Kistik Fibrozisli Hastaların Tedavisi
Tedavide Amaç
hasta çocuğun yaşam kalitesini
yükseltmek, tamamen sağlıklı bir çocuk yaşantısının sağlanmasına
yardımcı olmaktır.
Tedavi Ömür Boyu
devam edecektir.
Tedavi Bir Ekip İşidir:
Ekipte çocuk doktoru, hemşire,
fizyoterapist, diyetisyen, çocuk ruh sağlığı uzmanı bulunabilir.
Tedaviden Sorumlu Olan Kişiler
Yalnızca Doktorlar, Hemşireler, Diyetisyenler ve Fizyoterapistler
değildir. Ailenin de
(anne-baba-kardeşler) tedaviye yardımcı olmaları, hatta tamamen
tedavi edici takımın içinde yer alması gereklidir. Hastaların da
yaşları büyüdükçe tedavi sorumluluklarının üstlenmesine
çalışılmalıdır.
Amaç;
akciğer enfeksiyonlarının erken ve
uygun şekilde tedavi edilmesi, barsaklarda eksik olan, besinlerin
emilimini sağlayan enzimlerin ağızdan verilmesidir.
Beslenme Büyüme
Hasta bebeklerin beslenmelerinde anne sütü uygun bir gıdadır. Ancak
bu bebeklerin büyümesi için normal bebeklerden daha fazla gıdaya
(enerjiye) ihtiyaçları olması nedeniyle ek mama verilebilir. Mamalar
ve diğer besinlerle beslenirken daha fazla enerji ve uygun mamaların
verilmesi için hastaların diyet bölümünce izlenmesi gerekir.
Gerektiğinde yemeğe yüksek enerji mamalar eklenir.
Kistik fibrozisli hastaların A, D, E, K vitaminlerini emilimlerinde
bozukluk olduğundan bu vitaminlerin doktorun önerdiği şekilde
alınması gerekir.
Tuz kayıplarının sıcak ve kuru havalarda fazla olması nedeniyle
hastanın susuz ve tuzsuz kalmaması için önerilen miktarda fazla su
ve tuz almaları gerekir. Bulundukları ortamın nemlendirilmesi
yararlı olur.
Barsaklardan besinlerin emiliminin artırılması için eksik olan
enzimlerin ağızdan alınması gerekir. Alınacak enzim miktarı yaşa ve
kiloya bağlı olmayıp enzim eksikliğine bağlıdır. Genellikle alınacak
enzim miktarı hastadan hastaya değişir ve karın şişliğini, kakanın
sıklığını-kötü kokusunu azaltmaya ve kilo alımına göre ayarlanır.
Enzimler beslenmeden önce verilir, çiğnemeden yutulur. Ağızda uzun
süre kalırsa dişeti ve dili rahatsız eder. Besinlerle karıştırılarak
verilebilir. Besinlerle karıştırıldıktan sonra 30 dakikadan fazla
bekletilmez.
Akciğerlerle
İlgili Rahatsızlıkların Tedavisi
Kistik fibrozisli hastalarda zatürre ve bronşit gibi hastalıklar sık
görülür. Hastanın öksürmesi, balgamının artması, erken yorulması,
iştahının azalması, kilo alamaması veya kilo kaybetmesi, ateş,
huzursuzluk, soluk alıp vermesinin hızlanması, halsiz olması, daha
az oyun oynaması akciğer hastalığının belirtisi olabilir. Bu
şikayetler olduğunda doktoru aranarak önerilere uyulmalı, muayene
sonunda önerilen antibiyotik tedavisine önerilen miktarda, önerilen
şekilde ve önerilen sürede devam edilmelidir.
Hastaların balgamlarının söktürülmesi amacıyla fizyoterapistin
gösterdiği şekilde çocuğun göğsüne, çocuk değişik pozisyonlarda iken
vurulmalıdır. Bu işlem günde en az iki öğün yapılmalıdır. Akciğer
rahatsızlığı olduğunda bunun sayısı arttırılır. Balgam çıkarmasını
kolaylaştırmak için önerilen balgam söktürücü ilaçlar kullanılır.
Gerektiğinde tedaviye nefes açıcı ilaçlar eklenir.
Çocukların bulundukları ortamın %50 oranında nemlendirilmesi uygun
olacağından buhar makinesi kullanılır. Tozlu ve sigara içilen
ortamlarda bulunmamaları, evde sigara içilmemesi gerekir.
Hasta ve gripli kişilerden uzak
durmaları uygun olur.
Kızamık, suçiçeği gibi önemli hastalıkları geçirirken doktorlarının
haberi olmalıdır.
