Yerci

About Me
Akademics
Leisure
Links
 


Bireysel öğrenme her kişilik için ayrı özellik sergiler. Bireysel psikolojik tarzların yanında çevresel etmenlerin yapısı da öğrenmeyi etkiler. Bunun yanında, öğrenmenin gerçekleştirildiği ortamın yapısı da grubu yaratan bireylerin etkilerine açıktır. Bu noktada, her grup için farklı tarz yapılanma ve davranış belirleme olası hale gelmektedir.

Bireysel farklılıklar gibi, grup farklılıklarından da söz etmek mümkün mü?

Örgüt içinde öğrenmenin bireysel algılama ve motivasyonla başladığı düşünülebilir. Bu hareketlenme, bireysel öğrenme döngüsünü harekete geçirir. Bireysel öğrenme döngüsünün hareketi aynı yönde bağlı olduğu, takım öğrenme döngüsünü harekete geçirecektir. Böylece, öğrenmenin takımca gerçekleşmesi mümkün olacaktır ( Şekil - 1).

Takım olarak öğrenme süreci, bireysel farklılıkların yapısına göre, daha hızlı, etkili ya da kalıcı olabilmektedir. Bu özelliklerin derecesi, takım olarak öğrenme sürecinin yapısının ortaya konduğu ortama bağlıdır. Örgütsel öğrenme süreci olarak takımların bu yapılarının genellenmesi, örgüte yayılması son basamağı oluşturmaktadır. Takım içinde bulunan bireylerin tarzları bu kapsamda takım kompozisyonunun özünü oluşturmaktadır.

 Böylece, bilgiyi üretme, elde etme, transfer etme ve yeni bilgi ve sezgileri yansıtmak için davranışları değiştirme yeteneği([*]) örgütsel öğrenmenin temel konusunu teşkil etmektedir. Takım olarak öğrenebilme sürecinin başında takım olarak hareket edebilme davranışının benimsenmesi gerekmektedir. Bu durumda dört temel basamaktan söz etmek  mümkün olmaktadır (Senge vd., 1992; 13-14).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ŞEKİL - 1: ÖĞRENME DÖNGÜSÜ

KAYNAK     : Peter SENGE, M. Art KLEINER, Charlotte ROBERTS, The Fifth Discipline Fieldbook : Strategies and Tools for Building a Learning Organization, (NY,Currency/ Doubleday,1992, 42).

 

Birinci basamak, gücün nasıl düzenli bir şekilde dağıtılacağını öğrenmektir. Her bir tarzdaki bireyin grup kompozisyonunda oluşturduğu ağırlığın doğal ve açık olması gerekmektedir. Bu çerçeve içinde "yetki vermek” kavramı özel  önem belirtir. Bu durum gerçekte çok büyük bir tehlike de içermektedir. Emir ve kontrol bürokrasisinden gelen bir disiplin ve düzen metodu olmadan güç vermek belirsizlik yaratır. Bu noktada, öz disiplinin empoze edilen disiplinin yerini alması için gücün dağıtılması öğrenilmelidir.

İkincisi ise, sistem anlayışıdır. Sistem düşüncesinin bir doğal sonucu olarak takımı oluşturan bireylerin sistem dilini bilmeleri ve kullanmaları özel önem taşımaktadır. Sistem dilinin, diğer araçlardan farklı olarak düşünsel modelleri açığa çıkartarak anlaşma sağlayabilme gibi bir ayrıcalığı bulunmaktadır. Böylece bireyler, takım içinde tam iletişimi sağlayabilme şanslarına sahip olacaklardır.

Üçüncü basamak ise diyalog olacaktır. Sistem dilinin kullanılmasının yanında haberleşmenin yayılması ve ustalıkla tartışmanın yürütülebilmesi gerekecektir. Diyalog, örgütteki bilgisayarlardan ve karmaşık araştırmalardan daha önemli bir araçtır.

Grup kompozisyonu için önemli olan son basamak ise, gönüllü yandaşlıktır. Geleneksel yönetim sisteminde bir kimsenin emir yoluyla yönetim erkini kullanması olasıdır. Gelecekteki takım çalışmaları ise, daha çok gönüllü yandaşlık gerektirecektir. Bu noktada, yönetim erkini kullananların düşünsel modellerinin kontrol merkezli bir anlayıştan gönüllü yandaşlığı açığa çıkaran bir anlayışa kaydırılması gerekmektedir.

Örgütler, tüm organik varlıklar gibi öğrenirler. 

Bireyler gibi örgütler de olayları çevrelerinde hisseder ve tepki verirler.  Tepkilerinin sonuçlarını gözlemler ve yeni tepkiler geliştirmek için başka kaynaklardan edinilen bilgilerle birlikle bu sonuçları hatırlarlar.  Bu hissetme, cevap verme ve gözlemleme/hatırlama süreci örgütlerin “anatomisinin” karmaşıklığı yüzünden örgütte çalışan bireyler tarafından fark edilmeden devam eder.  Fakat bilinçli veya bilinçsiz, verimli veya değil bütün örgütler bu hareketleri tekrar tekrar yaparlar.

