| |
|
|
GÖRDÜNÜZ MÜ?
Bir önceki sezon Hakan
Şükür, geçen sezon da Okan, Emre ve Fatih Galatasaray ile anlaşmadan
yabancı takımlara imza attıklarında, adlarına anlam kazandıran Süper
Kupa şampiyonu takıma atılabilecek en büyük kazığı atmışlardı.
Benzer durumların yaşandığı
ilk ülke Türkiye değil, Avrupa'nın futbolda söz sahibi tüm ülkelerinde
benzer durumlar yaşanıyor... Bu konuda aklıma ilk gelen örnek Liverpool-Steve
McManaman arasında yaşanan. Liverpool taraftarı, takımları ile sözleşme
imzalamadan Real Madrid ile anlaşan ve bonservisini bu şekilde bedavaya
getiren McManaman'ı hiçbir zaman affetmemiştir.
Galatasaray'ı satarak
ve binbir türlü yalan söyleyerek gerçekleştirilen transferlerin
açıklanabilir hiçbir tarafı yoktur. Bu kadar kesin ve net söyleyebilirim
bunu. Buna rağmen, kesinlikle son zamanlarda organize oluşlarına
büyük saygı duyduğum ULTRASLAN grubunun bu adamları el bebek gül
bebek, hadi güle güle gidin bakalım şeklinde geceler düzenleyerek
yolcu edişlerine hiçbir anlam verememiştim.
Bu adamların gidişlerindeki
satışı dile getirecek spor yazarı ise iki elin parmağını geçmez.
Çünkü istisnalar haricinde onlar düşünmeden yazarlar, maç seyrederler
ama yorumu skoruna göre yaparlar, Roma karşısında maç 91. Dakikada
bitse yeni kral Lucescu'dur da kırk dereden su getirip %100 şans
golü yiyince Lucescu kötüdür. Bu zihniyette bir spor basınından
tepki göstereceği konuları tayin etmesini beklemek çok güç.
Hakan, Fatih, Okan
ve Emre'nin, muhtemelen aynı akıl hocalarına uyup da Galatasaray'ı
maddi olarak zarara sokmalarının yanı sıra Inter gibi, Mallorca
gibi uluslararası düzeyde hiç değilse son yıllarda hiç bir başarısı
olmayan takımları tercih edişleri ise ayrı bir trajedi... Saydığım
dört oyuncunun da futbollarına, özellikler okan ve emre'nin, söyleyecek
tek bir sözüm yok, nasıl olsun ki, hatta son Avusturya maçlarında
Okan'ı seyrederken heyecanlandığımı ve geçmişi özlediğimi hissettiğimi
de söyleyebilirim ancak tabi yerindeyse biraz burunlarının sürtülmesine
hiç bir itirazım yok, hatta itiraf etmeliyim ki hoşuma bile gidiyor...
Buna rağmen özellikle Hakan Şükür'ün burun sürtülme devresini geçtiğini
ve aynen burada yaptığı küçük bonservisi beleşe getirme hesaplarını
orada da yaptığından Dünya Kupası öncesi sezonu Milano'nun tarihi
ve turistik yerlerini gezerek geçirmekte.
Buraya kadar yazdıklarım
aslında biraz gecikmiş bir tepki yazısıydı, hatta güncelliğini yitirmiş
bir tepki yazısı.
Gelelim yılın bomba
transferine... Fatih Akyel... Önce şunu söyleyeyim, bugün Galatasaray
kadrosunda Sebastian Perez diye bir adam olmasa idi Fatih'in Fener'e
gidişi biraz olsun beni etkileyebilirdi ama çok şükür ki var.
Fatih, Fenerbahçe'ye
giderken açıklama yaptı... Murat Sözkesen'e verecek para buldular
da bana mı bulamadılar diye. Birisi, mesela o dünya güzeli menejerleri
Saffet veya eski Galatasaray'ın üçüncü kalecisi Almancı Ahmet, gitsin
ve Fatih'e desin ki, Galatasaray Spor Kulübü ENAYİ değil... Hem
beleşe gidip, hem de bilmem kaç milyon marka geri dönmek yok, bunu
söyleyebilmek bile ayıp, sırf böyle dediği için bile geçmişte yaptıklarını
yok saysak Galatasaray'ın kapısının önünden geçememeli Fatih Akyel...
Şimdi bu olanlardan
sonra herkes bir daha düşünmeli, Ultraslan'lar da, “Fatih Akyel”
tezahuratı ile Samsun maçında kargaşa çıkaran bir grup sahte taraftar
da, gerçek Galatasaray taraftarı da, popülizmden başka şey bilmeyen
spor yazarları da, kontratı bitecek olan Galatasaray'lı futbolcular
da... Taşıdığı ve varolduğu garip zihniyet yapısı sebebi ile, Rüştü
gibi dayağa rağmen direnenler hariç, yurtdışına futbolcu ihraç etmesi
mümkün olmayan, evvelden beri parasını verip hazır yemeye alışık
Fenerbahçe için Fatih gelmiş, Ahmet gitmiş önemli değil, zaten Murat
Özaydınlı, Mahmut Uslu gibi yöneticilerden de daha farklı bişey
beklemek mümkün değil, ancak yukarıda saydığım diğerleri iyice bir
düşünmeli...
ULTRASLAN ve popülist
spor yazarları bilmeli ki takımına para kazandırarak giden Tugay,
Ümit Davala, Ilie, Filipescu, Popescu ile diğerlerini birbirinden
iyice bir ayırmak gerek... Hainlik sözcüğünün yanında taraftarın
sözlüğünde affedilmez bir hata yazmalı...
“Fatih Akyel” diye
tezahurat yapıp Perez'i yuhalayan bir avuç “sahte” taraftar, ikinci
yarı Galatasary maçı ile açılacak Şükrü Saracoğlu'nun yeni kapalısında
birer sarı lacivert atkı ile yerini almalı...
Gerçek taraftar, lehlerinde
ya da aleyhlerinde hainlerin adını ağzına almamalı, tribünde isimlerini
ağzına almamalı, sokakta yüzüne bakmamalı, özetle özür bile dilese
affetmemeli ve Liverpool taraftarı kadar tepkili olabilmeli...
Sözleşmesi bitecek
olan futbolcu biraz seyretmeli, bonservisi beleş giden futbolcular
ile bonservis bedeli ödenerek satın alınan futbolcular arasında
yeni takımlarının bakış açılarındaki farkı... Tekrar anlatalım,
bedavaya alınan futbolcular, onları alan takım için bulunmaz bir
fırsat... Kadroda derinlik yaratma ve güzel yedek oyuncu elde etme
fırsatı... Birincisi bu numaraya düşmemeliler artık, akıllanmış
olmaları lazım, ikincisi artık tercihlerini İtalya gibi sadece savunma
yapan bir futbol öğütücüsü ülke ya da hala yabancı sayısı kısıtlaması
yapan İspanya yerine bir futbol endüstrisi olan İngiltere'den yana
kullanmaları gerektiği...
Bütün bunlar ışığında, Fatih Akyel'e, Fenerbahçe
forması altında başarılar dilerim. Ne de olsa pArafosyonel futbolcu,
inşallah sonu kendinden önceki pArafosyoneller Hasan, Tanju ya da
Semih gibi olmaz...
|
|
|