|
|
||
|
GİLİNDİRE MAĞARASI
İçel'in Aydıncık ilçesinde dünyanın belki de sekizinci harikası sayılabilecek bir mağara bulundu. İlçe ekonomisine çok büyük bir katkı sağlayacak olan bu tabiat harikasının turizme açılması için çalışmalar sürmektedir. MTA'dan gelen bir ekip gerekli incelemeleri yapmış, yapılması gerekenleri ve önerilerini bir rapor halinde yetkili mercilere sunmuştur. Şu ana kadar sadece denizden ulaşılan mağaraya karadan erişebilmek için Köy Hizmetleri tarafından yol açılmaktadır. Aydıncık'ın
doğusunda, balıkçı teknesiyle bir saatlik yolculuktan sonra, karada
elli metre kayalara doğru yürünüyor. 80 cm. yüksekliğinde, 60 cm.
eninde bir girişin önüne varılıyor. MTA raporuna göre, giriş ağzı
deniz düzeyinden 46 m yukarıda bulunan, toplam
uzunluğu 555 m olan Dünyanın belki de sekizinci harikası sayılabilecek
bu mağaranın içi, her türden damlataş oluşumları (sarkıt, dikit,
sütun, duvar ve perde damlataşları, akma taşlar, mağara iğnesi)
ile kaplıdır. Dev boyutlara ulaşan ve görünümleri son derece güzel
olan bu damlataşlar, genişliği yer yer 100, tavan yüksekliği 18
metreye ulaşan ana galeriyi çok sayıda salon ve odaya ayırmıştır.
Adı değiştirilip Aydıncık olan, bizleri tarihin derinliklerine alıp götüren ve 1965 yılında bir tekne gibi Akdeniz'in mavi sularına gömülen Gilindire'yi yeniden canlandırmak için mağaraya, Gilindire Mağarası ismi verilmiştir. Mağaranın sonunda, genişliği 18-30, uzunluğu 140, tavan yüksekliği 35-40, derinliği 5-47 metre olan büyük göl bulunmaktadır. Gölün kenarında sarkıt, dikit, sütun ve mağara iğneleri yer almaktadır. Göl deniz ile aynı düzeydedir. Deniz seviyesinden -47 m. daha derin olan ve denizden yatay olarak 240 metre uzakta bulunan gölün ilk 10 metresinde acı su , sonraki derinliklerde de tuzlu su yer almaktadır.Göl içerisinde sıcaklık hemen hemen aynıdır.(1,2 m.'de 21,65 derece, 27 m.'de ise 21.67 derecedir.)
Aydıncık Çevre Koruma, Güzelleştirme, Tanıtma,Kalkındırma ve Kültür Derneği Bşk.
HÜRRİYET GAZETESİ-2001
Aydıncık’ın doğusunda,balıkçı teknesiyle 1 saatlik yolculuktan sonra,karada 50 m kayalara doğru yürüyorsunuz. 80 cm. yüksekliğinde,60 cm eninde bir kovuğun önündesiniz. İçeride ılık ve nemli bir hava. Ziyaretçileri yaklaşık 7 m yükseklikte uçan yarasalar karşılıyor. İnmeye devam ediniz,bir dikit ve sarkıt ormanına varacaksınız. Bir bahçeden bir başkasına inmek için yıllar önce dikit ve sarkıt parçalarından insan eliyle yapılmış bir merdiven kullanacaksınız. Parçalar birbirine öyle kaynamış ki ayırmak olanaksız. Bir saatlik bir geziden sonra yaklaşık 100 m uzunluğunda,20 m eninde 3 yada 5,yer yer 30 m derinliğinde bir havuz bulacaksınız. Şimdilik sadece denizden ulaşılabilen ,belki dünyanın sekizinci harikası sayılabilecek yaklaşık 15000 m2 lik Aynalı Göl Mağarası,siz doğa severleri bekliyor.
