HAFTANIN FUTBOL OLAYLARI

Galatasaray: Fenerbahçe deplasmanı ve Liverpool maçları öncesi, sakat ve cezalısı bol bir kadro ile hiç ummayacağı kadar güçlü bir Malatyaspor'un karşısına çıktı Galatasaray. İki renkdaş takımın mücadelesinde ilk düdükle beraber sarı-kırmızı formalı olan boğucu bir prese başlamıştı. Ama sarı kırmızılı olan Galatasaray değil Malatyaspor'du. Kısa süren bir toparlanma süreci ve Ayhan-Batista ikilisinin akıllı oyunu sonrasında takımın lideri Sergen'in, hem de ciddi bir şekilde sakatlanarak oyuna veda edişinin ardından dengeler tekrar biraz bozulmuştu. Buna rağmen ilk yarıda direkten dönen iki top, Perez ve Murat Sözkesen ile girilen net gol pozisyonları Galatasaray'ın değerlendiremedikleri iken, Maç boyu Malatyaspor'a tek bir net gol pozisyonu vermeyen Emre-Bülent ikilisi dikkati çekiyordu. Benim bildiğim tek şey; gerçek Galatasaray'ın Liverpool maçlarında ortaya çıkacak olduğudur. Oraya kadar çok da kouşmamak lazım. Malatya karşısındaki Galatasaray, istediğini aldı o kadar. Yeterli ya da yetersiz olduğunu tartışmak, böylesi önemli maçlar arifesinde yersiz.

Malatyaspor: Taş gibi bir takım olmuşlar. Bravo Ziya Doğan. Erdoğan Arıca'nın bir haftada bırakıp kaçtığı takımı büyük bir cesaretle alıp, ligin en güçlü takımlarından biri yapmış. Zaten kadrosundaki oyuncular itibariyle bu başarıyı sağlayacak yapısı var. Şakiri, Milosevski, Mithat, Evren, Mert, Abdulkadir... Bu saydıklarım geçmişleri başarılı, yetenekli oyuncular. Ziya Doğan'ın başarısı da işte tam burda başlıyor. Bu toplama oyunculardan çok iyi bir takım yaratmış. Malatya taraftarı ise takımına müthiş sahip çıkıyor. TV özetlerinden gördüğüm kadarı ile her maç tıklım tıklım. Malatya'ya gidecek olanların işi zor.

Ismarlama hakem: Şaka yapılıyor zannetmiştim, meğer gerçekmiş. Bazı takımlar futbol ve skorda yakalayamadığı başarıyı kamufle etmek için garip yöntemler seçiyor. Malatya deplasmanında Fenerbahçe yönetimi bir ilke imza attı. Önümüzdeki hafta oynanacak, şerefine 24 saat çalışıp kapanan 2 şerit ile İstanbul trafiğini felç ederek tamalamayacağı stadını yetiştireceği Galatsaray maçı öncesi MHK'dan hakem sipariş etti. Açıklama şu: “Basında Ali Uluyol'u istediğimize dair haberler çıkıyor, yanlıştır. Biz Metin Tokat'ı istiyoruz.” Böyle rezillik olmaz. Kendilerinin kaybedecek bişeyleri yok. Yönetim kurulunun yaş ortalması ile futbol takımının yaş ortalaması eşitlenmek üzere. Mahmut Uslu çıkıyor ve diyor ki biz geleceğin Fenerbahçe'sini yaratıyoruz. Doğrudur. Böylesi bir yönetim her açıklamayı yapabilir. Ama olan Metin Tokat'a olacak. Bundan böyle yönettiği Fenerbahçe maçları şaibe gölgesinde, çünkü Fener'in istediği hakem oluverdi. Hani Galatasaray Erol Ersoy'u istemiyor diye tepki veriliyor ya, bir önerim var. Biz Erol Ersoy'u istiyoruz desinler, nasıl olsa bir daha vermezler. Zaten hakem hakkında yorum yapmak, hiçbir zaman şimdiki kadar sığ, basit ve kolay olmamıştı. Cezalandırma yok nasıl olsa, vurun hakemlere. Ben yerlerinde olsam, yönetmiyorum kardeşim derim. Oynasınlar oynayabiliyorsa. Mesela Fenerbahçe-Galatasaray maçını Mahmut Uslu yönetebilir. Yardımcıları ise paylaşsınlar, Fatih Altaylı ile Murat Özaydınlı olabilir mesela. Olacağı bu.

Hakan Şükür: Bravo. Tek kelime ile. Sonunda olması gereken yere geldi. Galatasaray'dan gidişi ile ilgili artık konuşmamak lazım. Buna ben de dahilim. Hala kızgınım ama artık yapacak birşey yok. Ve sonunda o artık Parma'da ve hepimizin görmek istediği bir yerde. Çok iyi bir kadro ile düşme potasında olan yeni takımını, oynamaya başladığı günden itibaren taşıyor. (Bu takım nasıl bu hale gelmiş, bravo vallahi. Cannovaro, Micoud, Beghossian, DiVaio, Frey, ve özellikle Lamouchi gibi yıldızların olacak ve sen düşme potasına düşeceksin. Demek ki olabiliyormuş.) Pazar günü oynanan Lazio maçında verdiği gol pası ve ardından neredeyse tüm kenar yönetimin sevinçle ona koşuşu çok güzel görüntülerdi. Oyunu da muhteşem. Futbola aç ve ilk yıllarındaki kadar hırslı. Böyle giderse İtalya'ya kendini bir yıldız olarak kabul ettirecek. Yine söylüyorum Bravo. Ama başlangıç kadar devamı da önemli!

Allum Buker ve yabancı kaleciler: Allum Buker, yani Ali Uyanık. Samsunspor file bekçisi. Kamerun ile Senegal arasında oynanan Afrika Uluslar Kupası final maçında penaltı atışları esnasında kurtardığı iki penaltı ile takımını Afrika şampiyonu yaptı. Yıllardır Türkiye'de top oynuyor, bizden biri. Türk pasaportu var. Ama Kamerun milli takımı kalecisi. Karışık bir durum. Yokluğunda genç Göksel, başta Fenerbahçe ve Beşiktaş maçları olmak üzere Samsunspor kalesinde çok başarılıydı. Ali Uyanık döndü, bakalım kale kimin olacak. Büyük ihtimalle Uyanık'ın. Peki o zaman biz nasıl kaleci yetiştireceğiz. Rüştü'nün yedeği yok. Ömer sakat ve o oynamazsa Metin Aktaş kaleye geçecek. Bakın Yozgatspor'a. Kalede Diallo diye bir adam, yedekte Gökhan. Gökhan kim? Ümit Milli kaleci. Diallo'nun Fenerbahçe maçında yediği golü herkes gördü. İyi Türk kalecilerimiz yedekte beklerken kimi Ali Uyanık gibi iyi, kimi de Diallo gibi fos bir sürü adamın arkasında sürünüyorlar. Doğruyu Denizlispor'da Rıza Çalımbay yaptı. Kesti Afrikalı kaleciyi, yerine koydu gencecik Süleyman'ı kaleye. Aslan gibi oynuyor Süleyman. Darısı diğer yetenekli kalecilerimizin başına.

Fenerbahçe-Galatasaray maçı: 16 Şubat akşamı umuyorum herkes bu muhteşem futbol şöleninin keyfine varır. Böylesi dünya çapında bir rekabet, kavga, gürültü ve çirkeflikten tadını alamadığımız bir sinir harbine dönüyor. Dileğim herşey yolunda gider ve pazartesi günü konuşulan sadece muhteşem futbol olur.

11.02.2002
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1