..:: Anasayfaya
Dönüş ::..

insan Tao’nun işine
karışırsa,
gökyüzü kirlenir,
yeryüzü çoraklaşır,
denge dağılır,
yaratıkların soyu tükenir.[23]
Taocu’ya göre çözüm,
herşeyi oluruna bırakmaktır. Kişi olguları
zorlamaya çalıştıkça sıkıntıya düşer; oysa herşey
olduğu gibi mükemmeldir, insanlar bile! “Gökyüzü
ve insan, güçlerini bir ahenk içinde ortaya
koyarlarsa, tüm değişimlerin başlangıçları
belirlenmiş olur.”[24]
Ölüm, doğum, gelişme
ve yenilenme döngülerine saygı
Ölüm olgusunu, Batı
toplumlarında algılandığı biçimiyle yaşamın sonu
olarak değil de, yaşamın çeşitli evrelerinden biri
olarak değerlendirmek, yeryüzü-kökenli ve yerel
ruhsal geleneklerin ortak anlayışıdır. Bu konuda
Taoculuk da farklı değildir. Taocu için değişim ve
oluşumların sonsuz döngüsü içinde, Yin’in bir ucu
Yang, Yang’ın bir ucu Yin’dir. Biz Batılılar
herşeyden çok ölümden korkarız, çünkü bizim için
ölüm bir sondur. Oysa Taoculuk ve diğer yerel
geleneklere göre, “Ölüm varoluşun bir veçhesidir,
tıpkı yaşam gibi. Ölmek, bir varoluş formunu bir
diğeriyle takas etmektir sadece.”[25] Tıpkı
Yang’ınYin’e ve Yın’in Yang’a dönüşümü gibi…
Chuang Tzu’nun yazdığı gibi, “Yaşam ve ölüm
‘bir’dir.”[26]
Din bilgini N.J.
Girardot’un eski Taoculukta kaosun niteliği
üzerine çeşitli düşünceleri vardır. Ölüme dair
şunları yazar:
“Çocukluk veya ölüm
koşullarına dönüş, kaos koşullarına kozmik bir
dönüş yapmakla benzeşir… İnsan yaşamı dört büyük
değişim veya transformasyon evresinden geçer:
çocukluk, gençlik, yaşlılık ve ölüm. Fakat bu
planda, çocukluk ve ölüm sembolik olarak
eşdeğerdir. Tao’nun kozmik yaşam perspektifiyle
bakıldığında, ölüm çocukluk koşullarına dönüştür,
ki uyumun en üst seviyesinde, kişinin enerjileri
yoğunlaşmış, istekleri yeniden bütünlenmiştir.”
Ölüm, başlangıç noktasına geri dönüştür… Bir kişi
öldüğünde, onun “dinlenmeye çekildiği ve tekrar en
üst noktaya yükseldiği” söylenir.[27]
Bu noktada,
yeryüzü-kökenli dinlerde sıkça rastlanan başka bir
kavramla karşılaşıyoruz: reenkarnasyon. Ancak
popülaritesi yükselişte olan Budizm’den farklı
olarak, Taoculuk reenkarnasyonu bir trajedi olarak
değil, Tao’un, veya olanın doğasının, bir diğer
sembolü olarak görür. Bir kaçış aranmaz, çünkü
Tao’nun yolu, sürekli bir yaşam ve (Tao ile uyum
içinde yaşandığında) süregen bir mutluluk vaat
eder. Tıpkı Budizm gibi Taoculuk da kişiliğin
varoluş süreci konusunda net değildir, ama Raymond
Van Over’in söyledikleri bir fikir verecektir:
“Ölüm ve doğum sadece bir transformasyon olarak
görülmelidir. Sonsuz yaratılış alemi tek bir
türdür, herşey arasında bir akrabalık vardır.
‘Büyük Saflık’ ile özde birliğini kuran kişi,
formsuzluğun krallığında yol alır. O ki, özdekini
kirletmez, cesaretini kötüye kullanmaz… Ruh, tüm
evrenin yaşayan bir parçasıdır ve herşeyin net
olarak bilindiği bir alanda bulunur.”[28]
Böyle bir
perspektifle, kişi evrendeki gerçek konumunun
farkına varır: Küçük bir parça, ama aynı zamanda
bütünle ‘bir’. Taocu, Batılı biri gibi insanı
yaratılışın merkezine yerleştirmek yerine, insanın
yaratılışın bir parçası olarak yerini araştırır.
