|
|
|
AV TEKNİKLERİ
"Amatör
olta balıkçılığı ve balık tutma teknikleri"
adlı kitabındaki
bilgileri kullanmamamıza izin verdiği için
sayın Haluk
Deniz ÖKSÜZ'e teşekkür
ederiz.
Çizim ve grafik:
Orhan
YILMAZ

Latince
:Pomatomus saltatrix
İngilizce:
Bluefish
Av
Dönemi:
Lüfer avı 1 Nisan...31 Ağustos arasında yasak olup bu dönem dışında günde
en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen
asgari boy 14 cm dir.
Tanımı:
Boğaz
sularının sultanı,efendisi diye tanımlanan gezici balıklardan olan Lüfer
Karadeniz'le Ege denizi arasında dolaşır, büyümesinin aşamalarında, aşağıda
tabloda gösterilen değişik isimler alır.
 |
Ustura
gibi keskin dişlere sahip olan lüfer, Hemcinsleri dahil hemen her türlü
balığa saldırır, parçalar ve yer. Lüfer sonbahar-kış aylarında en lezzetli
ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından sonbahara kadar da kışlamaya geçerler.
Yumurta
bırakmak için (Üremeleri bahar sonu ile yaz başıdır. Kademeli olarak 60-80.000
yumurta verir) yaz aylarında Ege'den Marmara'ya ve oradan da Karadeniz'e
çıkan lüfer sürüleri eylül ortasından itibaren çeşitli planktonlarla beslenip
iyice
yağlanmış olarak, Palamutların ardından Eylül sonuna doğru Boğaz'a , |
Marmara'ya,
Çanakkale Boğazı'na oradan da Ege'ye inerler. Boğaz'da ve Marmara'da uzun
süre kalıp av verir. Ilık suların 10 ila 200 m. derinliklerinde yaşar.
Etinin lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksek olan bir balıktır.
Nerelerde
tutulur:
Lüfer
Gezici bir balık olduğu için İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale boğazında
pek çok yerde yakalanabilmektedir.
Boğaz'da
;Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları,Kandilli,Çengelköy,Kanlıca,İstinye,Yeniköy,Bebek,Küçüksu,Ortaköy,
Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı hâlâ kıyıdan
verimli avlar yapılabilecek yerlerdir.
Çanakkale'de;Kepez
iskelesi, Barut iskelesi, Büyük motor iskelesi, Seddülbahir,Kilitbahir
av yapılabilecek yerlerdir.
Yemler:
Lüfer
hem cinsleri dahil her türlü balığa saldırır. O nedenle en iyi lüfer yemi
canlı yemdir.Baş yemi izmarit ve zargana olup, istavrit,sardalya,hamsi,kolyoz,kupes,kocagöz'de
kullanılır .
Av
Zamanı:
Gün
içinde de avlanmasına rağmen ; Aksam üstü güneş batımından gece 01.00 e
ve Sabah güneş doğmaya yakın Lüfer avı için en ideal zamanlardır.
Avcılığı:
Yandaki
şekildeki gibi olta takımı hazırlanır. Hırsız iğne, kaliteli eğilmeyen
1 no yada sırayla 1/0 , 2/0 tercih edilmelidir.
İğneye
yemi takarken ( canlı yada cansız) İğne balığın üst yüzgecin arka
kısmından batırılıp yine üst yüzgecin ön kısmından çıkaratılmak suretiyle
yemin havada asılı durması sağlanır. Oltaya ilk vuran balıktan sonra av
seviyesini belirlemek için genellikle misinaya düğüm atılır.
Hırsız
iğneye başka bir balık (tercihen canlı) kuyruk kısmından takılarak yemin
hareketli olması sağlanır. |
 |

Av Dönemi:
Karagöz avı 1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde
en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen
asgari boy 15 cm dir.
Tanımı:
Latince adı
: Diplodus Vulgaris
İngilizce
adı: Bream
Nerelerde
Bulunur:
Karagöz, taşlık
kayalık yerlerde, su altı adacıklarının etrafında, burun çevrelerinde,
akıntıların kesişme noktalarında bulunur. Avcılığı sabah saatleri ve akşam
gün batımına 4 saat kala başlar. Denizin hareketine ve ayın durumuna göre
sabaha kadar sürer. Ayın parlak olduğu gecelerde su yüzüne kadar çıktıkları
görülür. Ülkemizde Ege Denizi, Akdeniz ve Çanakkale Boğazı’nda çok bol
av vermektedir.
Beslenmesi
ve Yemleri:
Sardalya,
karides, kurt, sülünes, teke başlıca yemleridir. Yemi bir görüşte kapma
gibi bir davranış sergilemez. Dikkatlice inceledikten sonra, ağız yapısının
küçük olmasının da etkisiyle, kısa ve sert vuruşlarla yemi diklemeye başlar.
İki üç vuruştan sonra yemi aniden kapar. Bunun için olta her vuruş sonrasında
çekiştirilmemeli, balık ürkütülmemelidir. Takımda sert vuruşlar ve bir
çekme hisedildiğinde kısa bir tasma atıp olta boşluk vermeden çekilmelidir.
Karagöz hırçın
bir balıktır. Yakalandığında sert kafa vuruşları yapar. Orta sularda darbeler
azalmakla birlikte tekneyi gördüğünde tekrar direnmeye başlar. Takıma güveniliyorsa
hiç bekletmeden tek hamlede tekneye alınır. Oltaya iri bir karagöz geldiğinde,
sert kafa vuruşlarında misina elimizden hafif hafif kayacak şekilde tutulmalıdır.
Eğer balık sabit kafa darbeleriyle geliyorsa riskli bir durum yoktur; su
yüzüne geldiğinde kepçe ile ya da bir hamlede tekneye alınır. Usta balıkçı
balığın kafa darbelerine konsantre olur, balığın su üstündeki fişeklemesinden
hemen önceki anda balığın direnmesine fırsat vermeden tek hamle ile içeri
alır.
Avcılığı:
Sabit Ağırlıklı
Takım: Beden
0.40 köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Beden ucuna 2 cm fırdöndü
bağlanır. Fırdöndünün diğer ucuna kasa gözü düğümü vasıtasıyla köstek eklenir.
Fırdöndüden 25 cm. sonra öksüz bağıyla yapılmış 15 cm. boyunda kol yapılır,
ucuna 1251C-1523D 4-8 no iğne bağlanır. Kol boyu net 15 cm. olacak şekilde
iğne bağlama payı hesap edilmelidir. Yapılan koldan sonra 15 cm. aralıklarla
iki kol daha yapılır. Üçüncü koldan 25 cm. sonra 25 cm.’lik bir kol daha
yapılıp hemen kol dibine kurşun takmak için kasa gözü düğümü yapılır. Böylece
dört kollu takımız hazırlanmış olur.
Takım öksüz
bağı ile değil de ekleme kol ile yapılacak ise köstek iki ucuna kasagözü
düğümü atılmış 90 cm olarak hazırlanır. Kasagözünün biri fırdöndüye, diğeri
kurşuna takılır. Hazırlanan kollar kurşun dibinden başlayarak kolboyundan
5 cm uzun aralıklarla bağlanır. |
 |
Hareketli Ağırlıklı
Takım : Bu takımda akıntılı sular içindir. Kurşunlar yere değmeyip askıda
kalacak şekilde kullanılır. Kurşun ağırlığı da suyun akış hızına göre savrulmayacak,
bedeni dik tutacak ağırlıkta seçilmelidir. Yemlenen takım kurşun yere değene
kadar dibe indirilip 1 m yukarı çekilir. Böylece köstek ve kolların su
içinde savrularak uçması sağlanır.
 |
Beden 0.40,
köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Bedene 2 cm lik fırdöndülerden
yapılmış iki fırdöndü arası mesafe 25 cm. olan ve kasa gözü düğümleri ile
birbirine balanmış kolçak yapılıp bağlanır. Bu kolçağa delikli kurşun ağırlığımız
takılır. Koçağın bir ucuna 0.25 köstek misinası bağlanır. 40 cm. sonra
öksüz bağı ile kol yapılır; kol boyu iğne hariç 10 cm. olacak şekilde yararlanmalıdır.
Birinci koldan 20 cm. sonra aynı şekilde ikinci kol |
yapılır
ve 25 cm. mesafe bırakılarak köstek ucuna iğne bağlanır. Kullanılan iğneler
1251C-1523D 6-8 no veya benzeri olarak kullanılır.
Takım dibe
indirilirken kösteğin bedene dolaşmaması için yavaşça kontrollu indirilmesi
gerekir. Balık orta suda veya dibe yakın yerde yeme vurabilir. Bu derinlik
beden üzerinde işaretlenerek ya da bede boyu o derinlik kadar açılarak
takım her seferinde bu derinliğe indirilir. Bu takım ideal bir karagöz
takımıysa da derin sularda hızlı hareket edilemediği için biraz sıkıcı
olacaktır. 10-15 m derinliğindeki sularda sessiz olunduğu takdirde iyi
netice verecektir.
c) Uçurtma
Olta : Akıntılı sulara uygun olup özellikle Çanakkale Boğazı’nda çok kullanılan
bir yöntemdir. Tekneden kullanılır. Beden olarak 0.40 veya 0.50 mm, ek
beden ve köstekler için 0.30 mm lik misina kullanılır. İlk olarak hareketli
kurşun takımı hazırlanır. 0.30 luk bir parça misinanın bir ucuna 2 cm lik
bir fırdöndü, diğer ucuna akıntı ve suların durumuna göre 50-100 gr lık
bir iskandil bağlanır. Bağlantılar yapıldıktan sonra bu parçanın uzunluğu
30-40 cm civarında olmalıdır. Daha sonra beden, az önce yaptığımız kurşun
takımındaki fırdöndünün boş gözünden, iğneye iplik saplar gibi geçirilip
ucuna bir boy büyük bir fırdöndü bağlanır. Böylece kurşun takımı fırdöndüsüyle
birlikte beden misinası üzerinde kayar ama uçtaki fırdöndü nedeniyle kurtulamaz.
Daha sonra bedenin ucundaki fırdöndünün boş gözüne 2-3 kulaç bir köstek
ve kösteğin ucuna da 3-4 no çapraz çelik iğne takılır. İğne yemlendikten
sonra akıntılı sulara doğru atılır ancak kurşun bu esnada elde tutulmalıdır.
Akıntı, yemi köstek boyunun sonuna kadar sürükleyince kurşun el ile 4-5
metre ileri doğru fırlatılır. Kurşun akıntı nedeni ile yere doğru inerken
bir miktarda ileri doğru hareket eder. Kurşun dipleyinceye kadar misinanın
parmakların arasında kaymasına izin verilir ve diplediğinde boşluğu alınıp
beklenir. Kurşun takımının ağırlığı vuruşları kesmediğinden balığın tüm
vuruşları kolaylıkla hissedilebilir. Balık yemi aldıktan sonra hafif bir
tasma atılıp oltaya boşluk vermeden toplanır. İlk olarak kurşun teknenin
uygun bir yerine koyulur; daha sonra da balık tek hamlede tekneye alınır.
Aksi halde her balık gelişinde kösteğin bedene ya da kurşun takımına dolaşmasına
engel olunamaz.

Av Dönemi:
Sinarit avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde
en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen
asgari boy 20 cm dir.
Tanımı:
Latince adı
: Dentex Dentex
İngilizce
adı: Dentex, Porgy
28-30 yıl kadar
yaşarlar. Nadiren 1 metre boya ve 10 kg ağırlığa ulaşırlar. Sinarit sivri
dişlere ve kuvvetli bir çeneye sahiptir. Ancak dişleri seyrek olduğu için
misinayı kolay kesemez. Yemi yoklamaktan ziyade hücum edip bir anda kaparlar.
Hemen hemen her türlü balık ve yumuşakça ile beslenirler. Gezici bir balık
olduğu için uzun yollar giderek avlanabilirler. Ancak genellikle bir kaya
gölgesinde bekler, önünden geçen ava saldırılar. Bu yüzden yer seçimini
iyi yapıp bulunduğu yere yemi indirmek daha doğru olur. Saldırgan bir yapıya
sahip oldukları için parlak, aksak ve hareketli cisimlere ilgi duyarlar.
Bir çok deniz canlısı gibi hava durumuna bağlı olarak yer değiştirirler.
Bu nedenle yaşayabileceği alanları taramakta fayda vardır.
Nerelerde
Bulunur:
Genellikle
10-50 metre arasındaki taşlık ve kayalık bir dibe sahip olan yerlerde,
açık sulardaki topuk etrafları ve gemi enkazları etrafında bulunur. Ege
Denizi, Akdeniz, Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi’nde avı yapılmaktadır. |
Fotograf:
Kenan ÖZCAN
|
Beslenmesi
ve Yemleri:
Yemli avcılıkta
kalamar, sübye, kolyoz, saradalya, zargana, gelincik, izmarit, kefal kullanılabildiği
gibi, iskorpit, hanos gibi taş balıklarıyla her türlü canlı balık da yem
olarak kullanılabilir. İdeal yem boyu 6-10 cm dir.
