HIKMET CETINKAYA'NIN KONU HAKKINDAKI MAKALELERI Goministlere, kafirlere olum... Tarikat liselerinde beyinler yikaniyor 24 Yillik Hikaye Daglara Kamplar Kuruldu Adalet Partili Milli Egitim Bakani Ali Naili Erdem'in ilcesi Kemalpasa dolaylarinda, gozden irak yerlerde egitim kamplari kuruldugunu ogrenmistik. Balikesir'in Edremit ilcesine bagli Suturen, Kemalpasa'nin Oren ve Yigitler ile Manisa'nin Turgutlu ilcesinin Ahmetli bucaginda kurulmustu bu kamplar. Gunlerden 1 Temmuz 1975 Sali... Saat
12.30... Ancak sonuc alinamamis.... Bir gun once ozel sekil verdigimiz sakallarimiz belki guven vermisti ona o kucucuk akliyla... Gozleri olanca safligin cizgisiydi ve kimse duymasin diye bir solukta ''Risale-i Nur'' dedi... Yerimizden dogrulduk yavasca. Cocuk arkasini dondu ve yasi daha kucuk olaninin yanina dogru yurudu. Az sonra ikisi birden ilahiler soylemeye basladilar. Fethullah Gulen... Biz 24 yillik oykuyu anlatmadan once, 30 yil oncesine gitmek istiyoruz... Din bezirganlarinin nasil orgutlendigini belgelerle ortaya koymayi amacliyoruz... Fethullahcilar nasil orgutlendi? Isterseniz, ''Nur Kamplari'' ndan baslayalim; 1970 yilinin ortalarina bir goz atalim... * Kemalpasa daglarina vuruyorduk bir ogle sicaginda... Adalet Partili Milli Egitim Bakani
Ali Naili Erdem' in ilcesi Kemalpasa dolaylarinda, gozden irak yerlerde egitim kamplari Balikesir'in Edremit ilcesine bagli Suturen, Kemalpasa'nin Oren ve Yigitler ile Manisa'nin Turgutlu ilcesinin Ahmetli bucaginda kurulmustu bu kamplar. Anadolu'nun cesitli yerlerinden yaslari on iki ve on bes arasinda degisen bu cocuklar bu kamplarda egitim (!) goruyorlardi. Acaba gordukleri ne egitimiydi? Saptadigimiza gore egitim kamplari adi altinda ''Nur egitimi'' yaptiriliyordu. Anadolu'nun cesitli il, ilce, bucak ve koylerinden gonderilen bu cocuklara, uc ay surecegini saptadigimiz bu kamplarda, sabah kahvaltisi, ogle ve aksam yemekleri veriliyordu. Cocuklarin haftada bir gun ise tatilleri vardi. Evet, haftada bir gun, sadece cuma gunleri... Sicak yine bastirmisti. Kemalpasa'nin Oren bucaginin degirmen cevresinden kampa dogru yaklasiyorduk. Kayalik ve calilarla kapli, yer yer fundalikli yamaclardan yuruyorduk. Iki yuz metre asagimizda dere vardi. Cinar agaclariyla cevrili ere uzayip gidiyordu. Bize kampi gosterecek olan kisi ''Az sonra cadirlari goreceksiniz'' diyordu. Bizim istedigimiz gibi fotograf cekme olanagi yoktu simdilik ortada. Bir sure daha yuruduk. Artik kamp gorunmustu. Cinar agaclarinin arasindaydi. Kampin sadece giris bolumuyle yarisi goruluyordu. Tahtadan bir konut iskelesi yapilmis ve uzeri naylon ile ortulmustu. Once mavi gomlekli ve takkeli bir cocuk disariya cikti. Biz yukaridaydik. Kampla aramizda iki yuz metre uzaklik vardi. Sag tarafimizda ise bir kulube goruluyordu. Mavi gomlekli cocuk elinde ibrikle cinar agaclarinin arasinda kayboldu. Bir sure oldugumuz yerde kaldik. Sonra asagiya inmeye karar verdik. Fotograf makinemizi ve teleleri torbamiza koyduk. Simdi dere boyunda yuruyorduk... Agaclarin altinda iki cocuk gorundu. Birisi on iki yaslarinda, digeri on altisindaydi sanirim... Bizim geldigimizi gorunce buyuk olani elinde kitabiyla bize dogru yurumeye basladi. Biz ''Selamunaleykum'' deyip irice