KAVRAMA
SÜPER OKUMA
III. KAVRAMA ÇERÇEVESİ
A)Daha Doğru Kavrama
Tanımı: Daha doğru kavrama verilen mesajda geçen doğru resmin veya filmin aslına daha yakın olarak zihinde canlandırılmasıdır. Aldığımız tüm mesajları her zaman yüzde yüz doğru kavramamız yani verilen mesajı aynen algılamamız kesinlikle mümkün değildir. Her zaman verilen mesajla bizim algılamalarımız arasında bazı farklılıklar oluşmaktadır. Bizim yapmamız gereken bu farklılaşmaları, sapmaları asgariye indirmektir. Aşağıdaki örneklerde verilen mesajlarla, gerçekleşen kavramaları karşılaştıralım. Bu örnekler doğru kavramanın anlamını daha iyi açacaktır:
Söz: “Şimdi o tilkiyi hatırlıyorum.” Kavranan: O hayvanat bahçesindeki tilkiyi hatırlıyor. Ormanda giderken bir tilki görmüştü; o tilkiyi hatırlıyor. Ben kitap okurken bir tilki resmi görmüştüm, tıpkı onun gibi bir hayvanı hatırlıyor. Tilki gibi kurnaz bir adam vardı; galiba öyle bir adamı kast ediyor.
Söz: “Uçarak buraya gelin” dedi. Kavranan: Bizim kuş gibi uçmamızı istedi. Bizim uçağa binip uçakla gitmemizi istedi. Bizim koşa koşa gitmemizi istedi. Galiba orada acil bir durum var hemen oraya gitmemiz gerekiyor.
Nedeni: yukarıda görüldüğü gibi kavrama biçimleri kişilerin zihinlerinde oluşan çağrışımlara göre çok fazla farklılaşabiliyor. Önemli olan, kişilerin kullandıkları kelimelerin anlam çerçevelerinin doğru bilinmesi ve bu çerçevelerin kaçırılmadan sağlıklı şekilde birleştirilmesidir. Kavrama bu yönüyle bir resim bulmacanın parçalarını birleştirmeye benzemektedir. Kavrama doğruluğunun bozulmasının nedeni bazı mesajların kaçırılması veya alınan mesajların zihin tarafından doğru yerlerine yerleştirilememesidir. Bu yönüyle hatalı kavramanın bir çok nedeni vardır. Dikkat kopması, çağrışımın getirdiği bazı kelimelerin kattığı renkler, bakış açısı, neyin arandığı, neyin kişinin değer yargıları arasında önemli veya önemsiz olduğu gibi bir çok faktör vardır. Bunlar devreye girerler ve orijinal mesajın kimliğini değişik renklere boyarlar. Aşağıda verilen bir dizi çalışma kavrama doğruluğunu azami düzeye çıkartmakta bize yardımcı olmayı amaçlamıştır.
Çözümü:
1. Karışık Kelimelerden Anlam Çıkarın
2. İsim-Tarih-Yer-Rakam Odaklı Okuyun
3. Özel Formatlara İlgi Gösterin
4. Eleştirin, Mantık Bozukluklarını Bulun
5. Yakalayamadığınız Anlamları Tahmin Edin
6. Yön Kelimelerine Özel Dikkat Gösterin
7. Amaçlı Okuyun
8. Önce Ana Fikirleri Bulun
9. Zihninizi Fikir Planları Konusunda Eğitin
10.Grafiklere-Tablolara Dikkat Edin
B. Daha Hızlı Kavrama
Tanımı: Bilindiği gibi kavrama masajın taşıdığı imajın zihinde canlanması olayıdır. Film veya resmin canlanmasının gecikmesi, kavramanın gecikmesi anlamına gelmektedir. Herhangi bir kelimenin anlamı zihinden çağrılmaktadır. Çağırdığınız kelimeyi biliyorsunuz, tanıdık bir kelime olduğundan eminsiniz ama hangi anlama geldiğinin bulunması için en az 1-2 saniye beklemektesiniz. Bazen yabancı dilde kelimelerin anlamlarını hatırlamaya çalışırken bu gecikmenin iyice arttığını fark ederiz. Hatta arkadaşlarımızın isimlerini hatırlarken bile aynı durum söz konusu olabilmektedir. Kavrama hızında yavaşlık olanlar yavaş okurken bunu fark edemeyebilirler ama hızlarını arttırdıklarında kavrama yavaşlığı kendini belli edecektir. Yani anlam, alınan mesajdan bir kaç saniye sonra gelecektir.
