Kurnaz tilki...

Tarikatcilar isi azittikca azitiyorlar. Laik cumhuriyete karsi saldirilarini giderek yogunlastirirken PKK terorunun kokunu kazimak bahanesiyle ''tarikatlara'' yol gosteriyorlar.

Amaclari PKK terorunu onlemek icin cozum uretmek degil...

Nedir amaclari?

Laik cumhuriyeti yikip yerine dini esaslara dayali ''seriat devleti'' ni kurmak...

Yeni bir slogan urettiler simdilerde:

''Muslumanlar kardestir...''

Hayir!

''Insanlar kardestir...''

Diyorlar ki:

''Boyle bir ortamda daha cok Naim hocalara ihtiyac var...''

PKK terorunu sihlarla, seyhlerle, hocalarla, tarikat liderleriyle cozmeye calisan ve durmadan teori ureten karayobazlar, kendi kisisel cikarlariyla birlikte hedeflerine adim adim ilerliyorlar.

Simdilerde Terorle Mucadele Yasa Tasarisi'nin anayasaya aykiri oldugunu one surenler, TCK'nin 163. maddesinin hortlayacagini yazip ciziyorlar. Universiteleri medrese ve tekke yapmak isteyenler, sozde bilim adamlarini da konusturup kamuoyu olusturma amacindalar.

Ne diyorlar?

Soyle:

''Saglikli ortamlarda Muslumanlarin gelismesinden urkenler, Muslumanlari terorle ayni kefeye koymak istiyorlar. Yani getirilecek 8. madde teknik olarak 163'ten daha tehlikeli..''

TBMM'ye verilen Terorle Mucadele Yasa Tasarisi'nin 8. maddesindeki eski bicimine bakalim once...

''Hani yontem, maksat ve dusunce ile olursa olsun, Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ulkesi ve milletiyle bolunmez butunlugunu bozmayi hedef alan yazili ve sozlu propaganda ile toplanti, gosteri ve yuruyus yapilamaz. Yapanlar hakkinda 2 yildan 5 yila kadar agir hapis ve 50 milyon liradan 100 milyon liraya kadar agir para cezasi hukmolunur...''

Eski bicimi boyle...

Ya yeni bicimi?

Sadece ''cumhuriyetin laik niteligini'' tumcesi eklenip soyle oluyor 8. madde:

''Hangi yontem, maksat ve dusunce ile olursa olsun, Turkiye Cumhuriyeti Devleti'nin seklini, cumhuriyetin laik niteligini...''

Tarikatcilarin sadece ''laik cumhuriyet'' tumcesi uzerinde durup 8. maddeyi TCK'nin 163. maddesiyle esdeger kilmalarinin
nedenini hic dusundunuz mu?

Kepenk ve kontak kapama eylemlerini bile ''suc ogesi'' sayip teror kapsamina alan Terorle Mucadele Yasasi'nin eski bicimine goz yuman tarikat odaklari ''laik cumhuriyet'' denildiginde neredeyse ayaklanacaklar...

Iste bunlarin demokrasi ile kisi ve temel hak ve ozgurluklerine bakisinin en somut ornegi bu yazdiklarimiz...

''Laik cumhuriyet'' denildigi zaman ''Muslumanlara baski yapiliyor'' yaygarasini basan bu karayobazlar gazeteleriyle, televizyonlariyla ortaligi ayaga kaldiriyorlar. Ardindan da ''laikligin tarif edilmesi gerekir'' diyorlar.

Yuzlerine ''demokratiklesme'' maskesi takanlarin amaclarinin ne oldugunu Cumhuriyet okurlari cok iyi bildigi icin uzun uzun anlatmaya gerek yok. Laik cumhuriyetten korkan ve bu nedenle ''Boluculerle dindarlari ayni kefeye koyuyor'' diyenlere bir cift sozumuz var.

