AKILLI EKMEK
BİR MANZARA: Belediye ekmek büfelerinde biraz daha ucuz ekmek için kuyrukta beklerken ölen işçi emeklileri, iş ve aş bulmak için yetkililerin önünde parmaklarını doğruyan, köprülerde, yüksek binaların damlarında iş veya intihar diye bağıran insanlar, tırlarla, gemilerle salkım saçak bir lokma ekmek için yurtdışına kaçmaya çalışan, kâh yakalanan, kâh boğularak ölen insanlar, Afrika çöllerinden Sibirya buzullarına, Avrupa maden ocaklarından Avustralya gibi dünyanın öbür ucunda ekmek arayan milyonlar, dilenciler, işsizler, boşananlar, sinir hastaları vs. vs... Evet, burası Türkiye. DPT’ce yapılan araştırmalarda 40 ilimizin fakirlik sınırında olduğunun saptanması, Türk-İş’ce yapılan araştırmalarda aylık gıdaya üç asgari ücretin yetmemesi ve yine Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TÜSES)’ce Birleşmiş Milletler’e sunulan İnsan Kaynakları Gelişim Raporu’nda 20 milyon nüfusun yoksul olarak tanımlanması bu ekonomik durumun göstergeleri. Bütün bunların sonucu ise ülkemize ve insanımıza dünyanın gelişmiş ülkelerince vize konulması. .
BAŞKA BİR MANZARA: Elverişli ve geniş topraklar, genç işgücü, feragatlı ve çalışkan insanlar, mükemmel bir iklim, yeterli yeraltı ve yerüstü kaynakları. Avrupa ve Asya’nın ortasında stratejik bir jeopolitik konum. Evet burası da Türkiye. Gelinmek istenen nokta şu: Türkiye yukarıdaki manzarayı böylesi olumlu sebebler varken hiç haketmiyor. Önde gelen bilimadamlarımız ise ülkeyi ileri götürecek ülke şartlarına en uygun çözümü yıllardır yazarak yetkililere duyurmaya çalışıyorlar: Asrın bitkisi SOYA. Açlığın, işsizliğin ve her türlü sıkıntının anahtarı olarak tanımlanan “sarı mücevher”, “tarlaların petrolü” vb. birçok isme sahip soya ile ilgili çalışmalar ve ülkenin çok kısa bir zamanda nasıl kalkınacağı burada sunulmakta.



