| |
|
|
MAÇIN ARDINDAN...
Artık öyle bir hal
almış ki F.Bahçe-G.Saray maçları... Tüm basın ve şöhret meraklısı
şereften mahrum bir kısım yönetici, güzelim derbi maçını öyle bir
hale getirmişler ki... Stada giden deplasman seyircisi, kendi yöneticisinin
fedakarlık edip de tahsis ettiği otobüsün camını tekmeleyip indirebiliyor.
Sahadaki futbolcular ile seyirciler arasında dişler sıkılarak kafa
göz hatta el kol iletişimleri, hırs gözlerini bürümüş binlerce genç,
kahvelerde maç seyredenlerin çok tehlikeli olan had safhadaki gerginliği...
Of yani. İçim sıkıldı.
Herkesin de içi sıkıldı. Bir hafta boyunca futbol konuşulmuyor artık,
güvenlik toplantıları yapılarak olası bir katliam
engelleniyor, hakemler için şaibe
dedikoduları yayılıyor, velhasıl şerefsizce olan herşey yapılıyor
ve milyonlarca gencin duyguları, körüklenerek nefret haline getiriliyor.
Peki elde ne var bunların
sonunda. Olmayan bir futbol, feleğini şaşırmış bir hakem, 7 kişilik
rakibine gol atmaktan aciz bir takım, hırs beyinlerini döndürmüş
atılmak için yarışan futbolcular, şeyinden korkan bir teknik direktör,
futbolcu kimliği ile sahaya çıkmış daha bebe yaşında GS-FB rekabetine
gölge düşürmeye çalışan provakatörler, yönetici yumruklayan korumalar,
belediye reisi boğazlamaya cüret edebilen başkan, mecliste toplanmayan
milletvekili kalabalığı, ekmeğini yiyip futbol öğrendiği takımına
karşı şov uğruna kişiliğini satan artist, ama başa döner ve özetlersek
f'si bile olmayan futbol, futbol dışında şerefsizlik barındıran
her şey...
Ali Aydın'ı yorumlamak
kolay. İlk yarı boyunca orta çizgi ve çevresinde tamamı ile Galatasaray
lehine kullanılan takdir hakları, buna karşın iki ceza sahası çevresinde
%100 Fenerbahçe lehine çalınan düdükler. İkinci yarıda ise deplasman
takımına karşı çift viagralı erkek, ev sahibi takıma karşı sütü
dökmüş mahcup kedi. Her çirkefliği yapan Serhat, topla alakasız
yere tekme sallayan Oktay ve yerde kaleci gibi topa uzanıp çelen
Rapaiç karşısında gördünüz mü Ali Ağanın delikanlılığını. Kavga
ayıran Hasan'a ise bas kırmızıyı. Buz gibi oldu Fener medyası. Eğer
bu katili haftanın hakemi seçmezlerse hiçbirşey bilmiyorum ben.
Hem de öyle bir Fenerli medya ki en koyu Galatasaraylısı bile Fenerli.
En yürekli Aydın'dı yazan Gökmen örneği ortada. Gökmen'e para yedirseler,
kardeşine bu kötülüğü yaptıramazdınız. Yasin'i mahcup, hatta hasta
etmek uğruna yapıyor hem de.
Diğer tarafta Galatasaray
adına maçı katleden Lucescu, Bülent Akın, Hasan Şaş, Arif ve Batista...
Korkak adam, 90 dakika boyunca seyretti Fener ortasahasının sadece
Ogün ve Johnson'dan kurulu olduğunu, bir presle neler yapabileceğini
dahi düşünemeden. Tam 90 dakika boş boş baktı sahaya. Beşiktaş'ın
Fener'i iki kafa topu ile yendiğini bilmezmiş gibi Hasan Şaş'ın
kornerleri, Arif'in ise serbest atışları mundar edişine gıkını bile
çıkaramadan. Bostan korkuluğu gibi. Bir Real Madrid deplasmanında
bu acziyetinden nefret etmiştim, bir de bu maçta. Bomboş baktı sahaya.
Hadi o baktı, Yasin ve Eser hocalar, hatta Turgay Vardar ve hatta
masör Mehmet neden uyarmadılar bu adamı. Neden uyandırmadılar. Umarım
Liverpool maçlarında uyanır kış uykusundan, silkelenir ve kendine
gelir. Bir de bir zahmet takımına ve gücüne güvenir.
Esas maçın olayını
ise yazının sonuna sakladım. Allah benim desteklediğim hiç bir takıma,
Fenerin bu maçta elde ettiği galibiyet gibi galibiyet nasip etmesin.
7 kişi ile oynayan rakibin karşısında atılamayan bir gol ve bir
gün sonra gazetelerde futbol adına herşeyin yapıldığını yazan skor
yazarları. Ak saçlarından utanmayan futbol cahilleri.
Nihat Özdemir demiş ki, düşene bir de biz vurmadık. Körle yatan
şaşı kalkıyor demek ki, Özdemir gibi beyefendi bir yönetici bile
Özaydınlı'laşmış ya, havasından mı suyundan mı kim bilir? Ama hesaplamadılar
averaj işini... Çünkü bilmiyorlardı. Ve ayıpları lig biter de GS
ile FB aynı puan olursa çıkacak. O zaman arayıp sormalı Nihat beye,
düşen kim, sen kimsin ve vurmaktan bahsedebiliyorsun.
|
|
|