|
|
|
AMATÖR
BALIKÇILIKTA SORULAR, CEVAPLAR
Bu
bölümde yazısı olan tüm balıkçı dostlarımıza
katkılarından
dolayı teşekkür ederiz.
-
BALIĞIN
SAKLANMASI,HAZIRLANMASI VE YEMEKLERİ
sayfa
başı
* İlk
defa turna avına gelecek, yeni malzeme alacak ya da malzeme konusunda
kuşkusu olan
arkadaşlar için hafif bir peşrev geçelim:
- Tercihen
1.80 - 2.10 m iki parçalı kamış (Piyasada "Telescopic Star" marka
1.80 ler yeterli;
yaklaşık 9 Milyon TL). Daha iyisini alırsanız, bulursanız
o da sizin
bileceğiniz iş. Uzun kamış teknede başa bela olur benden
söylemesi.
- Olta makinası:
Bu işin sonu da yok fazla uzatmanın alemi de yok; ne varsa
onu getirin
sizi yolda bırakmasın yeter. Yeni alacaklar için ucuz ve güzel
çözüm Alba
Millenium-40; biraz daha pahalı ve çok daha güzel çözüm Alba
KK-40. "Bende
Shimano var"; "Daiwa var"; "yok efendim DAM var, Mitchell
bilmemne var"
vs diyenlerin zaten bu satırları okuması hata..
- Makinanızda
en az 50 metre tercihan ip misina (0.18-0.25 ama en iyisi
bence 0.22)
sarılı halde olmalı . Eğer makinanızın yedek kafası varsa
(birden fazla
makara ile satılıyorsa) metal kafaya ip misinayı sarıyorsunuz.
İp misina
için piyasa da değişik fiyatlarda değişik modeller var. En ucuzu
bile olsa
monofilament misinadan 100 kere iyidir. Ama ille de monofilament
kullanacaksanız
0.30-0.35 tercih edin. İlişkenler misinanızı kopardıkça "vay
be 35 bile
yetmedi" diyeceksiniz. (Benim eşim geçen yıl iki saat içinde 15
milyonluk
sasi ve kaşık gömdü; hemde 30 luk canavar gibi misinayla)
- Monofilament
misina kullanacaklar yanlarında en az iki adet çelik bedenle
geliyorlar.
(Yeniler: bu ne diye mail falan atmayın; satıcıya söyleyin o
verir. Zaten
250 bin lira falan)
- Yapay yem,
kaşık vs....
-- En az iki
üç tane zokasıyla birlikte hazır sasi (silikon balık).
Düz beyaz,
fosforlu beyaz, gri beyaz naturel reklerde. Suyun bulanık olması
ihtimaline
karşı bir ik tane de kırmızı, pembe fosforlu velhasıl çarpıcı
renkte olmasında
yarar var. "Bu renk balık olurmu, bunu yutmaz" gibi bölücü
fikirlere
itibar etmeyin. 10cm uzunluğunda olanlar gayet iyi.
-- Mepps Comet
No:4 metalik üstü kırmızı benek döner kaşık. En az
bir tane olsa
ne güzel olur; biraz pahalı ama.. Alba ya da Remss gibi
uyduruk kopyalarına
boşuna para vermeyin; hatta o parayı bana verin daha
iyi.
-- Mepps Aglia
No:4 beyaz. Bu da pahalı ama çok iyi; benden
söylemesi...
-- Yukarıdaki
döner kaşıklardan almayacaksanız, "ben sizin
tutuşunuzu
seyrederim" diyorsanız en azından Alba'nın ayakkabı çekeceğine
benzeyen ve
birde onun düz tipi yalpalayan kaşıklardan bir iki tane
alabilirsiniz.
Ya en büyük balığı yakalarsınız ya da kas geliştirirsiniz.
-- Turna kepçesi
birlikte avlanacığınız teknede illaki vardır; bence
şimdilik almayın.
Olmasa bile en kötü olasılıkla yakaladığınız balığı
kaçırırsınız.
-- İnce uzun
bir kargaburun ya da forcep gerekiyor. Geçen gün ben
Praktiker'den
4 MTL'ye Profi marka upuzun bir model aldım; harika. Bu
malzeme de
teknedeki av arkadaşlarınızda olabilir. Sırası gelmişken: şu
çizme için
de praktiker'e bir bakın. 7MTL'ye fıstık gibi çizmeler var. Benim
gibi baldırı
kalın, pantalonunu çizmenin içine sokmakta sıkıntı çeken
adamlar için
özel, geniş bacaklı.
-- Livar,soğan
çuvalı, tel bişey... Yakaladığınız balığa mukayyit
olmanız açısından.
(Tunç Abi: Sen stress yapma, olmasa da olur)
Şimdi bu bilgiler
ışığında minumum sahip olmanız gereken malzemeleri birde
ben sayacağım
:
1.En az 5
adet 8-10cm silikon(plastik)yem , sasi diye tabir edilen.Beyaz mat
2 tane olmak
üzere diğerleri değişik renklerde olabilir .Bakınız resim 1
2.Kaşık olarak
tabir ettiğimiz yemlerden birertane olursa iyi olur .Mepps ,
Remms , Alba
marka kaşıkların herhangi bir tanesinin 4 numaralısı . Veyahut
klasik büyük
Alba kaşık olabilir . Bakınız resim 2
3.Pahalıdır
fakat genel tabiri ile Rapala olarak tabir edilen sahte
yemlerden
bir tane edinebilirseniz iyi olur . Bakınız resim 3
4.Misina olarak
ben ipmisina kullanıyorum Dynema SK 65 0,16mm veyahut 0.18
.Normal misinalardan
kullanacaksanız 0,35 mm bir misina almanız ve misina
ile sahte
yem arasına çelik tel - çelik beden diye tabir edilen
aparatı mutlaka
eklemek zorundasınız malum turnanın dişleri keskin ve misinayı
kesebiliyor.
5.Orta boy
bir kamış sizi hem tekneden hemde karadan idare eder .Makinenizde
muhakkak vardır
. Önemli olan en hafifini kullanmak malum sürekli atçek
yapacaksınız.
6.Yakaladığınız
balığı tekneye almak için iğneye fazla dolanma yapmayacak
bir kepçe
.Kıyıdan av yapacaksanız gerekli değil .
7.Yakaladığınız
balığı içine koyacağınız bir livar .
8.İğneyi turnanın
ağzından elinizi kesmeden almak için pense pens vb bir
alet .
Kenan Özcan
ve Tuncay Uyanık
Nasıl bir
makina almalıyım?
Bu günlerde
lüferin yaklasmasi ile gecen sene bir cok balik tuttugum fakat her
seferinde bana yürek hoplamasi yasatan ufak daiwa makinemi degistirmeye
karar verdim. Bu niyetle birkaç balikcilik malzemesi
satıcısını
dolastım...kafam iyice karisti...bi yerde rainbow diye bir makine buldum...8
bilyeli dedi satıcı 40 milyon tl...aklımda ise daiwa vardi benim kısık
'ta sordum 160 milyon dedi...5 bilyeliymis...sonra internette arastırdım
biraz shimanolar 35-40 dolar... sormak istedigim iyi
bir makine alırken dikkat etmemiz gereken
noktalar neler?bilya
sayısı mı baska bi seyler mi var?
Tahmin ediyorum
bu konu gecmistir daha evvelden grupta ama bütün aramalarima ragmen doyurucu
bi cevap bulamadim arsivde...yardimci olursaniz sevinirim...
alakaniza
simdiden tesekkürler
Birkut Hakarar
( Eylul 2003)
Nasıl bir
makina almalısınız.
Birkut bey,
rrr'lerin sayısından anladığım kadarıyla kafanız bir hayli bozulmuş. Çok
da haklısınız. Shakespeare, milennium, kk70 ve SHIMONO (Shimano değil),
dağıtmış biri olarak birkaç öneride bulunabilirim. Bir kez
alın, en az
10 yıl kullanın derim. Rainbow diye bir makara markası yok, sadece Türkiye'de
öyle bir makara var. Bunlar Çin yapımı, akıntıya karşı 3-5 istavrit çektiğinizde
kas yaptıracak ve bir süre sonra dağılacak makineler.
Toptan fiyatları
da 3-5 dolar civarında. Marka önemli ancak Daiwa ve Shimano gibi makinelerin
de ucuz ve kalitesiz modelleri var. Kısıktaki makine büyük olasılıkla BG
(blackgold) serisi, makara kısmı sarı, kalan kısımları siyah bir makinedir.
Yurtdışı fiyatı şu anda 65-70 dolar civarında olması lazım. BlackGold ise
neyse, Jupiter ya da regal gibi serilerdense onların fiyatları 35-50 dolar
arasında.Makara alacaksanız markadan şaşmayın ama onların da ucuz modelleri
olduğunu unutmayın. Siz denizde avlanıyorsunuz, dolayısıyla ona uygun bir
makine
olmalı. Benim
sahte Shimano yani Shimono korozyondan dolayı dağılmıştı, üstelik çinekopların
çapariye atladığı bir günün tam ortasında!!! Tarık abi ve Atilla abi hatırlayacaktır.