Biz soyle diyoruz:

''Antidemokratik yasalarla, baskilarla gazetelere getirilen yasaklarla teror onlenemez. Terorun recetesi demokratiklesmedir...''

Haydi bakalim sizler bu konuda neler dusunuyorsunuz, soyleyin?

Hocalari, seyhleri, sihlari Guneydogu'daki PKK terorunu cozmek icin yola cikarmaya, tarikat vakiflarini Milli Egitim'e bulastirmaya calisan ''karayobazlar'' medrese ve tekke egitimini gundeme getirmek icin yarisa gectiler.

Terorle Mucadele Yasasi'nda yer alan ''laik cumhuriyet'' tumcesini kaldirmak icin harekete gecen bu cevrelerin tek amaci vardir unutmayin:

''Laik cumhuriyeti yikmak...''

Bu nedenle halk deyisiyle ''farfara'' yapiyorlar. Demokratiklesmeyi kendilerine ''siper edip'' kurnaz bir tilki gibi ortalikta
dolasiyorlar.

Farkinda misiniz? 14.11.1993

Tarikatlara odun ustune odun verildi

* Fethullah Efendi'nin okullarinda kaliteli egitim veriliyormus. Kaliteli egitim veriliyor diye adamin cumhuriyet, laiklik ve Ataturk dusmanligini gormezden mi gelecegiz?.. Bir dusunceye en buyuk zarar, o dusuncenin yaninda yer
alinarak verilir. Takiyyeci Fethullah da oyle yapiyor.

**Fethullah'la Turk cumhuriyetlerinde seriat, Iran seriati onlenemez; zira Fethullah'in kendisi bizzat Iran yanlisi ve Iran'in yapmak istediginin aynisini yapiyor. Okullara Turkiye'den bol miktarda gerici yayin goturulmus. ogrenciler ;
bu yayinlarla kosullandirilip yetistiriliyorlar.

F ethullah Gulen cemaatinin Orta Asya cumhuriyetlerindeki okullarinda neler oluyor. Bugun bu konuya girecegim. Ogretmen Secaattin Elikci yillar once Fethullahci okullari anlatiyor.

Ataturk, Turkiye Cumhuriyeti'nin ulasmak istedigi hedefi cagdas uygarlik olarak gostermistir. Cagdas uygarliga ulasmadaysa akla ve bilime oncelik tanimistir. Buyuk onder gelismenin onundeki en buyuk engelin gericilik oldugunu acikca belirtmistir.

Gericiligin yuvalanma, buyume, gelisme ve guclenme yerleri, hic kuskusuz, cesitli tarikatlara bagli tekke ve zaviyelerdi. Cumhuriyetin bu karanlik yuvalariyla bir olamayacagini bilen ve anlayan buyuk dahi, birer miskinlik ve tembellik yuvasindan baska islevi olmayan bu ortacag kurumlarini ikileme bile dusmeden kararli bir sekilde kapatmis, tarikatlarla ilgili olarak da su
ozdeyissel sozleri soylemistir:

''Efendiler ve ey ulus, biliniz ki, Turkiye Cumhuriyeti seyhler, dervisler ve mensuiplar memleketi olamaz. En dogru, en gercek tarikat uygarlik tarikatidir. Uygarligin buyrugunu ve istedigini yapmak insan olmak icin yeterlidir.''

Simdi, birtakim politikacilar, devlet yoneticileri Ataturk'un Genclige Hitabesi'ndeki aymazlik ve sapkinlik uyarisina aldirmadan tarikat seyhlerine odun ustune odun veriyorlar. Devleti ele gecirme savini sik sik yineleyen bir tarikati ilimli(!) olarak tanimliyorlar.
Oysa ki Siyasal Islam'in ilimlisi olmaz. Her turlu tarikatin nihai eregi devleti ele gecirmek ve ortacag yasalarini, yasam bicimini topluma dayatmaktir. Bu tarikatlardan herhangi birisinin basarili egitim vermesi, onun yasadisi emellerinin gormezlikten gelinmesini zorunlu kilmadigi gibi, onu mesru da kilmaz.

