Hasta hakları için geniş bilgi edinmek isteyenler….
http://www.hayad.org.tr/
HASTA HAKLARI
Türkiye’de hastalar, haklarını arayabilirler mi ?
Evet.
Türk hukuk ve idari sistemi içerisinde hastalar haklarını arama
hakkına sahiptir.
Türk hukuk sistemi içerisinde hasta hakları konusunda düzenlemeler
var mıdır ?
Evet.
Türk hukuk sisteminde hasta haklarını ilgilendiren geniş bir
yelpazede düzenlemeler bulunmaktadır. Hasta Hakları Yönetmeliği (RG
1.8.21998, 23420) bu anlamdaki en somut düzenlemedir. Bunun yanında
mesleki (Deontoloji Tüzüğü gibi), idari ve hukuki diğer düzenlemeler
kapsamında hasta haklarını ilgilendiren konulara rastlanabilir. Ceza
yasası ve medeni hukuk kapsamında da konuyu ilgilendiren hükümler
bulunmaktadır.
Hastaların haklarını aramak için nereye başvurmaları gerekir ?
Hastaların haklarını aramak konusunda pratikte ilkönce tedavi ya da
hizmet aldığı kurumun üst yetkilisine (Başhekimlik, Anabilim Dalı
Başkanı vd.) başvurmalıdır. Gerektiğinde daha üst düzey idari
yetkililere (Sağlık Müdürlüğü, Dekanlık, Rektörlük vd), meslek
odalarına (Tabip odalarına) ve hukuki mercilere başvurulabilir. Söz
konu bu başvuru mevkileri kuşkusuz birbirinden bağımsız işlemler
yürüteceklerdir. Farklı merciler arasında herhangi bir başvuru
sıralaması söz konusu değildir.
Hastalar kime karşı hak sahibidirler ?
Hastalar başta hekim olmak üzere tüm sağlık çalışanları karşısında
hak sahibidirler. Günümüzde sağlık hizmetlerinin verilmesinde
yalnızca sağlık personeli yer almamaktadır. Sağlık personeli
olmayan kişiler de sağlık hizmetlerinde yer almaktadırlar. Hastalar
bu kişiler karşısında da hak sahibidirler. Özellikle sağlık kurum ve
kuruluşların yöneticileri hastaların haklarının temin edilmesi
konusunda en büyük sorumlulardan biridir. Bununla birlikte ülke
genelinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde görevli idari ve
politik kişilerin hepsi hasta haklarının sağlanmasından sorumludur.
Hasta haklarını ile sağlık bakım hakkı arasında ne tür farklılık
bulunmaktadır ?
Her
iki hak konusu “hasta hakları” başlığı altında genel bir küme
oluştursalar da bunların pratikte doğaları gereği farklı alanlar
oldukları söylenebilir. Hasta hakları sağlık kurum ve kuruluşları ya
da sağlık hizmetinin verilişi sırasında karşımıza çıkan haklar
olarak; sağlık bakım hakkı ise daha çok hizmetlerden yararlanabilme,
hizmete ulaşabilme hakkı anlamlarına gelmektedir. Bu yönüyle
ikincisi sağlık yönetim ve politikalarını ilgilendirmektedir.
Birincisi daha çok hasta-hekim/sağlık çalışanı arasındaki ilişkiden
kaynaklanırken ikincisi birey-devlet/toplum ilişkisinden
kaynaklanmaktadır. Ancak, her iki konu çok zaman birbirinin içine
girmektedir.
Hastanın gördüğü tıbbi zararlar ile hasta hakları konusu arasında
nasıl bir ilişki vardır ?
İyileşmek, acısını dindirmek yaşamını kurtarmak için bir sağlık
kurumuna başvuran hastanın, burada hekimin (ve diğer sağlık
çalışanlarının) tıbbi müdahalesi sırasında zarar görmesi kabul
edilemeyecek bir şeydir. Maalesef, tıbbi zarardan yüzde yüz
kaçabilmek imkansızdır. “İnsanın” olduğu her yerde “hata” olgusu
bulunmaktadır. Bunun teknolojik olanaklarla da tam ilişkisi yoktur.
Dünyanın her yerinde istem dışı, hatalardan kaynaklana hastaya zarar
verici yanlış uygulamalar gerçekleşmektedir.