Dibi yoklamak üzere kurşunu yokladığım sırada
mekanizma
kilitlendi ve kaldı, artık o makara ufaklığın:). Marka olarak önerilerim,
Shimano, Daiwa ve DAM. Shimano'nun Aerlex ve Titanos serileri 100 dolar
altı uygun modeller ve çok da sağlam. Daiwa'nın ise BlackGold ve Emblem
X serileri uygun olabilir. Emblem'ler genelde uzun kafalı, uzağa atış için
güzel makineler ancak büyük bölümü Kore ve Endonezya yapımı ve Japon modellerle
arasındaki fark kolunu çevirdiğiniz anda ortaya çıkıyor. Bütçeniz varsa,
Shimano Biomaster XT 12000-14000 ya da Ultegra (5+1 bilyalı),
Daiwa'dan
da Emblem XA ya da Z-A (6+1 bilyalı) serilerini alın derim. Almadan önce
mutlaka Japon olup olmadıklarının doğrulamasını alın, Japon değilse almayın.
Daiwa'nın bu modelleri atışlarınıza mesafe katar ve uzun yıllar kullanabilirsiniz.
Dam'ın da Quick ve Space modelleri gayet uygun. Alacaksanız ağırlıklarını
da göz önünde bulundurun ve iyice araştırın.
Rastgele
Murat Karahan
Ülkemizde
yaşayan özellikle ekonomik öneme sahip balıkların büyük bir kısmını pelajik
(dibe bağımlı olmaksızın üst su katmanlarında yaşayan) balıklardan oluşturmaktadır.
Sözkonusu pelajik balıklar da üç tarafı farklı özelliklere sahip dört ayrı
denizle çevrilmiş
olan
Türkiyemiz denizlerinde, üreme, ortam şartları, beslenme vb. gibi sebeplerle
göçler yapmaktadırlar. Ancak bu arada göz ardı edilmemesi gereken, Pelajik
olsun-demersal (dibe bağımlı yaşayan) olsun, denizel canlıların büyük bir
bölümünün üreme ve ortam
şartlarına
bağlı olarak uzun mesafelerden-kısa mesafelere kadar periodik göçler yaptıklarıdır.
Bundan da anlaşılacağı gibi bir balık formu ister o deniz için endemik
(yerleşik) olsun, ister başka denizlerden gelerek oradayerleşmiş veyahut
gelip geçici balıklardan olsun, üreme, besin, sıcaklık veya diğer biyolojik
ve hidolojik sebeplerden dolayı az çok uzun veya kısa mesafeler üzerinde
yer değiştirmektedir ki, esas itibarıile av verme mevsimleri de tam böyle
göç zamanına isabet etmekte ve özellikle avcıların dikkatini çekmektedir.
Tüm balıkların göçleri ile ilgili bir yazı ile zamanınızı almak istemem,
sorunuzdan da anladığım kadarı ile "poüler" balıklar ile ilgili genel bir
bilgi işinizi görecektir;
Akdeniz
menşeli balıklar, bütün sene hemen hemen aynı bölgelerde dağınık olarak
yaşarlarken ilkbahara doğru üremek maksadı ile küçük guruplar halinde toplanarak
biraz daha sahillere doğru sokulmaktadırlar. Bunlar arasında daha çok pelajik
türler bulunmaktadırlar. Bunlardan özellikle İstavrit balığı, İzmarit,
İstrangilos, Levrek ve gümüş balıkları çanakkale boğazı, Marmara denizi
ve Istanbul boğazından geçerek yayılırlar ve bu sırada da av verirler.
Göç sebepleri ortadan kalkınca da aynı yolu geriye doğru alırlar. Bu göç
sırasında Lüfer balığı hariç olarak genellikle yaşça ve boyca ufak olanlar
önden göç ederler.
Karadeniz
menşeli balıklar ise (Palamut-Lüfer) hava şartlarına bağlı olarak austos
başlarından itibaren Karadenizden Istanbul bogazı, Marmara, Çanakkale boğazı
yolu ile akdenize (Katavaşya) ve ilkbaharda da bu yolu geri alarak (Anavaşya)
göçlerini
tamamlarlar.
Türkiyenin özellikle Boğazlar bölgesinin böyle zengin balık çeşitlerine
(kalitatif+Kantitatif) sahip olması, jeolojik orijinleri bakımından tamamen
birbirlerinden farklı olan iki deniz arasında bulunmasından ileri gelmektedir.
öyle ki, bir taraftan "acısulu" Sarmatik içdenizin artıkları ve balık besini
bakımından çok zengin olan bugünkü Karadeniz ve diğer tarafta eski, büyük
Tethys denizi bakiyesi olan bu günkü Akdeniz bulunmaktadır. İşte bugün
bu denizlerde eski Sarmatik ve Tethys denizlerinin balık faunasının (canlılar
aleminin) bir kısmı, bir çok değişikliklerden sonra, hala yaşamlarını sürdürdükten
başka, bunlara ek olarak, üçüncü zamanın Pliocen devrinde yeniden açılan
bu günkü Cebel'ü-Tarık boğazı vasıtası ile Akdenize ve dolayısı ile Karadenize
kadar, Atlas okyanusunun Boreal ve Tropikal kısımlarının balıkları da girmişlerdir.
Nihayet 1869 senesinde insan gücü ile açılarak Kızıldeniz vasıtası ile
Hint okyanusunu Akdenizle birleştiren Süveyş kanalı, Akdeniz faunasının
Hint okyanusunun bazı balıklarının ilavesiyle zenginleşmesine ve göç yollarının
oluşmasına yardım etmiştir ve halen de bazı yeni formların bu yol vasıtası
ile kimi kalıcı olarak kimi de kısa süreli Akdenize girdiği aşikardır.
Bunların en tipiği ise İskenderun bölgesine yerleşmiş olan "Nil barbunyası"
dır.
Boylarına
göre ayrı isimler alan popüler balıkların en önemlileri;
1-
Lüfer:
Bozukpara
40 taneye kadar 1kg
Defneyaprağı
23-40 tanesi 1kg
Çinekop
16-22 tanesi 1kg
Sarıkanat
9-15 tanesi 1kg
Lüfer
3-8 tanesi 1kg
Kofana
1 tanesi 1/2 kg'dan 6kg kadar
Sırtıkara
1 tanesi 6kg ve üstü
*Çoğu
kez söylendiği gibi "Akya"nın lüferle hiç bir yakınlığı yoktur.
2-Palamut:
Mekik
(palamut vonosu) 10-15cm
Kestane
palamudu 15-20cm
Çingene
palamudu 20-30cm
Palamut
30-40cm
Zindandelen
40-50cm
Torik
50-60cm
Sivri
60-65cm
Altıparmak
65-68.5cm
Piçota
70cm ve büyükleri
Bu
arada orkinos balıkları ayrı bir cinstirler ve palamutlarla karıştırılmamaları
gerekir.
3-Levrek
İspendek
1kg kadar
Levrek
1kg'dan büyükleri
Levent
ARTÜZ
sayfa
başı
-
Özellikle yaz mevsiminde
balık, sabah ve akşam saatlerinde daha iyi vurur denilmektedir. Bu yaklaşım
sığ ve derin sular, denizler, baraj gölleri ve nehirlerin tümünü kapsamakta
mıdır?
Başlangıçta
genelde tüm sorularda gördüğüm genelleme üzerine birkaç söz söylemek isterim.
Balıklar veya diğer bir deyimle aquatik canlılar, türlerine, su kütlesi
içindeki konumlarına, beslenme alışkanlıklarına vb. konumlara bağlı olarak
çeşitli davranış biçimleri segilerler. Bu sebeple tüm aquatik canlıların
ışık, sıcaklık, su kalitesi vb.dış etkenlere bağlı davranışları ile ilgili
toptan bir sonuca gidilemez.
Iışığın tüm canlılar
üzerinde sayısız etkileri mevcuttur bunlardan biri de ışığa yönelimdir
(fototaxi) buna bağlı olarak genelde karanlık periotta inaktif olan canlılar
(yemler) yani yoğun ışıksızlık ile sürekli sabit ışıkta minimum hareket
yapan canlılar, ilk ışık başlangıcında artı yönde, ışık azalmasında ise
eksi yönde hareket kazanırlar ki bu da besin zincirinde yer alan diğer
canlıların beslenme odaklı olarak haraketlenmesine yol açar. Bu olgu sadece
aquatik ortama özgü değildir tüm biotopa mahsustur.
(Levent Artüz)
Havanın bulutlu
ve basık olması balığın sudaki hareketlerini nasıl etkiler?
Hava şartları
basınç, sıcaklık değişimi, ışığın karakterinin belirli varyasyonlarda değişimi
gibi sebeplerle yine tüm canlılar üzerinde sayısız farklı etkilere yol
açar. Bu etkiler uyaranın derecesine de bağlı olduğundan bir genelleme
yapmak sakıncalıdır ancak tür bazında bazı canlıların hareket farklılıklarından
bahsedileblir.