bir tasin uzerine oturduk. Takkeli, cizgili gomlekli cocuk, on metre kadar yaklasti ve bize ''Aleykumselam'' diye karsilik verdi. Sorduk: ''Ne yapiyorsunuz burada?'' ''Kitap okuyoruz...'' ''Cok guzel... Adi ne okudugunuz kitabin?'' Cocuk birdenbire ofkelendi... ''Siz kimsiniz?'' ''Biz madenciyiz, maden ariyoruz. Surada biraz dinlenelim dedik.'' ''Fazla kalmayin burada. Ileriye gitmeyin sonra.'' ''Ne var ileride?'' ''Bizim kampimiz var...'' ''Ne kampi o?'' ''Din kampi...'' ''Aferin... Cok guzel...'' Bu sozler uzerine yumusadi cocuk. Daha fazla ileriye gitmememiz icin ikinci kez uyardi. Az daha konusmak istiyorduk. Hemen aklima geldi ve sordum: ''Bu su derin mi?'' ''Insan boyunu gecmiyor...'' ''Dereye giriyor musunuz?'' ''Giriyoruz.'' ''Hangi gunler?'' ''Cuma gunleri tatil. Dereye giriyoruz. Cay icmeye gidiyoruz. Oren'e kahveye...'' ''Diger gunler calisiyor musunuz?'' ''Calisiyoruz...'' ''Okudugun kitabin adini soylemedin bize.'' Kitabi siki siki tuttu ve bize biraz daha yaklasti. Kampin girisine uc yuz metre kadar kalmisti. Kitap kapliydi... Bir gun once ozel sekil verdigimiz sakallarimiz belki guven vermisti ona o kucucuk akliyla... Gozleri olanca safligin cizgisiydi ve kimse duymasin diye bir solukta ''Risale-i Nur'' dedi... Yerimizden dogrulduk yavasca. Cocuk arkasini dondu ve yasi daha kucuk olaninin yanina dogru yurudu. Az sonra ikisi birden ilahiler soylemeye basladilar. Calilarin arkasindan yuz metre kadar oteden teleyle resimledik ikisini... Fundaliklar arasinda zor tirmaniyorduk. Simdi, kampi tam olarak seciyorduk. Bizim oralarda dolastigimizi sezinlediler. Ya da nobetciler haber saldilar. Koyu yesil cinar agaclarinin altinda beyaz takkeli cocuklar dalgalanmaya basladilar. Aralarinda sakalli ve takkeli kisiler de vardi. Bizi gormuslerdi. Cinar agaclarinin arasinda kurulmus, dal ve yapraklarla ortulu cinarlara sindiler. Gozculerden birisi bagiriyordu: ''Cekilin oradan, buralarda dolasmak yasak...'' Sesinden en fazla on bes yaslarinda oldugu anlasiliyordu. Bir koylu cocugunun sesiydi bu... Bu kez ben bagirdim: ''Neden cekilecegiz?'' ''Yasak buralarda dolasmak...'' ''Neden yasakmis?'' Bu kez kalin bir erkek sesi: ''Burasi devletin kampi. Simdi oraya gelirsek gosteririz size...'' Gunlerden 1 Temmuz 1975 Sali... Saat 12.30... Anilarimizdan hic cikmayacak bir gorunum. Ilahiler gittikce yukseliyor... Tekbir getiriliyordu. Oren kampina bes kilometrelik yol yapiminda Turgutlu Belediyesi'nin dozerleri kullanilmis. Turgutlu Belediye Baskani Dr. Huseyin Orhun 'un bu davranisini CHP'li belediye meclisi uyeleri Icisleri Bakanligi'na duyurmuslar. Icisleri Bakanligi'ndan bir mufettis, Turgutlu'da bu konuyu kovusturmus. Ancak simdiye dek bir sonuc alinamamis. Oren'de kamp konusunu cok kisiyle konustuk. Milliyetci Cephe hukumetinin kurulmasiyla bu yorede siyasal baski artarken, Nurcular, Suleymancilar ve komandolar istedikleri gibi at oynatmaya baslamislar. Oren'de konustugumuz, ancak adlarini vermeyecegimiz kisiler, bize Ataturk devrimlerinin nasil alasagi edilmek istendigini, yurdun cesitli yerlerinden gelen cocuklarin cagdisi medrese egitimiyle beyinlerinin nasil yikandigini anlattilar. Kimse bunlara dur diyemiyor Kimi vakiflarin kurdugu ozel okullar.