Lao Tzu şöyle der: “Eğer güçlü kadın ve erkekler
kendilerini Tao’da merkezleyebilirlerse, tüm dünya
doğal ritmi içinde, kendiliğinden değişip
dönüşecektir.[29]
Topluma, genel
dengeye ve sağlığa önem verme
Felsefik Taoculuk,
sağlıklı bir yaşamın yolu olarak Tao ile
uyumlanmayı gösterir. Eğer bu yapılırsa, zihin ve
bedende sağlıklı bireylerin oluşturduğu toplum da
hem yerel hem de kozmik açıdan sağlıklı olacaktır.
Burada ‘eğer’ anahtar kelimedir, çünkü felsefik
Taoculuğa göre mevcut durum bundan farklıdır.
Efsaneye göre, Tao Te Ching’in yazıldığı dönemde
Lao Tzu, insanlardan sıkılmış, insan ırkına olan
inancını yitirmiş bir halde bir yak (bir cins
yaban öküzü) üzerinde dağ bayır dolanmaktaydı.
Öyleyse, bildiğimiz biçimiyle Taoculukta bir çeşit
‘düşüş’ yaşanması da söz konusu. Ancak bu düşüş,
Hıristiyanlıktaki suçluluk duygusuyla yüklü
günah-ölüm kaderciliğini taşımaz. Taoculuğa göre
bir zamanlar evren mükemmel bir uyum içindeydi,
ancak daha sonra insanoğlu evreni ‘kurcalamaya’
başladı ve şimdi biz, yeni nesil, Tao’ya şefkat ve
saygı duyarak sağlıklı yaşamlar sürmek
sorumluluğuyla karşı karşıyayız; aksi taktirde
ölene dek peşpeşe hüsran dolu olaylar deneyimler
dururuz. “Orijinal günah veya hata fikri, insan
doğasının kalıcı ve evrensel bir çürüme içinde
olduğu yönünde bir gösterge değildir.”[30]
Gerçekte kişisel bazda ‘ebedi sonuçlar’ yoktur,
sadece kişi ve etkileşimde bulunduğu toplum için
can sıkıcı, mutsuz bir varoluş söz konusu
olabilir. Lao Tzu’nun söylediği gibi,
Yüce Tao geri çekildiğinde
insanlık ve erdem doktrini doğdu.
bilgi ve bilgelik ortaya çıktığında,
aynı yerde ikiyüzlülük
belirdi.
altı ailenin ilişkisi uyumsuz olduğunda,
evlatların ahlakı*
savunulacak
çocuklar çok sevilecektir.
ve bir ülke karmaşaya düştüğünde
sadık bakanlar pohpohlanacaktır. [31]
*Bu ifade belki de,
tüm felsefesi son derece karmaşık bir ahlak ve
etiket kodlamasından ibaret olan Lao Tzu’nun
efsanevi rakibi Konfüçyus’a bir naziredir.
Lao Tzu, Taoca yaşayan bir toplum vizyonunu da
dile getirir:
küçük bir ülke olsun ve az sayıda insan.
on misli, yüz misli fazla araç gereç olsun,
ama hiçbiri kullanılmasın.
insanlar yaşamlarına değer versinler,
göçmesinler uzak ellere.
gemiler ve arabalar olsa da,
kimse onlara binmesin.
olsa da oklar ve
silahlar,
kimse onları sergilemesin.
insanlar yeniden
urgan örsünler,
kullansınlar, yazı yazmak yerine.
yemekten zevk
alsınlar,
süslesinler giyimlerini.
evlerinde huzur
alışkanlıklarda sevinç bulsunlar.
horozların ötüşü,
köpeklerin havlaması duyulacak kadar
yakın da olsa toplumlar,
orada yaşayanlar
komşu toplumu
bir kere bile ziyaret etmeden
yaşlanıp, ölsünler.
yerleşimde,
yeryüzüne yakın yaşa,
düşüncede, sadeyi koru
çatışmada adil ve cömert ol
yönetirken, kontrol etmeye
çalışma.
işinde, zevk aldığını yap.
evinde, orada olduğunu hisset.[33]
Yukarıdaki
satırlarda olduğu gibi Tao Te Ching’in büyük bir
kısmı, sadece kişisel bazda huzurlu bir yaşam için
değil, aynı zamanda ülkede huzuru sağlıyacak bir
yönetime ilişkin yönergelerle imparatoru muhatap
almaktadır.
Taocu için herşey
evrenin bir mikrokozmozudur: Bireysel, ülkesel
veya lokal yaşam, kollektif dengenin ve sağlığın
mükemmel bir örneği olarak, Tao’yu yansıtmalıdır.
.
Ölümden sonraya
uzanan toplum kavramı, atalara ve doğmamış
nesillere saygı