İlk çağlardan bu yana birçok medeniyete beşiklik eden İçel'in AYDINCIK İlcesin de (Gilindire-Kelenderis) Akdeniz foklarının yaşadığı Sancak Burnu yakınlarında bir mağara keşfedildi.Çobanlarca bulunan mağara 555 m uzunluğunda ,içinde sarkıt ve dikit,sütun,akma taş,mağara iğnesi türünden damlataşlar bulunan mağaraya "Gilindire Mağarası" adı verildi. Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) uzmanları tarafından incelenen mağarada genişliği yer yer 100,tavan yüksekliği 18 m ulaşan ana galeri dibinde,140 m uzunluğunda ve 47 m ulaşan derinlikte bir göl de saptandı.Sarp kayalıklar nedeniyle karadan ulaşımı olmayan,denizden .1.5 saatlik tekne yolculuğuyla ulaşılan mağaranın girişi define avcılarının yağmasına karşı demir parmaklıklarla kapatıldı. Uzmanlarca jeoloji,jeomorfoloji ve hidroloji etütleri tamamlanan Gilindire Mağarası, yurt genelindeki mağaralar arasında "EN GÜZEL MAĞARA" olarak gösterildi.Gilindire Mağarasının fosil bir mağara olduğunu ve son bölümdeki göl dışında gelişimini tamamladığını raporlarında belirten MTA uzmanları , Nisan 2000 de yaptıkları ölçümde mağaranın önünde sıcaklığı 28 derece, nemi % 37,gölün kenarında ise sıcaklığı 22 derece,nemi ise %91 olarak saptadı.Mağaradaki gölde 10m derinliğe kadar olan suyun karışım suyu (acı su),sonraki derinliklerde de deniz suyu (tuzlu su) yer aldığı belirlendi.Göl suyu ısısı ise 21.65 derece ölçüldü. HÜRRİYET GAZETESİ 2001
T oroslar'ın kalbinde (ATLAS DERGİSİ SAYI 115-2002)GİLİNDİRE MAĞARASI Türkiye'nin 570 milyon yaşındaki kayaçlarında oluşan en büyük mağarası Aydıncık yakınlarında bulundu. Orta Toroslar'daki Gilindire Mağarası'na keşif dalışları Atlas'tan Ali Ethem Keskin ile Mağara Dalışı ve Araştırma Grubu tarafından gerçekleştirildi. YAZI: SERDAR HAMARAT Milyonlarca yıllık sessizlik, regülatörlerden çıkan kabarcıkların mağaranın tavanına çarpıp dağılmasıyla bozuluyor. Kuvvetli fenerlerimiz daldığımız mekânın boyutlarını kavrayabilmemiz için yeterli değil. Ali'nin bir an için ortalığı görünür kılan flaşları bile, sonsuza uzadığı izlenimi veren karanlıkta boğuluyor. Sarkıtların, tabandan yükselen dikitlerle birleşerek oluşturduğu dev sütunların arasından, mağara gölünün derinliklerine süzülüyoruz. Gün ışığına yaklaşık yarım kilometre mesafede ve deniz seviyesinin 50 metre altında yaşamla tek bağımız üç milimetrelik kılavuz ipi. Yaptığımız şey kimilerine göre `deli işi'. Kimilerine göreyse çok az insanın yaşayabildiği büyük bir ayrıcalık. Yeryüzünün bir köşesini gören ilk gözler olmanın, keşfetmenin ayrıcalığı. Gilindire
Mağarası bundan üç sene önce, Aydıncık'ın denize dik, yüksek
kayalıklarında keçilerini güden bir çoban tarafından bulundu.
Mersin'in kavurucu güneşinden korunmak için bir sığınak arayan çoban,
kendisi gibi gölgeye kaçan kirpiyi fark etmişti. Kirpi, ancak bir
insanın zorlukla geçebileceği delikten girerek gözden yitti. Onun
nereye kaybolduğunu merak eden çoban, aynı delikten geçerek bu olağanüstü
mağaraya ulaştı. Çobanın, `kuş uçmaz, kervan geçmez' yalıyarlardaki
kısa macerası, Aydıncık'ın önemli bir doğal mirasını fark
etmesini sağlamıştı. Yerel
yöneticiler bu bilgiyi MTA'ya iletmekte gecikmediler. MTA-Mağara Araştırma
Birimi (MAB), Kasım 1999'da mağarada bir ön araştırma gerçekleştirdi.
Uzmanlara ait bu ilk gözlemler bile, Gilindire'nin Mağara
Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG) olarak, MTA'lı mağaracılarla
bugüne kadar birçok ortak proje gerçekleştirdik. Mağaraların oluşum
süreçlerini, jeomorfolojik ve iklimsel özelliklerini araştıran bu
ekipte yer bilimiyle ilgili birçok disiplinden uzman bulunuyor. Ancak
karstik oluşumlardaki göl ve sifonlara dalış yapabilmek, özel bir eğitim
ve ekipman gerektiriyor. ODTÜ Sualtı Topluluğu ve Sualtı Araştırmaları
Derneği ortak çatısı altında çalışmalarını yürüten MADAG işte
bu aşamada devreye giriyor. MAB'a sağladığımız dalış desteğiyle,
araştırılan mağaralardaki su sistemlerinin profil ve kesitlerinin çıkartılarak,
haritalarının çizilmesi mümkün oluyor. `İçinde
büyük bir göl bulanan mağara' haberini duymak heyecan vericiydi.
Ancak bizim için gerçek sürpriz bu keşfin, `Deniz Mağaraları
Envanter Projesi'ni (DEMA) yürüttüğümüz Aydıncık-Taşucu bölgesinde
yapılmasıydı. Belirtilen kıyı şeridinde, 1998 yazında sualtı
girişli 20'ye yakın mağara tespit etmiş ve haritasını çıkarmıştık
(ATLAS, Ekim 1998, Akdeniz'in Mavi Delikleri). Şimdi ise girişi karada
bulunan bir mağaradan denize ulaşabilme ihtimali hepimizi heyecanlandırıyordu.