Devletin en onemli can damarlarina sizmasini bilen tarikatin lideri, muritlerine acele edilmeden ve zayiat verilmeden hedefe ulasmaktan soz ediyor. Sayin Basbakan da kendisine bu durumla ilgili sorulan soruya ''Itham edilen tarafin yanitina gore tavir alinacagini'' soyluyor. Hayret dogrusu!.. Ne ithami? Adam her seyi acik secik soyluyor, ortada tiyatro oynatilmiyor. Dublor de
yok. Olayi carpitmaya, ulusun gozunden kacirmaya calisanlar alemi aptal, kendilerini de dahi mi zannediyorlar?..

Neymis efendim? Fethullah Efendi' nin okullarinda kaliteli egitim veriliyormus. Kaliteli egitim veriliyor diye adamin cumhuriyet, laiklik ve Ataturk dusmanligini gormezden mi gelecegiz?.. Bir dusunceye en buyuk zarar, o dusuncenin yaninda yer alinarak verilir. Takiyyeci Fethullah da oyle yapiyor. Birtakim politikacilari, devlet adamlarini aldatarak en buyuk emellerini yurtdisinda,
ozellikle de Orta Asya'da gerceklestiriyorlar. Bu okullarda Ataturk vitrin, bayragimiz, dusuncelerinin ambalaji, marsimiz ve dilimiz de arac olarak kullaniliyor. Oralarda seriat Arapcayla ogretildiginde kotu, Turkceyle verildiginde iyi mi olacak? Boyle sahte kuramlarla goz boyayiciligin cambazligini yapanlar gercek Ataturkculere dinozor diye saldirmiyorlar mi?
 

adasim odemek istemedigini gorunce, himmet davasi (cemaat icindeki bir cesit seriat mahkemesi- F.B.) acmislar, odemeye mecbur birakmEsnaftan zorla para topluyorlar

Somutlamak gerekirse, radikal Islamci Selam gazetesi, Eylul 1997'de Gulen hakkinda birkac gunluk dizi yazi yayimladi. Bagnaz Islamci Akit gazetesindeki bir kose yazari, ''Papa-Gulen'' bulusmasini sert bir dille ve Islami
zeminde elestirerek; ''Islam siyaseti, her turlu makyalevizmin ustundedir'' mealinde bir ibare kullandi. Kadiri tarikati mursidi Haydar Bas, cemaatin yayin organi Yeni Mesaj gazetesinde, Papa bulusmasi munasebetiyle, Gulen
ve Cemaatine acik bir mektup yazdi.

Arastirmaci-yazar Faik Bulut , Fethullah Gulen'in maskesini dusurdu. Bulut, o nedenle Fethullahcilardan yogun tepki aldi... Faik Bulut, "Kim Bu Fethullah Gulen" kitabinda (Ozan Yayincilik) gozlemlerini soyle aktariyor; Fethullah Gulen ve cevresi, son yillarda kamuoyunu en cok mesgul eden bir camiayi temsil eder. Sabah gazetesinde Gulen hakinda yazi dizisi yapan Hulusi
Turgut'un saptamasina gore, ''Turkiye ve yurtdisinda yaklasik 20 bin medrese ve okulu'' bulunan Nur hareketi hakkinda olumlu ya da olumsuz gorus belirtenler olmasi cok olagan. Bu gelismenin olumlu yani cokca tartisildi basin ve medyada. Fakat, yaratilan ''imaji'' olumlu bulmayip, kuskuyla bakanlarin varligi da bir gercek. Okullarin acilma gayesi, Altin Nesil' in ne yapacagi,
gelecekteki rolu, Gulen ve cevresinin gercek amaci vs. gibi meseleleri irdeleyip sorgulayanlar bulunuyor bu toplumda. Son ornegini, RP'nin yayin organi konumundaki Kanal 7 televizyonunda ''Sozun Ozu'' adiyla program yapan Nazli Ilicak' in 23 Subat 1998 gunku acik oturumuna katilan Istanbul Buyuksehir eski Belediye Baskani sosyaldemokrat Nurettin Sozen' in soyledikleri teskil ediyordu. Sozen, ''okullarin amacina iliskin kuskularini'' dile getirdi. 25 Subat 1998 gunu Kanal D'de Guneri Civaoglu
tarafindan hazirlanan ''Durum'' programinda konusan emekli general Kemal Yavuz, ad vererek, ''Fethullah Gulen'in kim ve ne adla, hangi yetki ve sifatla Papa ile bulustugunu, Vatikan'daki Turkiye Buyukelcisi'nin nasil bir gerekceyle kendisini resmi protokolle karsilayip agirladigini'' sordu. ''Kuskucu'' kesimin sadece laik ve Kemalist askeri cevrelerden geldigini soylemek
olanaksiz. Tersine, kimi Islamci/dinci cevrelerle bazi ulkuculer kafalarindaki sorulari acikca seslendiriyor.