Nedeni: Kavramanın aslında bir diğer tanımı da hatırlamadır. Çünkü kavrayan kişi ancak zihninde yerleşik olan önceki mesajları hatırlayarak, onlarla yaptığı karşılaştırma sonucunda kavramaktadır. Önceki mesajlarla karşılaştırmak da öncekileri hatırlamayı gerektirmektedir. Kavrama hızının yavaşlamasının temel nedeni zihnin çalışma hızının olumsuz etkilenmesi ve yavaş çalışmasıdır. Aşağıda nedenler ayrıntılı olarak belirtilecektir:
1.Yerleşik İmaj Zayıflığı: Kavrama esnasında beynimiz sembolleri değil, sembollere bağlı imajları taramaktadır. Bu imajlar zihnimizde mevcut değilse bunları kavrayamayız. Eğer bunlar zayıf yerleşmişse o taktirde onların bulunması daha fazla zaman gerektirecektir. Örneğin: “kedi” kelimesini hemen tanıyacaksınız. “Van kedisi2, “Ankara kedisi” denildiğinde kavramanız biraz daha gecikecektir. Ya “Kuala Lumpur kedisi” denildiğinde... Şimdi şu hayvan isimlerine bakınız: Hepsini aynı hızda kavrayabilecek misiniz? “baykuş, bıldırcın, ağaçkakan, kırlangıç, bukalemun, yeşil şebek, ağustos sineği, yengeç, kalamar, mürekkep balığı...” Dikkat edin az gördüğünüz isimlerin resimlerini veya filmlerini canlandırmanız zaman almakta ve güçleşmektedir. Şu iki cümlenin hangisinin daha kolay filme dönüştüğünü sorun: “yüz tane kedi adamın yüzünü tırmalıyordu.” “Bin tane minnacık alfit, ayaklarıyla adamın yüzünü tırmalıyordu.” Çoğunuzun cevabı ilk cümle olacaktır. Çünkü kedilerin ve tırnaklarının resimleri zihninizde daha yoğun mevcuttur.
2.Beyni Hıza Alıştırmama: Beyin hızlı kullanılabilecek halde iken onu hızlı kullanmazsak yavaş çalışma alışkanlığını korur. Gevşek yaşayanların beyinleri de gevşek çalışacaktır. Dolaysıyla hızlı düşünme, hızlı sonuçlara ulaşma yeteneklerinin ardında bu tür çalışmaları çok yapmak yatar. Tıpkı tanıma yeteneğinde olduğu gibi kavrama yeteneğinde de beynin hızlı çalıştırılması gerekmektedir.
3.Beyin Hızını Kösteklemek: Tıpkı tanıma yeteneğinde olduğu gibi kavrama hızımızı da yavaşlatan bir kısım tutum sorunlarımız vardır. Bunlar zihin sağlığımızı tahrip ederler ve zihnimiz yavaş çalışır. Her türlü stres, uykusuzluk, fazla yemek(dolu mide), oksijeni eksik ortamda yaşamak veya diyaframatik soluma yapamamak, çok durgun ve hareketsiz yaşamak gibi tutumlar kesin olarak beynimizin çalışma hızını köstekler. Bu konuda kitabınızın “Süper Sağlık” bölümünde size anlatılanları büyük bir içtenlikle dikkate almalı ve hayatınızın akışını, büyük bir gelecek için, yeniden planlamalısınız.
