NELER OLUYOR?
Geçtiğimiz son bir haftada Türkiye gündeminde
birbirinden büyük ve önemli iki olay gündemin tepesine oturdu...
Biri askeri diğeri ise diplomatik bu gelişmeler aslında ülkenin
yakın ve orta vadeli geleceği hakkında hayati önem taşıyor... Biraz
yazarak düşünelim ve ülkenin geleceği hakkında tahmin haklarımızı
kullanalım...
11 Eylül'de gerçekleştirilen saldırıların
ardından sinirle kendine bir muhatap arayan Başkan Bush, dünya kamuoyuna
sunulmayan ve Başbakanımız tarafından bence tarihi bir söylem hatası
ile "ABD tarafından geçerli ve yeterli bulunduğu için tarafımızca
da yeterli bulunan" ipuçları ışığında cezayı şimdilik Afganistan'da
iktidarda bulunan Taliban yönetimi ve onların desteklediği milyarder
terörist Usame Bin Laden'e kesti. Şimdilik diyoruz, gelecekte cezanın
nerelere uzanacağı konusunda kimsenin bir fikri yok...
Sözkonusu terörist saldırıların sorumlusu
olsa da olmasa da Afganistan, radikal ve hoşgörüsüz tarzı ile dünya
için büyük tehlike teşkil eden din sömürücüsü terör örgütlerine
ev sahipliği yapabilecek bir potansiyele sahip. EL Kaide bunun yaşanan
bir örneği... Tabii bu ve ellerindeki deliller Afganistan'a saldırmak
için yeterli mi? Tartışmaya açık bir konu, ama tartışmaya açık olmayan
kısım gerçekleştirilen operasyonlarda sivillerin bulunduğu yerleşim
birimlerinde meydana gelen "hedef şaşırma"lar ve ölen çoluk çocuk
ama kesinlikle suçsuz Afganlılar...
Şimdi Tükiye olarak operasyona dahil olmaya
hazırlanan bir ülke konumuzdayız... Hem de okyanustan füze atarak
ya da F16'larımız ile bomba atarak değil, çok iyi yetişmiş bordo
berelilerimiz ile büyük ihtimalle dağ-taş-mağarada sıcak çatışmaya
katılmak üzere... Eğitim için gittikleri bana pek makul gelmiyor...
Amerika Savunma Bakanı Rumsfeld, asker gönderme
teklifinin Türk hükümetinden geldiğini belirtti. Ankara ise bunun
aksi bir açıklamada bulunmadı... Aslında Ankara hiçbir tatmin edici
açıklamada bulunmadı ama neyse... Zaten beyanatlara göre hareket
edecek olursak, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de konunun geçmişinden
fazlaca haberdar olmadığı sonucuna kolaylıkla ulaşabiliriz... Teröre
duyarlılığımız sebebi ile operasyona katıldığımıza ilişkin açıklamalar,
bir noktaya kadar doğru ama operasyona dahil olmamızın tek sebebi
olarak açıklanamaz... Rumsfeld'in bu beyanatı da, asker gönderme
kararının kapalı kapılar ardında konuşulan bazı menfaatler karşılığında
alındığı ihtimalini kuvvetlendiriyor. İliğimize kadar borç içinde
yüzerken bunun aksini düşünmek pek de mümkün değil...
İşte herkes tam da bu ihtimaller üzerinde
yoğunlaşmış ihtimal ve yorumlarını sıralarken cuma günü Dışişleri
Bakanı İsmail Cem gündeme bomba gibi düşen açıklamasını yaptı...
"Çözüme ulaşmamış bir Kıbrıs'ın AB üyeliğinin
gerçekleşmesi halinde her türlü bedelin ödenmeye hazır olduğu" açıklaması,
ve hemen arkasından MHP lideri Devlet Bahçeli'nin de bunu destekler
açıklaması zamanlama açısından çok dikkat çekici...
Bu açıklamayı, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda
en fazla, en aktif ve en somut çalışmaları yapan İsmail Cem'in yapması
daha da ilginç...
Bu rest Türkiye'yi AB üyeliğinden uzaklaştırabilir...
Zaten kısa vadede tam üye olabilme ihtimalimiz çok zayıf ama varolan
umutlarımız da sıfırlanabilir. Peki bunu göze alabilmemiz için neler
olmuş olabilir... Mesela ABD ile daha ilerlemiş ticari ilişkiler
mi? ABD'nin kafasında İslami dünyanın liderliği mi? 1 koyup 10 ya
da 100 almak mı?
Bana bu ihtimaller çok ama çok zayıf geliyor.
Yani haklı ya da haksız İslam ülkelerinde ABD'ye karşı bir tepki
var. Amerika Başkanı'nın, Afganistana yapacağı harekatı "Haçlı Seferi"
olarak nitelemesi, 10 kere de özür dilese çok önemli etkiler yarattı
İslam ülkelerinde... Zaten tarihten bu yana iyi bir ilişkimiz olmayan
Arapların, öyle bizim liderliğimize, örnek olmamıza falan sıcak
bakması mümkün değil. Operasyon bittikten sonra da ABD'nin "E zaten
siz istediniz operayona katılmayı" demesi ise kimseyi şaşırtmaz.
Bunun için yakın tarihi ve Körfez Savaşı'nı iyi incelememiz yeterli.
1 koyup 10 almak yerine üstüne 5 koyup üstüne 10 koyduğumuzu unutmamak
gerek...
Neticede dış politika, uzmanlarının da dediği
gibi satranç... 4-5 hamle sonrasını düşünerek hareket etmek zorundasın.
Bakalım bizim dış siyasetimizin Karpov ve Kasparov'ları neler hesapladılar,
sonuçta neler olacak. İzleyip göreceğiz...
|