Ulkuculere gore, Gulen'in ''Turklugu yayiyorum, Turkce'yi dunyaya ogretiyorum'' gerekcesiyle yurtdisindaki cemaat okullarini savunmasi, tatmin edici ve samimi degil. Cunku, orada ogretilen Turkce olmaktan ziyade Ingilizcedir. Gulen, gecen yillarda ''basortusu teferruattir'' kabilinden bir soz soyleyince, basta ''turban takma'' mucadelesi veren ogrenciler olmak uzere, hem Refahli kesimlerden hem radikal Islamcilardan acik-kapali elestiriler aldi. Islamci Cuma dergisi, tepkisini, habere elestirel yaklasimini kapak konusu yaparak disa vurdu. Somutlamak gerekirse, radikal Islamci Selam gazetesi, Eylul 1997'de Gulen hakkinda birkac gunluk dizi yazi yayimladi. Bagnaz Islamci Akit gazetesindeki bir kose yazari, ''Papa-Gulen'' bulusmasini sert bir
dille ve Islami zeminde elestirerek; ''Islam siyaseti, her turlu makyalevizmin ustundedir'' mealinde bir ibare kullandi.

Kadiri tarikati mursidi Haydar Bas, cemaatin yayin organi Yeni Mesaj gazetesinde, Papa bulusmasi munasebetiyle, Gulen ve Cemaatine acik bir mektup yazdi. Sakarya'da bulunan Naksi dergahinin bir kurulusu olan Hakikat dergisi, ''dinlerarasi diyalog'' u baslatan Gulen ve cevresini kastederek, ''Nurcular'' deyimine kafiyeli bicimde, ''Narcilar'' (cehennemlikler, cehennemde yanacak olanlar) ibaresini kapaktan anons etti. (bkz; Hakikat, Kasim 1996)

Nurcular nasil para toplar?

Ayni dergahin ve Hakikat Vakfi' nin kurucu yoneticisi Omer Ongut ise Gulen ve cemaatini kastederek, para/ bagis toplama meselesinde su iddialara yer verdi: ''Fethullah (Gulen) boyle degildi. Davetlerden, ziyafetlerden kacinirdi, yemezdi. Allah-u Teala da onu muhafaza ederdi. Bunu biliyorum. Ama sonra bu haramlara karisti. Nam ve sohret icin oruclu orucsuz insanlara gosteris
davetleri verdi. Mini etekli hanimlar hizmetinde sohret, nam ve gosteris...'' (bkz; Omer Ongut, Hakiki Muslumanlar ve Sahteleri, s. 18, Hakikat Nesriyat, 1996, Istanbul).

