiğini belirtmektedir. Sözleşme aynı zamanda, çocuk emek sömürüsünü, çocukların fiziksel ve cinsel anlamda istismarını ve evlat edinmeyle ilgili hükümleri kapsamakta, çocukların uyuşturucu kullanımı ve satışıyla ilgili işlerden korunmalarını da içermektedir.

Bu sözleşme, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana babanın birlikte sorumluluk taşıdıklarını belirtir. Eğer herhangi bir sebepten ana babanın çocuğa bakma imkanı yoksa devlet bu görevi yerine getirmekle yükümlüdür. Aynı şekilde çocuğun bulunduğu aile ortamı, çocuğun gelişimi için uygun değilse, bu görevi yapmak devletindir. Bu ve buna benzer maddeler, Çocuk Hakları Sözleşmesinde, toplumda çocukların sağlığının korunmasına yönelik tasarlanmıştır. Çocukların sağlıklı gelişimi bu sözleşme ile güvence altına alınmıştır.

Çocuk hakları ile ilgili olarak yukarıda belirtilen konuları temel olarak çocukların “yaşama”, “korunma”, “gelişim” ve “katılım” hakkı olarak dört başlıkta toplamak uygundur. Çocuklar doğdukları andan itibaren bu yaklaşımları benimseyen toplumlarda büyümek durumundadırlar. Taraf devletler sözleşme maddeleri kapsamındaki bütün maddeleri (çekince konulanlar hariç) uygulamayı öngörmekte; bu konuda çalışmalar yapacakları konusunda yükümlülük altına girmektedirler.

Bu denli geniş kapsamı olan Çocuk Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti tarafından da imzalanmıştır. İmzalandığı tarihten kısa bir süre sonra da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Sözleşmenin resmi gazetede yayınlanmasından sonra da yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye ek olarak sonradan gündeme gelen iki ek protokol de ülkemiz tarafından kabul edilmiştir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabul edilmesi, konu ile ilgili çalışmalar yapılması son derece önemlidir. Ancak, konu ile ilgili bilinç düzeyinin toplumda yaygınlaştırılması ve konunun savunuculuğunun yapılması gerekmektedir. Bu konuda her bireyin sorumluluğu bulunmaktadır.

 KAYNAKLAR.

1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. 27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete.


Daha detaylı bilgi almak için:
MUZAFFER KURT, ASLI KURTAR, DİLEK ASLAN
Dahili Tıp Bilimleri / Halk Sağlığı
Hacettepe Üni.

 


 

| Ana Sayfa | Haberler| Fikir Platformu | Mesaj Yaz | Mesaj Oku | Doktora Sor | Spor | Sözlük | Haber İndeksi | Eğitim |

Copyright© 2005 Fedai/Ayşe ERKOCAOĞLU / Karaman
Tel:
05325460730  e-posta: [email protected]
Bu site kistik fibrozisli bir aile tarafından hazırlanmaktadır.

Hosted by www.Geocities.ws

1