ELEŞTİRİ

Her bir Allahın günü, yazılı ya da görsel basının herhangi bir köşesi ya da anında “Eleştiri elbette olacak, ama dozunda olmalı” ya da “Ben bilmemkaç sene o işi yaptım, o kim oluyormuş da beni eleştiriyormuş” diyen biri ile karşılaşmak ne kadar rutin oldu farkında mısınız?

Yakın zamandan kısa örnekler verebilirim, daha iyi hatırlamanız için... Mesela Ali Poyrazoğlu, kriz sebebi ile tiyatrosunu kapattığını söyleyen Haldun Dormen'i “tiyatronun gerçek kapanma sebebinin başarısızlık olduğunu” söyleyerek eleştirdi... Ya da Erkan Mumcu, bizzat havasını teneffüs edip suyunu içerek yetiştiği politik düzeni Başbakan Ecevit nezdinde “Köykent Projesi” çerçevesinde eleştirdi, Hıncal Uluç ve birkaç spor yazarı daha Milli Takımın 47 yıl sonra Dünya Kupası'na gitmeye hak kazandığı bir dönemde Teknik Direktörü Şenol Güneş'i aslında çok daha başarılı olmamız ve ön eleme oynamadan gruptan direk dünya kupasına gitmemiz gerektiği konusunda eleştirdi...

Destekli ya da desteksiz, belgeli ya da belgesiz, yetkili ya da yetkisiz birileri bir yerlerden aldıkları hak ya da destek ile başka birilerini eleştiriyor...

Benim için eleştiriden daha fazla dikkat çeken eleştiriye verilen cevaplar... Bu yazıyı da onun için yazdım zaten...

Yine yukarıdaki örneklerden en dikkat çekici ve gündem oluşturanı ile devam edelim... Başbakan Ecevit ve çevresindeki milyon tane insan, Erkan Mumcu'ya “üslubu” hakkında attı, tuttu, kaale almadığını söyledi, çocuk dedi, dedi de dedi...

Ama başta Ecevit, hiçbir kimse Köykent Projesi'ni, sebeplerini, faydalarını çıkıp da anlatmadı ya da olmadığı ve aslında inanmadığı için anlatamadı... Ecevit, Atatürk de “Köylü milletin efendisidir” demişti zaten deyip, bu ülkede her sıkışanın yaptığını yaptı ve Atatürk adını kullanarak demogoji yaptı... Neymiş, Erkan Mumcu muhatabı değilmiş? Neden? Açıkça söyleyemese de genç olduğu için bunu söylüyor... Genç kavramımız da değişti artık... Adam 35-40 yaşında ama memleketin başbakanı ona çocuk muamelesi yaptığından muhatap kabul etmiyor... Zaten başbakanımız biraz daha sabretse rakip siyasetçilere torun muamelesi yapacağı zamanlar da yakındır... Koalisyon ortağı partinin Genel Başkan Yardımcısı ve kurduğu kabinenin Turizm eski Bakanı'nın yaptığı eleştiriyi muhtabım değil diye cevaplamayan bir başbakan...

Bu garip bir moda aslında... Eleştiri yapanları ciddiye almama modası... Kendi adıma, eleştirilere bu cevabı verenleri, eleştiriyi olduğu gibi kabul etmiş sayacağım... Bu modanın yılmaz kurucu ve savunucuları arasında, Bülent Ecevit, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş politika ve spor dünyasında ilk aklıma gelenler...

Eleştiri olgunluk gerektiriyor... Ama insan yapısı, ihtirasları, çok bilmişliği sanırım dünya durdukça eleştiren-eleştirilen çatışmasının devam etmesine sebep olacak... Doğal olan da bu zaten, elbette çatışacaklar, ama yeter ki yukarıdaki eleştirilenler gibi çatışmadan kaçmasınlar, haklı olduklarına inanıyorlarsa kendilerini savunsunlar, yok değilse işi ehline bıraksınlar...

27.11.2001
 
   
Hosted by www.Geocities.ws

1