Sakaryali Naksi seyhi Ongut Hoca, ''Onlar ahiret karsiliginda dunya hayatini satin alan kimselerdir'' (Bakara: 86) mealindeki ayete dayanarak, Gulen cevresini, ''Boyle haram mahallere iftar ismini vermis'' olmak ve ''iftarlari alet ederek mini etekli hanimlarla oruclu olanlarin da orucunu bozmak'' la (bkz; age, s. 18-19) sucluyor.

Omer Ongut'un Nur cemaatine iliskin suclama ve iddialari bununla kalmiyor, kendi deyimiyle ''misallere'' yani orneklemelere dayaniyor. Soyle ki: ''Bir taraftan iftar verecegiz diye oltayi atiyorlar. Bir taraftan halki kaz gibi yoluyorlar. Diger taraftan, keyfi yollarla israf ediyorlar. O da haram, bu da haram; bunlarin neresi Islam?

Yemege davet ediyorsunuz, gelenlerden para topluyorsunuz veya senet aliyorsunuz, senedi odeyemeyenleri de icraya veriyorsunuz.

Hadi din kurdunuz, Allah'tan korkmuyorsunuz. Halktan da utanmiyorsunuz. Biraz yemek verdim diye kisinin hanesini sonduruyorsunuz. Bir de bunu Islam dinin alet ederek yapiyorsunuz. Bu, Islam dininde hic gorulmus mudur? Bu, ancak Nurculuk dinine yakisir.

Eskiden padisahlar ve zenginler davet ederlerdi. Gelenlere dis kirasi diye para verirlerdi. Siz hem davet ediyorsunuz, yemeginizi yiyenin de dislerini sokuyorsunuz. Bu Islam dini ile nasil bagdasir? Hic boyle bir sey gorulmus mudur? Ancak bu, kurdugunuz Nurculuk dininin, dinden cikmis turemelerinde goruluyor. Bu narcilik mi, Nurculuk mu?

Size ibret maksadi ile birkac misal veriyoruz. Bunlar icab ettigi zaman mahkemede hepsi aciklanacak. Gayemiz halki, boluculerin gaspciligindan kurtarmaktir.

1) Izmir'de bir gun bir arkadas Nurcularin davetine icab ediyor. Dedi ki: 'Her zaman oldugu gibi cazgirlarin 'benden bu kadar, benden bu kadar' fasli bittikten sonra tahsildarlar makbuzlarla ve hazirlanmis senetlerle cikiyorlar. Sira ile. Sira bize geldi. Bana da 'ne veriyorsun' demiyorlar. Sormadan, 'bu, su kadar verir' diye kendileri yaziyorlar. Bu cok buyuk bir rakamdi. Bana da
halkin icinde imzalattilar. Ben, isteksiz imzaladim. Bundan rucu (geri donme/vazgecme) edebilir miyim?'

Edersin. Zira, isteksiz verilen sey zaten haramdir. Fakat (bagis diye imzalattirilan senedin bedelini) vermezsen, hemen icraya verirler. Eskiden eskiyalar dagda soyarlardi. Bunlar da masada soyuyorlar...''

2) ''Cankiri'dan diger bir arkadas dedi ki: 'Bizden de talepte bulundular, bir seyler vaadettik. Gunu geldi, tahsildarlar geldi. 'Ben boyle vaadetmemistim' dedim. Bu, 'bu yuku kaldirir' demisler, bir o kadar daha ilave ederek vaadettigimin ustunde (bir meblag) yazmislar. Istemedigim halde, benden aldilar.'

3) Izmit'ten bir arkadas dedi ki: 'Gazeteci olmam hasebiyle davetlerine gidiyorum. 'Benden su kadar, benden bu kadar' derken bir arkadasin da kiymetli bir saati var. Her toplantida 'benden de su saat' diyor. Fakat ikinci toplantida gene ayni saat cikiyor...'

