Yıllık Sayfam

*Müzik
*Eskrim
*Liberal Politik
*Bilgisayar köşesi
*Anti-dernekler
*Edebiyat Sayfaları
    *Kitap, kitaplar...
   *SerbestÇizgi
   *Seçme Yazılar
   *Fıkralar
   *Yazı ve Öyküler (Bana ait) *O'na Dair...
*Bana Dair...
*Siteye Dair...
*Seyahatname
Özür 

ANASAYFA

Alper,
    Geleceğin keli, büyük siyasetçisi ve önemli entelektüeli, bay karizma. Üniversitede yaşadığım değişimin en büyük mimarı olduğunu itiraf etmeliyim. Bana  siyasette ve eskrimde hocalık yaptığın için de sana çok şey borçluyum. Aslında seninle tanışmamız da bana bilgisayar konusunda hocalık yaparken olmamış mıydı. Benimle bir çok şey paylaştın. Yeri geldi, aynı otelde kaldık; yeri geldi, birlikte tatil yaptık, yeri geldi bana sattığın sigaralardan aldığın % 10 komisyonla ve 2.5 lt’lik kolaları bardakla satarak ticaret yaptığını sandın, ama ertesi gün bana bir cafede çay ısmarlayıp bütün sermayeyi harcadın. Benimle sırlarını paylaştın. (Bazen çenemi tutamasam da). Ama seni tanımanın sefasını ileride süreceğim. Sen TV’ye çıkınca, ben çocuklarıma “Bakın şu kel amca var ya, benim üniversiteden beri en iyi dostlarımdandır” diyeceğim ve ekleyeceğim: “Yalnız bir şeye çok üzülüyorum: Keşke onu daha önce de tanısaydım.”  Numan
(Peki ben Numan'a ne yazmıştım? Tıklayın)
 

 Alper’e
Ayrılık vakti sonunda geldi çattı.
Sevinç, üzüntü, karmakarışık duygular arasındaki hislerim. İnsan en sevdiği dostuna ayrılırken hatırlanmak için neler yazabilir ki...
Dostluğun bana her zaman güven verdi. Karanlıkta bir ışık bir yol gösterici oldu. 4 yıl boyunca ilkelerinden doğruluğundan dürüstlüğünden taviz vermedin. Bunların zararlarını bilmene rağmen kararlılıkla bunları uygulamaya çalıştın...
Seninle derslerin başladığı ilk bilgisayar dersinden bu yana çok şeyler paylaştık. Yanmış yumurtalı omleti senin sayende sevdim. Senin sayende her zaman her yerde her şeyi genellemeyi öğrendim.
Genç, güzel, iyi doğru yunusçuk sana seninle paylaştığımız yıllar için minnettarım. Belki bundan sonra yollarımız, amaçlarımız, hedeflerimiz değişecek. Ama bu ayrılık dostluğumuza zarar vermesin. Ayrılık rüzgarın mumu söndürdüğü gibi değil alevi canlandırdığı gibi gerçek dostluğumuzu pekleştirsin.
Kendine iyi bak.......  Serdar
(Peki ben Serdar'a ne yazmıştım? Tıklayın)
 

Alper’e
     Gerçekten politikacı olup o karmaşık ortama girmek istiyor musun bilmiyorum ama eğer kararlıysan bu karara ben de çok sevinirim. Artık içimde geleceğe dair daha büyük umutlar doğar. Sen edindiğin bilgileri bizimle paylaşmaktan asla çekinmedin. Bu sana bir kayıp değil bir kazanç gibi geliyordu bence, çünkü bu paylaşımla gözlerin daha da parlıyordu. Benim sana tekrar tekrar sorduğum aynı soruları da yeniden açıklamaktan da hiç kaçınmadın. Bunun yanında arkadaşlığını da benimle paylaştığın için teşekkür ederim. Hangi alana girersen gir başarılı olacağına gerçekten inanıyorum. Ama nerde olursan ol yüzünden, bence sana o çok yakışan gülümsemeni eksik etme. Çünkü ben seni hep böyle hatırlayacağım. Sağlık ve başarı dolu yarınlar senin olsun.  Gülşen
(Peki ben Gülşen'e ne yazmıştım? Tıklayın)
 