Bu okullarin arkasinda olan kurum ve kuruluslar. Okullara parasal destek veren tasrali
isadamlari. Tum bunlarin arkasinda olan ''malum gazete'' ile malvarligi trilyonlari
buldugu soylenen PKK terorunu sihlarla, seyhlerle,
hocalarla, tarikat liderleriyle cozmeye calisan ve durmadan teori ureten karayobazlar,
kendi kisisel cikarlariyla birlikte hedeflerine adim adim ilerliyorlar. Simdilerde Terorle
Mucadele Yasa Tasarisi'nin anayasaya aykiri oldugunu one surenler, TCK'nin 163. maddesinin
hortlayacagini yazip ciziyorlar. Universiteleri medrese ve tekke yapmak isteyenler, sozde
bilim adamlarini da konusturup kamuoyu olusturma Simdi DGM tutanaklarina bir goz
atalim... Esas: 1987/86-Karar: 1988/72 sayili dosyadan bir bolum: ''...Toplanan delillere
ve dosya icerigine nazaran suclari sabit gorulen bu saniklarin eylemleri, sanik
vekillerinin savunmalarinda belirttikleri gibi munferit olarak Maltepe Askeri Lisesi
ogrencilerine Nur Risalesi okumaktan ibaret degildir. Gerek suclari sabit gorulen bu
saniklar ve DGM tutanaginda ayrica ''Bu duzen iyi bir duzen degildir. Ileride bu duzeni de degistirerek seriat duzeni getirecegiz'' diyen Fatih kod adli Ibrahim Belge 'den soz edilmekte ve soyle denilmektedir. ''Biz bu toplantilarda Fethullah Hoca'nin kasetlerini de dinledik.'' Tarikat kamplari yurdun dort bir yaninda gencecik insanlarla dolu. Ataturk ve laik Turkiye Cumhuriyeti dusmani seriatcilar bu kamplarda ortaokul ve lise cagindaki ogrencilerin beyinlerini yikiyorlar. Kimse bunlara ''dur'' diyemiyor. Kimse kanli Sivas olaylarindan ders cikarmiyor... 8.8.1993 Medrese egitimi mi? Bugun kimi universitelerde laik duzene ve bilime meydan okuyan rektorler ve ogretim uyeleri kimden destek goruyor; bu kisileri kimler koruyup kolluyor? Universiteler, laik cumhuriyetin birer bilim kurumu olduguna gore, oralara yerlesen ogretim uyeleri, cagdisi kafalariyla bu ulkenin genclerini hangi amaclari dogrultusunda egitecekler? Son bir yil icindeki gelismeleri dikkatle izlemenizde oldukca yarar vardir. Biz bu kosede bikmadan, usanmadan Turkiye'deki ''tarikatci gelismeleri'' aktarmaya calisiyoruz. Bu gelismelerin laik cumhuriyete karsi bir eylem hazirligi oldugunu, bu isin de bilim kurumlari olan universitelerden baslatildigini yaziyoruz. Salt universiteler mi? Hayir! Kimi vakiflarin kurdugu ozel okullar. Bu okullarin arkasinda olan kurum ve kuruluslar. Okullara parasal destek veren tasrali isadamlari. Tum bunlarin arkasinda olan ''malum gazete'' ile malvarligi trilyonlari buldugu soylenen bir hoca. Tehlike giderek tirmaniyor. Gazeteleriyle, televizyonlariyla laik cumhuriyete karsi tavirlarini giderek arttiriyorlar. Sanliurfa'daki Harran Universitesi'nde