Avcılığı
Sinarit avında
hep aynı bölgede avlanmak avlağın bozulmasına, sinarit ve diğer canlıların
bölgeyi terk etmesine neden olacağından, zaman zaman değişik bölgelerde
avlanmakta fayda vardır. Bu gerçekte bütün dip balıkları için geçerlidir.
Parakete, savurma olta, bırakma olta ve sırtı çekerek avlanabilir. Sinaritin
sert yapısına bakarak gereğinden kalın malzemeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.
a) Dip Sürütmesi:
| Beden ve ek
beden 0.70 misinadan, köstek ise 0.50 misinadan yapılır. Ancak büyük boy
balık çıkma olasılığı yok ya da zayıf ise bu kalınlıklar inceltilebilir.
Kullanılan yapay balığın 7-11 cm arasında olması yeterlidir. Seçilen yapay
balık yüzer tip olmalıdır. Yüzer tip olması, dibe takılma olasılığını
aza indirme açısından önemlidir. Takımı yapmaya en uçtan yapma balıktan
başlayalım: Yapma balığa rapala düğümü ile 10 kulaç uzunluktaki köstek |
 |
bağlanır ve ucuna
3 cm lik klipsli ve kilitli fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer ucuna
yine 10 kulaç uzunlukta bir ek beden ve ek bedenin diğer ucuna yine aynı
türden bir fırdöndü bağlanacaktır.
Bu iki fırdöndü
arasına, 200 gr lık bir delikli kurşun takılacaktır. İkinci fırdöndüden
sonra, 15 kulaç uzunlukta bir beden bağlanıp diğer ucuna da bir fırdöndü
bağlanır. İkinci ve üçüncü fırdöndüler arasına ise esas ağırlıklar takılacak,
bu ağırlıklar ise suyun durumuna göre ayarlanacaktır.
Gelelim takımı
atmaya: Önce yapma balık ilk fırdöndüye kadar salınıp tekneye yol verilerek
misinan gerginleşmesi sağlanır. Arkadan ilk kısım kurşunlar kontrollü şekilde
salınır. Kuruşunları hızla indirmek oltanın karışmasına yol açabilir. Kurşun
dibe değer değmez tekrar tekneye yol verilir. Tekne yürümeye başladığı
zaman kurşunlar tekrar dipten havalanacaktır. Belirli bir yol aldıktan
sonra takım tekrar yavaş yavaş salınarak ikinci kurşun da yere indirilir
ve biraz tekneyi boşa alınarak ilk kurşunun da yere inmesi sağlanır. İlk
kurşun yere iner inmez, tekrar tekneye yol verilerek ava başlanır. Yapma
yemin yüzer tipte olması, kurşun dibe değdiği durumda bile yemin yüzerek
dibe takılmasını önler. Burada en önemli nokta yapay yemin av esnasında
dipten 1 metre kadar yukarıdan gelmesini sağlamaktır. Bu nedenle teknenin
hızı sürekli olarak kontrol edilerek mesafe korunur. Tekne sürati levrek
avı ayarındadır.
Sinarit yakalandığında
su yüzüne veya dibe doğru fişekler. Su yüzüne doğru çıkarsa hızla takımın
boşluğunu almak gerekir. Balık iri ve dibe doğru fişeklemeye çalışıyorsa,
takıma fazla yük vermeden salınıp toplayarak balığın yorulması sağlanır.
Yorulan balık tok darbeler vurmaya başlar ve artık yukarı doğru çekmeye
başlanır. Tekneye yaklaşan balık tekrar fişeklemeye çalışırsa aynı şekilde
yorulması sağlanarak kepçe ile tekneye alınır. Su yüzüne çıkan balık takımdan
kurtulsa bile, kursağı şişeceğinden bir süre sonra su yüzüne tekrar çıkacaktır.
Çevre dikkatle araştırıldığında balığı bulmanız mümkündür.
b) Bırakma
Olta: Bırakma oltada ölü yem kullanılabilirse
de canlı yem kullanılması önerilir. Takımın boyu su derinliğine bağlı olarak
değişebilir ancak önemli olan yemin dipten 1-1.5 metre arasında sunulmasıdır.
0.70 – 0.90
lık misinanın ucuna yaklaşık 2 kg lık ağırlık, ağırlıktan 1.5 kulaç sonra
üçlü fırdöndü bağlanır. Üçlü fırdöndünün üst ucuna aynı misinadan
bir beden bağlanıp, bedenin diğer ucuna da suyun yüzünde kalacak şekilde
bir pet şişe bağlanır. Fırdöndünün orta ucuna 0.70 - 0.50 lik misinadan
bir kulaçlık bir köstek, kösteğin diğer ucuna da 1255, 2310 veya 2369 benzeri
6/0 no iğne bağlanır. Takım yemlendikten sonra dolaşmasına ve yemin ölmesine
izin vermeden kontrollü şekilde dibe indirilir. İğne yem balığın galsemasından
sokulup alt dudağından çıkrtılarak takılmalıdır.
Sinarit yemi
kaptığında şamandıra batıp çıkmaya başlayacaktır. Bu durumda takımı hemen
toplamak yerine, balığın biraz yorulup hırçınlığının geçmesini benzemek
gerekir. Çünkü balığın hırçınlaşması durumunda, kaloma verebilecek
beden mesafesi olmayacaktır. Takımın toplanması sırasında balık hırçınlaşacak
olursa şamandırayı hemen denize atıp beklemek gerekir. Takımın şamandırası
ise ağırlığı arasındaki bedenin gergin olması gerekir; aksi halde kösteğin
bedene takılma olasılığı vardır. Az akıntılı ya da akıntısız sularda ağırlıksız
bırakma da kullanılabilir. Takımın boyu su derinliğinden 50 cm kısa yapılır;
böylece yem dipten 50 cm yukarıda kalır. Köstek 3 kulaç uzunlukta seçilir
ve diğer ucuna 3 cm lik bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndüden sonra
su yüzeyine kadar beden ve bedenin diğer ucuna da 3 litrelik bir şişe şamandıra
olarak bağlanır. Şamandıra ile fırdöndü arasına ise 100 – 150 gr lık bir
delikli kurşun takılmalıdır. Canlı yem ile yemlenen takım suya bırakılır.
Bu takımda yem tercihen sırt yüzgecinden takılarak yere paralel durması
sağlanır.
c) Savurma
Olta: Özellikle Akdeniz sahillerinin kayalık
bölgelerinde sıkça uygulanan bir av şeklidir. Yem olarak canlı veya ölü
balık kullanılabilir. Canlı balık elbetteki tercih edilmelidir. Ölü balık
takılacak olursa, iğne balığın galsamasından sokulup alt damağına saplanır,
sonra balığın boyu kadar misina serbest bırakılıp, kuyruğa iki defa kazık
bağı atılır. Canlı balık takılacak ise iğne sırt yüzgecinin altından
yırtmadan sokulup diğer taraftan çıkartılır ve balığın boyu kadar misina
çekilerek galsemasından sokulup alt damağına saplanır. Canlı yemi atarken
balık ve kurşun aynı avuçta tutulup savrularak balığın oltadan kopması
önlenir. Beden 0.70 lik misinadan yapılır. Bedenin ucuna 3 cm lik bir fırdöndü
bağlanır; fırdöndünün diğer ucuna 1.5 kulaç misina üzerine 100 gr
delikli kurşun takılır. Bu misinanın ucuna aynı tipte bir fırdöndüdü daha
bağlanmalıdır. Fırdöndünün diğer ucuna 60 cm lik 0.50 misina ve misinanın
diğer ucuna da 4/0 …6/0 arası bir iğne bağlanarak takım tamamlanır.
Av Dönemi:
Trança avı
1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla
5 kg balık avlanmasına izin verilir. Sirkülerde avlanmasına asgari
boy tanımlanmamaktadır.
Tanımı:
Latince adı
: Pagru ehrenbergi (Dentex gibbosus)
İngilizce
adı: Pagry, Goldeney
Trança kuvvetli
bir çeneye sahip güçlü bir balıktır. 50 metre ve civarı sularda oltaya
takıldığında göstereceği direnme tüylerinizi diken diken edecektir. Avı
amatörler arasında çok yaygın olmamakla birlikte çok zevklidir.
Nerelerde
Bulunur:
Taşlık, kayalık
derin sularda yaşar. Nadiren kıyılara yaklaşırlar.
Beslenmesi
ve Yemleri:
Sardalya,
kolyoz, sübye, kalamar, ahtapot, iri karides trançanın sevdiği yemlerdir.
7-8 cm boyunda olanlar yemler bütün olarak, daha büyükler ise yaklaşık
olarak bu boyda kesilerek kullanılır. Sübye ve kalamar da küçükse bütün
olarak, büyükse sadece kafası bütün olarak , gövdesi ise yaprak yem şeklinde
kesilip yem olarak kullanılır. Fazla derin olmayan sularda ise yaprak yem
olarak kesilmiş balıklar kullanılır.
Avcılığı:
Sığ sularda
avlanıyorsanız zorlu bir direnişle karşılaştığınızda, bedene takmak için
yanınızda bir şamandıra bulundurmanızda fayda vardır. Takımı kesmekten
ziyade koparır. Bunun için sağlam ve kalın kesitli malzemeler kullanmak
gerekir. Bağlantı noktalarındaki düğüm katları sağlam olmalıdır.
Beden 0.70,
ek bedenler 0.60 ve köstekler için 0.50 misina kullanmak gerekir. Bedenden
sonra 4 cm lik sağlam bir fırdöndü takılır. Fırdöndünün diğer gözüne 25
cm lik bir kolçak yapılıp koçağın diğer tarafına da sağlam bir üçlü fırdöndü
bağlanır. Daha sonra 60 cm lik ek bedenler ile aynı şekilde iki tane daha
üçlü fırdöndü eklenir. Üçüncü üçlü fırdöndünün alt ucuna 0.35 misinadan
60 cm lik bir ek beden ile 100 gr civarında bir kurşun bağlanır. Üç adet
üçlü fırdöndünün orta ucuna 35 cm lik köstekler bağlanır. Kösteklerin ucunda
2310 model 4-7 no iğne bağlanmış olmalıdır.

Av Dönemi:
Çupra avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak
olup bu dönem dışında günde en fazla 5kg balık avlanmasına izin verilir.
Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.
Tanımı:
Latince adı
: Sparus Auratus
İngilizce
adı: Gillthead Seabream
Oltacıların
en sevdiği balıklardandır. Çupra avcılığı özellikle Ege’de bir sanat gibi
algılanır. Çupra avlamayı öğrenen bir avcı hassasiyeti ve sesizliği öğrenmiş
demektir. 100 – 150 gr civarında olanlarına lidaki denir. Akdeniz’deki
adı ise mendiktir. 250 gr dan sonra çupra olarak anılır ve 5-7 kg ağırlığa
kadar ulaşabilirler. Bu boylarda olanları alyanak olarak anılır.
Nerelerde
Bulunur:
Taşlık kayalık
diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur; öğlenleri 10 – 20 metre
arası derinliklere çekilirler. İrileştikçedaha derin sulara çekilirler.
Göçmen olarak yaşadıkları gibi aynı bölgede sabit olarak yşayanları da
vardır. Göç sırasında derin sular dan geçerler. Çupra ustaları balığın
ne zaman hangi sulardan geçeceğini bilir ve her sene o sularda avlanırlar.
Beslenmesi
ve Yemleri:
Balıklardan
ziyade küçük deniz canlıları ile beslenirler. Karides, teke, mamun, yengeç
yavrusu, sulina, midye ve dilimlenmiş sardalya ya da hamsi kullanılabilir.
Avcılığı:
Çupra çok
dikkatli ve tedirgin bir balıktır. Yeme hemen saldırmaz, iyice kontrol
edip emin olduktan sonra küçük darbeler vurmaya başlar. Sanki oltaya küçük
balık vuruyormuş hissi verir. Bu sırada takımı hiç oynatmadan beklemek
gerekir. Darbeler sıklaşmaya ve şiddetli vuruşlar almaya başlayınca artık
balığın oltada olduğu anlaşılır. Kısa ve sert bir tasma ile iğne damağa
oturtulur ve boşluk vermeden çekilir. Çupra tekneye alınana kadar kafa
darbelerini kesmez. Tekneye alınırken kepçe kullanılması tercih edilir.
Eğer avlanılan noktada fazla gürültü yapılmaz ve ilk balık da sakince alınabilirse,
sonraki balıkların yemi fazla yoklamadan ani vuruşlarla oltaya geldiği
görülür.