(Levent Artüz)
sayfa
başı
-
Ayın büyüklük ve
küçüklüğü dünya üzerinde yarattığı çekim etkisiyle mi suları ve dolayısıyla
balıkları etkilemektedir? Yoksa sadece ayın su üzerinde yarattığı aydınlık
mı balığı etkiler?
Yine yukarki
sebeplerle bir genelleme yapmak sakıncalıdır ancak ayın çekim gücünün yılanbalıkları
gibi bazı aquatik formlarda özellikle üremede etki ettiği düşünülmektedir,
bunun yanısıra özellikle deniz ortamında bilhassa yırtıcı balıkların karanlık
gecelerde bioluminesans (biolojik iışık-yakamoz) dolayısı ile yem olacak
balıkların olduğundan onlarca kat fazla büyük gözükmeleri dolayısı ile
beslenemedikleri veya istakoz gibi krustaselerin hareket kabiliyetlerinin
azlığından bu karanlığı beslenmede avantj olarak kullandıkları bilinmektedir.
(Bioluminesans ile ilgili ek bilgi için www.artuz.com
dan İlham ARTÜZ linki altındaki yazılardan ilgili olanları izleyebilirsiniz).
(Levent Artüz)
-
Lodos mu yoksa poyraz
mı daha iyi balık tutmak için elverişlidir?
Özellikle
deniz balıkçılığında rüzgarın yönü karanın pozisyonuna göre önem taşır.
Örneğin karadeniz kıyılarında poyraz esmesi dağlar gibi dalgaların oluşmasına
neden olurken, Marmaranın kuzeyi ve Akdeniz’de karadan açığa estiğinden
dolayı birçok yerde sütliman deniz oluşturur. Lodos ise Karadeniz kıyılarımızda
aynı etkiyi sağlarken Boğazın altını üztüne getirir. Istanbulda “Lodos
balığı” tabiri esasında bu sallantılı denizdeki balıkçıyı alaya almak için
söylenen bir sözdür. (Levent Artüz)
sayfa
başı
-
Bir önceki gün yağmur
yağdığında ertesi gün az balık olması genel bir kanı mıdır yoksa, su yağmur
nedeniyle bulanıklaştığı için balığın yemi daha zor bulması mı söz konusudur?
Özellikle
denizde yaşayan pelajik balıklarda (ortasu katmanında yaşayan) tuzluluktakı
çok az oynamalar bile çeşitli etkiler oluşturmaktadır. Kaldı ki fazla akıntılı
olmayan, karışımın az olduğu yerlerde yamurun ışık geçirgenliğinden suyun
Ph (asiditesine) kadar birçok farklılaştırıcı etkisi bulunmaktadır. Bu
etkiler de özellikle aquatik canlılarda davranışlarda rutinin dışına cıkılmasına
sebep olmaktadır. (Levent Artüz)
-
Özellikle baraj
gölleri ve nehirlerde, suyun yükselip alçalması balığı nasıl etkiler?
Tatlısu akuatik
canlıları su basıncına oldukça duyarlıdırlar. Bu sebeple suyun azalıp çoğalması
(normalin dışına çıkması) burada sıralanamayacak kadar çok olumsuz bir
çok etkiyi de beraberinde getirmektedir Seviye farklılıkları tatlısularda
aynı zamanda suyun sıcaklığı, yaşama ortamı parametrelerinde farklılık,
birim alan tür yöğunluğu -çeşitliliği gibi dış ortam etkileşimlerini de
beraberinde getirecektir.(Bkz.daha evvel Sn. Satı İnan’a yazdığım cevap)
Kısaca normalin dışındaki her oluşum canlıları olumsuz etkiler. (Levent
Artüz)
sayfa
başı
-
Oltanın su içinde
hafifçe oynatılması, balığın yemi bulmasını kolaylaştırır mı? Oltanın oynatılması,
yemin kokusunun daha hızlı yayılmasını mı sağlar yoksa balığın yemi görmesini
mi kolaylaştırır?
Hepsi ve
bunlara ek olarak yemin hareketi sudaki titreşim dolayısı ile balığın direkt
olarak ilgisini çeker. (Levent Artüz)
-
Yaz mevsimi bitip
de havalar ve deniz suyu soğumaya başladığında balık kıyıya gelir denilmektedir
(gelmektedir de). Kış aylarında hava ve su iyice soğuyunca balık bu sefer
de derin ve nispeten sıcak yerlere gitmektedir deniliyor. Hangi hava sıcaklığında
balık daha derinlere gider ve bu derinlik yaklaşık kaç metreler (veya kaç
kulaç) olur?
Bu konu tamamen
tek tek türler bazında incelenmesi gereken bir sorundur. Pelajik balıklar
uzun mesafelerde göçler yaparken Demersal (dipte yaşayan) balıklar üreme,
beslenme vs göçlerini genellikle kıyılar ve derin sular arasında gerçekleştirirler.
Burada kastedilen kanımca bu demersal balıklardır. Sözkonusu balıklar ise
bu göçlerinde tamamen farklı zaman ve derinlikler izlerler. (burada genelde
derinlik belirli bir tuzluluğun ve sıcaklığın bulunduğu katmanın olduğu
yerdir.) Bu da dış etmenler dolayısı ile seneler bazında farklılıklar gösteren
bir olgudur. Bu arada sözkonusu olgu ile karıştırılmaması gereken birçok
balığın predatörlerin göçleri sırasında korunma amaçlı olarak kıyılara
yaslanmasıdır (lüfer zamanı istavritin kıyılaması gibi). (Levent Artüz)
sayfa
başı
-
Grup üyelerimizin
tuttukları balıkları nasıl muhafaza ettiklerini yani kıyıda, gölde, denizde,
yazın-kışın, nasıl, nerede balıkları korudularını; ayrıca bu balıkları
hemen tüketmediklerinde buzdolabına ne yaparak koyduklarını merak ediyorum
ve tecrübelerinden istifade etmek istiyorum.
1. CEVAP
Balığı öldükten sonra kesinlikle suda tutmamak gerekiyor. Aksi takdirde
solungaçlarının rengi kırmızıdan soluk pembeye dönüşür ki balık iki saat
önce bile tutulsa kimseyi inandırmak mümkün olmuyor. En güzeli balıkları
üst üste koymadan kasaya dizerek üzerlerine buz serpmektir. Ama teknede
ve kıyıda buz olmadığı durumlarda nemli bir bezle üzerleri örtülmeli ve
derilerinin kurumasına izin verilmemelidir. Balıkların üst üste konularak
ezilmesi mutlaka engellenmelidir. Balığı tutmak kadar servise sunmak da
bir sanattır.Balığı lezzetli kılan içindeki kandır. Eğer balığın kanı kaçarsa
lezzeti de kaybolacaktır. Japonlar boğaz da çiftleşmeye gelen orkinosları
bize biliçsizce katlettirirken bir japon gırgır teknelerinin içinde balıkları
kesmek için hazır bekliyordu. Bunun amacı balığın kanını uygun kesimle
içinde tutmayı sağlamaktı. Çiğ balık yenmesinin sebeblerinden biri olarak
da balığın kanını korumak kendisini ateşte kurutmamak olduğunu söyleyebiliriz.
Bu noktadan hareketle uzun süreli saklanacak balıklar şoklama ile dondurulmalı
ve kesinlikle temizlenmeden dondurulmalıdır. Buharla kurutulup saklanan
balıklar hakkında bir çok makale okudum. Amerika’da smoked denelen bu yöntem
için aparatlar satılıyor. Smoked bizim fümeye karşılık geliyor hemen hemen.
Yine bütün saklanan balıkların pulları temizlenmemeli ve derisini çizmemeye
özen göstermek lazımdır. (Bülent Öztarhan)
2. CEVAP
Balığı ölünceye kadar livarda bekletir sonra da üzerini tamamen buzla örterim.
Balığa giderken termos tipi araba buzluğu ile birlikte buz aküsü yerine
içleri su ile doldurulup dondurulmuş meyva suyu kutuları (karton-folyo
litrelik kutular) götürmek çok yararlı. Av sona erdiğinde kutuları yırtıp
içindeki kalıp buzları kırarak buzluğun içine döküyor sonra balıkları yerleştiriyorsunuz.
Böylece balıklar sağ salim (yok bu olmadı, taptaze diye düzeltelim) eve
ulaşıyor. Büyük kalıplar halindeki buzun erimesi uzun zaman aldığı ve meyvasuyu
kutularının kanımca bir miktar termosif etki yaratması bu yöntemi çok kullanışlı
hale getiriyor. Balığı temizlerken, balığın vücudunun iç çeperlerinde kalan
küçük parça kurumuş kan kırıntıları balığın tadında itici bir ekşi-acımsı
etki yaratıyor. Bu yüzden ben bu kırıntıları tamamen temizlemeye çalışıyorum.
