HIZLI VE ETKİN
OKUMAYLA İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR
Okuma: Okuma beynin gözler vasıtasıyla yazılı
metinleri kullandığı, özel bir öğrenme sürecidir. Okuma gözlerin yazılı
metinlere bakarak resimlerini çekmesiyle başlar, beynin bu resimlerden anlam
çıkarmasına kadar devam eder. Okuma süreci üç aşamada gerçekleşir: Görme,
tanıma ve kavrama.. Okumanın etkinlik düzeyi ise kavramayı takip eden belleme
ile belirlenir.
Hızlı Okuma: Belli bir sürede daha fazla
miktarda metin okuyabilme yeteneğidir. Yüksek eğitimli kişilerin hızları
150-250 kelime/dakika arasında değişir. 150 kelime/dakika altındaki hız,
“yavaş” olarak tanımlanabilir. Bireysel anlamda 2000-4000 kelime okuma hızları
deklare edenler bulunsa da bunlar tam olarak gerçeği yansıtmamakta veya çok
özel bir kısım yeteneklerin bir sonucu olarak görülmektedir. Hızlı okuma
çalışmalarına katılarak gerekli egzersizleri yapanların ulaştıkları 500-1000
kelime/dakika arasındaki hızlar ulaşılabilen oldukça yeterli ve başarılı
hızlardır. Seminer boyunca kavramayla da uyumlu olarak 500 kelime/dakika hız
hedeflenmiştir. Beyin zaman içinde kavrama uyumunu sağladıkça bu hızın üzerine
çıkılabilir.
Etkili Okuma: Okumanın temel amacı olan
“öğrenmenin” yüksek düzeyde gerçekleşmesi durumudur. Diğer bir deyişle okunanın
anlaşılması durumudur.
Etkin Okuma: Etkililik, hızlı okuma, kapsamlı
kavrama ve tüm bu sürecin hayata etkisini artırma yeteneğidir.
Süper Okuma: Hızlı, etkin ve etkili okumanın
bir arada gerçekleştirildiği süreci anlatmak için tarafımızdan üretilmiş bir ibaredir.
Süper okuyucu, çok başarılı şekilde görür, tanır, kavrar ve beller.
Öğrendiklerini de hayatını zenginleştirmek için kullanır.
Sıçrama-Odaklanma: Gözlerimiz satırlar
üzerinde sıçrama-odaklanma yapmak suretiyle okurlar. Aşağıdaki çizimde
görüldüğü gibi, gözler kelimeler üzerinde tek tek odaklanır; bir kelimeye tam
odaklandığı anda okur ve sonra sıçrayarak diğer kelimeye odaklanır. Gözlerimiz
sıçrama esnasında değil, odaklanma esnasında görürler. Toplam okuma süremizin
%95’i odaklanma sırasında harcanırken, %5’i sıçrama esnasında harcanır.
Aktif Görüş Alanı(AGA): Gözün tek odaklanmada
kesin olarak gördüğü ve okuduğu alandır. Bu alan yatay ve dikey boyutlarıyla
eliptik bir görüntü oluşturur. AGA’nın büyüklüğü kesin olarak tanımlamaz. Ancak
12 puntoluk karakterlerle yazılan metinlerde 7 cm ye kadar çıkarılabilecek olan
AGA’dan söz edebiliriz. Metindeki harflerin büyüklüğüne göre AGA değişir.
Potansiyel AGA: Bir kişinin potansiyel olarak
geliştirebileceği maksimum AGA düzeyidir. Bu düzey her iki gözün de birlikte
görebildiği alanı kapsar. Gördüklerimizin en solunu sadece sol göz ve en sağını
sadece sağ göz görüntülemekte; ortada kalan alanın görüntüsünü her iki göz
birden almaktadır. Potansiyel AGA yapılan araştırmalara göre 12 derecelik bir
açıyı kapsamaktadır. Ancak normal okuyucular genellikle 2 derecelik bir açıyı
kullanmaktadırlar.
Görme Açısı: Gözün görebildiği alanın sağ-sol
uçları arasındaki açıdır. Normal şartlar altında bu açı 150 derecedir.
Görme: Işık vasıtasıyla taşınan görüntülerin
gözler tarafından toplanması ve elektriğe çevrilmesi sürecidir. Elektriğe
yüklenen bilgi sinir ağlarıyla beyne iletildiğinde görme işlemi biter. Gözlerin
görüntülemesi, gözler açık olduğu sürece devamlıdır. Gözler sağlıklı ise görme
her zaman sağlıklıdır. Göz rahatsızlığı varsa hızlanmanın ilk aşamasında
kendini belli edecektir. Görme kusuru olanların gözlük veya lens kullanmaları
halinde okumalarının olumsuz etkilenmesi engellenebilir.
Tanıma: Gözlerden gelen sembollerin hafızada
yerleşik sembollerle karşılaştırılması olayıdır. Tanıma aşamasında bu
sembollerin sadece zati anlamları vardır. “zarf” kelimesini düşünelim: Tanıma
işlemi “z”, “a”, “r” ve “f” sembollerinin kavranmasıyla gerçekleşir. Bu
sembollerin bir araya geldiklerinde oluşturdukları sembol bloğunun anlamı olan
“ZARF GÖRÜNTÜSÜ” ise henüz kavranmamıştır.
Kavrama: Beynin tanıdığı sembol bloklarına
yüklenen imajların, anlamların idrak edildiği an, kavrama anıdır. Kavramayı
daha iyi tanımak için şu örneğe bakalım: Japonca bir kelime olan “gakse”yi
tanırsınız, ama Japonca anlamını bilmiyorsanız kavrayamazsınız. Aynı anlama
gelen “student” kelimesini İngilizce bilginiz varsa kavrayacaksınız. Türkçe’de
“öğrenci” dediğinizde ise bu kelimeyi hemen hem tanıyacaksınız hem de
kavrayacaksınız.
Belleme: Kavranan bilginin tekrar
kullanılabilecek şekilde uzun süreli hafızaya yerleşmesidir. Bellediğimiz
bilgiyi istediğimiz hatırlayabiliriz. Ama her an ve güçlü şekilde
hatırlanabilmesi için güçlü kaydedilmesi gerekir. Çünkü güçlü kayıt ettiğimizde
bilgi nöronlarımıza sağlam şekilde yerleştirilmiştir. Ayrıca bilgiye giden yol
da iyi kurulmuştur.
Giriş//Kavramlar/Görme//Tanıma//Kavrama//Belleme