DENGESİZ BESLENMEYE SON
20. yy.’ın en büyük gelişmelerinden biri, insanlara ne kadar gıdanın gerektiği ve yapılan analizler neticesinde hangi gıdaların ne kadar alınması gerektiğinin saptanması. Buna göre vücudumuza su, vitamin, mineral, karbonhidrat, yağ ve protein gerekmekte. Proteinler aminoasitlerden oluşmakta ve insanlara 22 aminoasit gerekmekte. 14 aminoasit vücud tarafından sentezlenebiliyorken, 8’i dışarıdan alınmak zorunda ve bunları içeren hayvanî gıdalara birinci sınıf proteinler diyoruz. Hayvanî gıdalar dışında bu özelliklere sahip tek ürün soya. Artan dünya nüfusunun protein ihtiyacını hayvanlardan karşılamak için hayvanlara yapılan hormon iğneleri, verilen ilaçlar ve sunî yemler dahi dünyadaki kasaplık hayvan sıkıntısının önüne geçemiyor. Bunun sonucunda dünyada 200 milyonu 5 yaş altı çocuk olan 800 milyon insan, tıbbî olarak kronik açlık diye tanımlanan protein eksikliğinden muzdarip. Oysa 5000 yıldır Çin’de kutsal bitki olarak kullanılan ve halihazırda bir milyar insanın gıdası olan soya bu özellikleriyle dünyadaki açlığa son verecek tek bitki olarak akademisyenlerin gözbebeği.
ÜÇ AYDA TOK VE MUTLU BİR TOPLUM
Türkiye’nin ortalama kilosu (genç-yaşlı, erkek-kadın) 50 kg. İnsanların ise bir günde yaklaşık kiloları kadar gr. I. sınıf proteine ihtiyaçları var. Ette % 17 oranında bulunan I. sınıf protein, soyada % 36 ile % 50 oranında yani 2-3 misli bulunmakta. 50 kg.’lık bir insan günlük protein ihtiyacını 50 gr. etle karşılamak isterse 300 gr. et yemesi gerekiyor. Etin kilosunu 10 milyon TL olarak hesaplarsak 3 milyon TL. harcamak zorunda. Oysa buğday unuyla aynı fiyatta olan soyanın % 50 protein içeren çeşitleri, 100 gr. olarak 250 gr.’lık ekmeğe konursa ekmeğin maliyeti artmamakta, kişibaşı 2.700 bin TL (2 dolar üstünde) kâra geçilmekte. 70 milyon insanın 365 gün 2 dolar kârının ülkeye yıllık getirisi 51 milyar dolar. 10 milyon kişi bu ekmeği kullansa bile, 7 milyar dolarlık yıllık geliri var. Uygulamayı belediyeler halk ekmek fabrikaları, Tarım Bakanlığı ise fırıncı odaları ile organize biçimde ele alırsa 3 ay içinde ülkede yetersiz beslenmenin önüne geçilecektir. Uygulama pilot olarak Sivas’ta 2.5 yıl(1995-1998) yapıldı. Halkın beğenisi ve yoğun talebi karşılığında günde 20.000 adet soyalı ekmek üretilerek halkın direk bütçesine yansıyan yaklaşık 3,5 miyon US$(4,5 trilyon TL kârlılık sağlandı. Mısır’da yapılan “Uluslararası Sağlık ve Çevre Gelişim Konferansı”nda beğenilen uygulama, 27 ülkeden 96 bilimadamınca gelişmekte olan ülkelerde de uygulanacak.Fakat daha sonra herne hikmetse uygulama durdu
Şu anda içinde bulunduğumuz ekonomik durumu bir “Ekonomik deprem” olarak da nitelemek mümkün. Görüldüğü kadarıyla gerek yönetenler gerekse yönetilenler olmak üzere tüm ülke çaresizlik içinde veya ümitlerini yurtdışından gelecek yardımlara bağlamışlar. Oysa ülke şartlarında potansiyel kaynakları harekete geçirerek en uygun projeleri üretip birkaç ay içinde insanların direkt bütçelerine yansıyacak milyarlarca dolar kârı sağlayabilecek birçok bilimadamımız var. İşte bu projelerden birisi de onlarca profesörümüzle hazırlanmış önce ülkedeki yetersiz ve dengesiz beslenmeyi ortadan kaldırıp bilahare işsizliği dışa bağımlılığa çözüm getirip ülkemizi zengin ve çok sağlıklı insanların yaşayacağı bir ülke haline getirecek bir proje: Soya ve kullanım alanlarının değerlendirilmesi.
YETERSİZ BESLENMEYE EN HIZLI ÇÖZÜM : SOYALI EKMEK
M.Ö. 2838’e ait bir kayıtta, Çin’de “Kutsal bitki” olarak rastlanan ve yapılan araştırmalarda hayvansal gıdalara denk protein yapısına sahip tek bitki olarak belirlenen soya daha sonra tüm dünyada rağbet görerek hali hazırda dünyada 1 milyar insanın yegane protein kaynağı oldu.. Şimdi ise ülkemizde 14 milyon yetersiz beslenen insanımıza nasıl çözüm getireceğini öncelikle ele alalım. Tıp literatüründe protein eksikliği olarak tanımlanan “kronik açlık” dünyada 200 milyonu 5 yaş altı çocuk olmak üzere 800 milyon insanın sorunu. Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu verilerine göre ise Türkiye’de “resmen” 4 milyon 68 bin 811 fakir bulunuyor ve bu rakam gayrı resmi olarak 10 milyonu buluyor. İnsanlara iş alanı açmak mali yatırımı yüksek bir çözümken, gelişmekte olan ülkelerin işsizlik sigortası verebilecek finansal kaynakları da yok. Oysa basit ve küçük birtakım tedbirlerle yukarıdaki tabloyu değiştirmek mümkün olabilir. Bunlardan belki de en ilgi çekici olanı ülkemizde pek de yaygın kullanımı olmayan besin değeri olarak olağanüstü özelliklere sahip soya bitkisinin kullanımının yaygınlaştırılması.. Tıbben insanlara 22 aminoasit gerekli ve bunun 14’ünü vücut sentezleyebiliyorken 8’ini dışarıdan almak zorunda. Et, süt, yumurta, balık, tavuk gibi gıdalarda bulunan “8 elzem amino asid”e 1. sınıf protein deniyor ve sadece hayvani gıdalarda bulunabiliyor. Hayvani gıdalar dışında bu özelliklere sahip tek ürün ise soya. Soyanın bu müthiş besin değerinden yararlanılarak geniş halk kitlelerinin protein ihtiyacı sadece ekmekle karşılanabilir. Bir insanın yeterli beslenebilmesi için bir günde kabaca her kilosu kadar 1 gram 1. Sınıf protein alması gerekiyor. Türkiye’nin ortalama kilosu ise [yaşlı–genç, büyük–çocuk (0–60 yaş grubu) ] 50 kg. Bunun anlamı yeterli beslenme için günde bir Türk insanının asgari 50 gr. hayvani yani birinci sınıf protein alması gerektiği. Bu bağlamda normal ekmeğe (250 gr.) eklenen 100 gr soya, ete kıyasla bir insanın bir günlük bütün protein ihtiyacını 1 dolar daha ucuza sağlayabiliyor. Ülkemizde 10 milyon insanın bunu hayata geçirmesi halinde ete kıyasla 7 milyar dolar net gelir sağlarken iyi bir organizasyonla açlık sorunu 3 ayda ortadan kalkabilecek. Ama bu sonuca ulaşmak için uygulamanın önce acilen büyük şehirlerin Halk Ekmek fabrikalarında başlatılması ve bilahare Tarım Bakanlığı’nın fırıncı odaları ile temasa geçmesi ile yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu uygulama gerçekleştikten sonra artık televizyonlarda insanların “Açız” feryatları ortadan kalkacakken ülkemiz dünyanın en dengeli ve bilimsel beslenen insanlarının ülkesi olacaktır. Yüksek miktardaki birinci sınıf proteinin yanısıra içerdiği kalsiyum, fosfor, demir, bakır, manganez, potasyum, kükürt, klor, nikel, sodyum gibi mineraller, A, B1, B2, C, D, E, K vitaminleri ile soya, hakkında uluslararası sempozyumlar düzenlenen hemen hemen tek bitki. 15-18 Eylül 1996 tarihinde Brüksel'de "Kronik hastalıkların iyileştirilmesi ve önlenmesinde soyanın rolü" adlı 2. Uluslararası Sempozyu'mda 18 ülkeden 80 doktor, diyetisyen, biyolog ve laborant tarafından soyanın sağlıklı yaşam ve hastalıkların önlenmesindeki rolü yeniden ele alındı. Türkiye'de resmi 2.5 milyon, tahmini 5 milyon, dünyada ise 250 milyon kişi şeker hastası. Batıda soya unu uzun yıllar şeker hastalığı için kullanılmış. Düşük nişasta yapısı ile kan şekerini artırmayan soya, lifli yapısıyla da sindirim sistemini yormayarak şeker hastalığını önleyici özelliğe sahip. Diyabet uzmanları şeker hastalarının diyetlerinde bol lifli ve kepekli gıdalara yer verilmesini, kırmızı et ve diğer hayvani gıdalardan da mümkün olduğunca kaçınılmasını önermekteler. Bu bağlamda soya proteini hayvani gıdalara eşdeğer proteini vücuda en iyi şekilde verme özelliğine sahip. Özellikle Batıda olduğu gibi soyalı ekmeklerin, süt, peynir ve et taklidi gıdaların sıkça kullanımı bu hastalara en iyi alternatif proteini sağlıyor.
TÜRKİYE'DEN DOĞAN SOYA GÜNEŞİ Soyadaki bu müthiş besin değerinin farkına 1995 yılında önce varan Sivas Belediyesi Ekmek Fabrikası Müdürü İbrahim Örün üstün bir gayretle araştırmalar yaparak Türkiye için örnek olacak bir projeyi hayata geçirdi ve başarıyla da uyguladı. Bundan on yıl önce biraz da tereddütle, sınırlı sayıda (günde 600 adet) soyalı ekmek üretmeye başlayan Sivas Belediyesi, halkın çok büyük ilgisi sonucu günlük soyalı ekmek üretim miktarını önce 3 bine çıkardı. Sonra da ürettiği ekmeğin tümünü yüzde beş oranında soya unu katkılı ekmek olarak yapıyor. Diğer bir ifadeyle Sivas Halk Ekmek'in günde ürettiği 20 bin ekmeğin tamamı soyalı undan yapıldı. Sivas Belediye Başkan Yardımcısı ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. İlhan Çetin, Cumhuriyet Ün.'nden akademisyenlerle yürütülen bu projeyi 14-17 Ekim 1996 tarihinde Uluslararası Sağlık Çevre ve Gelişim Konferansı'nda anlatmış ve yirmi yedi ülkeden doksan dört bilimadamının katıldığı konferansta uygulama çok beğenilerek az gelişmiş ülkelerde de uygulanması için tavsiye kararı alındı. Yani dünyadaki açlık karanlığını yok edebilecek bu ilk toplu uygulama Türkiye'den başlatılmıştı. Diğer yandan Türkiye'nin ısı, yağış ve toprak özellikleri itibariyle soya üretimine elverişli olmasının yanısıra, GAP'ın faaliyete geçmesi ile birlikte bu imkan daha da artacakdı.