4.Zayıf Bilgi Düzeyi: Bilgi ve kültürel birikim düzeyinin zayıflığı kavrama hızını ve daha da önemlisi kavrama düzeyini kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyecektir. Bu çerçevede kelime dağarcığının zengin olması anlamlara hızlı ulaşmayı sağlar. Farklı yazarları okumuş olan kişilerin zihinlerinde farklı ibare biçimleri yerleşmiştir. Eğer kişinin bilgi düzeyi zenginse yeni bilgileri karşılaştırabileceği çok bilgi materyaline sahiptir. Bu durumda hafızasında daha çok materyale ulaşılabileceğinden, daha çok anlama daha hızlı ulaşmak mümkün olacaktır.
Çözümü:
1.Kelime dağarcığınızı geliştirin
Kelime dağarcığınızı eksik tutarsanız okuduğunuz metinlerde bilmediğiniz kelimelerin sayısı fazla olacaktır. Bu durum kavramanızı ve tabii ki okumanızı yavaşlatacaktır. Bilmediğiniz kelimeyi -eğer bilmediğiniz karakterlerle örneğin Çince veya Bangladeşçe yazılmamışsa- tanıyabilirsiniz ama anlamını iyi bilmiyorsanız kavrayamazsınız. Türkçe metinleri okuyorsanız bir Türkçe sözlüğünüz olacak ve sözlük üzerinde çalışacaksınız. Aşağıda bazı kelimeler verilmiştir. Bu kelimelerden bilmediğiniz kelime sayısı 10’un üzerinde ise mutlaka bir sözlük alın ve çalışın:
numune/mamafih/karşıt/örtük/yazın/bulgu/nüsha/nasih/münekkit/inkısam/katl/gam/göçük/ kıspet/salgı/toksik/olgu/püskül/nübüvvet/fenomen/fani/şov/sav/sal/tutucu/liberal/muhafazakar/ kebir/yaygı/bent/bend/fıkra/fırka/nazır/nazar/nazire/nüzul/jeneratör/gen/jenerasyon/echel/ ukela/ukul/efkar/afak/infak/nifak/nar/hayy/salim/IMF/BM/AT/onursal/tazmin/zemin/somun/ sulh//salihat/simya/yargıç/jüri/jel/imame/buyruk/buruk/yalak/kelek/konuşlanmak/çapak/palyatif/ pervaz seyrelti/sanrı/semiz/
2.Kelime-İmaj-Çağrışım sisteminizi Geliştirin
Zihninizi geliştirmek için kelimelerle imajlar arasında güçlü bir imaj eşleştirmesi yeteneğine sahip olmamız gerekir. Çünkü kelimelerin taşıdığı imaj zenginliğini üretebilme yeteneğimiz kavrama yeteneğimizin ta kendisidir. Kelimeler üzerinde yapacağımız çalışmaları cümlelere kaydıracağız.