Çok kuvvetli
bir çene yapısına sahiptir. Midye ve diğer deniz canlılarını rahatlıkla
kırıp yer. Bunun için kullanılan iğnenin çelik dövme veya fazla büyük olmayan
kalın yapılı olması gerekir. Misinayı kesmekten ziyade koparma ve iğneyi
kırma olasılığının olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Avlanılan
bölgede çupranın varlığı kesin olarak biliniyorsa yem olarak yengeç yavrusu
kullanılmalıdır. Diğer balıklar bu yeme dokunamadığından meydan çipuraya
kalacak ve şansınız artacaktır. Sığ ve hafif akıntılı sularda zoka
ile, derin sularda ise sarkıtma olta ile avlanılır.
Beden 0.40
misinadan yapılır. Beden ucuna 1/0 fırdöndü bağlanır. 0.30 misina ucuna
kasa gözü düğümü yapılıp fırdöndünün diğer gözüne takılır. Bir karış sonra
10 cm lik bir köstek eklenir. 15 cm ara ile iki köstek daha eklenir. Üçüncü
köstekten 25 cm sonra 20 cm uzunlukta bir köstek daha eklenir. İğneler
2300, 2297 ya da 2310 model 11-15 no arası olarak seçilir. Bölge balığının
iriliğine göre misina kalınlıkları ayarlanmalıdır.

Av Dönemi:
Levrek avı
1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla
5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari
boy 18 cm dir.
Tanımı:
Latince adı
: Dicentrarchus labrax
İngilizce
adı: Bass, Sea bass
Korkusuz, hırçın
ve saldırgan yapıya sahip et obur bir balıktır. Kıyılarda salına salına
gezen sert görüntüsü ile balıkçıların gözdesidir. Gözleri en ufak kıpırtıyı
bile görebilir. Şimşek gibi hareket ederek, yutabileceği balıksa yutar,
daha büyükse bir anda ikiye böler. Ağzında altlı üstlü kadife dişler vardır.
Galsemalarında ve solungaç kapaklarında testere gibi tırtıklar ve ayrıca
iki adet sivri dikeni vardır. Yakalandığı zaman, dişinden ziyade fırsatını
yakalarsa yan dönerek solungaçları ile misinayı keser. Bunun için oltaya
boşluk vermeden çekilmesi gerekir. Su üstü, orta su ve dipten yemlenen
bir balıktır. Levreğin olduğu bilinen bir bölgede av yapmadan önce yemleme
yapmak verimi arttırır. Levrek yerli bir balıktır ve kıyılarda gezer. Küçüklerine
ispendek denir. 1 metre uzunluğa ve 15 kg ağırlığa kadar ulaşabilir.
Nerelerde
Bulunur:Kıyıların sıfır noktasına kadar
yanaşır. Bol yiyecek bulabildiği için tatlı suların denize döküldüğü yerleri
çok sever; hatta akarsuların içlerine girerek karşılarına bir engel çıkana
dek ilerler.
| Kumluk, taşlık
yerlerdeki iskele bacakları civarında, gece aydınlanan kıyılarda, sakin,
durgun koylarda, kayalık, taşlık sığ sularda , liman içi ve ağızlarında
ve park etmiş balıkçı teknesi gölgelerinde bulunurlar. İnsanların denize
girdiği bölge levreğin yaşam bölgesi ise açıkta bekler, |
Fotograf:
Kenan ÖZCAN
|
akşam olupta insanlar
çekildiği zaman kıyıya yaklaşır. Ülkemizde daha ziyade Ege, Akdeniz kıyıları,
Saroz ve Çanakkale Boğazı’nda bulunmaktadır. Eski günlerde İstanbul Boğazı’nda
da çok bulunan levrek günümüzde ne yazık ki çok az miktarlarda ve kısıtlı
bir zamanda İstanbul’da av vermektedir.
Beslenmesi
ve Yemleri:
Hemen hemen
yiyebileceği boydaki her balık levreğin avı olur. Kefal, istavrit, kalamar,
sübye, zargana, yılanbalığı, sardalya, hamsi, karides, gümüş balığının
canlısı, ölüsü ve filetosu levrek için yem olabilir.
a)Ağırlıklı
Savurma Olta:
 |
Genellikle
kıyıdan yapılır. 0.70 nolu misinaya 2-3 cm lik bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün
diğer ucuna da bir kulaç 0.50 misina bağlanıp, misinanın boşta kalan ucuna
aynı büyüklükte başka bir fırdöndü bağlanır. Fırdöndüyü bağlamadan önce
misinaya 100
gramlık delikli yaka kurşunu takılır. Fırdöndüden sonra 50 cm boyunda 0.50
no misina bağlanır. Misinanın ucuna 2315, 2300 veya 2369 model , bölge
balığının iriliğine göre 7-11 numara arası iğne bağlanır. |
Misina kalınlıkları
avlanacak balığın boyuna göre inceltilip kalınlaştırılabilir. İğneye yemler
bölümünde tarif ettiğimiz şekilde canlı yem takılır. Ölü yem kullanılabilirse
de canlı yem en iyi sonucu verir.
Ölü yem zeminde
duracağından yengeç, yılanbalığı ve deniz çiyanları hareketsiz yemi kolaylıkla
parçalayabilirler. Ayrıca yaralı, aksak hareketli yem levreğin daha çok
dikkatini çekeceğinden canlı yem daha verimli olacaktır.
Avlanılan
yer elverişli ise bu takımdan birkaç tane yapıp değişik yerlere atılabilir.
Takımlar denize atıldıktan sonra, bir çubuk dikerek misinalar çubuklar
üzerine açılan yarıklara takılır, mümkünse misinalara birer zil takılır.
Balık yemle
ilgilendiğinde acele etmeden balığın yemi tam yutmasını beklemek gerekir.
Yemi yutan balık zaten takımı sürüklemeye başlayacaktır. O zaman misinayı
yakalayıp bir tasma atarak iğnenin ağıza oturması sağlanır. Yakalanan balık
yora yora kıyıya kadar çekilip kepçe ile alınmalıdır.
Balığı iğneden
çıkarırken, öncelikle sırt yüzgeçlerindeki ve galsamasındaki iğnelere dikkat
etmek gerekir. Karnı avucumuzun içine gelecek şekilde galsemaların altta
birleştiği noktada tutup, kargaburun yardımı ile iğne çıkartılır.
b) Şamandıralı
Savurma Olta:
|
Şekil 1 de
görüldüğü gibi takım hazırlanır. İğneler 1138 veya 1253A model 3/0 ile
6/0 arası seçilir. Kullanılan misina kalınlıkları ve iğne ölçüleri avın
büyüklüğüne göre küçültülebilir. Bu takım daha ziyade akıntılı sularda
tatlı suların denize döküldüğü yerlerde kullanılır. Takım atıldıktan sonra
salınarak ve çekilerek takımın gezmesi sağlanır. Canlı yem takılması verimi
arttırır. |
 |
|
Şekil-1
Şamandıralı
savurma olta
|
Şekil-2
Bırakma olta
|
c) Bırakma
Olta:
| Kullanılan
malzemelerin numaraları yine aynıdır. Bu takıma beden bağlanmaz;Şekil-2
takim kendi halinde serbest bırakılır. Kullanılan şamandıra diğer takımın
şamandırası gibi küçük balon şamadıra değil, büyük şamandıra yada 2 litrelik
pet şişe veya plastik bidon seçilmelidir. Bu takımla av gezici olduğu için
tekne ile yapılır. Hafif akıntılı sulara bu takımdan kontrol edilebilecek
sayıda bırakılır. Tekne takip edilebilecek mesafeye alınıp şmandıralar
takip edilir.Balık yakalandığı zaman oltanın yanına gidip balık alınır
ve olta tekrar yemlenir. |
|
| d) Ağırlıklı
Bırakma Olta:
Bu takıma da
beden bağlanmaz. Bu takım da akıntılı sularda kullanılır. Av bölgesine
birden fazla takım bırakılır. Takım sabit olduğu için yüzerek veya tekne
ile kullanılabilir. Av yerine göre köstek, bedene istenilen noktadan bağlanabilir. |
 |
|
|
e) Kıyıdan
Yapma Yemler Kullanılarak:
Makaralı kamış
ve değişik tipte yapay yemler kullanılarak atıp çekme yöntemiyle yapılır.
Silikon yapay balıklar, metal kaşıklar ya da ülkemizde Rapala adı ile bilinen
yapay yemler kullanılabilir.
Metal kaşık
ya da silikon yemler ile avlanılacaksa misinanın ucuna klipsli fırdöndü
bağlanır. Kullanılacak kaşık da klipse takılır. Rapala türündeki yemler
ise fırdöndü kullanmadan direkt olarak misinaya bağlanmalıdır. Rapalanın
misinaya bağlantısı, düğümler sayfasında anlatılan rapala düğümü ile yapılmalıdır.
Uygun bir
kıyıdan kamış ile savrulup yavaş yavaş çekilerek av yapılır.Bu takımda
kullanılan misinanın kalınlığı ne kadar ince olursa yem o kadar uzağa atılabilir.
f) Sırtı
Çekerek: Tekne ile yapılabilir.
Ege, Akdeniz
ve Çanakkale boğazında çok kullanılan bir yöntemdir. 0.50 bedene, avlanılacak
suların akıntı durumu ve derinliğne göre 30-75 gram arası bir delikli kurşun
takıldıktan sonra 2-3 cm’lik bir fırdöndü takılır. Fırdöndüden sonra yaklaşık
5 kulaç uzunluğunda 0.25 -0.30 arası kaliteli bir misinadan ek beden takılır.
Ek bedenin ucuna ise hafif bir metal kaşık ya da silikon balık takılır.
Eğer rapala türünde bir yem kullanılacaksa ya da çok sığ sularda avlanılacaksa
kurşun kullanılmaz.
Tekne ile
ağır yollu ve sessizce kıyılar takip edilirken, yem suya bırakılıp misina
15-20 kulaç kadar salıverilir. Ağır yollu olarak gidilirken misina elde
tutularak av yapılır. Balık vurduğu anda olta yavaş yavaş toplanıp
balık alınır.
g) Levrek
Çaparisi:
Çapariye geldiği
dönem ve yerlerde kullanılır. Burada çapari yapımı ayrıntılı olarak anlatılmayacaktır.
Ancak kullanılan çaparinin genel özelliklerini özetlemekte yarar görüyoruz.
Çaparinin bedeni 0.60 lık sarı veya yeşil misinadan, köstekler ise 25-35
cm uzunlukta 0.40 misinadan yapılmalıdır. Levrek çaparisinin iğneleri 1251C,
90213 model iğnelein 6/0 - 7/0 boyları veya 900,2315 model iğnelerin 5/0
- 6/0 boyları olarak seçilir. Kırmızı horozzzun boyun tüylerinden 5 veya
kına ile boyanmış kazın boyun tüylerinden 3 adet tüy kullanılır.
h) Levrek
Paraketesi:
Levreğin dolaştığı
bilinen alanlara, taşlık, otluk bölgelerin arasındaki kumsal boşluklara
bırakılır. Tekneden atılabildiği gibi kıyıdan suya girerek de sığ sulara
atılabilir. Beden 100 no misinadan kollar 0.50 misinadan yapılır. Kol boyları
yarım kulaç, kol arası mesafeler iki kulaç yapılır. Levrek ağzı geniş bir
yapıya sahip olduğu için geniş dirsekli galvaniz iğneler kullanılmalıdır.
1138 veya 1140 kalite 2/0 – 4/0 iğne yada benzerlerini kullanabilirsiniz.
İğne adedini en fazla 20 olarak yapmanızda fayda vardır. Levrek paraketesinde
canlı yem birinci tercih olmalıdır. Kefal, izmarit, karides, sübye, kalamar,
iskorpit, gelincik, kaya balığı ile yılanbalığı ve zargana yavruları yem
olarak kullanılır. Eğer bu balıkları canlı olarak kullanabilirsek ve yer
seçimini doğru yapabilirsek iyi bir netice almamız kesindir.
Canlı yem
birkaç şekilde takılabilir.
1- Dudakları
sağlam balıklarda iğne önce alt dudağından sonra üst dudağından saplanarak
ucu dışarı çıkınca bırakılır.
2- İğne balığın
sırt yüzgecinin hemen altından batırılıp diğer taraftan çıkarılır, sonra
biraz çekilip galsamasından sokulup ağzından çıkarılıp bırakılır.
3- İğne sadece
sırt yüzgeci altından saplanıp ucu diğer taraftan çıkarılıp bırakılır.
4- İğne galsamasından
sokulup üst yada alt dudağına sağlanarak ucu dışarıda bırakılır.
Ölü yemler
ise iğne gözükmeyecek şekilde diker gibi dikkatlice takılmalıdır.
Av Dönemi:
Zargana avı
1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla
5 kg balık avlanmasına izin verilir.
Tanımı:
Latince adı
:
İngilizce
adı:
Tanıyalım
Uzun gaga
şeklinde bir ağız yapısına ve ince sık dişlere sahiptir.
| Nerelerde
Bulunur:
Su yüzünde
yemlenir. Sardalya, kolyoz,aterina ve hamsi gibi balıklarla beslenir. Saldırgan
bir yapıya sahip olduğu için gücünün yettiği her balığa saldırmaktan çekinmez.
