| |
|
|
FENERBAHÇE...
Fenerbahçe'de sonunda
olan oldu ve Mustafa Denizli kovuldu...
Bir kere şunu birkez
daha çok net gördük ki, en dürüstü bile olsa futbol yöneticilerinin
sözlerine güvenmemek lazım. Daha iki hafta önce, Trabzonspor maçının
ertesinde çeşitli spor programlarını telefonla arayan başkan Aziz
Yıldırım teknik direktörüne, güya, sahip çıkmış ve ne olursa olsun
sezonu Denizli ile tamamlayacaklarını ifade etmişti. Gördük...
Bu teknik direktör
değişikliğinin tarafları var. Kulüp ve Denizli...
Kulübü, geniş bir perspektif
ile geçmişe dayanarak incelemeli. Fenerbahçe camiası, yaptığı tüm
mantığa sığmayan operasyonları “Camianın yükünü kaldıramadı”, “Fenerbahçe
değişik bir camia” gibi garip savunma mekanizmaları ile açıklamaya
çalışıyor. Ama gerçek maalesef o değil. Fenerbahçe sosyolojik olarak
incelenmesi gereken, yaşam gücünü başarı ve birliktelikten değil,
başarısızlık ve ayak kaydırmalardan alan bir camia maalesef. Türkiye'nin
siyasi yapısını andıran çeşitli gruplu yapısı, seçimler ve yönetim
kurullarında yaşanan tartışmalar ve bunu bütünleyen, hatta örgütleyen
basının Fenerbahçe'li spor müdürleri.
Fenerbahçe'de son zamanlarda
başarılı olan tüm teknik direktörlerin ayağının kayması bunun açık
örneği. Parreira ile Denizli'nin şampiyonlukları, Löw yönetiminde
alınan seri galibiyetler ardından ayak kırılmaları ile yaşanan şanssızlıklar
sonucu kaçan şampiyonluk ve Lazaroni ile Şampiyonlar Liginde toplanan
7 puan ve Galatsaray deplasmanında alınan 4-0'lık skor...Bunların
hiçbiri Fenerbahçe camiasını tatmin etmedi. Neden? Nedeni yok, sosyolojik
olarak incelenmeli deyişim bundandır. Üstelik dünya çapında bir
tek başarısı olmayan camia, Sttutgart ile UEFA kazanan Löw'ü tecrübe
yönünden yetersiz bulabilmiştir. Bugün gazetelerde yazan adaylar
arasında yer alan Schalke antrenörü Huub Stevens için de aynı yorumla
yapılmaya başlandı bile...O da Avrupa da kupa kazanmış bir hoca...
Ne arıyor camia, aradığı kriterler nedir...???
Mustafa Denizli suçsuz,
hatasız mıydı? Hayır. Bilakis, sonun yaklaştığını anladıktan sonra
başgösteren inatçılık hastalığı yaptığı en büyük hata idi. Sahada
gezinen Kenneth Anderson'u sırf inat uğruna sürekli oynatıp, formda
Ceyhun'u aynı sebeple kulübede tutması, sonunu anladıktan sonra
belki de inadına yaptığı seri hatalardan sadece birkaçı...Camia
ile uyuşamadığı, Fenerbahçe'nin Galatasaray kültürü ile yetişen
bir antrenörü sahiplenmediği de aşikar... Ama Revivo'nun zamansız
sakatlığı, Rapaiç'in sakatlığı ve sezon başından bugüne süregelen
isteksizliğine çare bulunamaması, kadro derinliği yaratacak oyuncuların
şu ya da bu şekilde oynatılamaması ve bu sebeple vasat bazı oyuncuların
alternatifsiz kalışı... Yani şanssızlıklar... Sonuçta takım başarısız
mı? Lig bir kriterse (ki Fenerbahçe için artık tek kriter) liderin
max. 5 puan gerisinde olmak başarısızlık değildir.
Ama Fenerbahçe girdabı
Mustafa Denizli'yi yedi. Olursa Ersun Yenal iyi bir tercih, ama
sonunu görebiliyorum şimdiden... Umarım yanılırım... Çünkü Ersun
Yenal, Fenerbahçe akbabalarına atılan bir yem gibi... Tam dişlerine
göre...
|
|
|