Korsika'nın Kürtleri
Geri Anasayfa Yukarı İleri

Korsika'nın Kürtleri*

Biz dünyanın içinde yaşıyoruz, ama dünya düzeni, düzen yapıcılar da dahil olmak üzere hepimizin dışında değişiyor sevgili okurlar. Ve akıntıya kürek çekmek nasıl zor ve bir yer gelince imkânsızsa, Türkiye'nin de dünya düzeni değişikliğinden nasibini almaması olanaksız görünüyor. İşte size bir örnek: Türkiye, iradesini bugüne değin üniter devlet yapısını korumak üzere kullandı ve bu irade doğrultusundaki son kararını Kürtçe yayın ve eğitim konusunda AB'ye taviz vermeyeceği biçiminde açıkladı. Doğru ya da yanlış, bizim dışımızda bir karar bu, amacım tartışmak değil. Amacım, Türkiye'nin bu konuda, sonsuza kadar taviz vermemesinin 'imkânsız' olduğunu kanıtlamak sizlere. Çünkü...
AB'ye girmek isteyen Türkiye'nin üniter devlet yapısını savunanlar, düne dek savunmalarını, Türkiye'nin devlet yapılanmasında örnek aldığı, AB üyesi Fransa'nın 'üniter devlet' sistemine dayandırdılar. Ve ul
uslararası platformlarda, Kürtlere yönelik kültürel özerklik istemlerini: "Bakın Fransa da üniter devlet, dil birliği ve ulus kavramı üzerine oturuyor. Biz Kürtlere nasıl kültürel ayrıcalık tanımıyorsak, Fransa da Korsika'ya ayrıcalık tanımıyor," derlerdi. Bu savunma, artık yapılamayacak. Bizimkinin ikiz kardeşi ulus devlet Fransa, dün Başbakan Lionel Jospin'in ağzından Korsika'ya 2004 yılında özerkliğini kazandıracak iki aşamalı bir plan açıkladı. Fransa'nın topuğundaki deve dikeni Korsika, ilk aşamada kendi dilini okullarda okutabilecek, yerel meclisi savunma, dışişleri ve vergi toplama dışında kalan alanlarda yasama yetkisine sahip olacak. Ve eğer Korsika, önümüzdeki dört yıl içinde ev ödevlerini iyi yaparsa, 2004 yılında Fransız Anayasası değiştirilecek ve Korsika, Fransa Ulusal Meclisi'nden tümüyle bağımsız bir meclise ve tam özerk bir yönetime sahip olacak. Tam özerklik diyorum, çünkü örneğin 17 özerk bölgeli ve federal yapılı İspanya'da birkaç türü var bu uygulamanın. Korsika'ya, İspanya'nın yalnızca Katalonya ve Bask bölgelerine tanıdığı tam özerklik öneriliyor. Savunma, yani ordu kurma, sınır güvenliği ve dış işleri dışında kalan tüm alanlarda kendi kendini yönetecek Korsika. Vergisini kendi toplayıp, kendi harcayacak. Yerel polisini kuracak, adaletini, sosyal güvenlik mekanizmalarını kendi işletecek.
Fransa, Korsika'ya iki koşul koyuyor. Birincisi yerel idarenin başarılı olması, ikinci ve en önemlisi 'terörün bitmesi'. Bu plan, Korsika sorununun çözümünde en büyük sorumluluğu Korsikalılara yüklüyor.
Elbette riski var. Ama en büyük riski, yine Fransa alıyor. Çünkü Fransa biliyor ki, Korsika'ya bırakın özerklik verilmesi, önerilmesi bile orta vadede Fransız Bröton, Bask ve Katalan bölgelerinin istemlerine yansıyacak. Bu riske rağmen önerilen Korsika özerklik planı, Fransa'nın bir süre sonra, AB içinde yaygınlaşmaya başlayan federatif sisteme geçmeyi göze aldığını gösteriyor.
Uzun vadede, tüm Avrupa devletleri, sistemlerini federal bir yapıda birbirlerine senkronize edecek. Ben şahsen, Türkiye'nin önümüzd
eki 20 yıl içinde AB'ye gireceğini hiç sanmıyorum. Üstelik bu kötümserliğim, altyapısındaki üniter devlet tavrından çok, üstyapısında bir türlü değiştiremediği otorite-tebaa anlayışından kaynaklanıyor. Bir YÖK'ün, tüm demokrasi kurallarını hiçe sayarak sulta yöntemiyle rektör ataması ve bu atamaları geri gönderen cumhurbaşkanına direnmesi, ülkemizde eğitim düzeyi en yüksek 'merci'lerin bile, kendi takdirini tartışamayacak kadar 'ham' demokratlar olduğunu gösteriyor.

*Mine Kırıkkanat, Radikal, 22-07-2000

Hosted by www.Geocities.ws

1