Özellikle sazan-kadife gibi, bulunduğu çevreye de bağlı olarak çamur kokusu
taşıyan tatlısu balıklarını ölür ölmez temizlemenin daha yararlı olduğunu
düşünüyorum. Çünkü balığın kokmasına neden olan midesindeki yiyecekler
iç organlarla birlikte balığın içinde kaldıkça koku ete daha fazla sarıyor
gibi geliyor bana. Bu nedenle av sonrası balığı livardan çıkarıp temizledikten
sonra buzluğa atmak ve evde de temizlenmiş saklamak daha uygun geliyor.
Eğer avdan hemen sonra fırsat bulamazsam eve gelir gelmez ilk olarak balığı
temizliyorum. (Kenan Özcan)
sayfa
başı
-
Sazan avı ve
yemleme teknikleri
Bence birkaç
kilo misir al ve onlari iyice hasla, gittigin yerde önünü bol bol bu misirla
yemle. Yem olarak ta bu misirlari kullanabilecegin gibi marketlerde satilan
fresh misiri da kullanabilirsin. Ben Ömerli'de solucanla ufak sazan yakalayabiliyorum.
Ayrica misir unu, bugday unu, vanilya, kremali tavuk çorbasi tozunu ve
biraz da tuzu hamur yapiyorum (kivami biraz sert olacak). Bu hamur da is
yapiyor ama küçük balik yapiyor. Misirla yemleme yapip kancaya da misir
takarsan iri balik alabilirsin. (Erdoğan Şenol)
-
Yayın balığı
av teknikleri
Ağustos-Eylül
arasi idealdir. En önemli unsur yerdir. Gideceğiniz mevkiye gündüzden ulaşmanız
gereklidir. Yer derin ve durgun olmalı en önemlisi su toprağın altına doğru
gitmelidir. Ağaç gövdelerinin altı da iyi balık verir. 60-70-80 lik misinalarla
2 bedenli büyük bronz iğne ve çok ağır kurşun kullanın. Çok uzağa atmayın.
Her 30 metreye bir
sallama olta
atın. Zil bağlayın ve zil çalsın çalmasın (duyamayabilirsiniz de) 2 saatte
bir yem tazeleyin. Nehir için ideal yem sülük ve kalın diri solucandır.
AOÇ Hayvanat
bahçesi karşısında
(otoparkın arkası) sulama kanallarının arasından toplanan
solucanlar çok
iyi iş görür. Bu yemler sazan için de geçerli olduğundan şansınız
artacaktır.
Ancak sadece yayın için kurbağa da sonuç verir. Bütün akşam, gece ve
gün doğduktan
2 saat sonraya kadar bu oltalar suda durmalıdır. Kamışlı olta ile gün
boyu kelebek
alabilirsiniz. Gece boyunca da kamışlı oltaya fosfor takarak
avlanabilirsiniz.
Şamandıralı, orta boy tek iğneli ve yaprak kurşunlu olta kullanın.
35-40 lık misina
yeterlidir. Oltanız batınca 10 saniye kadar tasmalama yapmayın.
Yayın bu tip
yemleri yutar. Bırakın yutağına gitsin. Yayın oltaya vurduktan sonra
kaçmaz. En önemli
hususlardan biri de kesin sessizlik ve karanlıktır. Yem tazelerken
suya asla ışık
düşürmeyin. Kamp yerinizin uzağına sallama atın. Her ne şekilde zarar
vermiş olsanızda
yayın kendini çok çabuk tedavi edebilen bir balıktır. Tereddütsüz
geri salabilirsiniz.
(Akın Akman)
sayfa
başı
-
Balığın kulağına
kar suyu kaçması ne demektir?
Denizde özellikle
boğazda iki tür akıntı olmaktadır. Biri dip akıntısı dediğimiz ılık ve
genelde balığın vücut ısısına yakın olan akıntı, diğeri ise yazın sıcak,
kışın ise rüzgarın da etkisiyle eksi derecelere düşen yüzey akıntısıdır.
Yüzey akıntısının dip akıntısına karışması sonucu balığın vücut ısısının
altına düşen su sıcaklığı balığa şok geçirtir. Bu da halk arasında balığın
kulağına kar suyu düştü olarak bilinir. (Bülent Öztarhan)
-
Balıklar neden suyun
nispeten soğuk bölgelerini tercih ederler?
Fizik kurallarına
göre suda eriyebilen oksijen miktarı suyun sıcaklığı ile ters orantılıdır.
Buna göre su ne kadar soğuksa o kadar yüksek değerde erimiş oksijen içerir
ve ne kadar sıcaksa da erimiş oksijen miktarı o kadar düşer. (Levent Artüz)
sayfa
başı
Çaparinin
gerçek uygulama alanı teknedir, balık nerede av veriyorsa tekne ile oraya
gitmek icap eder. İskandile gelince en az (15 iğne için) 200gr ağırlık
gerekir. Suların durumuna göre çapari uçurtma olmayacak şekilde bu ağırlık
arttırılabilir. Çapari gündüzleri iş yapar.
Çapariler sürekli
hareket halinde olması gereken av araçlarındandır bu sebeple sandaldan
sürekli bir aşağı bir yukarı sallanmaları gerekir. Kıyıdan ise atıp çekme
başarılı olabilir. Özellikle ayna sular veya kanalda motor üstünde çok
ağır yollu sürüklemede iyi iş yapar (sürüklerken yine sallanarak hareket
ettirmek gerekir).
Çinekop çaparisinde
balık ararken dipte çapari yapmak gerekir. Şu anda biz No:3 Mustad ref:1799D
düz kalaylı beyaz iğne, kırmızı ibrişim, beyaz horoz boyun tüyü ucu, 12cm
köstek, köstek:0.30mm, beden 0.35mm çapari kullanıyoruz.
Öğlen saatlerinde
ise yine aynı takım yalnız iğneler ateşte karartılmış (siyah iğne) çapari
kullanıyoruz. Çaparicilikte tek tavsiyem çaparinizi kendinizin bağlamasıdır.
Hazır alınmış çapari sizi üzer. (Levent Artüz)
Ben esasında,
çaparide sim olarak Fly bağlamak üzere yurt dışından getirttiğim özel bir
malzemeyi kullanıyorum, bu fiber optiklerde kullanılan gibi bir şey (yanar
döner gibi her rengi veriyor) ancak, dip çaparisi, palamut çaparisi ve
bazı (eski) çinekop çaparilerinde sanki mavi başta olmak üzere, gümüş ve
altın daha iyi iş yapıyor gibi. Bir dönem kullandığımız kırmızıdan ben
ve diğer balıkçılar (profesyoneller) pek memnun kalmamıştık. Köstekleri
balık boyu kadar tutarsanız, kösteği iğne ve tüye kırmızı floş ibrişimle
bağlarsanız ve bir de Mustad kalaylı iğneyi, yakmadan aluminyum bir kapta
karartır ve çaparileri bununla bağlarsanız daha avcı olur kanaatindeyim.
(Levent Artüz)
-
Çapari hakkında
(3) “Tüyler”
Çaparilerde
bilinen ve çoğunluk yazılanın aksine su kuşlarının tüyleri pek makbul değildir.
Bunun sadece çok az istisnası vardır. Su kuşlarının tüyleri hidrofobik
(susevmez) bir yapıya sahiptir bu sebeple su içesinde teleklenip avlanacak
balık için tahrik edici olmazlar. Her türlü çaparide kullanılacak en ideal
tüy horozun boyun ve üst sırt kısımlarındaki tüylerdir. Ancak özellikle
çinekop, lüfer ve Marmaradan geri dönen ufak boy palamutlar için ve kışboyu
Boğaza yayılmış sözkonusu balıklar için ince çaparide birbirine yapışan,
teleklenmek yerine stabil bir yapı oluşturan tüye ihtiyaç vardır. (Herhalde
o dönemin yemlik balıklarına benzediğinden). Bu sebeple profesyoneller
bu çaparileri martı tüyünden yaparlar, kızıl olması gerektiğinden de kına
ile boyarlar. Ben martının sadece bir capariye tüy yapmak amacı ile vurulmasına
karşıyım.
Sözkonusu gurup
çapari için özellikle elmabaş ördeğin kızılımsı boyun ve kahve "gözlü"
göğüs tüyleri çok makbuldür. Tüy boyu ise max.1/0 iğneye bağlanacak boyudur.
İkinci sırada ise yeşil dişisinin kahve-kırçıllı tüyleri gelmektedir. Bunun
yanısıra Fly-cılar için, kendi sineklerini bağlarken her türlü tüy
ve özellikle su kuşlarının gerisinin üzerindeki yağ bezesinin etrafında
yer alan az sayıdaki özel "yağlama tüyleri" en makbule geçen tüylerdir
(cul de canard tüyleri).
Tüy sınıf ve
boylarına göre zarf veya ufak poşetlere konulabileceği gibi, tüm veya bölgesel
olarak deri ile birlikte ayrılıp (tulum çıkartılıp) işlemden geçirildikten
sonra da tek tek kopartılarak kullanılabilir. Bunun için yapılması gerekenler
çok basittir:
1-İstenilen bölge
veya tam olarak tulum çıkartılır,
2-Tulum genelde
kanat açıklıkları boyunca kesilerek düz bir hale getirilir,
3-Tüyler alta
gelecek şekilde, deri bir tahtaya kenarlarından sık olarak iğne, çivi gibi
bir malzeme ile gerilir
4-Deri ete bakan
tarafından bol "asitborik" ile tuzlanır, ve asitborik kuru kalana kadar
bu tekrarlanır.