olup bitenleri acaba bu ulkenin Basbakani, Milli Egitim Bakani, YOK Baskani biliyor mu? 30 yildir Nurculugun gelismesinde buyuk caba harcadigi one surulen Abdulkadir Badilli ile Diyanet Isleri Baskanligi'nca kurulan Istanbul'daki Haseki Egitim Merkezi'nde ''fikih ve hadis'' dersleri veren eski Sanliurfa Muftusu Halil Gonenc' e Harran Universitesi neden ''Fahri Ilahiyat Doktoru'' unvanini vermistir? Harran Universitesi Rektoru bir medresenin ya da tekkenin basinda degildir. Rektorun kimligini bilim adamlari cok iyi bilmektedir. Turkiye Cumhuriyeti Harran Universitesi'nde yasanan bu cagdisi olay, insanin tuylerini diken diken etmektedir. Iki Nurcu, Turkiye Cumhuriyeti Harran Universitesi'nden onursal doktora aliyor ve tum basin gozlerini kapayip olup bitenleri sadece izliyor. Neyin adina? Dusunce ve inanc ozgurlugu icin mi, yoksa demokrasi ve insan haklarina saygili olduklari icin mi? Universiteler bir donem, demokratik duzene darbe duzenleyen Kenan Evren' e de onursal hukuk doktorlugu vermek icin yarisa baslamislardi. Ayni yontemi, 1983 sonrasi Turgut Ozal' a, birkac ay once de Cumhurbaskani Suleyman Demirel' e uygulamislardi. Turkiye'de PKK teroru ulkeyi ne denli bolmek istiyorsa karayobazlar da gazeteleri ve televizyonlariyla laik duzeni devirmek icin o denli harekete geciyorlar. Tehlike giderek buyuyor... Dumlupinar Universitesi Senatosu'nun bildirisini okudunuz, pek cok universitede olup bitenleri bu kosede zaman zaman izlediniz... Universiteleri medrese ve tekke yapmayi amaclayan bir dusunce, bilim kurumlarina giderek egemen oluyor. Laik bilim kurumlari Said-i Nursi' nin muritleri tarafindan kusatiliyor. Nurcular onursal doktora verilerek odullendiriliyor. Ataturk' un kurdugu laik Turkiye Cumhuriyeti'nin temeline dinamit konuluyor. Adamlar acik acik soyle diyor: ''Guneydogu'ya ayri bir egitim modeli uygulansin...'' Nedir bu model? Said-i Nursi'nin egitim anlayisi... Van'daki Serhat Ozel Lisesi, Akyazililar Vakfi'nindir. Bu okulda neler olup bittigini belki Milli Egitim Bakanligi mufettisleri bulup cikarirlar. Sadece Van'daki Serhat Ozel Erkek Lisesi mi? Soyle bir arastirilsin, tarikatlarin kurdugu ozel liseler bir bir saptansin, goreceksiniz neler cikacak... Elbet bir de universitelere el atilmali. YOK, bilim yuvalarinin ne hale geldigini kis uykusundan uyanip gormeli. Oralarda, bilim kurumlarinin nasil cagdisi bir yapiya kavusturuldugunu saptamali. Evet, dun 10 Kasim'di. Bagimsizlik savasimizin, 1923 Devrimi'nin onderi Mustafa Kemal'in olumunun 55. yiliydi. Iste Atam, olumunden 55 yil sonra, bize emanet ettigin laik Turkiye Cumhuriyeti'nin gorunumu boyle. Seni cok uzdum biliyorum. Ama gercek de bu. Ne yapayim?..
|