Aşı takvimleri normal çocuklarda
olduğu gibidir. İlave olarak grrip, H. İnfluenza ve pnömokok
aşılarının yapılması uygun olur.
Normal okula devam edebilirler.
Her türlü sporu yapabilirler (dalma hariç), ortamında toz ve duman
olmayan, çok ağır iş gücü gerektirmeyen her türlü işte
çalışabilirler. Hareketle balgam sökmeleri kolay olacağından
istirahate zorlanmamalıdır
Hazırlayan
: Prof. Dr. Nural Kiper
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
AD
Göğüs Hastalıkları
Ünitesi ve Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları ve Kistik Fibrozis
Derneği
Yazının alındığı yer:
http://saglik.tr.net/cocuk_sagligi_kistik_fibrozis.shtml#Belirtiler
Kistik fibroziste (KF),
hastalığın tuttuğu iki ana sistem olan solunum sistemi ve
gastrointestinal sisteme yönelik tedaviler önem taşır.
Solunum Sistemine Yönelik
Tedaviler
KF’li hastalarda solunum yolu problemlerinin tedavisinde birden çok
tedavi yöntemi birlikte kullanılır. Tedavide kullanılan bazı
yöntemlere infeksiyon olmadığı dönemlerde de koruyucu nitelikte
devam edilir. Bu tedaviler çeşitli başlıklar altında toplanabilir.
Hava yollarından
sekresyonların temizlenmesine yönelik tedaviler:
Kistik fibrozisli hastalarda koyu ve yapışkan nitelikteki sekresyon
hava yollarında tıkanmalara yol açar. İnfeksiyon dönemlerinde bu
sekresyon, enflamasyon sonucu artan nötrofil göçü nedeniyle daha da
koyu hale gelir. Bu sekresyonun temizlenmesi, hastalığın temel
tedavi yöntemlerindendir. Bu amaçla kullanılan çeşitli tedavi
yöntemleri vardır.
Fizik tedavi ve egzersiz
programları: KF’li hastaların solunum
yollarındaki koyu, yapışkan sekresyonları temizlemek için düzenli
olarak uygulanması çok önemlidir. Postural drenaj, perküsyon ve
vibrasyon, aktif solunum döngüsü gibi yöntemler ve PEP (positive
expiratory pressure), flutter gibi aletler yardımı ile basınca karşı
ekspirasyon tekniklerinin kullanılması ve egzersiz programlarını
içerir. Bu konuda deneyimli bir fizyoterapi uzmanının düzenlediği
program çerçevesinde, hastaların ve ailelerinin gerekli eğitimi
alarak uygulamaları hastalığın ilerlemesini engellemek açısından çok
önemlidir [27].
N-asetil sistein:
Uzun süreden beri kullanılan bu ilaç, balgamdaki sülfid bağlarını
kopararak etkisini gösterir. Ayrıca glukuronat sistemi üzerinden bir
prekürsör rolü oynayarak antioksidan etki gösterir. Oral, inhale
veya bronkoalveoler lavaj sıvılarına katılarak lokal olarak da
kullanılabilir. İnhalasyon yoluyla ya da doğrudan verilmesi
sırasında görülen bronkokonstruksiyon en önemli yan etkisidir. Bu
nedenle uygulama öncesi bronkodilatör verilmesi uygun olur [28].
Rekombinant
insan DNase (Dornase α): KF’li hastaların
özellikle infeksiyon dönemlerinde akciğerlere nötrofil göçü
sonucunda parçalanan nötrofillerden ortaya çıkan çok miktardaki DNA
büyük molekül ağırlığı nedeniyle balgamın koyuluğunu daha da
artırır. İnhalasyon yolu ile günde bir veya iki kez uygulanan
dornase α’nın balgamın akışkanlığını artırdığı, solunum
fonksiyonlarında düzelme sağladığı ve hastaneye yatış sayısını
azalttığı çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir. Tedavi süresince
yarar sağlar [29].
Hipertonik
sodyum klorür: %6-7 konsantrasyonlarda
inhalasyon yoluyla uygulanan hipertonik sodyum klorürün KF’li
hastalarda balgamın akışkanlığını artırdığı gösterilmiştir [30].
Bronkodilatörler:
KF’li hastalarda solunum yollarında hiperreaktivite sık görülen bir
bulgudur. Solunum fonksiyon testleriyle hiperreaktivite saptanan
hastalarda ve infeksiyon dönemlerinde balgamın atılmasına yardımcı
özellikleri nedeniyle kullanılmaktadırlar [31].