4) Yine Izmir'den bir kardes anlatti: 'Bir alis-veris neticesinde vakif tarafindan bana ciro edilen birkac senedi elden tahsil ettim. Tahsile gittigimde borclulardan biri; 'Bu, esasinda benim borcum degil. Beni yemege cagirdilar ve orada yemek sonrasi acik arttirma seklinde; 'benden su kadar, ondan bu kadar' diyerek cazgirlar vasitasiyla bu senetleri aldilar. Inanin su an bu senedi
odeyecek gucum yok. Ama bulup bulusturdum, borc aldim, sana veriyorum' dedi. 'Bu parayi nicin vermistin' dedigimde, 'zekat olarak' verdigini soyledi. Ben de zekatin bu sekilde verilemeyecegini soyledim. 'Vallahi mahcubiyetimden verdim' dedi.'

5) Ankara'da iki arkadasa senet imzalatmislar. Senetleri odemeyince icraya vermisler. islar.

Yine, bir kardesimiz nakletti: 'Simsarlar esnafi davet etmeden evvel okullarinin salonlarini gayet guzel susluyorlar. Gelecek olanlar zengin ise, suslemeye daha bir onem veriliyor. Her simsar sehrin bir bolgesini aliyor ve orada tanidigi esnaf, tuccar... Gozune kestirdigi kisileri davet ediyor, ilk once yemekler yeniyor; sonra, ozel olarak hazirlanan ust kata cikiliyor. Burada video ile yaptiklari icraatlari anlatip ovunuyorlar: 'Biz soyle hizmet ederiz, boyle buyuk cemaatiz' kabilinden. Sonra simsarlardan biri esnaftanmis gibi kendini gostererek, 'Bunlar buyuk is yapiyorlar, benden su kadar milyar' diyor. Her toplantida boyle acilisi yapan birini bulunduruyorlar. Bir simsar da hep 'milyarlik' acilis yapiyor. Sonra her misafire kagit veriliyor ve odeyecegi parayi yazmasi isteniyor. Herkes bir sey yazdiktan sonra, kagitlar toplaniyor ve mikrofonun basinda duran simsara hepsini veriyorlar.
Simsar basliyor herkesin adini ve yazdigi miktari okumaya. Boylece her seyi ilan ediyorlar. Bu sirada baska bir simsar mikrofondan duyulacak sekilde tanidigi kisiler icin soyle bagiriyor: 'O daha fazla verebilir. 5 milyon mu yazmis; yapin 8 milyon'. Tabii bu arada 5 milyon taahhut eden kisi kipkirmizi kesiliyor. Sirayla butun isim ve meblaglar okunuyor, planli oyunlar tezgahlaniyor ve is geliyor senetleri imzalamaya. Herkese, verecegi miktara gore senet imzalattiriyorlar. Sonra zamani gelince de kurt gonullu olarak paralari almaya gidiyorlar.'

Onlarin butun faaliyetleri Nurculuk dinini kuvvetlendirmek icin; halk ise, bunlarin Islam dininde oldugunu zannediyor.

Bunu yalnizca Nurcular yapmiyor, Suleymancisi da Refahcisi da yapiyor... (bkz; Ongut, age, s. 20-27)

Yeri geldi, deginelim; iddialarin dogru olup olmadigini saptayacak durumda degiliz. Ancak, bizzat Omer Ongut Hoca'yla gorusmemizde, bize, ''bunlarin bir kismi dava konusu oldu, ama bir sey tutturamadilar'' dedi.

Benzer bir olayi, Adiyamanli isadamlarinin Ocak 1998'teki toplantisina katilip, ''Fethullah Hoca cevresinden bazilari, bir gecede trilyon topladi; ben de 500 milyon TL verdim'' diyen kisi anlatti. ''Peki, neden verdin, onca evsiz barksiz kurt gocmeni var, onlara yardim edemez miydin?'' sorusuna, ''Vallahi, nasil oldugunu ben de anlayamadim.'' seklinde yanit verdi. Kuskusuz, bu da
tanik olmadigimiz bir iddia, ama iddialarin benzerlik tasimasi ilginc.

1 Geri

Ana Sayfa

Hosted by www.Geocities.ws

1