     1.sınıfın ilk günleriydi teknik resim dersindeydik ve elindeki kılıçla hemen dikkatimi çekmiştin. Farklı bir tip olduğunu hemen fark etmiştim(kim okula kılıçla gelir ki!). Daha sonra ortak dostumuz Numan sayesinde en sıra dışı ve değerli dostlarımdan biriyle yani seninle tanışmış oldum. Sen her yönünle farklıydın. Düşünce tarzınla, alışkanlıklarınla, davranışlarınla, ne bileyim belki de laz olduğun içindir. Mesela hiç tanımadığınız biri İTÜ’de size sigara satmaya kalkarsa veya bir hamburgercide yine hiç tanımadığınız birini hamburgerini sadece et ekmek olarak ısmarlarken gördüyseniz bingo!! İşte o Alper’dir. Alper, benim değerli arkadaşım, sen aslinda bu özelliklerinle değil dürüstlüğün başta olmak üzere ahlaki yönlerinle de bir tanesin. Ahlak anlayışının bu kadar eridiği toplumumuzda sen bu yüzden çektiğin her türlü sıkıntıya rağmen prensiplerinden asla taviz vermedin. Başkalarının yerine yoklamaya imza atmayan, sınavlarda kopya çekmeyen ve başkalarından ödev istemeyen herhalde tek öğrenciydin. Belki bu yüzden bazı derslerden kaldın da ama sen doğru bildiğin yoldan sapmadın. Bu özelliğinle sen bize örnek oldun ve hep kendi kendimi sorgulamamı sağladın. Teşekkürler Alper. Belki dostluğumuzun filizlenmesindeki en önemli etkenlerden biri de siyasetti ve senin siyasete girmiş olmandı. Dört sene boyunca sen, ben, Numan ve bazen Serdar derslerden artakalan zamanlarımızda hiç bıkmadan usanmadan mekanımız Burger King’de siyaset tartıştık. O doğal kaynaklar ve tren yolu- otoyol tartışmalarımızı hiç unutmayacağım. Ve sen, yalnız senden bekleneceği üzere LDP diye bir şey çıkardın ve hepimizi LDP’li “liboşlar” J yaptın. Senin sayende ilk defa bir siyasi partiye 
bu kadar yaklaştım. Eminim ileride büyük bir siyasetçi olacaksın ve bizde seninle gurur duyacağız. Sana hayatta başarı ve mutluluklar diliyorum, her şey dilediğin gibi olsun!!!!!!!!  Fatih
(Peki ben Fatih'e ne yazmıştım? Tıklayın)


 



Liberal Alper,
    Yazıya böyle başladım çünkü seni düşününce aklıma ilk gelen liberalizm oluyor. Alper hatırlar mısın seninle ilk tanışmamızı? Hani teknik resim sınıfındaydık. Vay anasını be! Dört sene nasıl geçti bir türlü anlamadım. Alper' in en belirgin özellikleri: dürüstlük (Hatta o kadar dürüsttür ki bırakın kopya vermeyi kopya da almaz bu herif ), eskrim, politika. Bak Alper bu cümle çok iyi bir thesis statement oldu.