Antibiyotikler
KF’li hastalarda antibiyotik tedavisi genellikle hastalıkta
infeksiyon atağı dönemlerinde uygulanmakla birlikte bazı merkezlerde
özellikle küçük yaş grubundaki çocuklarda profilaktik olarak da
kullanılmaktadır. KF’li hastalarda akut atak dönemi; iştahsızlık,
kilo kaybı, dispnenin artması, egzersiz toleransında azalma, akciğer
dinleme bulgularında değişme, akciğer grafilerinde daha önce olmayan
konsolidasyonlar, ateş, lökositoz, eritrosit sedimentasyon hızında
artma, solunum fonksiyonlarında bozulma, balgam kültürlerinde yeni
izole edilen mikroorganizma göz önüne alınarak değerlendirilir.
Antibiyotikler KF’li hastalarda oral, parenteral veya inhalasyon
yolu ile uygulanabilir. Antibiyotik seçiminin etken mikroorganizmaya
ve hastanın durumuna göre en az 10 gün süreyle uygulanması önerilir.
İntravenöz antibiyotik tedavisi genel durumu iyi olan ve hastane
tedavisi gerektirmeyen hastalarda evde damar yoluna takılan bir
kateter yardımıyla uygulanabilir. İnhalasyon yolu ile sıklıkla
kolistin ve aminoglikozid antibiyotikler (özellikle tobramisin)
uygulanmaktadır. Özellikle kronik psödomonas kolonizasyonu olan
hastalarda uzun süre inhalasyon yolu ile uygulanan inhale
antibiyotik tedavileriyle hastaların klinik durumları ve solunum
fonksiyon testlerinde düzelmeler saptanmıştır. İnhale antibiyotik
tedavisinde parenteral yollarla uzun süreli antibiyotiklerin
kullanılmasıyla ortaya çıkan yan etkiler görülmemekle birlikte,
direnç gelişim sorunu vardır. KF’li hastalarda antibiyotik
tedavilerinin daha sık ve uzun süreli kullanımlarıyla ilgili
çalışmalar vardır. KF’li hastalarda beklenen yaşam sürelerinin en
iyi olduğu ülkelerden Danimarka’da, kronik psödomonas kolonizasyonu
olan KF’li hastalarda akut atak bulgusu olmasa bile hastalara üç
ayda bir, iki hafta süreyle verilecek intravenöz antibiyotik
tedavisinin hastaların yaşam süreleri üzerine olumlu etkilerinden
söz edilmektedir. Psödomonasa bağlı akut infeksiyonlarda, en az iki
antibiyotiğin intravenöz yolla 14-21 gün süreyle verilmesi
önerilmektedir. Genellikle bir aminoglikozid ile antipsödomonas
özellikte bir β laktam antibiyotiğin birlikte verilmesi tercih
edilir. Antibiyotik seçiminde direnç durumu mutlaka göz önünde
tutulmalıdır. Seftazidim, sefepim, piperasilin, karbenisilin,
aztreonam, imipenem ve florokinolonlar bu amaçla kullanılan
antibiyotiklerdir. Siprofloksasin, oral olarak kullanılması
nedeniyle önem taşır. Seçilen ilaçların dozlarının bu hastalarda
değişen farmakokinetik özellikler nedeniyle yüksek tutulması
önerilmektedir. Burcholderia cepacia’ya bağlı infeksiyonlar, bu
mikroorganizmanın birçok ilaca karşı dirençli olması nedeniyle sorun
oluşturur. Genellikle aminoglikozidlere ve kolistine dirençlidir.
Trimetoprim-sulfametaksazol, kloramfenikol, meropenem, seftazidim
direnç durumu göz önüne alınarak kullanılabilecek antibiyotiklerdir.
Stafilokoklara bağlı infeksiyonlarda nafsilin, oksasilin,
dikloksasilin gibi penisilin türevleri; sefalosporinler,
florokinolonlar ve makrolid grubu antibiyotikler kullanılabilir.
Haemophilus influenzae’ya bağlı infeksiyonlarda ampisilin,
amoksisilin, ve bunların β laktamaz inhibitörü içeren
kombinasyonları, trimethoprim-sulfametaksazol, makrolidler
kullanılabilir [32-33].
Son yıllarda makrolid antibiyotiklerin KF’li hastalarda
antiinflamatuar etkileri nedeniyle uzun süre kullanımları gündeme
gelmiştir [34].
Antiinflamatuar
ve oluşan immün yanıta yönelik tedaviler
KF’li hastalarda son yıllarda akciğer hastalığının gelişmesinde
konakçının savunma mekanizmasının rolünün anlaşılması bunu
baskılamaya yönelik tedavi yöntemlerini gündeme getirmiştir. Bu
amaçla denenmekte olan çeşitli tedavi yöntemleri vardır.
