SİNAN ENGİN

Kötü bir futbolcuydu. Kabiliyetli diyenler var, bence değildi, ama kabiliyetli dahi olsa bu onun iyi futbolcu olduğu anlamına gelmez, kötüydü. Yani onun futbolculuğu için söyleyebileceğim daha başka birşey yok. Yaptıkları sebebi ile Beşiktaş'tan kovuldu, Sarıyer ve Ankaragücü formaları ile Beşiktaş'a karşı attığı her golden sonra geldi ve şu anda oturmakta olduğu Beşiktaş yedek kulübesinin önüne tükürdü.

Kendine hiçbir zaman bakmadı. Futbolculara her zaman kötü örnek oldu. Gece yaşantısı hiç bitmedi. Hatta futbolu bıraktıktan sonra gece kulübü işletmeciliği dahi yaptı.

Antrenörlük başarısı yok. Sürekli kovuldu. Ankara Büyükşehir Belediyespor Teknik Direktörlüğü görevini hatırlıyorum. Elde var sıfır.

Adam mağlup. Hayatı kendi hatalarından kaynaklanan mağlubiyetlerle dolu.

Bütün bu fiyasko kariyere rağmen Beşiktaş'a menejer olarak alındı. Yani Beşiktaş Jimnastk Kulübü'nün maaşlı bir memuru.

Menejerlik konusunda başarılı oldu. Kabul etmek gerek. Teknik direktörü hafta içi mahkemelere katılmak üzere Almanya'ya taşınan bir takımı idare etti. İlk onbirinin neredeyse yarısı (Mhyre, Asper, Ronaldo, Ahmet Yıldırım, Tümer, Baya, İlhan Mansız, Tamer), daha da önemlisi kozları yeni transfer olan bir takımı. Bu adamların birçoğu geldiklerinde ne İstanbul'u, ne takımı, ne de kulübü tanıyorlardı. Teknik Direktör yokken disiplin elden gidebilirdi. Bir menejerin yapabileceği en doğruları yaptı ve takımın dağılması bir yana bilakis kenetlenmesine sebep oldu. Bunları tebrik etmeyen kördür.

Ancak...

İki konuda ateşle oynuyor. Yanlış yapıyor. Bunca yıllık mağlubiyetten kaynaklanan komplekslerini açığa vuruyor.

Bunlardan ilki İlhan Mansız. İlhan Mansız gibi, son yıllarda Türkiye'de yetişmiş en kabiliyetli golcünün, hala her gittiği deplasmanda olay çıkarmasına mani olmak bir yana, onun bu agresif tavrını “en sevdiğim yanı agresif oluşu” gibi veciz açıklamalarla destekliyor. Yazık olur. Kendi gibi olursa üzülürüz, çünkü İlhan kırk yılda bir gelen bir kabiliyet.

İlhan aynı şeyi Antep'te yaptı, gitti şimdi Kocaeli'nde de yaptı. Bir futbolcu ateşle oynayacaksa seyirciyle oynar. İlhan bunu yapıyor. Seyirciyi kendine ve takımına karşı provake ediyor. Anlamsız bir hareket golcünün golünü attıktan sonra işaret parmağı ile rakip seyirciyi susmaya davet etmesi. Çok yanlış, çok provake edici... İlhan'ın bunu yaptığı her maçta olay çıkıyor... Beşiktaş menejeri buna engel olacağına, arka çıkıyor. İlhan'ın en önemli futbol özelliği agresif olması, ama bu seyirci ile diyaloğa girme hakkı vermiyor kimseye...

İkinci konu ise Sinan Engin'in, Galatasaray Spor Kulübü yöneticileri ile diyaloğa girme ÇABALARI. BJK'nın maaşlı bir memuru, çıkıyor ve diyebiliyor ki “Ben Galatasaray 2. Başkanı'nı tanımam, muhatabım değildir, ben sayın Cansun ile muhatap olurum”

Hoş koca Hıncal Uluç bile Galatasaray Başkanı'nı bu açıklamaya cevap vermeye davet etti ama bu mümkün olabilir mi? Buna cevap vermek için ancak şaşırmış olması gerek. Nitekim vermedi. Umuyorum bu densiz ve haddini bilmeyen beyanatı için Sn. Bilgili, Sinan Engin'e gerekeni söylemiştir. Hoş kamuoyuna yansıyan açıklamalara bakılırsa kulübü kimin yönettiği de belli değil, ama bu Beşiktaş'ın iç sorunu kimseyi ilgilendirmez.

Sn. Engin... Beşiktaş kulübü'nün Menejeri'nin muhatabı sadece ve sadece kendi futbol takımlarında oynayan oyuncuları ve BJK Yönetim Kurulu'dur. Son zamanlarda yaptığınız açıklamalar ile yüzyıldır süren ve diğerleri gibi lafta değil hakikatta yaşanan Galatasaray Beşiktaş dostluğunu dinamitlemektesiniz. Yapmayın.

Sn. Beşiktaş Yönetim Kurulu... Memurlarınıza sahip çıkın. Ya da anahtarı verin ve gidin. Herkes de bilsin kim ne iş yapıyor. Menejerin muhatabı başkansa Beşiktaş Başkanı kimdir? Komik duruma düşürülüyorsunuz. Bilginize...

26.02.2002
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1