Keşke ingilizce dersinde seni anlatsaymışım. Neyse nasip şimdiymiş. Şaka bir yana hepimiz doğruluktan sık sık bahsederiz ama kimse bu doğruları pek hayatında uygulamaz. Sen dürüstlüğü bize hal diliyle anlattın. İnşallah hiç değişmezsin. Bu cümleyi okuyanlar amin demeyi aman unutmayın bu adam ilerde çok büyük ihtimalle başımızdaki idarecilerden olacak. Son yapılan anketlerde L.D.P. başı çekiyormuş. Eskrim gibi pek alışık olmadığımız bir sporla adeta her alanda sıradan olmadığını gösterdin. Her şeye rağmen bizdeki futbol hırsı sonunda seni de etkiledi ve bana eskrimin futbola üstün yanlarını anlatan seni halı sahaya ayak bastırdık. Hayırlı olsun futbol dünyasına. Ve işte son nokta: politikaaaa. Alper' in kitabında mağlup olmak yoktur millet. Son ana kadar anlatır, doğrularını savunur Alper. Kanıt mı istersiniz? İşte size türkçe derslerine giren D-grubu öğrencileri şahit olsunlar. Aydın (!) Bey ve Alper konuşup, tartışıyorlar yine. Atv’de Siyaset Meydanında bu hocamız televizyonda seni izlerken eminim hiç şaşırmamıştır. Senin işin şantiye değil oğlum. Kanın başka türlü akıyor senin.  Alper sana hayatta başarı, sağlık ve mutluluklar dilerim. Hep aynı kal. Abdullah FETTAHOĞLU
(Peki ben Abdullah'a ne yazmıştım? Tıklayın)


Yıllıklar, arkadaşlıklar ve okul üzerine okuyanını arayan uzunca bir "Sonsöz"


 