Üstelik bu mağaradan elde edeceğimiz veriler, DEMA projesinin gelişmesine
de katkıda bulunabilirdi. yalıyar
(falez) olarak isimlendiren kıyı tipi için sürpriz sayılamayacağı
üzere deniz seviyesinin 46 metre üzerindeydi. MTA-MAB, mağara ve yakın
çevresinde iklim, hidrojeoloji ve damlataşlara yönelik aletsel ölçümler
yaparak, Gilindire'nin oluşum ve gelişim özellikleri üzerine daha
detaylı veriler elde etti. Rakamlar ortaya çıktıkça, karşılaşılan
`ilkler' de artıyordu. Göle indiğimizde, 46 metreden başlayan irtifa
sıfıra, yani deniz seviyesine düşmüştü. Sıra bizdeydi. Bugüne
kadar gördüğümüz belki de en güzel mağaranın içindeydik ve üstelik,
ömrümüzün törpüsü ağır dalış malzemelerimiz hiç alışık
olmadığımız bir şekilde, Ğbu yeni keşfin ilçe turizmine
hareketlilik getireceğine inananĞ belediye görevlilerince taşınıyordu.
Sadece bu olağanüstü mağarada dalış yapan ilk insanlar olacağımıza
değil, her şeye rağmen bana söylenmeyi bir an için bırakmayan
Atila'nın hiç olmazsa sualtında konuşamayacağına da seviniyordum. İki
günde yaptığımız keşif dalışları, gölün tümünü araştırabilmemiz
için yeterli olmamıştı. Zaman zaman, fenerlerimizin mağara duvarlarından
yansıyan ışıkları birden kayboluyor, su karanlık içerisinde
ilerlemek için kendine yeni geçitler buluyordu. Acaba bu tünellerden
biri, büyük bir tatlı su sistemine ya da denize mi açılıyordu? Yaşlı
Gilindire tüm sırlarını bir defada vermemeye kararlıy Aydıncık
Balıkçı Barınağı, MADAG'ın Şubat 2002'de gerçekleştirdiği
ekspedisyonun buluşma noktası oldu. Bu kez geniş çaplı bir araştırmanın
yanı sıra, mağara ve dalışların görüntülemesini de hedeflemiştik.
Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) üyesi Ali Ethem Keskin,
Gilindire'nin keşfinden bu yana ilişkide olduğumuz bir isimdi. Uzun süredir
bu ekspedisyona hazırlanıyordu. Ali ve mağarayı videoya kaydedecek
Engin Aygün İstanbul'dan, sekiz kişilik MADAG ekibi ise Ankara'dan
yola çıktı. `Bir
minibüs ve bir arabadan bu kadar adam ve malzeme nasıl çıkar?' 22 Şubat
sabahı, Aydıncık Balıkçı Barınağı'ndaki tüm balıkçıların
ilgi odağıydık. Onların yardımıyla malzemelerimizi, belediyenin sağladığı
tekneye yükledik. Ancak Poseidon, balıkçılar kadar anlayışlı değildi.
Yola çıkarken yavaştan esen lodos, kısa sürede işi iyice azıya
aldı ve bir saatlik yolculuğu bile tamamlamamıza izin vermedi. Yarı
yolda bir koya sığınıp, ne yapacağımızı düşünmeye başladık.
Gilindire'ye varsak bile, bu havada kıyıya yanaşmamız ve dik kayalıkta
malzemeleri mağaraya kadar taşıyabilmemiz imkânsızdı. Limana dönüp
havanın düzelmesini beklemekten başka çare yoktu. Oysa Deniz Tanrısı'nın
öfkesi ertesi gün de dinmeyecekti. Lodos kuvvetini daha da arttırdı.
Bu durumda tek çözüm, üç yıl önce mağarayı bulan çobanın
izlediği yolu bulmaktı mağaraya karadan ulaşmak zorundaydık. şturan
10 kişinin de, topu topu bir kilometrelik bu yolu unutabileceklerini hiç
sanmıyorum. Büyük bir kısmını limanda bıraktığımız
malzemelerin kalan bölümünün taşınması bile dört saatten fazla sürdü.
Bu arada fırtına da şiddetini iyice arttırmış, dalgaların
serpintisi, denizin metrelerce üzerindeki mağaraya ulaşmaya başlamıştı. Henüz
kurtulmamıştık. Malzemelerin mağara ağzına getirilmesi sadece ilk
adımdı. Dalış ekipmanının, mağaranın sonundaki gölün kıyısına
taşınması gerekiyordu. Yüzde 80'e ulaşan mutlak nemin ıslattığı
zeminde, engebelerle dolu 450 metrelik yolu kat etmemiz gerekiyordu. Ali
ve Engin'in fotoğraf ve video malzemeleri bu yolculuktaki en kritik
cihazlardı. Yine Ali'nin minik(!) dalış çantası destek ekibinin
korkulu rüyası olmuştu. O gün aldığımız belki de en iyi karar,
bu işi ertesi sabaha bırakmak oldu. |
||
|
http://www.aydincik.ilcesi.com © 2003 Bu sitede yer alan yazı ve resimlerin her hakkı www.aydincik.ilcesi.com 'a aittir. Ticari veya özel alanlarda izinsiz kullanılamaz.
|
||