Tıbbi
zarar gören hasta hukuki yollarla hakkını arayabilir. Ceza Kanunu
hükümleri (sorumlu kişinin cezalandırılması) ve Medeni Kanun
hükümleri (tazminat almak için) doğrultusunda olmaktadır. Bu durunda
dava açılması gerekmektedir ki, bu noktada kuşkusuz bir avukattan
yardım istemek gerekecektir. Böyle durumlarda cezalandırma talebi
için meslek odalarına ve idari yetkililere de başvuru yapılabilir.
Hasta haklarının ardında yatan etik ilke nedir ?
Hasta
hakları son 25-30 yıl içerisindeki gelişmelerin bir sonucudur.
Ardında, toplum hayatımızdaki anlayış değişiklikleri ve bireysel
değerlere saygının önemli yeri vardır. Tıp etiğindeki “hasta
özekliğine saygı” ilkesi, hasta hakları kapsamının içeriğini
belirlemektedir.
Hasta haklarının neler oldukları nasıl öğrenilebilir ?
Türkiye için bu konuda başvurulabilecek en önemli kaynak Hasta
Hakları Yönetmeliği olmalıdır. Ancak, yönetmeliğin uzun olması ve
başka bazı düzenlemelerin yönetmelik içinde yer alması hastalar için
kafa karıştırıcı olmaktadır. Diğer düzenlemelerde yer alabilecek
hasta haklarını araştırmak kapsamlı bir çalışmayı gerektirir. Hukuki
işlemlerde bu konuda bir avukattan yardım istenmelidir.
İlk akla gelen hasta hakları nelerdir ?
Akla
gelen ilk hasta hakları konuları dediğimizde; hekim-hasta ilişkisi
sırasında hekim ya da sağlık çalışanları karşısında hastanın tanı,
tedavi ve müdahaleler sırasında kişisel değerlerinin korunması ile
ilgili haklar olduğu söylenebilir. Ancak, haklar ile ilgili bir önem
sıralaması yapmak belki doğru değildir. Çünkü, kişiler için haklara
yüklenen önem ve değer farklı olabilir. Örneğin, bir hasta için
tıbbi karara katılmak daha önemli olabilirken, bir başka hasta için
tıbbi gerçeği öğrenmek daha önemli olabilir. Aslında hasta açısından
hepsinin de aynı değer ve önemde olması gerekir. Bu bağlamda
pratikte hastanın daha ilk başta korunmasını isteyebileceği
haklardan birkaçı olarak şunları söyleyebiliriz. hastanın
bilgilendirilmesi ve onam alınması (aydınlatılmış onam), karar
verebilme hakkı, hastanın gizliliğinin korunması (sır saklama),
gerçeği bilme, mahremiyetin korunması (kişisel bilgilerin,
kayıtların korunması vd.), tedaviyi reddetme (tıbbi ve yasal çerçeve
içerisinde), bilgilenmeme almama hakkı vd.
Hasta hakları genel olarak nelerdir ?
Hasta
haklarının neler olduğu konusunda kesin bir liste sunmak güçtür.
Çünkü, özellikle pratik yönüyle değişik uygulama biçimleri söz
konusudur. Bununla birlikte dünya ölçüsünde genel olarak dile
getirilen hasta haklarından aşağıdaki gibi bir liste yapabiliriz.
Bu liste etik yönden olması gerekenler anlamında bir listedir.
Kuşkusuz bunlara yeni ilaveler yapmak ya da değiştirmek mümkündür:
1- Hastanın saygın, nazik, kaliteli, onurlu ve yeterli bir tıbbi
bakım görmeye hakkı vardır.
2-
Hastanın ayrım görmeden tıbbi bakım almaya hakkı vardır
3-
Hastanın herhangi bir dış müdahaleden etkilenmeden çalışabilen bir
hekim tarafından bakılmaya hakkı vardır.
4-
Hastanın genel kabul gören bilimsel tıbbi teknik ve bilgilerle
tedavi görmeye hakkı vardır.
5-
Hastanın, sağlık durumuyla ilgili en son teknik ve bilimsel tıbbi
bilgileri almaya hakkı vardır.
6-
Hastalar arasında bir seçimin gerekli olduğu hallerde tüm hastaların
haklarına riayet edilmeli ve seçim tıbbi kriterlerle ayrım
yapılmaksızın gerçekleştirilmelidir.