    Ben mezun olamadım, bir kaç ders yüzünden uzattım, bu yıllıkta yer almayı da ne kadar hak ettim bilemiyorum. Ama dönem arkadaşlarım ısrar ettiler, ve bu yazıyı yazarken kendimi kötü hissetmiyorum.
     İTÜ hazırlığındaki bir kitapta "dream test" diye bir kişilik testi vardı. Hayalimizden bir evi anlatmamız gerekiyordu. Ben büyük, az sayıda fakat geniş odaları olan, ışık alan bir ev düşlemiştim. Testten sonra öğrendik ki bu sonuç, kişinin hayatında az sayıda fakat içten arkadaşlıklar yaşamak istediği anlamına geliyormuş. Yandaki yazılara bakınca testin tutarlı olduğu anlaşılıyor.
      Okuyanlar yazdığım yıllık yazılarının çok iyi olduğunu söylediler, bu doğruysa sebeplerden biri bana hasbelkader çarpmış bir edebi yetenek partikülü olabilir; ama asıl sebep asla bu değil. Gerçekte bana "çarpan" arkadaşlar iyiydi. Bazen asosyal görünsem bile bakmayın, aslında ben çok fazla gözlem yaparım ve insanları da tanırım, onların ne düşündüğünü çabucak hissederim, en ufak bir  mimiklerini bile fark ederim. Benim arkadaşlarım gerçekten iyiydi. Hiç kimseye hissetmediğim bir şeyi yazamam.
     Yıllıklar düğünler gibidir: Hayatınızdaki bu düğüm noktalarında herkesi içeriye davet etmeniz mümkün değildir ve kimsenin gerçekten istemediği bir yerde olmaması ve sıkılmaması için zorunlu bir seçme yaparsınız; dönemecin gerisinde kalmış ve sadece nostalji olmuş bir yaşam kesitinden öteye, yıllığa ya da düğüne geçebilen arkadaşlarınız, buradan sonra birlikte devam edeceklerinizdir, onlar silinmeyecek anılarınızın başrol oyuncuları, diğerleri başrolü kapamamış figüranlardır, figüranları galaya davet edemezsiniz.
     "Unutmak olmasa yeni şeyler öğrenilmez" derler, bitmesi gereken arkadaşlıkları  korumak da doğru değildir, bu yüzden bir sürü kişiyle birlikte “yıllık” adında "bir kitap yazarsınız, ve hepinizin hayatları değişir", yeni hayatlara dönüşür. Yuvadan uçar, diğerlerinden ayrılır, çizilmiş çizginizin üzerinden geçmeye başlarsınız. Sizin için bilinmez olan bir geleceğe, güvendiğiniz herkesin geride kalacağı ve sesinizi artık onlara duyuramayacağınızı bildiğiniz bir yerlere kendi sandalınızla açılırsınız.
     Dream Test’te bazıları ışıksız, küçük ve dar, fakat çok odalı evler görürler. Okulda böylelerine de rastladım, bazılarının evlerinde ufak bir oda olduğumu hissettim ve kimse de o evlerde "oturma odası" bile değildi; onlardan yazı istemedim, çünkü karşılığında bir yazı veremeyebilirdim. Yıllıklar çok dürüsttür, eğer birisi için bir şey yazmak içinizden gelmiyorsa hiç yazmayın, ve de o kişiden yazı istemeyin, yoksa şöyle şeyler çıkabilir ortaya: "Öyle çok şey yaşadık ki aslında saysam bitmez, öyle çok özelliğin var ki sen kelimelere sığmazsın, hayatta başarılar, okuldan sonra da görüşelim olur mu!!!" Bakın, bendeki yazıların hangisi böyle? Benim öyle arkadaşlarım yok işte. Okul kapandıktan sonra bile uzun zaman okula gidip durduk, rastlaşmadan hiç ayrılmadık. Defalarca buluştuk, dolandık, birlikte gezilere çıktık.
     Yazamadığım için gerçekten üzüldüğüm iki muhteşem insan daha var, biri Nihan, bir diğeri de Murat Yılmaz. İkincisi yıllığa girmedi, ilkine de sorma fırsatım olmadı. Her şey için her ikisine de teşekkür.
     "Yüzüklerin Efendisi" isimli romanında Tolkien, kurguladığı muhteşem olay örgüsünün arka planında ortadünyada kalmaları gereken zamanı doldurmuş elfler diye bir ırkın buruk kaderini hikaye eder bize; insana benzeyen, ama biraz daha bilge, bazı üstün güçleri olan bu iyi ve soylu ırk ortadünyanın, insandan çok önceki kadim devirlerde gelmiş asıl sahipleridir. Ama artık binyıllar geçmiş en baştan beri belli olan gitme zamanları gelmiştir, ortadünyalarını gri limanlardan binecekleri gemilerle terk edecek ve onu sessiz sedasız bir hüzünle insanlara bırakacaklardır. Daha az bilge, daha az soylu ve yanlış olana daha eğilimli, kimi üçkağıtçı, kimi iyi kalpli yaratıklar olan insanlarla birlikte ait olmadıkları yeni bir çağın başlayacağını anlamışlardır; dünyada sadece insanların kalacağı, onların egemenliğinde geçecek ortadünyanın . dördüncü çağı... Peki ya ortadünyadan kalkan gemiye binememiş ve insanların arasında yalnız kalmış bir elf olmuş muydu acaba, veya olmuştuysa o neler hissetmişti? Tolkien bunları yazmamış kitabında, belki de "Artık onu da başkası yazsın" demiştir kendine. :))
      Okulda yaşadıklarıma iyi yazılarla son vermiş olmak bir mutluluk. Bir şiir bile yazdım birisine bu yıllıkta ve bu ilk şiirimdi hayatımda. Ben özel anlara, özel anılara inanırım, ve onları hiç kaçırmam; çünkü özel anlar bir kez yaşanıyor: İki jübile yapılmaz; iki defa "ilk buluşma heyecanı" yaşanmaz çünkü. Bu yıllık da bir fırsattı işte, bu özel notu yazma fırsatı, ve yazdım nitekim, buraya da bir iz bıraktım.
     Bundan sonra ne olacak? Herhalde artık kendimi asla okulun eskisi gibi bir parçası, asli unsuru gibi hissetmeyeceğim; parasından değil sırf bu yüzden belki part-time bir iş arayacağım veya başka bir uğraş; ve sandalımın küreklerine henüz asılamasam da onu limana bağlayan ipleri çözmeye başlayacağım en azından, zamanı gelince gemilerin arkasından yola çıkmak üzere elbette. Hiç değilse bunu yapacağım.
     Bir yazar kitabında şöyle diyordu: . Hayatının yeni bir aşamasına geçtiğinde biri sana diyorsa ki “İşte şimdi gerçek hayat yeni başlıyor” bil ki asıl gerçek hayat bitendi.” Sanıyorum şu an benim için yazarın haklı olup olmadığını öğrenme zamanı.
 




[email protected]
http://www.alpecer.cjb.net



1
1

Hosted by www.Geocities.ws

1