Steroidler:
Dört yıl süren çokmerkezli bir çalışmada uzun süreli 2 mg/kg
dozundaki oral steroid tedavisinin yan etkileri nedeniyle
kullanılması önerilmezken; seçilmiş hastalarda 1 mg/kg gün aşırı
steroid tedavisiyle akciğer hasarındaki ilerlemeyi önleyici etkisi
gözlenmiştir. Son yıllarda KF’li hastalarda inhale steroidlerin de
başarılı bir şekilde kullanılmasıyla ilgili çalışmalar vardır [35].
İbuprofen:
Bir non-steroidal antiinflamatuar olan ibuprofenin kullanılmasının
akciğer hasarının ilerlemesi üzerinde önleyici etki yaptığı
gösterilmiştir [36].
Pentoxyphillin:
Antisitokin etkisi olan bu maddeyle ilgili çalışmalar halen
araştırma aşamasındadır [37].
Antiproteazlar:
KF’li hastalarda balgamda ve bronş yıkama sıvılarında nötrofil
elastazın yüksek bulunmasından sonra proteaz-antiproteaz dengesinin
sağlanması için α-1- antitripsin ve sekretuar antiproteaz
inhibitörlerinin inhalasyonu tedavisi ile denendiği hastalarda
başarılı sonuçlar alınmıştır [38].
İyon transportunu
dengeleyen tedaviler: Rutin kullanıma
girmemiş olan, bazıları araştırma aşamasındaki tedavi yöntemleridir.
Amilorid:
Sodyum kanalı antagonistidir ve epitel hücrelerinin apikal yüzlerine
uygulandığında aşırı sodyum emilimini önler [39].
Uridin
trifosfat (UTP): Diğer klor kanallarını
uyararak hücreden dışarıya klor sekresyonunu artırır [40].
8-cyclopentyl-1-3-dipropylxanthine
(CPX): A1 adenosin reseptörü antagonisti
olan bu ilaç, araştırma aşamasındadır. Δ-F-508 mutasyonunda KFTR’nin
salgılanmasından sonra, sitoplazmaya taşınmasını sağlar (trafficking)
ve KFTR’nin klor transportunu artırır [41].
4-phenylbyturat:
Δ-F-508 mutasyonunda “traficcking”i düzeltici rolü vardır [42].
Milrinone:
Klas III fosfodiesteraz inhibitörüdür. Hücre içi cAMP’yi artırarak
KFTR’yi aktive eder [43].
Genistein:
Tirozin kinaz inhibitörüdür. KFTR’yi aktive eder [44].
Gentamisin:
Prematür stop kodon tipinde mutasyon taşıyan KF’li hastaların nazal
epitellerine topikal olarak uygulanan gentamisinin tam uzunlukta
KFTR proteini salınmasını sağladığı ve bu hastaların nazal epitel
potansiyel farklarının düzeldiği gösterilmiştir [45].
Akciğer transplantasyonu:
Akciğer transplantasyonu son dönem akciğer hastalığı olan KF’li
hastalara önerilen bir tedavi yöntemidir. Akciğer, kalp-akciğer,
canlı donörden lob transplantasyonu gibi değişik yöntemler
kullanılmaktadır. Donör bulunmasının güçlüğü nedeniyle
transplantasyon beklerken hastaların kaybedilmesi, transplantasyon
sonrası gelişen komplikasyonlar bu alandaki zorluklardır. Erişkin
KF’li hastaların artmasıyla, akciğer transplantasyonu ihtiyacı da
artmaktadır. Ülkemizde de akciğer transplantasyonu yapılan
merkezlerin geliştirilmesi diğer son dönem akciğer hastalıkları
yanında KF hastalığı için de önemlidir [46].
Gen tedavisi:
1993 yılında ilk kez KF’li hastalarda denenmeye başlayan bu tedavide
adenovirüsler, liposomlar gibi vektörler yardımıyla düzgün genin
hücreye ulaşması amaçlanmaktadır. İnhalasyon yoluyla gönderilen
genin kalıcı olmaması, tüm vücut hücrelerine ulaştırılamaması bu
konuda yaşanan güçlüklerdir [47].
Aşı:
KF’li hastaların rutin aşı programlarında, her yıl influenza aşısı
yaptırmaları önerilmektedir. Psödomonas aşısı üzerindeki çalışmalar
devam etmektedir [48].