7-
Hastanın, tıbbi tedavi ve kontrolünün devamlı olmasını beklemeye
hakkı vardır. Hekim, hastayla ilgilenen sağlık kurumları arasında
koordinasyonu sağlamakla yükümlüdür. Daha ileri tedavi gereksinimi
olan hastalarda, hekim yeterli tedavi seçeneği sunmadan tedaviyi
sonlandırmaz.
8-
Hasta hekimini seçme hakkına sahiptir.
9-
Hasta müdahalenin her aşamasında başka bir hekimin görüşünü alma
hakkına sahiptir.
10-
Hastanın, kendisiyle ilgilenen sağlık personelinin kimlik ve
ünvanlarını bilmeye hakkı vardır.
11-
Hastanın kendi kaderini belirleme, özgürce karar verebilme ve
verdiği kararın sonucu hakkında bilgilenmeye hakkı vardır. .
12-
Mental yeterliliği yerinde olan hasta tıbbi müdahaleyi kabul ya da
reddetme hakkına sahiptir.
13-
Tıbbi müdahaleyi kabul ya da reddedebilmesi için hastanın
bilgilendirilmesi gerekir. Bilgilendirme sırasında müdahalenin amaç
ve niteliği, yarar ve riskleri, sonuçları, ret durumunda ortaya
çıkabilecek sonuçlar hakkında hastaya açıklamada bulunulmalıdır.
14-
Hastanın hekim tarafından kendisine sunulan tıbbi işlemin
alternetifinin olup olmadığını bilmeye hakkı vardır.
15-
Hastanın tıbbi müdahaleyi reddetmesi halinde uygun tedavi ya da
başka bir sağlık kurumuna sevkini isteme hakkı vardır.
16-
Hasta araştırma ve eğitim çalışmalarına katılmama hakkına sahiptir.
Bunlara katılmayan hastaların, tedavilerinin aynı şekilde
sürdürülmesini beklemeye hakkı vardır.
17-
Hastanın kabul ettiği tıbbi müdahalenin kısa ve uzun vadeli maddi
yükünün ne olacağını, ödeme yöntemelerini bilmeye hakkı vardır.
19-
Hasta tıbbi kayıtlarını inceleme ve elde edebilme hakkına sahiptir.
19-
Hastayı bilgilendirmenin onun sağlığı üzeride olumsuz etkisinin
olacağı düşünülüyorsa hasta bilgilendirilmeyebilir. Ancak bu
durumlar istisnai durumlar olarak kabul edilmelidir.
20-
Hastanın bilgilendirilmesi onun anlayabileceği bir dille ve
bulunduğu sosyal ve kültürel özellikler gözönüne alınarak
yapılmalıdır. Gerektiğinde tercüman kullanılabilir.
21-
Hastalar bir başkasının yaşamı için gerekli olmadığı sürece
bilgilenmeme hakkını kullanabilirler.
22-
Hastanın, şikayet için başvurabileceği, haklarını arayabileceği etik
kurul, hasta temsilcisi ya da diğer mekanizmalar hakkında bilgi
almaya hakkı vardır.
23-
Hastanın, tıbbi bilgilerinin gizliliğinin korunmasını beklemeye
hakkı vardır. Bu bilgiler, hastanın ölümünden sonra bile
korunmalıdır.
24-
Hastaya ait bilgiler hastanın izni ya da mahkemenin kararı ile
verilebilir. Hasta izni olmadan sadece, onunla ilgilenen sağlık
personeli hasta ile ilgili bilgileri öğrenebilir.
25-
Hasta yakınlarının bu bilgileri öğrenme hakkı tıbbi risklerin
öğrenilmesi gereken özel durumlarda söz konusu olabilir.
26-
hastaya ait bilgilerin gizliliği, insana ait ürünlerin gizliliğini
de kapsar.
27-
Hastalar, kendilerinin yerine kimin bilgilendirileceği ve karar
vereceğini belileme hakkına sahiptir.
28-
Hastanın isteğine karşı olarak yapılan tıbbi müdahaleler yasaların
izin verdiği ölçüde ve etik kurallar göz önüne alınarak ancak çok
özel durumlarda söz konusu olabilir.
19-
Hastadan tıbbi müdahale için izin alınması aydınlatılmış onam işlemi
ile yapılabilir.