Normal oda sıcaklığında
yaklaşık 1 hafta sonra işlem tamamlanır. Bu yöntemle istenilen tüy, istenilen
boy ve bölgeden rahatlıkla kullanılabılır. Ben özellikle değişik renkteki
horoz boyun ve arka-sırt bölgelerini bu şekilde saklıyorum. (Levent Artüz)
Çaparilerde
bilinen ve çoğunluk yazılanın aksine su kuşlarının tüyleri pek makbul değildir.
Bunun sadece çok az istisnası vardır.
Su
kuşlarının tüyleri hidrofobik (susevmez) bir yapıya sahiptir bu sebeple
su içesinde teleklenip avlanacak balık için tahrik edici olmazlar. Her
türlü çaparide kullanılacak en ideal tüy horozun boyun ve üst sırt kısımlarındaki
tüylerdir.
Ancak
özellikle çinekop, lüfer ve Marmaradan geri dönen ufak boy palamutlar için
ve kışboyu Boğaza yayılmış sözkonusu balıklar için ince çaparide birbirine
yapışan, teleklenmek yerine stabil bir yapı oluşturan tüye ihtiyaç vardır.
(Herhalde o dönemin yemlik balıklarına benzediğinden). Bu sebeple profesyoneller
bu çaparileri martı tüyünden yaparlar, kızıl olması gerektiğinden de kına
ile boyarlar. Ben martının sadece bir capariye tüy yapmak amacı ile vurulmasına
karşıyım.
Sözkonusu
gurup çapari için özellikle elmabaş ördeğin kızılımsı boyun ve kahve "gözlü"
göğüs tüyleri çok makbuldür. Tüy boyu ise max.1/0 iğneye bağlanacak boyudur.
İkinci sırada ise yeşil dişisinin kahve-kırçıllı tüyleri gelmektedir.
Bunun
yanısıra Fly-cılar için, kendi sineklerini bağlarken her türlü tüy ve özellikle
su kuşlarının gerisinin üzerindeki yağ bezesinin etrafında yer alan az
sayıdaki özel "yağlama tüyleri" en makbule geçen tüylerdir. (cul de canard
tüyleri)
Tüy
sınıf ve boylarına göre zarf veya ufak poşetlere konulabileceği gibi, tüm
veya bölgesel olarak deri ile birlikte ayrılıp (tulum çıkartılıp) işlemden
geçirildikten sonra da tek tek kopartılarak kullanılabilir.
Bunun
için yapılması gerekenler çok basittir.
1-İstenilen
bölge tam olarak tulum çıkartılır,
2-Tulum
genelde kanat açıklıkları boyunca kesilerek düz bir hale getirilir,
3-Tüyler
alta gelecek şekilde, deri bir tahtaya kenarlarından sık olarak iğne, çivi
gibi bir malzeme ile gerilir
4-Deri
ete bakan tarafından bol "asitborik" ile tuzlanır, ve asitborik kuru kalana
kadar bu tekrarlanır.
Normal
oda sıcaklığında yaklaşık 1 hafta sonra işlem tamamlanır. Bu yöntemle istenilen
tüy, istenilen boy ve bölgeden rahatlıkla kullanılabılır. Ben özellikle
değişik renkteki horoz boyun ve arka-sırt bölgelerini bu şekilde saklıyorum.
Levent
ARTÜZ
sayfa
başı
-
Solucan besleme-muhafaza
etme hakkında
Ben solucanları
5-6 litrelik bir plastik kovaya bol miktarda toprak, kökleriyle birlikte
bir kaç demet ot ve kuru yapraklarla birlikte koyup ara ara su ekliyorum.
Su haricinde herhangi bir ekleme yapmıyorum. Ancak ben bu kovaya haftada
bir yeni solucan, ot, toprak vs ekliyorum. (Stoğu kuvvetli tutmak için
her av öncesi veya sonrası) Gıda bu şekilde geliyor olabilir, zira solucanların
açlıktan öldüğüne tanık olmadım. Ancak ıslatmak amacıyla çok su koyduğumda
çürümeye, su koymayı unuttuğumda da kurumaya neden olduğum zamanlar oldu.
Her iki durumdada yaratıklar hakkın rahmetine kavuşuyor. Bu kovayı stok
amaçlı balkonda tutup, ava giderken ihtiyacım olduğu kadarını götürüyorum.
Yalnız kovanın ağzına bir bez germeyi ve kovayı bir kolinin içine koyup
güneş görmesini engellemeyi kesinlikle unutmuyorum. (Kenan Özcan)
-
Hologram kağıt ne
için ve nasıl kullanılır?
Sürekli bahsi
geçen hologramlı kagıt, bildiğimiz arkası yapışkanlı (kendi yapışan) dc
fix adı altında kitapçılarda satılan kağıtlardır. Biz bu kagıtların genellikle
balık rengine yakın ve pul gibi desenli olanlarını seçerek yırtıcı (balıkla
beslenen) Turna, Alabalık, Levrek ve bunun gibi balıkları avlamak amacıyla
kullandığımız kaşık ve mepss lerin üzerine yapıştırarak balığın yeme olan
ilgisini arttırırız. Eski özelliğini kaybetmiş hatta paslanmış malzemelerimizi
işe yarar hale getiririz. (Atilla Beşiroğlu)
sayfa
başı
-
Gece yapılan balık
avında Lux (Lüks) kullanılmasının amacı ve avantajları nelerdir?
Gece deniz
ortamında avlanırken Lüx'ün (kuvvetli bir ışık kaynağının) amacına bir
bakalım isterseniz. Denizde mikroskopik planktonik canlılar bulunmaktadır.
Bizler bunları çıplak gözle göremeyiz ancak onlar cok yoğun olarak oradadırlar.
Zaman zaman değişik şartlara göre farklılık göstermekle birlikte baskın
olan tür genellikle blimsel adı Noctiluca miliaris olan yakamoz
olayını yaratan formdur.
N. miliaris biyolojik ışık diye nitelendirilen
bioluminesans (ışıma) yaratabilen bir tek hücreli canlıdır. Bu canlı herhangi
bir yüzey ile temas ettiğinde korunma amaçlı olarak aynen ateşböceklerinde
olduğu gibi ışık üretir ve bu ışıma sonucunda da, ışık dolayısı ile olduğundan
yüzlerce kez daha büyükmüş izlenimini verir. Bizler gece avlanırken su
içindeki takımımıza değen sözkonusu canlıların çarpması sonucu oluşan ışımadan
dolayı takım da olduğundan yüzlerce kez daha büyük görünür ve balıklar
da buna yaklaşmazlar bile. Bizler ışık yakarak bu ışımanın bastırılmasını
sağlarız, aynı etrafta ışık olduğu zaman yıldızların görünememesi gibi.
Bu aşamada Lüx
kullanılmasının amacı sadece kuvvetli bir beyaz ışık kaynağı olmasından
kaynaklanmaktadır. Mehtaplı aydınlık gecelerde sözkonusu ışıma daha az
olmaktadır. Bioluminesans ile ilgili daha detaylı bilgi için http://www.artuz.com/IlhamSamime/Ilham/Ilham.htmsayfasında
Marmarada kızılsu olayı yazısına başvurabilirsiniz. NOT: Emniyet
açısından Zodiac tipi teknelerde lüxü "L" şeklinde bir tablaya oturtup
onu da tekne bordasına (yahut küpeşteye) sabitleyebilirsiniz, bu yöntem
ışığın gözünüzü almasını da engeller.
(Levent Artüz)
-
Hangi balık için
hangi iğne?
İlk olarak
tuttuğunuz balık türü ve büyüklüğüne göre iğne belirlemelisiniz. Mesela
turna avlıyorsanız ve gerçek yem kullanıyorsanız çaprazı biraz fazla beyaz
arkası halkalı ve ucu künt kısa olmayan (mustad tercihimdir) kanca öneririm.
Ancak daha büyük ve farklı mesela yayın avlıyorsanız siyah daha büyük
ve balığın açamıyacağı tarzda bir iğne kullanmalısınız. 2.
olarak size nacizane tavsiyem avcı balıklarda yani turna levrek vs gibi
türlerde iğne rengi pek farketmez ancak alabalık gibi uyanık balıklar için
ışıkta parlamayan renk daha uygundur. Balık iğneleri açısından size aktarabileceğim
en önemli şeylerden biride iğnelerin asla sulu bırakılıp paslandırılmaması
zamanla yıpranan iğnenin eğe ile devamlı sivri tutulması ve miadı dolmuş
iğnenin artık kulanılmamasıdır. Size marka olarak mustad ve fıransız kanel
(okunuşu) iğnelerini tavsiye ederim.
(Kadir Polat)
sayfa
başı
-
Balıklar nasıl ve
ne kadar süre ile dondurulmalıdır?