Ayrıca
hemen hemen her türlü balığın avlanılmasında yem olarak kullanılır. Sahile
yakın bölgelerde devriye gezer, tatlı suların denize döküldüğü yerleri
çok sever 1.5 metre boyuna kadar büyüyebilir.
İstanbul boğazından
başlayıp Ege denizinin Akdenizle buluştuğu bölgeye kadar her kıyı şeridinde
bulunur. Havaların sogumaya başlamasıyla beraber kıyıya iyice yaklaşır.
( Eylül ayı
)
Sırtı çekerek
yapma yemlerle avlanabildiği gibi tabii yemlerle gezici olta takımları
ile kamışlı takımlarla sahilden atıp çekme şeklinde de avı yapılır.
Kullanılan
misina ince ve çekeri fazla kaliteli misina olmalıdır. |
Fotograf:
Orhan YILMAZ
|
A- SIRTI
TAKIMI
| Bedende 0.40
misina kullanılır. Beden ucuna 3/0 no klipsli fırdöndü bağlanır. 0.22 misina
ucuna çift katlı kasa gözü düğümü yapılarak fırdöndünün klipsine takılıp
5 kulaç ölçülerek kesilir. Misina ucuna 1251c 6 no iğne bağlanıp bu iğneye
plastik yem (Raglou 55-100mm beyaz ve şeffaf simli ) |
 |
veya piyasada
satılan zargana ipeği bağlanarak takım tamamlanır. Bu takım tekne arkasından
çekilerek kullanılır. Tekne hızı leverek avında kullanılan 3-5 millik hızdır.takım
fırdöndüden sonra 10 kulaç salınarak kullanılır.
B- KAMIŞLI
SAVURMA TAKIMI
| Kamışlı savurma
takımı yapma yemli olarak atılıp çekilebildiği gibi iğneye yem takılarak
yemli olarak da avlanabiliriz. Beden ucuna balon şamandıra bağlanır.
Şamandıranın diğer deliğine halka vasıtayla klipsli fırdöndü takılır.
0.22 misina 80 cm kesilerek bir ucuna çift |
 |
katlı kasa gözü
düğümü atılarak klipse takılır misinanın diğer ucuna da 1251
6 no iğne bağlanarak takım tamamlanır. Bu takıma plastik yem takılırsa
atıp çekerek, tabi yem takılırsa akıntıya bırakılarak avlanılır.

Tanıyalım:
Kefaller dişli
balıkların en sevdiği av olduklar için tedirgin ve dikkatli balıklardır.
Nerelerde
bulunur:
Sığ sularda
kıyı boyunca dere ve nehir ağızlarında ve hatta içerilere girip gezerler.
Parçalanmış yemler , küçük karidesler, teke, ekmek gibi yiyeceklerle beslenirler.
Dolaşmaları devamlı olur,belirli bir yaşam bölgeleri olmadığı için avlandığımız
bölgede tutabilmek için bölge yem olarak kullandığımız balıkların parçalarıyla
veya ekmek gibi yiyeceklerle yemlenebilir. Ekmek ,sardalye,kolyoz
veya garos kefal için kullanabileceğimiz en iyi yemlerdir. Kefal avı genellikle
kıyıdan yapıldığı için balığı ürkütecek ses ve görüntü vermemek gerekir.
a- YÜZEY
SARMASI (KIBRIS) İLE KEFAL AVI
Bu balığın
yemlenmesi, hem de yakalanması amacını güder. Piyasada satılan 2 m kadar
çapında mantar yada poliüratandan yapılan ortasından tel geçirilerek halka
yapılmış şamandıralar kullanılır. Halkanın birine beden bağlamak amacıyla
fırdöndü takılır ve buna beden bağlanır. Diğer halkaya 0.20 köstek
misinası bağlanır. Bağlantı noktasından 5 cm sonra 1251-1522-1523
7-9 no arası iğneler sıra ile direk kolsuz olarak kösteğe 4 cm ara ile
bağlanır. İğne adedi 10 yada 15 olmalıdır. İğneleri kösteğe bağlama MİSİNAYA
İĞNE BAĞLAMA kısmında gösterildiği gibi yapılır. Takım hazırlandıktan
sonra ekmeğin kabuk kısmından şamandıranın boyu kadar etrafını saracak
büyüklükte kesilerek şamandıranın etrafına sarılır. Alttan sarkan iğneli
kösteğin en sonundaki iğneden tutularak ekmeğin üzerinden dolanarak
sarılıp son iğne şamandıraya sıkıca saplanır. Ekmeğin dağılmaması için
takımı çevirerek değil savurarak atmak gerekir. Deniz çırpıntılı yada akıntılıysa
bedene kurşun takılarak sürüklenmemesi sağlanmalıdır. Kurşun ile mantar
arasındaki mesafe takımın kullanılacağı derinlikten 50 cm kadar fazla olmalıdır.
Bunu ayarlamak için takımı yemlemeden atarak su derinliği ölçülüp sonra
yemlemek gerekir.
Biraz
daha ustalaştıktan sonra kurşun ile mantar arasına birkaç tane daha iğne
bağlanarak dip ve orta sularda gezen balıklarında yakalanma
şansı arttırılır. Aynı zamanda dip ve orta sularda gezen balığın bu yemleri
takip ederek su yüzünde bulunan esas olta kısmına yönelmesini sağlamış
oluruz. Kullanılan kurşun ağırlığı sürüklenmeyi önleyecek ağırlıkta
seçilmelidir..
b- ŞAMANDIRALI
SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI
İki delikli
balon şamandıranın bir tarafına fırdöndü vasıtasıyla beden bağlanır, diğer
deliğine 1 m boyunda köstek bağlanır. Şamandıradan 20 cm. sonra 15
cm. aralıkla 10 cm. boyunda iğneli üç adet kol bağlanır. Kösteğin en sonuna
da bir iğne bağlanarak takım tamamlanır. Bu takımda kullanılan iğne ve
misina ebatları diğer kefal takımındakilerle aynıdır. Kefal avında genellikle
ekmek kullanılır. İğneye ekmek içini takarken ekmeği sıkmadan pamuk şeklinde
takmalı, taktıktan sonra da iğne palasından sıkılarak ekmeğin düşmemesi
sağlanmalıdır. Ekmeğin boyutu iğneyi örtecek büyüklükte olması yeterlidir.
Bu takıma teke, karides veya yaprak yem takılırsa melanur olan bölgelerde
melanur takımı olarak da kullanabiliriz.
Kefal kıyıya
yakın yerlerde bulunduğu için avcılığı genellikle kıyı avcılığı olarak
yapılır. Serbest bırakılan takımın yüzen insanların bulunduğu bölgelerde
kayması ve insanlara zarar vermesi mümkündür. Dikkat edilmesinde fayda
vardır. Bu yüzden yaralanan ve 15 seneyi iple çeken balıkçı arkadaşım Naci
Toktaş’a selam olsun!
c- MAKARASIZ
KAMIŞLI SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI
Bu tip
kamışlar tatlı su ağızlarındaki göletlerde tatlı suların durgun kısımlarında
kullanılır. Bunun için 6 m boyundaki teleskopik kamışlar kullanılır. Köstek
ve bedenin toplam boyu en fazla kamış boyu kadar olmalıdır. Kamış boyu
kadar kesilen misina kamış ucuna bağlanır. Misinanın diğer ucuna da 3-4
no üçlü iğne bağlanır. Üçlü iğneden kamışa doğru 15 cm sonrasından başlanarak
15 cm aralıklarla 10cm boyunda üç adet iğneli kol bağlanır. Son koldan
50 cm sonra misina kesilerek araya 3/0 fırdöndü bağlanarak takım
tamamlanır. Sıra şamandıraya takmaya gelmiştir . bu takımda dıştan takılabilen
renkli çubuklu şamandıralar kullanılırsa estetik açıdan daha güzel olacaktır.
Hazırlanan takım yemlenmeden suya indirilir üçlü iğne dipten 50 cm yukarıda
kalacak şekilde şamandıra takılır. Sonra takım yemlenerek suya
yavaşça bırakılıp suyun değişik kademelerinde bekletilerek avlanılmaya
devam edilir. Balığın yeme vurduğu nokta belirlenerek şamandıra buraya
kaydırılır. Takımın devamlı aynı seviyede kalmasına dikkat edilerek avlanmaya
devam edilir . balık yemi yedi ve yakalandığı zaman etrafında balık olduğunun
hissedildiği durmalarda takım çırpılarak çekilir, etrafta dolaşan
balıklar varsa üçlü kanca ile yakalama şansı aranır.
Tanıyalım:
Her balıkçının
zevkle yakaladığı nefis bir balıktır.Balıkçılık genelde kenardan kefal,ısparoz,mırmır
avı ile başlar.Bu avlar deniz avcılığının ilk aşısıdır,daha sonra yavaş
yavaş bu avcılık yetmemeye daha iri balıklar aranmaya başlanır .Karagöz,sargoz
zaman zaman levrek avlanılsa da tatmin ediciliği kısa sürer ve denize açılarak
avlanma özlemi başlar.Denize açılmaya başladığımız zaman önce karşımıza
izmarit,kupes,kırma mercan çıkar.Ama aklımız hep mercandadır tamamda mercanı
nasıl buluruz .Usta balıkçılardan soruşturmak ve gözlemlemekle kolayca
öğrenebilirsiniz.Ancak balıkçılar arasında bilinen bölgeleri herkese göstermemek
gibi tatlı bir kıskançlık vardır.Bunun için bizim bu konuda bilgi sahibi
olmamız en doğrusudur..
Nerelerde
bulunur:
Mercan genellikle
taşlık,kayalık bölgelerde ve civarlarında yaşar.Bu yerleri denize
dik olan kıyı hizalar ada etrafları gibi yerlerde arayabiliriz. Avlanmak
için durduğumuz zaman kurşunu dibe vurdurmak suretiyle dibin kumluk mu
taşlık mı olduğunu anlayabiliriz. Hiçbir tahminde bulunamıyorsak arama
yoluyla bu yerleri bulabiliriz. Bunun için şöyle bir sistem uygulanır ,tekne
çapa atmadan serbestçe bırakılır takımlar yemlenerek avlanılmaya başlanır
balığın vurduğu yerde kerteriz alınarak yada şamandıra bırakılarak işaretlenir.Akıntıya
göre çapa balığın vurduğu yerin ilerisine atılıp çapa ipi salınarak tekne
avlanma noktasının üzerine getirilir.Antalya da su derinliği fazla olduğu
için parça parça küçük döküntü taşlık alanları taramak amacıyla çapa
bırakılmaz tekne akıntıya bırakılarak avlanılır fakat teknenin yavaş akması
için paraşüt denilen bir sistem kullanılır.Bu sistem yaklaşık 2x2 metre
ebadında brandanın dört köşesine ip bağlayıp ortada birleştirerek paraşüt
şekline getirilmesi ve 4-5 metre kadar ip salarak suya bırakıp teknenin
akışını yavaşlatması şeklinde kullanılır.
Bir
başka arama şeklide tahmini mercan bulunabilecek yere çapa atılıp avlanmaya
başlanır.Balık vurmuyorsa çapa ipi parti parti salınıp balık bulununcaya
kadar aramaya devam edilir.Eğer balık bulucu,deniz derinliğini ve şeklini
gösteren elektronik bir aletiniz varsa bu iş çok daha basit olacaktır.Mercanın
bulunduğu bölgelerde diğer taş balıklarının da bulunma olasılığı
olduğu için bunlara uygun takımları hazır bulundurmakta fayda vardır.
Mercanın
en iyi yemi taze sardalyedir.Taze hamsi,sülünez,mamun,teke,kurt,karides,dilimlenmiş
kalamar,sübye ve kolyoz istavrit gibi beyaz balıkların filetoları da yem
olarak kullanılabilir.
Mercan
olta takımları suyun akıntısına ve derinliğine göre düzenlenir.
A- KÖR
KOLLU TAKIM İLE MERCAN AVI
Bu takım
derin sularda balık vuruşlarını daha iyi hissetmek için fileto dilimlenmiş
sardalya kullanıldığında kolun kösteğe dolanmasını azaltmak amacıyla
kullanılır.Takım öksüz bağı ile yapılan kısa kollu kollara sahip olduğu
için bu adı alır.
Beden
0.40-0.50 misinadan yapılır,beden ucuna 2/0 no fırdöndülerden kolçak yapılır.Alt
fırdöndünün klipsli ve kilitli olmasında kösteğin bozulduğunda değiştirilmesi
açısından fayda vardır.Köstek misinası 0.26-0.33 no misinadan seçilir,köstek
başına çift katlı üç sarımlı kasa gözü düğümü atılarak fırdöndüye takılır.Fırdöndüden
40 cm sonra sıra ile 10 cm aralıklarla 6 cm boyunda üç adet kol öksüz bağı
yapılır.Kol boyları misina bağlandıktan sonra kalan misina boyu 6 cm
olacak şekilde ayarlanmalıdır.Üçüncü koldan 25cm sonra 20 cm boyunda bir
kol daha yapılarak hemen kol dibine kurşun takmak için kasa gözü düğümü
yapılarak takım tamamlanır.Takımda kullanılan iğneler 1251c – 1523d
6 no iğneler veya benzeri olarak seçilmelidir..