a) Aşağıdaki kelime örneklerine çalışın
Ayı: hayvanat bahçesinde, kitap sayfasında, Barış Manço’nun şarkısında, sokakta burnunun ucuna zincir takılıp oynatılan ayı, beyaz ayı, kutup ayısı, kış uykusuna yatan ayı, “ayı” filmindeki şefkatli ayı, bağıran ayılar... Kelebek: Büyük, küçük kanatlı kelebekler; üzerinde göz işareti olan, olmayan, yuvarlak kanatlı, sivri kanatlı, yeşil, kırmızı, sarı kelebekler, bahar bahçesinde, otlar üzerinde renk renk çiçekler üzerinde kelebekler. elinizde tuttuğunuz, pencerenizden giren kelebekler. arabaların camlarına, evlerin duvarına yapıştırılan plastik süs kelebekleri, Malezyalıların dondurarak plastik içerisine yerleştirdikleri ve acımasızca maskot yaptıkları hakiki kelebekler... Dünya:........siz üretin Karıncalar: ......siz üretin Ağaçlar:...... siz üretin
b)Benzeri çalışmayı metin üzerinde yapın. Şimdi vereceğim metinde geçen cümleleri değil, kelimeleri okuyun. Her kelimede durup oluşturduğu imajı veya imajları zihninizden geçirin. Ardından cümlenin bütününe bakarak imajların nasıl birleştiğini görün: “Bunu çok düşündüm.” cümlesini birlikte çözümleyelim: “Bunu”: Bu nedir? Sanki elimde bir şey var. Bir nesne, bir fikir tutuyorum. “Bu” diye işaret ettiğim bulanık bir varlık mevcut. Eğer önceki cümleler üzerinde çalıştıysanız “bu’nun ne olduğunu, burada hangi filmin kastedildiğini göreceksiniz. “Çok”: Çokluk miktar belirtir. Tonlarca, yıllarca, saatlerce, bıkmadan... Yapılan işin cinsine göre çokluğun cinsi de değişir. “Düşündüm:” Ben düşünüyorum. Oturmuş, ellerimi alnıma koymuşum, kafamda fikirler dolaşıyor. Burada, evde, yürürken, otururken, yemek yerken; ama çok düşündüm. Şimdi tek tek yaptığımız şu: Bu canlandırmaları bir araya getiriyoruz ve film tamamlanıyor. Her yerde devamlı bir meseleyi düşünen adamın görüntüsü bu. Şimdi siz diğer tüm cümleler üzerinde çalışın.
“Bu yazıyı okuyan bir çok insan bu satırların sahibi gibi, acılarla büyümüştür. Bir çok gayretli arkadaşımı tanırım. Gayret ederler, didinirler, yırtınırlar. Kader onları hangi sebeplerden dolayı her gün yeni bir başarıya koşturuyor dersiniz? Bunu çok düşündüm. Bana ihsan edilen nimet ikiye katlandığında, ya da elimdekileri kayıp ediverdiğimde düşündüm. Gerçekte biz sadece kendi çalışmalarımızla mı kazanıyor ve kendi çalışmalarımızla mı kaybediyoruz? Oysa kazanmak uğrunda çırpınan nice insanın elleri boştur. İstediklerine kavuşturulan nice insanın elleri de çoğu zaman istemedikleri halde boşaltılır. Neden?.. Peygamberimiz(asm) cevap veriyor bu soruya: “Nimete, ihsana şükretmek nimetin gitmesi ve elden alınması karşısında bir garantidir.” Düşünün; iyilik yaptığınız bir insanın nankörlüğü ve ihanetiyle karşılaşırsanız o insanı bir daha iyilik yapılmaya layık görür müsünüz? Hele de her iyiliğiniz karşısında nankörlükle cevaplandırılırsanız... Size teşekkür edilmezse... Nankör insan iyiliğin değerini idrak edemeyen, ayaklar altında sürünmeye layık insandır. O zaman Yaratıcıya her fırsatta içtenlikle şükretmeyi ihmal eden insanlar neden şikayet ediyorlar?
c) Yukarıdaki çalışmanın özüne paralel olarak sözlük okuması yapın: Türkçe sözlüğünüzü kullanacaksınız. A’dan Z’ye tek tek kelimeleri okurken her kelimenin üzerinde durarak zihninizde hangi imajı oluşturduğunu sorun. her kelime için hemen bir imaj bulun ve böylece tüm kelimeleri tamamlayarak zihninizden mutlaka imaj üretin.
3)Sık Sık Hızlı Beyin Fırtınalaması Yapın
4)Zihninizde Hızla Kavram ve Görüntüleri Dolaştırın
5)Duyusal İmaj Canlandırma Yeteneğinizi Geliştirin
6)Bol Oksijen Alın, Bol Spor Yapın, Az Uyuyun ve Az Yemek Yeyin
Giriş//Kavramlar/Görme//Tanıma//Kavrama//Belleme