Bu sürecin fark edilmesi ve yaygınlaştırılması için kullanılabilecek araçlardan birisi "diyalog" tur. “Diyalog” kelimesi Yunanca “dialogos’dan”gelir. “Logos” “kelimenin anlamı” ve “Dia” “içinden” anlamını taşımaktadır. Öğrenen örgütte "diyalog"un amacı, "kelimelerin anlamı"nın topluluk içine nüfuz etmesini sağlamak veya katılan bütün insanlar arasında önemli bilgi, tecrübe, hedef vs. hakkında herkes tarafından paylaşılan, sinerjik biliş anlayışı geliştirmektir. Bu, örgütsel varlık açısından önemlidir; çünkü, gerçekte örgüte "hayat" veren insanlardır; onlar hisseder, cevap verir, gözlemler ve hatırlarlar. Örgüt, insanların hareketleri, birbirleriyle ilişkileri ve eserlerinden yaratılmaktadır. Bir örgüt öğrendiği zaman öğrenmeyi yaratıp yaygınlaştıran gerçekte insanlardır. Öğrenen örgütlerde örgüt görüşüne doğru kararlı bir şekilde ilerlenirse, amacına uygun kendine özgü bir “bilinçlilik” geliştirmeye ihtiyacı olduğu ortaya çıkar. Bu bilinçlilik sadece insanların kollektif bilinçliliği içerisinde olabilen özgün bir bilinçtir.   Bu nedenle diyalog, pro-aktif ve verimli bir örgütsel bilinçlilik geliştirmek için önemlidir.

Örgütsel öğrenme sürecinde diyalog, insanların örgütün hissetme, cevap verme, gözlemleme/hatırlama yeteneklerini geliştirmek amacıyla; bilgi, fikir ve paradigmaları paylaşmak ve analiz etmek için bir araya gelmeleri anlamını taşır.  Bu da, örgütün öğrenme kapasitesini arttırma amacıyla yapılır (William ve Senge, 1992: 184).

Örgütsel öğrenme, aslında, insanların arasındaki sayısız ilişkilerde meydana gelir ve kendini aynı derecede sayısız olan işyeri hareketlerinde gösterir. Diyaloğun doğası, birçok yerde meydana gelen öğrenmedeki küçük artışlar, bu artışların diğer yerlerdeki etkileri genel olarak kısa vadeli somut değişimin alanı içinde değildir. Bu değişimler, uzun vadede ve köklü değişimleri yaratmak üzere bulunmaktadır. Bu değişimi yaratabilmek, örgüt içindeki çeşitliliği yakalamakla gerçekleşebilecektir. Yeterli derecede çeşitlilik yok veya verimli bir şekilde işletilemiyorsa o zaman örgüt hızla değişen dış dünyaya  sadece adapte olma uğraşı içinde sınırlı kalacaktır. Değişimi yaratmak bu tip bir örgüt ortamında mümkün olamaz (Heil,1994:92 ).

Örgütsel öğrenme sürecinde insanların farklı katkılarına imkân yaratmak gerekmektedir. Bu kapsamda, bireylere çeşitli şekillerde katkı yapma imkânının verilmesi gerekmektedir (Brown ve David, 1994:387). İmkan yaratma aşağıdaki yollardan biri şeklinde gerçekleşebilir :

·        katkı yapmanın farklı yollarını bularak

·        uzmanlık ve bakış açısı çeşitliliğini kullanarak

·        yeni ve farklı rolleri tanıyarak

·        destek sunarak

 Çeşitlilik, aynı probleme birçok değişik ilişki, birçok değişik yaklaşım anlamını taşır. Bu nedenle, çeşitlilik içeren bir topluluk  esnek bir topluluktur.  Buna uygun olarak işletme, bilinçli olarak değişik çıkar gruplarından temsilcileri, çelişen eğilimleri, farklı kültürel geçmişleri, vs. düşünce ve karar verme süreçlerine dahil eder. Tüm yaşam sistemleri gelişir ve tüm gelişmelerde öğrenme gerçekleşir. Bu nedenle ayakta kalan topluluk her zaman öğrenen yani devamlı olarak değişen, gelişen ve öğrenen topluluktur (Capra,1994: 46 ).

Bu kapsamda, örgütsel öğrenme süreci içinde sistem dilinin kullanılması, çeşitliliğin yaratılması ve desteklenmesi, diyalog zemininin oluşturulması süreçleri, müdahale noktasını yaratan kritik süreçler olmaktadırlar. Bu kritik süreçlerin gerçekleştirilmesi yönünde örgütsel politikaların ve yapılanmaların tesis edilmesi sonucunda öğrenen örgütün yaratılmasından söz etmek olasıdır.

([*]) Örgütsel öğenmenin temel konularının neler olduğu konusunda araştırmacılar arasında fikirbirliği yoktur.bir kısım bilim adamı bu konuda bireysel öğrenme yöntemlerin geçerli olduğunu savunur.  Detaylı bilgi için bknz; Garvin, 1993 : 78-90.

 
1 1
Hosted by www.Geocities.ws