B- UZUN KOLLU
TAKIM İLE MERCAN AVI
Beden
ucuna bağlanan kolçak kör köstektekinin aynısıdır. Fırdöndüden sonra20
cm ara ile 15 cm boyunda üç kol yapılır. Üçüncü koldan 30 cm
sonra kasa gözü yapılıp buna 3/0 no klipsli fırdöndülerden yapılmış iki
fırdöndü arası 15 cm olan bir kolçak ilave edilir. Bu iki fırdöndü
arasına suyun derinliğine ve akıntısına göre ağırlığı seçilmiş kurşun takılır,
alt kolçağın boşta kalan fırdöndüsünün ucuna 25 cm boyunda kol bağlanarak
takım tamamlanır. Bu takımda kullanılan misine ve iğne numaraları kör köstekli
takımların ki ile aynıdır.
-
İZMARİT-
KUPPES- BARBUNYA - KIRMA MERCAN (MANDAGÖZ) AVCILIĞI
Mercanın
aksine dibi kumsal, çamur ve otluk alanlarda yaşarlar. Takım mercanın
kör kollu takımı gibi donatılır. Kol 6-7 adete çıkarılabilir. Ancak kullanılan
köstek misinası 0.18 – 0.20 iğnele ise 1251c-11444-1523-1522-15507 6-8
,264 8-10 no veya benzeri olarak kullanılır.
Bu balıkların
ağız yapıları küçük olup yemi küçük darbelerle yedikleri için iğneye
yem takılırken yemin iğneden taşmamasına dikkat etmek gerekir. Avlanılmaya
başlandığında balık artıklar ile bölge yemlenirse avımız daha verimli ve
uzun süreli olacaktır . ilk oltamızı suya indirirken alt iğneye ezilmiş
sardalyeyi kolay düşecek şekilde takarız. Takımı dibe indirdikten sonra
takım sert bir şekilde çırpılırsa taktığınız yem sardalye dağılarak düşecek
ve bir tür yemleme sağlanmış olacaktır. Hatta önce iğneye balığın bir seferde
yiyemeyeceği büyüklükte iri yemler takılırsa balıkların bunu iğneden çıkartıp
alması ve bunu kapmak için saldırganlaşması sağlanır.
Yem olarak
sardalye ,teke ,sülünez ve mamun kullanılabilir. Ancak özellikle izmarit,kupes
ve mandagöz avında bazen balığın yeme sarması o kadar hızlı olur ki yem
yetişmez hale gelir . bu arada iğneye kolay çıkmayan ince şerit halinde
kesilmiş sübye kalamar veya kolları takılırsa balık yakalama şansının artığı
gözlenecektir. Balıklar
yeme gelmekte
nazlandığı zaman kurşun yere değdikten sonra beden birkaç kulaç salınır
sonra hafif hafif çekilip salınarak balığın yemi kıskanması sağlanır.

SOKAR
- ISKAROZ>
Sokar ve ıskaroz
da karagöz ile aynı sularda yaşarlar.
Takımın yapısı
karagöz takımlarının aynısıdır. Ancak kullanılan misina 0.20 , iğnelerde
mustad 1251 8 yada 9 no iğnedir.
Sokar beslenirken
yemi dipten alır. Ege ve Akdeniz kıyılarında esmer sokar ve beyaz sokar
olmak üzere iki çeşidi bulunur. Boyları 40 cm. geçmez. Genellikle 20 cm
civarında bulunurlar.Zehirli dikenleri solungaç kapakları üzerinde bulunur.
Sızı verici
olmasına karşılık İnsan hayatını tehlikeye sokacak bir tehlikesi yoktur.
Oltadan kargaburun aracılığıyla çıkartmak akılcı olacaktır.
-
MIRMIR-LİDAKİ-ISPAROZ-
SARPA
Sarpa
Bu balıklar
aynı sularda yaşarlar ve genellikle bir arada bulunabilirler. Sahile yakın
dibi kumluk otluk ve döküntü taşlık alanlarda yaşarlar.Ağız yapıları küçük
olduğu için ince misinalar ve küçük iğneler kullanılır.Yemi dipten alırlar,bu
nedenle takım dibe yatırılarak kullanılır.
Sardalye,hamsi,kurt,teke,midye,sülünez
ve kesilmiş karides yem olarak kullanılabilir..
Sığ sularda
veya kıyıda avlanıldığı için görüntü vermemeye ve ses yapmamaya dikkat
edilmesi gerekir.
Beden 0.30
misinadan yapılır.Beden ucuna 3/0 no klipsli fırdöndülerden 15 cm arası
kolçak yapılır, bu kolçak arasına delikli kurşun ağırlık takılır.Kurşun
ağırlığı 75gr olması yeterli olacaktır.İkinci fırdöndüye kasa gözü düğümüyle
0.18 yada 0.22 misina bağlanıp 30 cm sonra ucuna 1251-1522-1523 kalite
8-12 no iğne bağlanmış 3 adet 10 cm boyunda kol 15 cm arayla bağlanır.Son
bağlanan koldan 25cm sonra köstek sonuna bir iğne daha bağlanarak takım
tamamlanır. Tekne ile avlanılıyorsa takım hemen tekne altına indirilmez,
savrularak tekneden uzak noktaya atılıp avlanılır. Kamış ila avlanılması
daha uygun olur. Eğer elle avlanılıyorsa atarken çevirerek değil savurarak
kullanmak gereklidir.

-
AKYA-SARI KUYRUK
(KUZU) AVCILIĞI
Akdeniz’in
en meşhur balıklarından biridir. Kolyoz, sardalya, istavrit, kalamar, sübye,
zargana, palamut gibi balıklarla beslenir. 1-1.5 m. Boya 20 kg. ağırlığa
ulaşırlar. Genellikle suyun yüzüne yakın ve orta sularda avlanırlar. 1-200m.
Derinliğe kadar sularda yaşarlar.
A-BIRAKMA OLTA
İLE AKYA AVI:
Orkinos bırakmasına
benzer. Beden 100 nr.misinadan yapılır. Beden ucuna 4-6 no fırdöndü bağlanır.
Bölge balığının büyüklüğüne göre 0.70-100 no arası misina 5 kulaç kadar
ölçülüp fırdöndünün diğer ucuna bağlanır, ucuna da 2330 DT veya 2310 2-5
no. iğne bağlanır. Yem olarak yukarıda yazdığımız, beslendiği balıklardan
herhangi biri kullanılır. Yemin canlı olarak kullanılması tavsiye edilir.
Yem takma şekli orkinostaki takma şekli gibidir. Çevrede orkinos, palaska,
kılıç, torik gibi balıklar varsa bunlarında oltaya gelmesi mümkündür. Dikkatli
olup gerektiğinde takımı şamandıralamayı unutmayınız.
B- SIRTI İLE
AKYA AVI:
Beden misinası
100 lük kullanılır. Yapma balık kullanılacaksa kolyoz, zargana, uskumru,
sübye benzeri en az 3-5 m. Dalabilen metal ağızlı yapma balık kullanılır.
Beden ucuna bağlanan yapma balıktan makaraya doğru 10 kulaç ölçülüp 4-6
no fırdöndü, bu fırdöndüden de 10 kulaç daha ölçülüp bir fırdöndü daha
bağlanır. Bu ili fırdöndü arasına 150 gr. Delikli kurşun takılacaktır.
Takım denize toplam 50 m. Kadar salınarak avlanma yapılır. Bu takıma da
iri balıkların gelmesi mümkün olduğu için misina makarasının sonuna şamandıra
beden eklemek amacıyla kasa gözü yapmakta fayda vardır. Bu avcılıkta da
teknemizin her zaman çalışır durumda olmasına, bıçağımızın ve kancamızın
her an elimizin altında olmasına dikkat etmeliyiz.
LAMPUKA
AVCILIĞI
Akdeniz’de
rastlanan bu harika görünüşlü balığa Ege ve Karadeniz’de rastlanmaz.
Ancak araştırmalara göre Süveyş kanalının açılmasından sonra Akdeniz’e
geçen Hindistan Balığı ve lampuka gibi balıkların doğu Akdeniz’den Ege
denizine doğru yavaş yavaş yayılım gösterdiği saptanmıştır. Bir zaman sonra
bu balığa Ege’ de rastlama olasılığı vardır. Eylül ayından itibaren av
vermeye başlar. Korkusuz, meydan okuyan tavırları ve saldırgan yapısı ile
avcılığı çok zevkli bir balıktır. Tekne ile avlanırken etrafınızda dolaşan
balıklara ve oltadaki balığa korkusuzca yaklaşır. İlk rastlayan balıkçıların
lampukanın bu hareketi karşısında seyredip kaldıkları olur. Yakalandıkları
zaman sudan metrelerce yukarı fırlayarak, çılgınca hareketlerle büyük direnç
gösterirler. Tekneye alındıktan sonra bile dakikalarca çırpınması bitmez.
Bu avı lüferinkine benzer. Yan yüzgeçlerinden boylamasına üst tarafı mavi,
lacivert alt tarafında yeşil,sarı görünümlüdür. Dik inen küt kafasıyla,
geniş ve kuvvetli ağız yapısıyla tropikal bir balık görünümündedir. Ege
bölgesi dahil bir çok bölgede tanınmaz. Hatta bir çok balıkçı böyle bir
balığın varlığını bile bilmez. Antalya civarı balıkçıları ve olta balıkçılığını
bir yaşam tarzı haline getirmiş, amatör balıkçılıkta uzmanlaşmış kişiler
lampukayı iyi tanırlar. Kıyılara bile korkusuzca yaklaşan lampuka, kefal,
sardalya, kolyoz, kalamar, izmarit, istavrit ve gözünün kestiği her balıkla
beslenir. Canlı kefal ve izmarit en popüler yemidir. 1,5 m. Boya kadar
ulaşırlar ve denizin 100m. Derinliğine kadar iner.
A-BIRAKMA OLTA
İLE LAMPUKA AVI:,
Bedende 0.35-0.40
kaliteli misina kullanılır. Eğer çekeri çok fazla olan daha ince ve daha
sağlam misina bulabiliyorsanız bunu kullanmakta fayda vardır. Zira burada
şamandıra küçüktür ve yem olarak kullanılan balığın uzun bir kolla dolaşma
serbestliği içinde olması gerekir. Kalın misina balığı dibe doğru çeker
ve balığın çabuk yorulup ölmesine yol açar. Bu yüzden ince fakat sağlam
misina kullanmak doğru seçim olur.
Beden ucuna
3 no fırdöndüden yapılmış kolçak bağlanır. Kolçağa 3 kulaç kol bağlanıp
ucuna 2330 DT – 2310 4-5 no iğne bağlanır. Yem canlı olarak takılıp denize
salınır. Fırdöndüden makaraya doğru iki kulaç ölçülüp küçük bir şamandıra
takılarak 10 kulaç daha salınıp beklenir. Lampuka sürü halinde gezdiği
için biri yakalanınca diğerinin de yakalanma şansını bulmak için aynı şekilde
hazırlanmış ikinci takımda yedekte bekletilir. Denizdeki oltaya balık yakalandığı
zaman hemen yedek takım da denize indirilip atıp çekme işlemine girişilir.
Lampuka yakalandıktan sonra kolay kolay yorulmaz, bu yüzden sert darbelere
dikkat edilerek, yorulması beklenmeden tekneye alınır.
B-SIRTI İLE
LAMPUKA AVI:
Bu takımda
da ince fakat güçlü misina kullanmanızda fayda vardır. Yem olarak yapma
balık veya plastik balık kullanılır. Beden ucuna bağlanan yapma balıktan
makaraya doğru 10 kulaç arayla iki adet1/0 fırdöndü takılarak takım hazırlanır.
Takım toplam 25 kulaç salınarak tekne arkasından minimum hızla çekilerek
avlanılır. Bırakma takımında yapıldığı gibi ikinci yedek takım hazırda
bekletilir. Birinci takıma balık yakalandığı zaman tekne boşa alınmaz,
yürümeye devam edilir. Yakalanan balık teknenin 2 kulaç kadar yakınına
getirildiği zaman ikinci takım suya bırakılır. Sürüdeki diğer balıklar
merakla yakalanan balığın arkasından geldiği için ikinci balık yakalanana
kadar birinci takım balıkla birlikte çekmeye devam edilir. Eğer yakalanan
ilk balık çok iri ve takımı koparma olasılığı varsa bekletilmeden tekne
içine almakta fayda vardır.
Lampuka hemen
yer değiştirmez. Eğer süratli hareket edilirse ve hazırda bekletilen sardalya
ve kolyoz parçaları ile deniz yemlenirse avın çok bereketli geçmesi olasıdır.