30-
Bilinci kapalı olan hasta, çocuk ya da mental yeterliliği olmayan
hastanın aydınlatılmış onamı yasal temsilciden alınmalıdır. Bununla
beraber, durumları izin verdiği sürece aydınlatılmış onam işlemine
katılmaları sağlanmalıdır. Yasal yeterliliği olmayan hasta rasyonel
kararlar verebiliyorsa, yasal temsilcisinin verdiği kararları
reddetmeye hakkı vardır.
31-
Hastanın yasal temsilcisi yoksa, acil durumlarda önceden hastanın
aksi yönde düşüncesini belirten bir belge yoksa hastanın onayı
varsayılarak tıbbi müdahale yapılabilir. Acil durumlarda hekim
hastanın yararına olacak şekilde davranır. İntihar girişimin
bulunduğu durumlarda ise bilinci kapalı hastaya hekim kurtarıcı
tıbbi müdahalede bulunur.
32-
Yasal temsilcinin ya da hastanın tespit ettiği kişinin kararı
tedaviyi reddetme şeklinde ise ve hastanın yararı için tıbbi
müdahale kaçınılmaz ise müdahale için yasal izin alınabilir.
33-
Hastanın, tedavi ve bakımını etkileyebilecek hastane, eğitim
kurumları, sağlık çalışanları ve finansman kaynakları arasındaki
ilişkileri bilme hakkına sahiptir.
34-
Hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesini beklemeye hakkı vardır.
Vaka tartışmaları, konsültasyon, muayene ve tedaviler hastanın
mahremiyetini koruyacak tarzda yapılmalıdır.
35-
Hastanın bilincini yitirdiği zamanda tıbben ne yapılması gerektiğini
belirten tıbbi vasiyet bırakmaya hakkı vardır. Hasta kayıtlarına bu
yazılmalıdır. Eğer, hastanenin bu hakkı sınırlandırıcı bir
politikası varsa bu hastaya bildirilmelidir.
36-
Hastanın, sorduğu sorulara makul cevaplar almaya hakkı vardır.
37-
Haklarını savunacak bir avukattan yararlanmaya hakkı vardır.
38-
Taburcu olmadan enaz bir gün önce taburcu olacağını öğrenmeye hakkı
vardır.
39-
Hastaların, kurumda kalacağı sürece uyacağı kurallar ve rutin
işlemler hakkında bilgilenmeye hakları vardır.
40-
Hastaların onurlu bir şekilde ölmeye hakları vardır.
Daha detaylı bilgi almak için:
Prof. Dr. Erdem Aydın
Temel
Tıp Bilimleri / Deontoloji Ve Tıp Tarihi
Hacettepe Üni.
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ
Günümüzde çocukların karşı karşıya
kaldığı sorunların çoğu evrensel özelliktedir. Çocukların
sömürülmesi, silahlı çatışmalar, çocukların öğrenim görememesi,
sigara, alkol ve diğer madde kullanımı, aile yardımı için duyulan
ihtiyaç ve sokak çocuklarının durumu gibi sorunlar, ulusal sınır
tanımayan sorunlardır. Çocukların haklarıyla ilgili çalışmalar uzun
yıllar önce başlamıştır. Ancak, bu konuda daha sistematik bir
yaklaşım 20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
tarafından kabul edilen “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ile gündeme
gelmiştir.
Sözleşme 54 maddeden oluşmaktadır.
Bütün maddeler çocuğun yüksek yararının korunması için
düzenlenmiştir. Çocuğun her türlü ihmal, kötü muamele ve sömürüye
karşı korunması; çocuğun sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak ya
da fiziki, zihni ve ahlaki gelişmesine zarar verecek bir işe girmeye
zorlanmasının yasaklanması gibi maddeler, çocuğun sağlıklı bir
büyüme ve gelişme evresi geçirmesine olanak sağlamaktadır.
Sözleşmenin 1989 yılında imzalanmış olan yapısı 2002 yılında iki ek
protokolle zenginleştirilmiştir. Bu iki protokol temel olarak
çocukların satışını ve silahlı çatışmalarda çocukların durumunu
gündeme getirmektedir.
Çocuk tanımı bu sözleşme ile
yeniden yapılmış olup sözleşmenin ilk maddesinde belirtilmiştir.
Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın
altındaki her birey çocuk sayılmaktadır.
Çocuğun, fiziksel ve zihinsel
bakımdan olgunlaşmamış olması sebebiyle, hem doğumdan önce hem de
doğumdan sonra özel bakıma ve korumaya muhtaç olduğu; bu nedenle de
çocukların haklarının gözetilmesi için ulusal ve uluslararası
mekanizmaların çalıştırılmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır.
Sözleşmenin maddelerinde belirtildiği üzere; çocuk özel korumadan
yararlanacak ve kendisine, yasal veya başka yollarla, fiziksel,
zihinsel, ahlaki, ruhsal ve sosyal varlığını sağlıklı ve normal bir
biçimde ve özgürlük ve haysiyet içinde geliştirebilmesi için
fırsatlar ve olanaklar sağlanacaktır. Bu amaçla çıkarılacak
yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilecektir. Çocuk doğduğu
andan itibaren bir isim edinme hakkına sahiptir. Çocuk, var olan
sosyal güvenlik sisteminden yararlanmalıdır. Aynı şekilde çocuklar
sağlıklı bir biçimde büyüme ve gelişme hakkına sahiptirler. Bu
yüzden çocukların doğum öncesinden başlayan ve sonrasında da devam
eden özel bakım ve koruma hakları bulunmaktadır.
Sözleşme çocuklara yeterli bir
koruma sağlanmasını amaçlamaktadır. Ayrıca zihinsel ve fiziksel
olarak özürlü olan çocuklara, mülteci konumunda ya da anne babasız
ya da anne babası ayrılmış olanlar için özel koruma gerektiğini
belirtmektedir. Sözleşme aynı zamanda, çocuk emek sömürüsünü,
çocukların fiziksel ve cinsel anlamda istismarını ve evlat edinmeyle
ilgili hükümleri kapsamakta, çocukların uyuşturucu kullanımı ve
satışıyla ilgili işlerden korunmalarını da içermektedir.
Bu sözleşme, çocuğun
yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana babanın birlikte
sorumluluk taşıdıklarını belirtir. Eğer herhangi bir sebepten ana
babanın çocuğa bakma imkanı yoksa devlet bu görevi yerine getirmekle
yükümlüdür. Aynı şekilde çocuğun bulunduğu aile ortamı, çocuğun
gelişimi için uygun değilse, bu görevi yapmak devletindir. Bu ve
buna benzer maddeler, Çocuk Hakları Sözleşmesinde, toplumda
çocukların sağlığının korunmasına yönelik tasarlanmıştır. Çocukların
sağlıklı gelişimi bu sözleşme ile güvence altına alınmıştır.
Çocuk hakları ile ilgili olarak
yukarıda belirtilen konuları temel olarak çocukların “yaşama”,
“korunma”, “gelişim” ve “katılım” hakkı olarak dört başlıkta
toplamak uygundur. Çocuklar doğdukları andan itibaren bu
yaklaşımları benimseyen toplumlarda büyümek durumundadırlar. Taraf
devletler sözleşme maddeleri kapsamındaki bütün maddeleri (çekince
konulanlar hariç) uygulamayı öngörmekte; bu konuda çalışmalar
yapacakları konusunda yükümlülük altına girmektedirler.
Bu denli geniş kapsamı olan Çocuk
Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti tarafından da imzalanmıştır.
İmzalandığı tarihten kısa bir süre sonra da Türkiye Büyük Millet
Meclisi tarafından onaylanmıştır. Sözleşmenin resmi gazetede
yayınlanmasından sonra da yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye ek olarak
sonradan gündeme gelen iki ek protokol de ülkemiz tarafından kabul
edilmiştir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabul
edilmesi, konu ile ilgili çalışmalar yapılması son derece önemlidir.
Ancak, konu ile ilgili bilinç düzeyinin toplumda yaygınlaştırılması
ve konunun savunuculuğunun yapılması gerekmektedir. Bu konuda her
bireyin sorumluluğu bulunmaktadır.
KAYNAKLAR.
1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme.
27 Ocak 1995 tarihli ve 22184 sayılı Resmi Gazete.
Daha detaylı bilgi almak için:
MUZAFFER KURT, ASLI KURTAR, DİLEK ASLAN
Dahili Tıp Bilimleri / Halk Sağlığı
Hacettepe Üni.
|