..:: Anasayfaya
Dönüş ::..
Çocuk basketbola başlamıştı. Bunda
ne annesinin nede babasının desteği olmuştu. Bu
yolda yalnız olduğunu biliyordu. Hafta sonlarını
iple çekiyor,spor okulunda bir şeyler öğrenmek
için can atıyordu. Çok çalışıyordu. Gözünde hiçbir
şey yoktu basketbolcu olmaktan başka...Her doğal
olayı basketbola çeviriyor,çevresine aldırmadan,
elinden gelen her şeyin en fazlasını veriyordu bu
uğurda...Sonunda çok çalışmasının ödülünü aldı.
Fenerbahçe’nin alt yapısına seçilmişti. Orada da
elinden gelenin en iyisini yapıp, başarılı
oluyordu. Minik ve küçük takımlarının hep en
iyisiydi. Dersleri de iyiydi. Ayrıca okul
takımında da oynuyordu. Artık basketbol onun için
bir oyun olmaktan çıkmış, bir yaşam şekli haline
gelmişti. En büyük hayali,ne doktor olmak nede
avukat olmaktı. O basketbolcu olacaktı..Bir gün A
takımı antrenörü başını okşayarak “İlerde çok iyi
bir basketbolcu olacaksın” dedi. O gece hiç
uyumadı. Hatta o gece kız arkadaşını bile
düşünmedi. Kulağında hep o fısıltı vardı.
Mutluluktan gözüne uyku girmiyordu.Günler
geçiyor,yüzünde ve kulağında çıkan tüyler onu
ergenliğin kollarına atıyordu. Gene hafta
sonlarını iple çekiyordu ama,bu sefer kız
arkadaşlarıyla sinemaya gidebilmek
için...İdmanlardan önce hep kız arkadaşlarından
konuşuyordu. Yavaş yavaş kopuyordu en büyük
hayalinden...Biri
vardı ki O, bu muhabbetlere girmiyor ,idmanını
yapıyor, duşunu alıyor ve eve gidip ders
çalışıyordu. Kendisine takılan lakaplara
sinirleniyor ama yinede gülüp geçiyordu.Günler
devam ediyor ve biraz daha olgunlaşıyordu. Nede
olsa artık yıldız takımdaydı. Okulda çok
popülerdi. Fiziği düzgündü,basketbolcuydu ve
yakışıklıydı. Birçok kız arkadaşı vardı. Öyle ki
“Bu maçta sayılarımı senin için atacağım.” Dediği
birçok arkadaşı vardı. Halbuki eskiden hedef için
atardı sayılarını kendi için,kimse için değil. O
çok değişmişti. Artık başka şeyler vardı
kafasında...Bir
gün antrenörü,artık kendisinden istediği verimi
alamadığını söyleyerek,takımdan attı onu. Sırtında
çantası,üstünde eşofmanıyla,yağan yağmurun altında
yürürken, bir yandan da göz yaşlarını siliyordu.
Ağlamak istiyordu. Boğazına bir şey düğümlenmişti
ve bu şey canını acıtıyordu. Kurtulmak istiyordu
ama nafile...Ne ağlıyordu nede bağırabiliyordu.
Tam anlamıyla şok olmuştu. Yağmur şiddetini
gittikçe arttırıyor, O da elinden geldiği kadar
sıkıyordu kendini...Sonunda yere çöktü ve avazının
çıktığı kadar ağlayıp bağırdı. Biraz rahatlamıştı.
Sonra gökyüzüne bakarak,bir yıldız kaydığını
gördü. İşte o zaman anladı her şeyin bittiğini.
Evet her şey bitmişti artık,tüm hayaller,tüm
umutlar bir anda yok olup gitmişti. O hata
yapmıştı çünkü ona göre hep o haklıydı...Aradan
seneler geçti. Çalıştığı iş yerine vapurla
gidiyordu. Yolda da gazetesini okuyor,çayını
içiyor,simidini yiyordu. Birden gözleri fal taşı
gibi açılıp,simidi boğazında düğümlenmişti. Bir
zamanlar lakap takıp alay ettiği arkadaşı,başka
bir takıma, hem de kendisinin yüzyılda alacağı
parayı bir gecede alarak transfer olmuştu. Sonra
bir zamanlar bulamadığı hatasını anlayıp,martı
olup uçmak istedi ama,artık çok geçti...