Kistik
Fibroziste Gastrointestinal Sisteme Yönelik Tedaviler [49-52] Diyet
içeriği ve kalorisi: KF’li hastaların
malabsorbsiyonları, metabolik hızlarının fazla olması, enerji
kayıplarının fazla olması, kronik infeksiyonları, solunum için daha
fazla enerji harcamaları nedeniyle negatif enerji dengesi söz
konusudur. Bu nedenle diyetlerinde normale göre ihtiyaçları olan
enerjinin %120-150’sine göre diyetleri düzenlenmelidir.
Enerjilerinin %15-20’si protein, %45-50 karbonhidrat, %35-40 yağ
içeren bir diyet önerilir.
Vitaminler:
Özellikle yağda eriyen vitaminler diyete artırılmış dozlarda
eklenmelidir. Ergen ve erişkin hastalarda A vitamini 5000-10 000
ünite/gün, D vitamin 800 ünite/ gün, E vitamin 200-400 ünite/gün, K
vitamini 2x5 mg/hafta önerilir.
Tuz:
Hastalar terle aşırı tuz kaybettiklerinden diyetlerine tuz
eklenmelidir ve sıcak mevsimlerde bu tuz miktarı artırılmalıdır.
Ergen ve erişkin bir hastaya günde ek olarak 3-4 gr tuz verilmesi
önerilir.
Pankreas enzim tedavisi:
Pankreas yetmezliği hastaların önemli bir kesiminde görülür.
Pankreas enzim tedavisi malabsorbsiyonu engelleyerek, malnütrisyonu
düzeltir. Enzim suplementleri amilaz, lipaz ve tripsin içerir. Mide
asidinden etkilenmemeleri için barsakta çözünen mikrosferler
şeklindeki preperatlar tercih edilir ve bu preperatlar çiğnenmeden
alınmalıdır. Gaita sayısına, karında gaz bulgularına göre pratik
olarak kapsül sayısı ayarlanır. Kapsüller ana ve ara öğünlerdeki
yemeklerle birlikte alınır. Çok yüksek dozlardan (10 000 U/kg/gün
lipaz ve daha yüksek dozlardan) fibrozan kolonopati oluşturabileceği
için kaçınmak gerekir.
Enteral
beslenme: Yeterli kilo alamayan
hastalarda, gece boyunca beslenmeleri amacıyla enteral beslenme
önerilir.
Ursodeoksikolik
asit (UDCA): Karaciğer bulguları olan
hastalarda, kolorektik ve sitoprotektif bir safra asidi olan UDCA
verilmesi önerilir.
Karaciğer transplantasyonu:
Siroz, karaciğer yetmezliği gelişen hastalarda gerekirse uygulanan
bir yöntemdir.
PROGNOZ
Kistik
fibrozisli hastaların beklenen ortalama yaşam süreleri ABD’de 2000
yılı verilerine göre 32 yaş olarak belirtilmektedir. Bu süre yoğun
olarak sürdürülen gen ve genin ürünü olan proteinlerin
düzeltilmesine yönelik tedavilerin başarısıyla çok artacaktır.
ABD’de 1996 yılında Kistik Fibrozis Vakfı’nın ülke olgularını
değerlendirdiği çalışmasında; 18 yaşının üzerinde tanı konulan
hastaların klinik ve sosyodemografik özellikleri, 18 yaş altında
tanı konulan hastalarla karşılaştırılmış ve geç tanı konulan
hastaların Δ- F -508 allelini daha az taşıdıkları, hastalığa ilişkin
komplikasyonların daha az görüldüğü, hastaneye daha az yatmaları
gerektiği, evde daha az iv antibiyotik tedavisi uygulandığı, oksijen
kullanımlarının daha az olduğu ve daha az dozda pankreas enzimlerine
ihtiyaç duydukları gösterilmiştir. Eğitim ve sosyal yaşamda, geç
tanı konulan hastalar arasında yüksek öğrenimlilerin, evli olanların
ve tam gün çalışanların daha fazla olduğu saptanmıştır. Tanı yaşı
ile hastalık nedeniyle kaybedilme yaşının karşılaştırılmasında, geç
tanı konulanların ölüm yaşının da daha geç olduğu bulunmuştur. Bu
veriler de, KF hastalığı tanısı geç yaşlarda konulan hastaların daha
hafif klinik bulgular taşıdığını ve bunun taşınan mutasyonlarla
ilişkisi olduğunu desteklemektedir [4].
Yazının alındığı yer:
http://www.toraks.org.tr/journal/text.php3?id=406
Erişkinlerde Kistik Fibrozis
Prof. Dr.Uğur Özçelik
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
AD, Göğüs Hastalıkları Ünitesi, Ankara
|