ZOKA
1-ZOKALI AVCILIK:
Zokalar şekilleri
ve ağırlıkları açısından birçok çeşitlere ayrılırlar. Ancak yeni üretilen
bazı malzemeler birçoğunu kullanılmaz hale getirmiştir. İlk zamanlar zokaları
balıkçılar kendileri yaparken zamanla ucuz ve bol bulunmaya başladığı için
bundan vazgeçilmiştir. Bunun için burada halen geçerli türlerden bahsedilecek
ve yapma şekline hiç değinilmeyecektir.
Zokalarda
taze çıkarılmış fleto ve sülük yemler, karides, midye, yengeç, mamun yem
olarak kullanılır. Avlanacağınız zokanın parlak olması gerekir. Bu zokalı
avcılığın önemli kısmıdır. Zokanızı parlatmak için üzeri çalı sırtı, cam
parçası veya zımpara ile kazınır. Sonra avuç içine birkaç damla civa konulur.
Zokanın kurşun kısmı avuç içinde yün güderi veya parmak ile ovularak parlatılır.
Zokalar ılık ve sıcak havalarda fazla derin olmayan, az akıntılı sularda,
ayrıca çirura, kolyoz, uskumru, lüfer gibi göçmen balıkların bölgeye gelme
zamanında kullanılır. Soğuk havalarda balık daha derine kaçacağından ve
fazla akıntıda yem uçacağından pek kullanılmaz. Çok akıntılı sularda kullanılmasa
da akıntılı suların üzerinde bulunan ada, kaya parçaları ve burunların
kuytu kısımlarında oluşan durgun sularda, deniz dibi akıntılarının dipteki
alçaklık ve yükseklik sebebi ile meydana gelen anafor ve kaynamaların bulunduğu
yerlerde, iki akıntının çarpıştığı yerlerin durgun kısımlarında zokalı
avcılık iyi netice verir.
A-ZOKA İLE
KARAGÖZ – MELANUR AVI:
Yukarıda bahsedilen
yerlerde karagöz, melanur, sokar gibi balıkların yakalanması mümkündür.
Eğer bu bölgelerde av yapılacaksa tekne kesinlikle bu oluşumların içine
demirlenmez. Hatta bölgeye yaklaşırken ve demir atarken ses çıkarılmaz.
Tekne takımı bu oluşumların içine atılabilecek bir mesafeye demirlenmelidir.
Takım buraya atılır dibe inene kadar beklenir ve tekrar çekilip atma işlevine
devam edilir. Balık yakalanırsa yakalandığı derinlik takım üzerinde işaretlenerek
bir daha ki sefere balık yakalanmazsa dahi o derinlikte dalgalanmaya bırakılır.
B- ZOKA İLE
ÇİPURA AVI:
Çipura avı
birçok tip zoka ile yapılabilir. Suyun akıntısına ve derinliğine göre sarımsak,
sülük, fındık zokalar da kullanılabilir. Diğer balıklar tarafından kolayca
parçalanamadığı için yengeç yem tam olarak kullanılır. Tek zoka ile avlanıldığı
gibi takıma hırsız zoka veya hırsız iğne takılarak ta kullanılabilir. Çekeri
fazla olan 0.25 no misina beden veya kol olarak kullanılır. Zokalı avcılık
derin sularda yapılmadığından sessiz olmaya ve görüntü vermemeye dikkat
edilmelidir.
C- ZOKA İLE
USKUMRA – KOLYOZ AVI:
Uskumru ve
kolyoz mevsimlerinde çaparilerle avcılık daha doğru olur. Ancak peşlerinden
gelen iri balıklar yüzünden yada göç zamanı yaklaştığı için balık dağılır
ve ürkekleşir.bu bile zoka ile avlanmamız gerektiğini gösterir.
Bedende 0.25
no misina, zokada da sülük zoka tercih edilmelidir.beden ucuna 6 no fırdöndü
bağlanır. Fırdöndüden sonra bir kulaç 0.25 no kol bağlanıp ucuna zoka bağlanır.
Yem olarak dilimlenmiş sardalya fletosu takılır. Yemlenen takım denize
atılıp 10 kulaç inmesi beklenir ve tekrar çekilip atılarak avlanmaya devam
edilir.
D- ZOKA İLE
LÜFER AVI:
Lüfer avı pişkova
tipi zoka ile yapılır. Pirçolların kurşun kısmı kısa olduğu için lüfer
tarafından kesilme ihtimali vardır. Pişkova ve ovala uzun bir sapa sahip
olduğu ve daha ağır olduğu için tercih edilir. Beden kalınlığı 0.40 veya
0.50 no misinadan, kol 0.30 – 0.35 no misinadan yapılır. Zargana, kolyoz,
istavrit veya sardalya fletosu düz durmasına dikkat edilerek diker gibi
iğneye takılıp son birkaç santimetresi iğneden sarkıtılır. Takım donanımı
çipuranın tek zokalı takımının aynısıdır.

ÇAPARİLER
Çapariler çok
iğneli takımlardır.tüylü ve yemli olarak yapılırlar. Ancak artık yemli
çapariler sık dolaştığı ve yemleme zor olduğu için pek kullanılmamaktadır.
Çaparilerde paraketeler gibi kullanıldığı balığa göre donatılır ve adlandırılır.
Kolyoz çaparisi, istavrit çaparisi, palamut çaparisi gibi.
Çapariler yapılırken
şunlara dikkat etmeliyiz.
a)
çaparinin kollarının hepsi aynı boyda olmalı.
b)
Çapari iğneleri hep aynı cins olmalı.
c)
Köstek ve kollar aynı çap misinadan olmalı.
d)
İğneye takılan tüylerin boyutları aynı olmalı.
e)
Tüy renkleri gündüz koyu renkli kullanılsa da hava karamaya başladığı zaman
beyaz ve parlak renkli tüylerle yapılanlar kullanılmalı.
f)
Eğer teknenin müsait değilse çaparinin toplam boyu (fırdöndüden kurşuna
kadar) en fazla kolunuzu kaldırdığınızda el ucunuza kadar olmalı.
g) Çapari
kurşununun ağırlığı yakalanmak istenen balığın iriliğine göre arttırılıp
eksiltilir. Gerektiğinden hafif ağırlık kullanılırsa balık takımı istediği
gibi savurabileceğinden takımın bir anda karışması büyük bir ihtimaldir.
Fazla ağır kurşun kullanılması halinde balığın saldırıp kapma hızını veya
bulunduğu derinliği hızla geçme olasılığı olduğundan buna da dikkat edilmesi
gerekir.
h)
Çaparilerde tüy kullanılacaksa su kuşlarının (martı, kaz gibi) tüylerinden
yapılmalıdır. Bu tür hayvanların tüyleri yağlı olduğu için çabuk bozulmazlar.
Bu hayvanların kanat altı ve kanadın gövde tarafında kalan tüyler en yağlı
olanları olduğu için bunlar tercih edilir. Büyük olan kanat üstü tüylerinin
telleri kalın ve sert olduğu için dalgalanma kabiliyeti az olur. Bu yüzden
tercih edilmemelidir. Kullanılan tüyler ne çok sert nede çok yumuşak olmalıdır.
Palamut veya
torik çaparisi bu hayvanların koltuk altındaki kısa, pamuk gibi bol havlı
tüyleri bütün olarak kullanılarak yapılır.
Çaparilerde
tüyün haricinde parlak simli iplikler veya ipek beyaz iplikler kullanılabilir.
Simli iplik ince çapari için yaklaşık 10 kat kadar katlandığı zaman ideal
kalınlığa gelmiş olur. Beyaz ipek, sim, kırmızı ibrişim, fosforlu boncuk,
fosforlu oje veya fosforlu boya kombinasyonları ile yapılan çaparilerden
iyi netice alma olasılığımız çok yüksektir.
A- KOLYOZ –
İSTAVRİT ÇAPARİSİ ( İNCE ÇAPARİ)
İnce çapariler
kanat altı kalem tüylerinden yapılır. Hav tüyleri bu çaparilerde kullanılmaz.
Avlandığımız saate göre çapariler koyu veya beyaz renkte olur demiştik.
Her seferinde takım değiştirmemek için her iki renk tüyü de aynı iğnede,
yarısı siyah yarısı beyaz olarak kullanabiliriz.
Koparılacak
tüy telleri çakı ile 4 mm kadar ayrılıp dip kısımlarından tutarak koparılır.
Tüy bıyu iğne boyundan yaklaşık 5-10 mm uzun olmalıdır. Önceden hazırlanmış
0.25 no misinadan iki ucuna iki sarımlı kolbaşı düğümü atılmış 8-10 cm
boyunda kol, iğne üzerine, düğüm iğne dirseğinin hizasına gelecek şekilde
yatırılır. Sıra misinayı iğneye bağlamaya gelmiştir. İğne, misine ve ibrişimin
ucu, baş ve işaret parmakları ile tutulur. İbrişimin diğer ucu makas ile
birlikte yere bırakılıp ayak ile makaraya basılarak gergin duruma getirilir.
İlk ilmek A noktasından atılarak ( BURAYA ŞEKİL ŞART Sf. 197) iğne palasına
doğru sıkıca ( ipi koparmadan ) 6 ilmek atılır. Bağlanan iğne, misina,
ibrişim elden bırakılmadan gerginlik bozulmadan koparıp hazırladığımız
tüyler dip kısmı iğne palasına gelecek şekilde yatırılarak üçü birden aynı
şekilde 8 ilmek atılarak bağlanır. Bağlama işlemi bittikten sonra bir elle
iğne dirseğinden, bir elle C noktasından tutulup çekilerek tüyün ve düğümlerin
iğne palasına iyice oturması sağlanır. Aynı zamanda misinayı bağladığımız
düğüm tüyün altına doğru girmiş tüyün ucunu biraz havaya kaldırmış olacaktır.
Sonra makasla iğne palasından taşan tüy ve ibrişim kesilerek düzgün hale
getirilir. Ardından kırmızı renkli, bulabiliyorsak fosforlu oje ile düğümler
dikkatlice boyanır. Bu boyama renk verdiği gibi aynı zamanda düğümlerin
de çözülmemesini ve tüylerin çıkmamasını sağlayacaktır. (ŞEKİL ŞART Sf.200
)
Bu şekilde
8-10 adet kol hazırlanır. Sıra takımı donatmaya gelmiştir. 0.25 no beden
ucuna çift katlı üç sarımlı kasa gözü düğümü atıp kasa gözünden bir yere
takılır. Düğümden 35 cm kadar ileriye bir düğüm atılır, ancak sıkıştırmayıp
içinden hazırlanan kol geçirildikten sonra hafifçe sıkıştırılır. Bu sıkıştırma
içinden geçen kolun kayacağı kadar tatlı sıkı olmalıdır. Sonra iğneden
tutulan kol yavaşça çekilerek kol başı düğümünün beden üzerine atılan düğüme
oturması sağlanır ve beden çekilerek düğümün kolu iyice sıkması sağlanır.
Daha sonra kol düğümünün üst tarafından yani kasagözü düğümüne doğru bedene
sarılarak bir düğüm atılıp iyice sıkıştırılır. Bu ikinci düğüm kolun bedene
iyice bağlanmasını sağlayacaktır. Diğer kollarda kol boyu ne kadarsa ondan
2 cm fazlası kadar aralıkla bu şekilde bedene bağlanır. Son kolun bağlantı
noktasından 35 cm kadar sonra yine çift katlı üç sarımlı kasa gözü düğümü
atılıp misina kesilir. Bu düğümün göz genişliği içinden kurşun geçecek
genişlikte olmasına dikkat edilmelidir. Bu göze kurşun, ilk attığımız kasa
gözü düğümüne de ana bedenden gelen klipsli fırdöndü takılarak takım tamamlanır.
Takımda kullanılan
iğneler 1799 veya 1251C kalite 6-3 numaralar arası bölge balığın boylarına
göre seçilir. Kıraça denen küçük istavritlerde iğneleri 9 no ya kadar küçültülebilir.
Karadan atıp
çekme ile kullanılacak çaparilerin boyları kullanılan kamışın boyunu kesinlikle
geçmemelidir. Aksi taktirde kullanmamız oldukça zorlaşır.
Denizde kullanılan
çaparilerin boyları kullanıcının ustalığına göre değişebilir. Eğer teknede
kamış ile avlanmıyorsak teknemiz ıskarmoz yerine veya başka özel yaptıracağınız
bir yere ayakla kolumuzun rahatlıkla uzanabileceği bir yükseklikte çubuk
dikilirse takım balıkla dolduğu zaman ilk iğneden buraya asılıp takım üzerindeki
kalıkları takım dolaşmadan kolayca ayıklamış olursunuz.
B-İNCE ÇAPARİNİN
KULLANILMASI:
Çaparinin şekil
olarak yumurtadan yeni çıkmış balık sürüsüne benzemesi ve bunların yaptığı
hareketlere benzeyecek şekilde hareket ettirilmesi gerekir. Balığın geçiş
yaptığı ve dolaştığı alanlar belirlenip tekne akışa bırakılarak avlanılır.
