|
Boş zaman yok uğraş uğraş uğraş planlı, programlı ve güzel
çalışan bir arkadaşımdır Andaç,, Yazılarıda güzeldir,
Silgi dergisi sırasında hep yayınlardık Andacın Yazılarını....
Hayatı dolu dolu yaşayan Andacın görüşlerinden hayata
bakış açısından ve projelerinden bu sayfada haberdar
olabilirsiniz... Sen cabalamaya sen yaşama direnmeye ve sen
sazı kısa zamanda öğrenmeye çalış diyor ve hayat yolunda
Andaca başarılar diliyom.... Not: Andaç Saz Resitali Ne
Zaman Umarım İyi Çalabiliyorsundur....
ANDACA AİT KENDİSİ BÜYÜK AMA YAŞAMDA KÜÇÜK GÖRÜNEN
ADAMLARI KONU ALAN BİR MAKALE KALEMİNE SAĞLIK DEĞERLİ ARKADAŞIM |
|
KÜÇÜK
ADAMLAR
Her gün geçtiğimiz sokaklarda
rastladığımız ama görmediğimiz insanlardır onlar. Kimisi acındırarak
kendisini hasta olan babası, aç kardeşleri
ya da okul ihtiyaçları gibi daha bir sürü sebeple ya bir şeyler
satar ya da ister karşısına çıkanlardan. Kimisi ise sadece
elinde ne varsa uzatır satın alınması için. O gün şansı
varsa, hele bir de insanlar iyilik yapmak istiyorlarsa belki geçer
eline üç beş kuruş.
Adının ne olduğunu bile bilmediğim küçük, her zamanki gibi küçücük
kutusuna sıkıştırdığı mendillerini ve sakızlarını beklediği
kapının önünde satmaya çalışıyordu. Büyümüş de küçülmüş
hali, derin bakışları altında sadece geleni geçeni
seyrediyordu. Kimseyi yolundan çevirmiyordu bir şeyler alması için.
Sessizce izliyordu insanları, kafasından neler geçirdiğini ise
kendisinden başka kimse bilmiyordu. Okula başladığım yıllarda
onun yerinde tıpkı kendisine benzeyen bir ufaklık vardı. O da şimdiki
küçük çocuk gibi para kazanmaya çalışıyordu. Onun da adını
bilmiyordum tıpkı şimdiki küçük çocuk gibi. Ufaklığın
kendisinin bağlamadığı belli olan ayakkabısının bağları
çözülmüş, onları bağlamaya çalışıyordu. Yanına konuşmak
için yaklaştım yaklaştığımda bağcıklarını bağlanmak üzere
ayakkabısının içine sokmuştu bile. Adını sormadım ama daha
önceleri yerinde duran küçüğün kardeşi olduğunu öğrendim.
İşi, bu onlar için bir iştir, kardeşine bırakmıştı. O ve
kardeşi para kazanmaya tüm çocukluklarıyla devam edeceklerdi süresi
belli olmadan.
Tren istasyonunda ki ufaklık soğukta banliyönün gelmesini
bekliyordu, bir sonra ki istasyona gidip simitlerini satmak için.
Bir simit alırken ondan nereli olduğunu, kaç kardeşi bulunduğunu,
babasının ne iş yaptığını, günde ne kadar kazandığı
dudaklarından arasından sessizce döküldü büyük bir eziklikle.
Ağrılıydı ama hiç Ağrıyı görmemişti, satabildiği simidi
satar, satamadığını ise eve götürürdü yenilmesi için. İleride
ne yapacağını sorduğumda ise sadece “ Simit satmakla olmaz ”
demekle yetindi.
Adlarını bilmediğimiz, hayatları ekmek kazanmak ve karın
doyurmak amacıyla belirlenen, gelecekte ise ne olacakları belli
olmayan küçük adamlardır onlar. Sadece
gördüğümüzde aklımıza gelip, acıma duyduğumuz ve arkamızı
döndüğümüzde unuttuğumuz insanlar. |