T.S.K.'DE SOYALI EKMEK UYGULAMASI
ABD ordusu başta olmak üzere diğer dünya ülkeleri de soyayı beslenme kalitesini ve fizyolojik performansı yükseltmesine ilaveten getirdiği büyük karlılıktan dolayı tercih etmekteler.Örneğin İran ordusunda askerliğini yapan bir Azeri Türkiye'ye geldiği zaman bana orduda soya yemekten bıktıklarını anlatmıştı. İnceleme fırsatım olmadığı halde Çin,Hindistan veya Batı ülkelerinin ordusunda da soyaya yer verildiğine eminim.Ordumuzdaki Bir askerin ortalama 70 kg. olduğunu varsayarsak günlük protein ihtiyacının 70 gram olduğunu görürüz. (Her insanın günlük protein ihtiyacı her kilosu kadar 1 gramdır = 1gr/kg). Bu ihtiyaç etle karşılanmaya kalkılırsa günde asker başı 400 gram et tüketilmesi gerekmekte (Etin 100 gramında %17 protein var). Bunun maliyeti ise etin toptan kilosu 5 milyon TL olarak hesaplanırsa 2 milyon TL’dir. Oysa 1. Sınıf proteinleri içeren tek bitki soya ekmekte kullanılırsa şöyle bir hesap ortaya çıkmakta: Ekmekte kullanılan soya unu (kavrulmuş, yağı alınmış %51 proteinli olacak) artık her şehirde rahatça bulunabilmekte. 250 gr. ekmeğe katılan 100 gram soya unu bir askerin günlük protein ihtiyacının en kaliteli (kolesterolsüz ve lifli) şekilde sağlarken asker başı günde 2 dolar karlılık sağlamakta. Ordumuz bünyesindeki 500.000 asker için 365 günde bu karlılık 365 milyon dolar bir tasarruf. Bu da beheri 12 milyon dolardan 30 F–16 uçağının her yıl gelir olarak haneye yazılması anlamında.Aslında 1995 yılında TSK'ye bu olaydan bahsettiğim zaman ülkemizde en ciddi şekilde ilgilenen kurum olmuştu.Yani bundan önce yıllardır yazdığım ,ayaklarına gittiğim Halk Ekmek fabrikaları,siyasi partiler,belediyeler halkın sağlık ve beslenmesini umursamaz ve siyasi manfaat ve ikbal peşinde koşarken ordumuzun yetkilileri beni derhal aramışlardı. Daha sonra soya unu aldıklarını fakat koku oluştuğunu söylediler. Maalesef benim ihmalim yüzünden kavrulmuş değil kavrulmamış soya unundan ekmek denemesi yaptıkları için ekmekte koku oluşmuştu.
SOYALI EKMEK UZMANLARI:
Clyde E. Stauffer:
Tel: 001-513-6842944,
Fax: 001-513-6843227
Institute of food technologists:
Tel: 001-312-7828424
Fax: 001-312-7828348
ASLINDA GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ TÜM DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE AÇLIK VE HASTALIKLARI ÇOK KISA BİR ZAMANDA YENMEK MÜMKÜNKEN KISIR ÇEKİŞMELER,MENFAAT&MAKAM&MEVKİ KAVGALARI İNSANLARIN ASLINDA EN BÜYÜK DÜŞMANLARININ NEFİSLERİ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTE. 700 YIL ÖNCE DE HZ. MEVLANA BU GERÇEĞİ "ASLINDA DÜNYADAKİ NİMETLER HER ZAMAN HERKESE YETECEK KADAR VARDIR VE SAVAŞLAR GEREKSİZDİR" DERKEN BİZE GÖSTERMEMİŞ MİYDİ?



ANA SAYFA

SOYA İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER
SOYA UNU İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER
SOYA SÜTÜ VE PÜRESİ İLE YAPILAN YEMEKLER
HASTALIKLARIN İYİLEŞTİRİLMESİNDE SOYA

VEREM YENİDEN HORTLADI(STAR GZT. 21/12/2005)

Hosted by www.Geocities.ws

Hosted by www.Geocities.ws

1