Palamut,
lüfer, hamsi gibi yağlı balıkların deep freeze'de depolama süresi
2-4 aydır. Sürenin
maksimuma çıkarılması için şunlara dikkat edilmelidir:
* Balıklar
kesinlikle yeni tutulmuş olmalıdır.
* Bir kovaya
buz koyup balıkların üzerinde ince bir buz tabakası oluncaya
kadar daldırma
işlemi yapılır.
* Suya
biraz limon asidi eklenirse süre bir miktar daha uzar.
* Balıklar
1 kg lık porsiyonlar halinde dondurulmalıdır.
* Büyük
balıklar dilimler halinde kesilerek dondurulur. (Hasan Mısır)
sayfa
başı
Malzemeler
2 kilo ayıklanmış,
kılçığı çıkarılmış hamsi (hamsi yerine sardalya da kullanmak mümkün), 4
büyük soğan, 1 yemek kaşığı karabiber, yeteri miktarda tuz, yarım demet
maydanoz, ıslatılmış ve suyu alınmış ekmek içi, 2 yumurta (+2 yumurta daha),
Beyaz un, Sıvı yağ.
Hazırlanışı
Hamsileri bir
mutfak robotu ya da rondo benzeri bir alette kıyma haline
getirin. Ardından
soğanları da minik minik doğrayın (bu kısımda eşler çok işe
yarayabilir).
Maydonozu rondo ya da mutfak robotuna atmanızı tavsiye etmem. En iyisi
bıçakla doğramak. Sonra balık kıymasına soğanı, maydonozu, yumurtayı (kırmayı
unutmayın) tuzu ve karabiberle, ekmek içini ekleyin ve yoğurmaya başlayın.
Köfte ele yapışacak kıvama gelene kadar devam edin (tavana yapıştırmayı
deneyebilirsiniz ama hanımlar çok bozuluyor ve sonradan köfteyi indirmek
zor). Sonra bir süre köfte hamurunu dinlendirin. (hamuru ne kadar yorduğunuza
bağlı olarak bu süre 20-30 dakika arasında değişebilir). Ardından hamurdan
ceviz büyüklüğünde parçalar alın, elinizin içinde top haline yuvarlayın
ve bastırın. Sonrasında köfteyi una bulayın. Bu aşamadan sonra dileyen
kadın budu köftede olduğu gibi, köfteyi ayrıca yumurtaya banarak da kızartabilir.
Ben yumurtasız pişirmeyi tercih ediyorum. Ortalık daha az kirleniyor. İlk
partide 3-4 tane köfte pişirin ve tadına bakın. Böylece gerekirse tuz ya
da karabiber eklemesi yapabilirsiniz. (Murat Karahan)
-
Fırında domuz balığı
tarifi
Malzemeler
Bir adet 500-750
gr domuz balığı, 2 adet orta boy kuru soğan, 2 diş sarımsak, 2 adet orta
boy domates, yarım yemek kaşığı domates salçası, yarım su bardağı sıvı
yağ (tercihen zeytin yağı), yarım demet maydanoz, tuz, karabiber.
Hazırlanışı
Domuz balığının
derisi sert olduğu için öncelikli olarak yüzülmesi gerekir. Aynen fileto
işleminde olduğu gibi keskin bir bıçakla ve fazla bastırmadan bıçağı kaydırarak
deriyi yüzmek mümkündür. Yüzme işlemini kolaylaştırmak için balık 2 parmak
eninde olacak şekilde parçalara da bölünebilir. Balığı alacak derinlikte
fırın kabı veya borcam içerisine kurusoğanlar halka halka doğranır, sarımsaklar
küçük dilimler haline getirilerek soğana eklenir, üzerlerine sıvı yağ içerisinde
karıştırılarak inceltilmiş domates salçası, bir tutam tuz ve karabiber,
kıyılmış maydanoz eklenerek hafifçe ovalar şekilde iyice karıştırılır.
Derisi yüzülmüş ve yaklaşık 2 parmak eninde kesilmiş balık parçaları (balığın
kafası da dahil), karışımın içerisinde yuvarlanarak her tafafının yağlanması
sağlanır. Bu işlemin tamamlanmasının ardından fırın 170-180 dereceye getirilerek
ısınmaya bırakılır ve balığın olduğu kap da buzdolabına konularak dinlenmeye
alınır. Fırın ısındıktan sonra, balık parçaları yine karışım içinde çevrilir
ve üzerlerine halka halka doğranmış domatesler dizildikten sonra kap fırına
konulur. Balık yaklaşık 20-25 dakikada pişecektir ancak yine de, fırının
gücüne bağlı olarak, 15 dakikadan sonra arada bir kontrol edilerek balığın
istediğiniz kıvamda pişmesini sağlayabilirsiniz. Balık sıcak yenilebileceği
gibi soğuduktan sonra da ayrı bir lezzet almaktadır. Yanında ekşili roka
salatasını ihmal etmemek kaydıyla afiyetle yiyebilirsiniz. (Hakan Doygun
- 80’lik usta bir balıkçıdan alıntı)
sayfa
başı
KISA KISA
-
Karanlık hava ve
suda sahte yem veya kaşıkla avlanılmaz.
-
Teknede yakılan
lüks ışığının etkili olması için ayın olmadığı gecelerde avlanmak daha
verimlidir. Lüks, denize olabildiğince paralel bağlanmaya çalışılmalıdır.
-
Balıkçı tekneleri
kayalık zeminli bölgelerde ağ ile dip taraması yapamadıkları için bu bölgelerde
balık daha verimli olur
-
Oltaya lüfer takıldığında
misinayı hızlı toplamak gerekir, aksi halde lüfer hızlı davranıp misinayı
kesebilir (tabi oltaya takılanın lüfer olduğunu anlamak kaydıyla!)
-
Oltaya kayabalığı
takıldığında misinayı hızlı toplamak gerekir, aksi halde kayabalığı yemi
kaptığı gibi yuvasına girer ve bir daha çekemezsiniz.
Genellikle
fazla miktarlarda misina tüketildiği için ve de sanırım alışkanlıktan genellikle
kangal halde satılan sanırım türkiye'de bobinden 4x25 şeklinde kangal hale
getirilen misinaları kullanıyorum. Nedendir bilmem ama denizde kesinlikle
kamış-makara kullanmıyorum.
Oltalık
misinalarda (eğer bulabilirsem) orjinal timsah marka kullanmaya gayret
ediyorum (qual:112543-4S) bu oldukça yumuşak bir misina. Diğerlerinde oltalı
veya beden için olsun misinayı ilk önce tekne arkasından hareket halindeyken
tamamen denize salıyor (gamını almak için) ve sonrasında bir ucundan sabit
bir yere bağlayarak diğer ucundan misinanın kalınlığına göre belime dolayıp
mümkün olduğunca esnetiyorum (line memory). Çapari yapmakta kullanacağım
misinaları ise sadece esneterek bir leğene sağıp kullanıyorum. (köstek
ve beden). Bu işlemin yapılmadığı misinalarla yapılmış çaparilerde köstekler
muhakkak bedene dolanıp bozulmaya mahkum oluyorlar.
Bedenlik
misinalara gelince;
Ağır
bedenlik misinalarda 0.60 ve üzeri (özellikle 0.80-0.90-1mm) tartışmasız
YO-ZURI Guam Tournament line (Low stretch) kullanıyorum ve beni daha yarıyolda
bırakmadı.
Orta
kalınlık bedenliklerde 0.40-0.60 ise favorim Platil XTRA ancak mutlaka
kuru düğüm atmak gerekiyor. Esneme kabiliyeti çok yüksek ve denizlerimiz
için oldukça uygun bir misina (beni fransız misinalarını kullanmaktan vazgeçirdi)
İnce
bedenlerde 0.40 altı favorim Japon malı SIGLON muhteşem bir misina. (kullanmadan
muhakkak esnetilip "line memory'si" alınmalı)
Tatlısuda:
Tatlısuda
fly-fishing dışında ben de makara ve kamış kullanıyorum (makara ve kamış
konusunda seçici değilim ancak D.A.M. içi dolu 2 parçalı kamışlar hoşuma
gidiyor)
Makarada
kullandığım misina her zaman PLATIL STRONG ve max kullandığım kalınlık
ise 0.30 (0.30 kalınlık 11.2kg çekiyor ve uygun bir kamış ve iyi ayarlı
bir fren ile herhalde 50kg civarı balıkta başarı gösterebilir.)
Bedene
gelince o da benim açımdan tartışmasız Berkley'in Trilene XL Extra strong,
high performance misinası. (özellikle ıslandığında aldığı mavimsi renge
hayranım)
ayrıca
0.19,3 kalınlık 4,44kg dayanma gücüne testli.
Geçen
yaz çaparilerde de Trilene kullandım biraz yumuşak ama fena sonuçlar vermedi
(istavrit-kolyoz)
Sonuçta
hangi misina kullanılırsa kullanılsın dikkat edilmesi gereken üç esas bulunmaktadır;
1-
Uygun düğüm
2-Gamının
alınması
3-"line
memory" nin kazandırılması.
