Bakan katili gördü!
Geri Anasayfa Yukarı İleri

Bakan, katili gördü!(*)

Ne zaman işler çatallaşıp da birileri "Türkiye'de Di Pietro gibi savcılar yetişmemesinden" yakınsa Doğan Öz'ü hatırlarım. "Yetişenlere niye sahip çıkmadınız" diye sormak geçer içimden...
Bugün "Türkiye'nin Di Pietro'su", Ankara Cumhuriyet Savcı yardımcısı Doğan Öz'ün öldürülüşünün 21. yıldönümü...
21 yıl önce bugün, saat 8.15'te çocuklarını ve eşini öpmüş Bayındır Sokak'ta parkettiği eski model Anadol'una binmiş, arabanın ısınmasını beklerken karşısında "Zayıf yapılı, şahin burunlu, esmer, bıyıksız birisi"ni görmüştü.
Son gördüğü insan O oldu...
Anadol'un ön camına tam 6 el ateş edildi. Kurşunlar beynine saplandı.
Beyninde ne olduğunu ise eşi Sezen Öz, daha sonra masasının çekmecesinde buldu. Bu, giderek yaygınlaşan terör olaylarını inceleyen iki sayfalık bir çalışma raporuydu. Özetle şöyle diyordu:
"Son şiddet olayları, basit anarşik eylemler değildir. Amaç, demokrasiyi tek seçenek olmaktan çıkartarak bütün kurumlarıyla faşizmi kökleştirmek, sıkıyönetimi çağırmak, seçimle, olmazsa darbeyle iktidar olmaktır. Bu sonuca ulaşmada CİA, kontr-gerilla gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. Kontrgerilla, Genelkurmay Harp Dairesi'ne bağlıdır. Siyasal planda ise bütün çalışmalar MHP ve onun kadrolarınca yönetilmektedir."
Öz, 20 yıl sonra ortaya çıkacak çeteyi daha 1978'de yakalamıştı.
Ulaştığı bilgiler öyle hayret vericiydi ki, eşine "Bu boyutta bir tehlikeyi ilk kez hissediyorum. İş, çok yükseklere tırmanıyor. Ürperiyor, korkuyorum" diyordu. Yine de bir cumhuriyet savcısının bunların üzerine yürümesi gerektiğine inanıyordu. Kontrgerilla hakkında dava açmaya hazırlanıyordu.
2 ay sonra, peşine düştüğü örgütün ağına düştü.
Sezen Öz, eşinin raporunu dönemin başbakanı Bülent Ecevit'e götürdü.
Ecevit de o dönemde özel harp dairesinin gizli eylemlerinden kuşkulanıyordu.
Sezen Öz'ü dikkatle dinledi, sonra da raporu alıp çekmecesine koydu.
* * *
Cinayeti 18 kişi görmüştü, ancak ikisi çok yakındaydı. Biri binanın kapıcısıydı, diğeri ise 20 metre arkadaki arabada bulunan ODTÜ'lü bir öğretim üyesi...
İkisi de mahkemede tanıklık yapmayı kabul ettiler.
Tesadüfen yakalanan İbrahim Çiftçi, eşgale tıpatıp uyuyordu. Kapıcı, 5 kişilik bir grup içinde Çiftçi'yi hemen tanıdı. Ancak, öğretim üyesi "Bu değildi" dedi.
Sorgusunda cinayeti üstlenen Çiftçi idama mahkum edildi. Ancak o günlerde Çiftçi'nin avukatları Başbakan Bülent Ulusu'ya bir mektup yazıp, müvekkillerinin "Milli Savunma Bakanlığı'nda bir dosyası bulunduğundan" sözettiler. Mektupta, sanığın, bir "devlet görevlisi" olduğu iması vardı.
Askeri Yargıtay, kararı bozdu. "Bir kapıcının teşhis ettiği sanığı kültürlü bir öğretim üyesinin teşhis edememiş olması"nı gerekçe gösterdi.
Mahkeme yeniden idam verdi, karar ısrarla, tam 4 kez üst mahkemeden döndü ve sonunda Çiftçi beraat etti.
Yıllar sonra, MHP'ye genel başkan adayı oldu.
"Katil O değildi" diyen öğretim üyesine gelince...
O, cinayetten 3 yıl sonra, dava sürerken ABD'ye gitti. Bir süre kaldıktan sonra döndü. Yıllar sonra da siyasete atıldı.
O tanık, bugün Ecevit kabinesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Prof. Dr. Ziya Aktaş...
Sezen Öz'ün "belki korkuyla sanığı teşhis etmemekle suçladığı" Aktaş, bu konuda polemiğe girmek istemiyor. "20 yıldır üzerine gelindiğini, oysa kendisinin yurttaşlık sorumluluğuyla davranarak tanıklık yaptığını" söylüyor. Cinayetin hemen ardından Sezen Öz'ün terlikleriyle dışarı fırlayıp "Doğan...!" diye feryad edişinin gözünün önünden gitmediğini belirtiyor. "Ama görüşlerimiz taban tabana zıt olsa da bir insanı, işlemediği bir cinayetin sorumlusu olarak gösteremem" diyor. Gördüğü katilin eli yüzü düzgün bir kişi olduğunu, bunları mahkemede de anlattığını, tanıklık yaptığı için tehditler aldığını söylüyor. 1995 seçimlerinden önce bunları Ecevit'e de anlatmış; "Beni suçluyorlar, ama ben hala ateş edenin Çitfçi olmadığına inanıyorum" demiş.
Ecevit ise, "O zaman inandığınız şeyi yapınız" cevabını vermiş.
* * *
Yazıyı yazarken, masamın üzerinde Doğan Öz'ün "Biz Ölmeyiz" adlı şiir kitabı duruyor. Kitapta 5 yaşındaki "papatya"sı Bengi ile çekilmiş bir fotoğrafı var: 1977 Haziran'ında, yani babasıyla "son yaz"ında Bengi, Doğan Öz'ün göğsünde gülümsüyor. Fotoğrafa bakarken, Doğan Öz'ün çocuklarına gönderdiği bir ses bandından yayılan sesi çınlıyor kulağımda:
"Anneniz ve ben yalnız insanları sevdik. Yalnız toplumun mutlu olmasını istedik. Yalnız kendimizden verdik."
Doğan Öz artık yok.
Kontrgerilla raporu çekmecede bekliyor.
Katili aramızda dolaşıyor.
Katilini gören tanık, artık bir bakan koltuğunda oturuyor.
"Papatyası", babasının anısını tiyatroda, sinemada yaşatıyor.
Sezen Hanım, eşinin yarım kalmış kavgasını tamamlamak üzere siyasete giriyor bu seçimde...
Biz ise hâlâ çeteyi çözecek "Di Pietro"muzu arıyoruz.

(*) CAN DÜNDAR, Sabah Gazetesi, 24 MART 1999

Hosted by www.Geocities.ws

1