İlk olarak balığın bulunduğu derinliği bulmanız gerekir. Bunun için takımı
birkaç kulaçta bir, bir kol boyu aşağı yukarı hareket ettirerek dibe kadar
indirilir ve tekrar aynı şekilde yukarı çekilerek balık aranır. Balık takıma
sardığı zaman hemen yukarı çekilmez; takımın gerginliği bozulmadan yavaşça
yarım kol kadar aşağı yukarı hareket ettirerek iğnelerin tamamının dolması
sağlanır. Burada ustalık isteyen bu doldurma hareketidir. Eğer takım gereğinden
fazla serbest bırakılacak olursa yakalanmış olan balıkların savrulması
sonucu takım bir anda dolaşıverir. Takımı dibe doğru salarken de buna dikkat
etmemiz gerekir. Takıma balığın vurduğunu hissettiğimiz anda takımın akışını
durdurup gergin duruma getirmeliyiz. Aksi halde dibe kadar inip duran takımdaki
balıklar aynı şekilde bir anda takımı dolaştırıverir. Bu da bize hem takımımızı
kaybettirir hem de zaman kaybı sırasında balığın bulunduğu sulardan çıkmamıza
sebep olur. Belirli bir avlanma süresi sonunda artık balık takıma vurmuyorsa
bu bize balığın bulunduğu sulardan çıktığımızı gösterir. Bu durumda tekne
çalıştırılıp balığın vurmaya başladığı yere gelinir ve tekrar akışa bırakılarak
avlanmaya devam edilir.
Balıkla dolan
takımın tamamı tekne içine alınmaz. Alınırsa dolaşma olasılığı doğar. Buna
sebebiyet vermemiz için takım son iğne teknenin içine girene kadar çekilir,
kurşun küpeşteden dışarıda kalacak şekilde gergince tutulup fırdöndüye
yakın ilk iğnedeki balık çıkarılıp ters taraftaki küpeşteye saplanır. Böylece
takım çamaşır ipi gibi asılmış olur. Sonra kuşuna en yakın iğnedeki balıktan
başlanıp takım üzerindeki balıklar ayıklanarak geri salınır. Eğer dikili
bir çubuğumuz varsa iğne buraya saplanıp ayıklanması çok daha kolay olacaktır.
Balığın yeri
bilinmiyorsa takım tekne arkasından çeker gibi çekilerek ve arada bir durup
kurşunun dibe kadar değmesi beklenerek bölge gezilir. Bu şekilde hem yüzey
hem de denizin her derinliği taranmış olur. Balığın vurmaya başladığı yerde
tekne durdurulup akışa bırakılarak avlanılmaya devam edilir.

C-PALAMUT ÇAPARİSİ:
Palamut çaparisi
şekil olarak ince çapari gibi donatılsa da kullanılan malzemeler daha kalın
ve sağlam yapılıdır.
Palamut çaparisi
İNCE ÇAPARİDEN FARKLI olarak;
a-
kullanılan tüyler kanat altındaki bol havlı tüylerden, simli iplik kullanılacaksa
kat sayısı iğne büyüklüğüne göre aynı orantıda artırılarak kullanılır.
Tüyler sapı ile iğneye bağlanacağından iğne üzerine bağlanacak kısımdaki
tüyler temizlenmelidir. Bu tüyler yarım ay şeklinde hafifçe kıvrıktır.
Bu yayın açık tarafı dışa gelecek şekilde iğneye bağlanmalıdır. Böylece
tüy dışa doğru kıvrık durur ve hareketleri daha kıvrak olur.
b-
Bede 0.70 – 100 no misinadan yapılır.
c-
Köstek mevsimine göre 0.40 – 0.70 misinadan seçilir.
d-
Kolçak veya fırdöndü kullanılır.
e-
Kol aralıkları kol boyunun en az iki katı olmalıdır.
f-
Kol boyu 20-25 cm olmalıdır.
g-
İğne 1250D - 1251C – 2315 veya benzeri 3 no olmalıdır..
h-
Atılan düğümler ve sarımlar daha dikkatlice ve daha çok sarımlı yapılmalıdır.
Kol iğneye iğne bağlama düğümlerinden biri ile bağlanıp, sonra tüy ibrişimle
sarılarak bağlanmalıdır.
i- Çaparinin
sonuna takılan kurşun 150 gr. ağırlığında iki delikli mekik kurşun olmalı
ve kurşunun boşta kalan deliğine 80 cm. boyunda ucuna 1 no metal kaşık
bağlanmış kol bağlanmalıdır. Bu kaşık balığın dikkatini daha çok çekecektir.
| Palamut çaparileri
ince çapari gibi aşağı yukarı salınıp kullanılmaz. Tekne arkasından çekilip
dolaştırılarak kullanılır. |
Fotograf:
Kenan ÖZCAN
|
DONATILMIŞ
PALAMUT ÇAPARİSİ:
Palamut derin
suları sever. Sabah gün doğmadan av yerine varmak gerekir. Balığın göç
veya avlanma bölgesini bulmak için geniş zikzaklar çizerek balık bulununcaya
kadar dolaşılır. Balığın yakalandığı bölgede devamlı tur atarak dolaşılır.
Tekne 2-3 mil olmalıdır. Bunu çekilen takımın su yüzünde sürüklenmediği
belirli bir su derinliğine gelmesi olarak tarif edebiliriz. Tekne arkasından
30-35 kulaç mesafe verilerek çekilen takım arada sırada 10-15 kulaç çekilip
tekrar salınarak yada küçük daireler çizilerek suyun değişik derinliklerinde
gezmesi dolayısıyla bu derinlikleri taranması sağlanmış olur.
Balık yakalandığı
zaman motor boşa alınarak takıma boşluk vermeden çekilip yakalanan balık
içeri alınır. Başka balıkların yakalanması amacıyla takıma kesinlikle boşluk
verilmez. Bunu yapmak takımın dolaşmasına yol açacaktır.
PALAMUTLARIN
GELİŞİMİ:
Temmuz aylarında
: GACO
Ağustos ayları
sonları : 25 cm boy 400 gr. ağırlığında ÇİNGENE
PALAMUTU
Eylül ayı
ortası : 35 cm boy 800 gr. ağırlığında PALAMUT
Eylül ayı
ikinci yarısı : 45 cm boy 1 kg. ağırlığında KESTANE
PALAMUTU
Ekim ayı başları
: 50 cm boy 2 kg. ağırlığında ZİNDANDELEN
İki yaşındakiler
: TORİK
Üç yaşındakiler
: SİVRİ
Dört yaşındakiler
: ALTIPARMAK
Beş yaşındakiler
: PEÇUTA
Adını alırlar.
Bu sıralama göz önünde bulundurarak iğne ve misina kalınlıkları büyütülüp
küçültülür.

Parakete
ile avcılık balıkçılığın son aşamasıdır. Parakete kullanabilen balıkçı
artık usta olmuş sayılır. Parakete bağlanmasından, yemlenmesine, atılmasına,
sepete dizilmesine kadar zahmetli, dikkat ve tecrübe isteyen bir avlanma
yöntemidir.Parakete ana gövde üzerine bağlanan, iğne sayısı avcının tecrübesine
göre artan bir olta sistemidir. Balıkçılık ile geçinenlerin 2-3 bin
iğneye kadar bağladıkları olur. Size önerim önce elli iğneden başlayıp
tecrübe kazandıkça en fazla yüz veya ikiyüz iğneye çıkmanızdır. Paraketeler
avlanmak istenen balığın cinsine göre hazırlanır ve adlandırılır. Mercan
paraketesi, melanur paraketesi, kılıç paraketesi gibi. Şekil olarak aynı
olsalar da kol mesafeleri, misina ve iğne kalınlıkları farklıdır. Parakete
ana beden üzerine hazırlanan iğneli kolların bağlanmasından sonra da sepet
kenarına geçirilen mantar veya poliüretan şeritlere takılmasından oluşur.
Artık sepet yerine naylon leğenler kullanılmaktadır. Takılma açısından
leğen daha kullanışlıdır. Kolay atılması ve dolaşmaması için paraketeyi
sepete dizerken on iğnede bir sepet içine bir sıra gazete sermekte fayda
vardır. Sepete iğne dizerken veya herhangi bir sebeple takılmış iğnelerden
biri aradan çıkıp sepet içine düşerse paraketenin dolaşmaması için iğnenin
dibinden kesip daha sonra paraketeyi elden geçirirken yeniden bağlamakta
fayda vardır.
Parakete iki
kişi tarafından atılıp, toplanır. Bir kişi kürek çeker veya motoru idare
eder, diğeri de iğneleri atar. Paraketeyi atarken tekneyi idare eden süratini
iğnenin geliş hızına ve atanın hareketine göre ayarlamalıdır. Aksi halde
iğnelerin üst üste düşmesine yada bedenin gerilerek yerde sürünmesine,
dolayısıyla takılmalara ve hatta iğnenin atan kişinin eline saplanmasına
neden olur. Paraketeyi atarken denizin akıntısı da önemlidir. Akıntı yönünde
atmalı, toplarken de ilk attığımız şamandıradan başlayarak yine akıntı
yönünde toplamalıyız. Aksi halde paraketenin teknenin altına kaçmasına
yol açabilir ve sıkıntı yaşarız. Toplarken gelen balık varsa çıkartarak
iğneleri sırayla sepet kenarına takarız. Yakalanan balığı iğneden çıkartmakta
zorlanırsak ya sepet kenarındaki yarıklara koldan takarak bırakır, sonra
çıkarırız, yada iğneyi balığı en yakın noktadan kesip sonradan tekrar bağlarız.
İğneleri toplarken yine on iğnede yine on iğnede bir gazete veya bez parçası
sermekte fayda vardır. Paraketeyi atıp topladıktan sonra elden geçirip
dolaşıklıklar düzeltilip, kopan iğneler tekrar bağlanmalıdır. Paraketeyi
atarken veya toplarken yakınımızda mutlaka bıçak bulundurmalıyız. Bilhassa
iri balık paraketelerini atıp toplama çok dikkat ister. Eğer balık çok
iri veya canlı hareketler yapıyorsa bir süre daha belleyip balığın çatlamasını
sağlamak gerekir. 50 kg. bir balığın yarı baygın dahi olsa 5 – 10 iğne
kala fark edilmesi bizi çok zor durumda bırakabilir. Böyle durumlarda takımı
keserek kurtulan balıkçı sayısı epey vardır. Ancak her direnişte de mücadeleden
vazgeçmemek, akılcı yaklaşımla çözüme ulaşmak gerekir. En akılcı çözüm
teknemizde yedek bulundurmamız gereken 3 kg. lık yedek şamandıraları beden
üzerine takıp denize atarak balığın yorulmasını beklemektir.
A- PARAKETELERE
GENEL BAKIŞ:
Paraketelerin
donanımı şekil olarak aynıdır. Ancak avlanacak balığın cinsine göre takım
kalın ya da ince malzemeden yapılır.
a) SEPET:
Paraketenin toplandığı kamış sepet veya naylon derin leğendir. Parakete
boyuna göre boyutları ayarlanır.
b) ANA ŞAMANDIRA:
Paraketenin iki başına takılan şamandıralardır.
c) ARA ŞAMANDIRA:
Paraketelerde iki ana şamandıra arasına takılan daha küçük boyuttaki şamandıralardır.
d) AYAK TAŞI:
Paraketenin iki başına takılan paraketeyi sabit tutan ağırlıklardır. Ağırlık
seçimi paraketenin sürüklenmeyeceği bir ağırlık olarak ayarlanır. Pet şişe
gibi malzemeleri kalıp gibi kullanıp beton dökerek ağırlık yapabilirsiniz.
B- KILIÇ –
ORKİNOS – AKYA – TURNA PARAKETESİ:
Bu parakete
su yüzüne yüzer olarak bırakılır. Beden 150 no misinadan yapılır. Kollar
yakalanmak istenen balığın büyüklüğüne ve cinsine göre 100 no ile 150 no
misina arasından seçilir. İğneler 2330DT 5 no ile 4/0 arasında seçim yapılır.
İğnelerin delikli ve galvanizli olarak seçilmesi bağlama kolaylığı ve performans
açısından önemlidir. Kolların boyları 4 kulaç, kollar arası mesafe 6 kulaç
yapılır.
100 no veya
daha yukarı misinalar kiloluk çileler halinde satılır. Bunları açmak için
en pratik yol plastik kovayı ters çevirip çileyi buna takmaktır. Bir ucundan
açılmaya başlanan çilenin ucuna 6 no fırdöndü bağlanıp parakete sepeti
üzerindeki mantarda açılmış olan yarıklardan birine takılır. (Bu yarıkların
sayısı iğne sayısından 10 tane daha fazla olmalıdır.) fırdöndüden sonra
10 kulaç misina ölçülerek sepete kıvrımlarına uygun olarak yerleştirilir
ve önceden hazırlanmış kollardan ilki bağlanır. Kollar bedene bağlanırken
kısa kalan ucundan kargaburun, uzun kalan ucundan elle tutularak iyice
sıkıştırılır. Sonra 6 kulaçta bir kollar bağlanarak devam edilir. Bağlanan
kollar sıra ile mantarda açılmış yarıkların arasındaki boşluklara saplanır.