"Line
memory" misinalar üretimden sonra makaralara sarıldıklarında ve/veya kangal
yapıldıklarında bulundukları şekli alırlar. İmal edildikleri düz çubuk
şeklindeki formun geri verilmesi "hafıza kazandırılması" için sıkıca esnetilmeleri
gerekir ancak bu şekilde yer etmiş yuvarlak şekilden kurtulabilirler.
Benim
kendi kullandığım misinalar çerçevesince bildiğim ve deneyimlerim çerçevesince
paylaşabileceğim bilgiler bunlar. Umarım ilginizi çeker.
Saygılarımla,
Levent
ARTÜZ
sayfa
başı
Köstek
25-30 santimten az olmamalı, böylece izmarit yemi götürürken tasmalama
şansınız artıyor. Kısa köstekte yemi kaçırmaya başladığı an mukavemetle
karşılaştığı için yem ağzından çıkıyor. Ayrıca oltacılarda satılan hazır
takımlardan almayın, bunların bedeni ve köstekleri kalındır ve köstek çok
kısadır. Ayrıca hafif tasmalamak gerekir yoksa kancada izmaritin sadece
çenesini bulabilirsiniz. Gidebilirseniz Sarayburnu iskele üstünü deneyin,
onun dışında sayısız yerde izmarit yakalayabilirsiniz. En iyisi balık tutulan
yerlere gidip, ne tür balık tuttuklarına bakmak. Ayrıca bazen yemli takıma
izmarit gelmeyen bir yerde, sıyırtmayla izmarit yakalamak mümkün. Biz geçen
hafta çinekopa attığımız 0 numara kaşıkla birkaç izmarit yakaladık ama
aynı yerde uzun süre yemlerimizi hiçbir balık koklamadı. Bir de tesadüf
olabilir ancak Abdullah bey de bu hafta aynı deneyimi yaşamış, balığa gitmeden
bir akşam önce alacağınız karidesleri buzluğa atın ve yem olarak buzlu
karides atmayı deneyin. Henüz emin değilim ama belki yem daha sıkı olduğu
için daha verimli oluyor.
Saygılar
Murat
Karahan
Sarayburnunda
gemilerin yanaştığı bir iskele var, hemen Gülhane parkı çıkışının karşısında.
Ana yoldan girişte bir restoran girişi gibi. Ana yoldan girdikten sonra
sola aşağı doğru iniyorsun, Sahile açılan bier demir
parmaklık
göreceksin, parmaklığın sağ gözü genelde açıktır. Ordan geçip sahilde kendine
güzel bir yer kapabilirsin. Sol taraf daha çok çapari yapar, sağ taraf
ise yemli. Sağ da en uçtan seğirtme veya palamuta kaşık da atabilirsin.
Oldukça
erken gitmelisin. İnanılmaz kalabalık oluyor.
Sevgiler
Abdullah
ŞEN
sayfa
başı
Pazar
sabahı eski bir arkadaşımla anlaştım ve saat 5:30'da Sarayburnunda buluştuk.
Yem olarak yanıma buzlukta dondurulmuş iri kırmız karides almıştım. Benim
takımım Albastar 3.5m, 150-300gr karbon kamış, Albastar Millenium 5.6:1
oranlı makine, Makinede 0.35 mm misina, beden olarak 0.15mm ve kösteklerde
0.10 mm. İğne Mustad siyah yassıltılmış 11 numara. Arkadaşımın takımı Sheakspeare
3m. Karbon 100-200 gr. atımlı. Makine yine aynı marka 1:4.6 oranlı. Misina
0.35, beden 0.20 köstekler 0.10 ve iğne 11 numara Mustad.
Takımları
15 dakikada hazırlayıp buzlu karidesle atmaya başladık. İlk atışlarda hemen
birer izamarit azmanı aldık. Ve saat 8'e kadar oldukça iyi balık yapan
Sarayburnundan güzel izmarit çektik. Bu saatlerde bu kadar iyi balık beklemediğmiz
için, yemlerimiz bitti ve kumkapıdan biraz daha yem için karides aldık.
Avı
saat 13:30'a kadar devam ettirdik. Av sonunda ben yaklaşım 3 klilo kadar
izmarit alırken, arkadaşım da yaklaşık 2,5 kilo kadar aldı.
Bu
av boğazdaki en verimli avım oldu. Yakaladığımız izmaritlerle Ahırkapıya
lüfere gitmek istedik ancak yaptığımız kontrollerde, ogün lüfer çıkmadığını
öğrenince vazgeçtik. Bu arada Sarayburunundan sabah vakti bir kişi iki
tane kaşıkla palamut aldı....
Neyse...
Güzel bir av gününün yaşamanın verdiği mutlulukla evlere döndük.
Abdullah
Sen
sayfa
başı
-
İZMARİT-LÜFER
-TECRÜBELER
Herkese
merhaba Cumartesi sabah 5:30'da Ercan Bey'le bulusup, Yenikoy balikci barinaginin
oraya gittik. Abdullah bey bizi orada bekliyordu. Yaklasik bir saat boyunca
teke cikarttiktan sonra Asiyan'a gittik. Her zaman izmarit yakaladigim
yerde 3'lu yemli takim atmaya basladik. ancak burasi pek verimli olmadi.
Cok da kayalik bir yer oldugundan balik alamayinca takimlar dibe takilmaya
basladi ve cok takim verdik. Sonradan Murat Subakan'da bize katildi ve
yerimizi degistirip, 70-80 metre Bebek yonune dogru gittik. Burada tekrar
kiyiyi yokladik ancak birkac iskorpit, horozbina ve lapin disinda bir sey
alamadik. Sonra yanimizda birinin aciktan izmarit aldigini gorduk ve aciga
atarak, surutme yaptik. Akintidan firsat buldugumuz surece ara ara gayet
iyi ve iri izmaritler vurmaya basladi. Birkac kez ikiser ikiser cektigimiz
oldu. Balik tahminimizin aksine ogleden sonra basladi. Ne zaman balik kesse
Yenikapi'ya gidip, kayik tutmaya yeltendik ama her seferinde yeniden baliklar
vurmaya basladi. Sonradan yanimizda gruptan Metin Cavdar ugradi. O da duruma
bakarak arnavutkoy veya Camlibahceye gidilmesini onerdi ve bir sure sonra
kendisi oraya gitti. Kendisini telefonla aradigimizda orada da pek balik
olmadigini soyledi. Saat 6'ya kadar kah balik tutarak ve genelde takim
baglayarak oyalandik. 2 kiloya yakin izmarit yakaladik ve sonra Yenikoy'e
gitmeye karar verdik. Bir balikciyla anlasarak (pek anlasma sayilmaz, kaziklandik)
2 saatligine lufere ciktik. Yem olarak saksuka olarak kesilmis izmarit
kullandik. Yenikoy'de su sira lufer ve kofana cikiyor. Lufer 3-4 defa oltayi
yokladi. Her seferinde acemiligimizden baligi alamadik. Insan akvaryumda
satilan lufer ve kofanalari gorunca bunlarin canavar gibi oltaya asilacagini
saniyor ama kazin ayagi oyle degil. Lufer vurdugunda oltanin ucunda sadece
hafif bir tikirti hissediyorsunuz, sanki kursun dibe carpiyormus gibi.
Sonra yemi cektiginizde bakiyorsunuz ki koca izmaritin ancak kafasi kalmis,
hatta balik ignelerden birini de yemis. Sonuc olarak biraz izmarit yakaladik,
luferi denedik, alamadik ama ne olursa olsun, iyi vakit gecirip, eglendik.
Dun aksam kiyidan lufere yatan birkac kisi gordum. Bazen bir gecede 4-
5 tane lufer yakaldiklari oluyormus. 30 agustos veya sonraki gunlerde kiyidan
gidilmesini oneriyorum. Tekne kiralari biraz fahis. Adamlar saatine 15
milyon istiyorlar. Ustelik tekneden ayni anda sadece bir kisi olta atabiliyor.
Belki bir tanidik bulabilirsek (arkadaslarimizdan birisi daha once Yenikoy'de
bir tanidigiyla lufere ciktigini soylemisti. Belki bize yardimci olur ve
hep birlikte cikariz) motorla gidilebilir. Su anda sirket disinda oldugumdan
cok detaya giremiyorum. Umarim bu kadari yetmistir. Oteki arkadaslar haftasonu
ne yapti? Herkese rastgele
Murat
Karahan
sayfa
başı
*
Salacak barınak içi,
*
Kumkapı balıkçı barınağı içi,
*
Balıkhane ilerisi,
*
deniz otobüsleri iskelesi civarı,
*
Kuruçeşme kumcular iskelesi civarı,
*
Bebek (jeff) boğaiçi üni. kapısına doğru (biraz pahacıdır)
*
Kuleli'ye gelmeden taş binanın önü
*
İstinye deniz otobüslerinin yanı
*
Beykoz girişindeki balıkçılara gelmeden balıkçı barınağı ağzı (olta malz.
satanlar) .
Levent
ARTÜZ
Rasgele,
FC
misinalar hakkında pek bir bilgim yok (fiilen kullanmadım) ancak bana biraz
da balık yakalama amacından çok, balıkçı yakalamak satış yapmak gibi geliyor.