Son iğneden 10 kulaç sonra tekrar 6 no fırdöndü bağlanarak parakete bedeni
tamamlanır. Bağlanan her iki fırdöndüye de 4 mm. Yaka ipinden 50 şer cm
ip bağlanır. Bu ipler paraketeyi şamandıralı ayak taşı ipine bağlamak için
kullanılacaktır. Sıra ağırlık takımına gelmiştir. 4 -5 mm yaka ipinin bir
ucu ana şamandıraya bağlanır ve su derinliğinden 50cm kadar daha fazlası
şamandıra üzerine sarılır. Sarma işleminden önce şamandıradan 3 kulaç sonra
ip üzerine 10cm. kadar çapına bir kasa gözü düğümü atılır. Şamandıra ipinin
sonuna önceden hazırladığımız ağırlık bağlanır. Bu ağırlık paraketenin
akıntı, rüzgar ve yakalanan balığın çekmesi ile sürüklenmeyeceği bir ağırlık
olarak seçilmelidir. Küçük boydaki zincirli çapalar ideal ağırlık olarak
tercih edilmelidir. Hazırlanan bu ağırlık takımından bir tane daha hazırlanır.
Bu da paraketenin sonunda kullanılacaktır. Akıntının hafif olduğu son şamandıra
sabit değil, bağlanan ağırlığı şamandıranın taşıyabileceği bir ağırlıktan
seçip yüzer şekilde bırakabiliriz.
Kollar paraketeye
doğrudan bağlanabildiği gibi ara beden de yapılarak bağlanabilir. Bu da
şöyle yapılır.iki kulaç yaka ipi bedene bağlanır ve üzerine 70 – 100 gr
lık delikli yaka kuşunu geçirilip ucuna 6 nıo fırdöndü bağlanır. Fırdöndüye
iki kulaç boyunda kol, kol ucuna da iğne bağlanır. Bu sistem biraz emekli
ve masraflı olmasına karşılık kurşun sayesinde kolun yukarı uçup bedene
dolaşması fırdöndü sayesinde kolun bükülmemesi açısından en iyi sistemdir.
PARAKETENİN
YEMLENMESİ:
Paraketeyi
canlı yem ile yemleyebilirsek en iyi sonuç alınır. Ancak bu kadar canlı
yemi bulabilmek zor olduğu için genellikle ölü yemler kullanılır. Sardalda,
ismarit, kolyoz, istavrit, pupez, sübye, kalamar yem olarak kullanılır.
Bunların hangisini daha kolay elde edebiliyorsak onu yem yapabiliriz. Takılan
yemin taze olması gerekir. Eğer önceden yemleyip bekletirsek bilhassa sardalya
çabuk bozulacağından netice almamız imkansız hale gelir. Parakete kullanmak
büyük bir beceri ve tecrübe ister demiştik. İşte bu beceri ilk olarak
yemlemekle başlar. Tekne rölanti (minimum hız) da giderken hem yemlenir,
hem de parakete serilir (denize bırakılır). Tabii bu bir ekip çalışması
ile olur. Bir kişi tekneyi kullanır, diğeri de iğnelere yem takıp denize
atar. Burada paraketeyi yemleyen kadar tekneyi kullananında usta olması
gerekir ki ne zaman tekneyi boşa alacağını, ne zaman manevra yapacağını
paraketeyi yemleyenin durumuna bakarak tayin edebilsin.
Yemler bütün
olarak iğneye takılır. Bunun için alınan yemin büyüklüğü iğne boyuna göre
fazla olmayacak şekilde seçilmelidir.
PARAKETENİN
ATILMASI:
Paraketeyi
özel bir durum yoksa akıntı istikametine doğru atmakta fayda vardır. Aksi
halde herhangi bir duraksamada tekne atılan parakete üzerine gideceğinden
dolaşmalara yol açması olasıdır.
PARAKETE İĞNESİNE
YEM TAKMA ŞEKİLLERİ:
Önce ayak taşı
denize bırakılır. Ağırlık dibe oturduktan sonra 5 kulaç daha kalama (boşluk)
verilir ve bir kasa gözü oluşturulur. 2 kulaç daha kalama verilip ipin
fazlası şamandıraya sarılır ve üç kat kazık bağı yapılıp sabitlenir. Oluşturulan
kasa gözüne parakete bağlanıp tekneye biraz yol verip 1. iğneye kadar gelinir.
İlk iğne yemlenip ikinci iğneye kadar olan misina denize salınır. Tekneye
yol verilir ve sırayla iğneler yemlenip denize atılır. Bu arada her 6-8
iğnede bir, üzerine 1.5 kulaç ip bağlanmış ara şamandıralar iki iğne ortasına
gelecek şekilde bağlanır. Son iğne de atıldıktan sonra ikinci ayak taşı
da denize diğerleri gibi atılıp parakete bağlanır ve işlem tamamlanır.
Bu parakete
bir gün evvel denize bırakılır. Bir gece kaldıktan sonra ertesi gün öğleden
sonra toplanır. Yani en az iki günlük bir zaman ister.
KILIÇ PARAKETESİNİN
DİPTE LAHOS – ORFOZ – TRANÇA – SİNAGRİT İÇİN KULLANMA ŞEKLİ:
Kılıç paraketesinin
yüzeye atılmasının sebebi bu balığın avlanma bölgelerinin buraları olmasıdır.
Lahos, trança ise dip balığıdır. Onun için paraketeyi dibe sermemiz gerekir.
O yüzden paraketenin başlangıcı şamandıra altına değil, ayak taşının bir
kulaç kadar yukarısından bağlanarak dipte kalması sağlanır. Paraketeyi
dibe indirmekte tecrübe ister. Direk ayak taşı ile birlikte paraketeyi
dibe doğru salarsak parakete ipi ile şamandıra ipinin birbirine dolaşmasına
yol açarız. Bunun için ayak taşını bırakacağımız noktaya gelmeden bir müddet
evvel tekne seyir halinde şamandıra denize bırakılır ve ip sonuna kadar
salınır. Böylece şamandıra tekneden ip boyu kadar uzakta kalmış olur. Parakete
ipi ayak taşı yakınına yaptığımız kasa gözüne bağlanıp denize salınmaya
başlanır. Şamandıra ipi ile parakete bedeni farklı açılardan geldiği için
birbirine dolaşmadan dibe indirilmiş olur. Sığ bölgelerde atacağımız paraketede
böyle bir uygulama yapmaya gerek yoktur. 15 m. Den daha yukarı derinliklerde
bu uygulama gereklidir.
YEMLEME:
Kullanılan
yem çeşidi aynıdır. Kılıç paraketesinde bütün olarak kullanılan yemleri
burada yarım veya dilimli olarak ta kullanabiliriz. Kısa süreli olarak
bırakılan paraketelerde yemler taze olarak kullanılmalıdır. Eğer parakete
uzun süreli bırakılacak ise yemleri kurutup sertleşmesini sağladıktan sonra
denize bırakmakta fayda vardır. Böylece küçük balıkların yemi parçalaması
engellenmiş olur. Az iğneli ve canlı yemli olarak parakete atılacak ve
gece bırakacak isek parakete iğneleri dipten 50 cm. kadar havada kalacak
şekilde bırakılır. Böylece canlı yemin ve yakalanan balığın kolayca kayaların
altına girmesini engellemiş olduğumuz gibi yemin balık tarafından kolayca
görülmesini sağlamış oluruz. Ayrıca balık yakalandıktan sonra takımı koparma
olasılığını da aza indirmiş oluruz. Dip paraketesi önceden yemlenip atılmaya
hazır beklenir. Yemlemeye paraketenin ilk iğnesinden başlanır. Mantara
saplı bulunan iğneye yem takıldıktan sonra hemen yanına açılmış olan yarığa
yem sepetten 10 cm. kadar sarkacak şekilde kol yarığın içine sokularak
takılır. Yemleme bittikten sonra sepeti tamamen örtecek şekilde üzerine
ıslak bir çuval parçası örtmekte fayda vardır. Bu bize sarsıntılar sırasında
ve takılmalarda yemlerin dökülüp dağılmamasını sağlar. Paraketeyi dipte
askıya alabilmek için şekilde görüldüğü gibi parakete başı şamandıra ipine
dipten iki kulaç yukarıdan bağlanır. Ara şamandıralar 5 iğnede bir bağlanır.
Şamandıra sadece misinayı askıda tutacak büyüklükte olmalıdır. (örn.500
gr.pet şişe kadar) ara şamandıra ipi üç kulaç boyunda yapılır, ikinci
kulacına küçük bir kasa gözü yapılır, bu kasa gözüne paraketeyi bağlamak
için bir karış boyunda bağlama ipleri bağlanır. Ara şamandıra ağırlıkları
şamandırayı dibe batıracak ağırlıkta olmalıdır. Bu paraketenin iğne sayısı
15 – 20 civarında olur. Bu şekilde daha fazla iğneli paraketeyi atmak çok
zahmetli olur ve çok beceri ister. Ara şamandıraları takım denize atılırken
de bağlayabileceğiniz gibi önceden de bağlanıp sepetin dışına sarkıtarak
sırası geldiğinde atabilirsiniz. Paraketenin son iğnesi de denize bırakıldıktan
sonra biraz çekilerek takımın gergin şekilde durmasını sağlamalıyız. Ama
bu çekme işi aşırı boyutlarda olmamalıdır.

MELANUR PARAKETESİ:
Buda kılıç
paraketesi gibi yüzeye bırakılır. Beden 0.40 kollar 0.25 misinadan yapılır.
Kol boyu 40 cm. kollar arası mesafe 1-1.5 kulaç arası yapılır. İğne 2315
kalitenin 15-18 no su veya benzerinden yapılır. Ara şamandıralar yumurta
büyüklüğünde seçilir ve 7 iğnede bir bağlanıp iğne kolu takar gibi parakete
mantarındaki yarıklara takılır. Şamandıraların bağlama ipinin boyu bir
karış kadar olacaktır. Melanur paraketesinde teke, sardalya, hamsi, ekmek
hamuru, sürünez, karides, kurt yem olarak kullanılır. İğneler önceden sırasına
göre yemlenip iğne kollarından yarıklara takılarak hazır edilir. Denize
birinci ayak taşı ve ana şamandıra bırakılır ve parakete başı şamandıranın
bir karış altından başlanır. Sıra ile bütün iğneler ve ara şamandıralar
denize atıldıktan sonra ikinci ayaktaşı ve ana şamandıra atılıp aynı şekilde
şamandıranın bir karış kadar altından bağlanarak işlem tamamlanır. Balığın
tedirgin olmayacağı kadar bir mesafede beklenip yakalanan balıklar alınır.
İNCE PARAKETE:
Mercan karagöz
gibi dip balıkları için kullanılan paraketelerdir. Adının ince olması kılıç
paraketesine göre daha ince malzemeden yapılmış olmasından dolayı tarifi
kolay olsun diye balıkçılar arasında bu ismi almıştır.
Bedenin 0.50
misinadan yapılması yeterli olsa da toplanma, karışmama kolaylığından ve
kolların dibe takıldığı zaman bedenden tutup koparma ihtiyacı duyduğumuzda
bedenin sağlam kalıp kolun kopması açısından bedeni 100 lük misinadan yapılması
tercih edilmelidir. Kollar 0.40 veya 0.50 misinadan yapılır. İğnelerin
kesinlikle galvaniz olmasına dikkat edilmelidir. İğneler 1250D 1/0 no veya
2310 14 ile 10 no su arası yada benzerlerinden seçilir. Kol boyları 50
cm kol arası mesafe 1.5 veya 2 kulaç yapılır. Yemler de avlanılacak balığın
cinsine göre seçilir. Parakete önceden yemlenerek hazır edilir. Yemler
kullanılmadan önce hafif tuzlanıp iğneye takıldıktan sonra güneşte bekletilirse
sertleşir ve küçük balıklar tarafından kolayca yenmez. Hatta sürünez ve
kalamar kullanılıyorsa iğneye takıldıktan sonra yarım gün kadar güneşte
bırakıp kurutmak gerekir. Bu yemin kolayca çıkmamasını sağladığı gibi kuruyan
yem dipte yüzeceğinden savrularak balıkların dikkatine daha çok çeker.
Paraketeyi
atarken sinagrit paraketesinde anlatıldığı gibi birinci ana şamandırayı
önceden salmanız gerekir.
Ana
sayfa Deniz
Balıkçılığı Tatlısu
Balıkçılığı Tehlikeli
Balıklar Balıkçı
Çantası
İLETİŞİM
[email protected]
©
Copyright 2003 RASTGELE-DER
Sayfa
tasarım: Orhan Yılmaz
|
|