Büyük mercan için Saroz'da taş biliyorsanız bu zamanda yemli dip takımı
ile eğer bulabilirseniz (yoksa burdan da götürebilirsiniz )en iyi yem kanımca
büyük midyelerin tam (bütün) olarak içidir. Ancak sabah çok erken saatlerde
hava ağırana kadar -eğer tam taş üzerinde tutunabiliyorsanız- zokalı takımla
şerit kesilmiş kalamar veya sübye kullanılabilir.
Levent
ARTÜZ
Not:
unutmayın taş balıkları için olan zokalarda iğne sapı ile beden misinası
aynı hat üzerindedir.
(Lüfer'de
açılı durur)
sayfa
başı
haftasonu
cumartesı aksamı saat 6.30 gıbı maltepe dragosun onunden yemlı olta yapıp
yaprak yemle saat gece 24'00'de kadar 12 tane sarı kanat yakaladım gayet
guzel gestı
Ertesı
gun yanı pazar gunu pasalımanından arkadasın teknesıyle palamut ıcın tam
pasalımanı onunden tekneyle acıldık saat 16.30 gıbı beyaz caparıyle 30
lu palamut caparısını denızesaldık basladım tasmalamaya denıze acıllalı
10 dakka olmustukı arkadasa aldım dedım oda motora bır yol verdı ve motoru
rolentıye getırdı ama elımı mısınanın kesecegını hıssetım cok kuvetlı balık
oldugu bellıydı hemen aklıma lufer olacagı geldı hızlı hızlı cekmeye basladım
lufer oldugu kesınlestı tekneye oltayı cektık tam 4 tane lufer taktırmıstım
pesınden tekrar oltayı suya ındırdık 7 tane sarıkanat daha yakaladık palamut
alamadık her halde beyaz caparı olmasındandı benım haftasonum bu sekılde
gectı yem derdı olmadan cok temız bırsekılde ve kısa bır zamanda 4 lufer
baya zevklı oldu herkese rasgele selamlar.
Zafer
ŞAİR
-
SARIKANAT
AVI -TECRÜBELER
Hava
karardıkdan sonra kaşık veya yapay yem ile balık yakalıyabileceğinizi pek
sanmıyorum.
Ben,
istavriti yaprak yaparak hırsızlı zoka ile sarıkanat yakalayabileceğinizi
tahmin ediyorum. Oltanın tarifini Sn. Levent Artüz'ün sitesinde bulabilirsiniz.
Dün akşam 18.00 ile sabah 06.00 saatleri arasında 3 kişi toplam 90 adet
sarıkanat yakaladık.
Avlandığmız
yer Fenerbahçe burnunun yaklaşık 100 mt açığında bulunan Çakar'ın Bostancı
yönünde yan tarafında bulunan iki dubanın arası idi.
Yüzeyden
6-7 mt derinlikde özellikle gece 12.00'den sonra muazzam balık oluyor.
Lüks lambanızda var ise aynı anda şeytan oltası ile istavrit'de yakalamanız
mümkündür, taze istavrit ile daha iyi yakalama şansını elde edersiniz.
Metin
Çavdar
sayfa
başı
Çaparinin
gerçek uygulama alanı teknedir, balık nerede av veriyorsa tekne ile oraya
gitmek icap eder.Şu aralar Büyük liman önlerinden itibaren boğazın yaklaşık
her yeri av veriyor. İskandile gelince en az (15 iğne için)200gr ağırlık
gerekir.suların durumuna göre çapari uçurtma olmayacak şekilde bu ağırlık
arttırılabilir. Çapari gündüzleri iş yapar.
Çapariler
sürekli hareket halinde olması gereken av araçlarındandır bu sebeple sandaldan
sürekli bir aşağı bir yukarı sallanmaları gerekir. kıyıdan ise atıp çekme
başarılı olabilir. özellikle ayna sular veya kanalda motor üstünde çok
ağır yollu sürüklemede iyi iş yapar (sürüklerken yine sallanarak hareket
ettirmek gerekir).
Çinekop
çaparisinde balık ararken dipte çapari yapmak gerekir. Şu anda biz No:3
Mustad ref:1799D düz kalaylı beyaz iğne, kırmızı ibrişim, beyaz horoz boyun
tüyü ucu, 12cm köstek, köstek:0.30mm, beden 0.35mm çapari kullanıyoruz.
Öğlen
saatlerinde ise yine aynı takım yalnız iğneler ateşte karartılmış (siyah
iğne) çapari kullanıyoruz.
Çaparicilikte
tek tavsiyem çaparinizi kendinizin bağlamasıdır. Hazır alınmış çapari sizi
üzer.
Levent
Artüz
-
PALAMUT
/ ÇİNEKOP AVI -TECRÜBELER 1-
Bu
sabah uzunsüredir ara verdiğimiz palamutu bir yoklayalım dedik. Sabah saat
5.30 da tekne başındaydık. Hava bayağı sert esiyordu. Sonunda buraya kadar
gelmişken bir şansımızı deneyelim dedik iyi de etmişiz. Bayağı iyi palamut
akıyor ancak sabah erken saatlerde ve yüzeye yakın, hatta balık çapariye
abandığında kısa süreli oynak bile yapıyor. İlk önce önlü arkalı 500gr-700gr
iskandilli denedik 75 iğnede 6 adet sonra öndeki 700gr mı çıkardık 26 tane
ve nihayet arkaya 200gr ile yüzeyden balığı toplamaya başladık.Alacakaranlığın
kesilmesi ile balık da kesti. Bu arada tam Cumhurbaşkanlığı misafirhanesi
önünde bir de tam Takım makaralı kamış çektik (herhalde biri denize kaptırmış)
allahtan çapariyi berbat etmedi. Günün skoru 92tek parça palamut. Bu arada
ilgilenenlere Paşabahçe ve Beykoz önlerinde yemli çapari ile No3 iğne ile
sarıkanat-lüfer arası balık yapıyor. yem olarak Hamsi kullanılıyor.
Haberler
bu kadar,
levent
ARTÜZ
-
PALAMUT
/ ÇİNEKOP AVI -TECRÜBELER 2-
Rasgele,
Geçtiğimiz
günlerde süren balık akını Boğazda aynı hızı ile hüküm sürüyor ve günden
güne balık boyları da büyüyor. Bu hafta yine av ve balık bakımından yoğun
geçti. Dün ani bir kararla kara avına gidince, balığa çıkmak bu güne kaldı.
Bu
gün sabah erken Poyraz açıklarında ciddi miktarlarda iri palamut vardı.
Hatta 75 iğne ile 3 kere neredeyse iğne-iğneye yaptık (eksikler toplarken
kaçanlar) tuttuğumuz balığın toplam sayısını ne siz sorun ne biz söyleyelim.
Bu kadar çok balık da gereksiz, Uzun süreli azar azar gelse ya.
Döndükten
sonra bir baktık ki Beykoz- Saray açıkları yine ada gibi sandal dolu. Bir
kere kanımıza girmiş ya bir bakalım diye yollandık sandal güruhunun arasına.
Bu sefer kardeşim de bize katıldı. 2,5 saat kadar sonra yorulup dönmeye
karar verdiğimizde livar yine dolmuştu.
Anlayacağınız
Boğaz balık kesmiş vaziyette.
Tuttuğumuz
neredeyse ufak bir kamyonet dolusu palamutu da bir hayır kurumuna bağışladık.
Kardeşimin
de olduğu seferden balıkların bir kısmının fotoğrafını da ekte yolluyorum,
fotodaki palamutlar çinekop çaparisine gelen vonozlardan.
Levent
ARTÜZ
sayfa
başı
-
BALIKLARIN
DONDURULMASI VE SAKLANMA SÜRESİ
Palamut,
lüfer, hamsi gibi yağlı balıkların deep freeze'de depolama süresi 2-4 aydır.
Sürenin maksimuma çıkarılması için şunlara dikkat edilmelidir:
*
Balıklar kesinlikle yeni tutulmuş olmalıdır.
*
Bir kovaya buz koyup balıkların üzerinde ince bir buz tabakası oluncaya
kadar
daldırma işlemi yapılır.
*
Suya biraz limon asidi eklenirse süre bir miktar daha uzar.
*
Balıklar 1 kg lık porsiyonlar halinde dondurulmalıdır.
*
Büyük balıklar dilimler halinde kesilerek dondurulur.
Hasan
MISIR
Başa dön
Ana
sayfa Deniz
Balıkçılığı Tatlısu
Balıkçılığı Tehlikeli
Balıklar Balıkçı
Çantası
Düğüm
Foto Albüm
Kamp Malzemesi
Trofe
Av Turizmi
Dünyada Av
Balık
Yemekleri İlk
Yardım Sorular-Cevaplar
Anılarınız
Yazılarınız
Etkinliklerimiz
Güncel Haberler
İLETİŞİM
[email protected]
©
Copyright 2003 RASTGELE-DER
Sayfa
tasarım: Orhan Yılmaz
|
|