Örgüt İçi Girişim
Doğuşundan itibaren sosyal kurallar altında yaşayan insan, toplum düşünceleri
çerçevesinde düşünmeye zorlanır. Toplumun kabul ettiği modeller yeni kuşaklara
aynen aktarılır.Bilim, gelişim için önceki modellerden kendini kurtarmak ve bu
modellerin daha zenginini, daha gelişmişini elde etmek zorundadır. Alışılmış
durumların dışına çıkmak toplum tarafından dirençle karşılanacak fakat
kabullenme safhasını atlattıktan sonra sahiplenilmeye başlanacaktır. Böylece söz
konusu yenilik gelecekteki yenilikler için bir direnç merkezi oluşturacaktır.
Aslında toplumun koyduğu bu direnç, süreklilik kaygısından kaynaklanmaktadır.
Toplum, durumunu korumak için sürekli yeniliklere direnç gösterme eğilimindedir.
Topluma yenilikleri empoze eden organizasyonların ya da kişilerin bunun için öne
sürdükleri gerekçelerin inandırıcılık seviyesi, aynı zamanda toplumun direnciyle
bağlantılıdır ve bu bağlantı ters orantılıdır.İşte bu yüzden savaşlar,
yeniliklerin ve icatların en çok ortaya çıktığı ortamlardır. Buradaki
belirsizlik ve yaşama kaygısı insanları yeni yollar aramaya iter. Bu yollar aynı
sebeplerden toplum tarafından derhal kabul görür. Böylece ordular, bu
yeniliklerin ilk uygulayıcıları ya da uygulama alanları olmaktadır. Dolayısıyla
ordular yenilikler için sürekli hazırdır.
A.B.D. savunma bakanı MacNamara, organizasyon yapısını, kullanılan silahlara
göre düzenlemeyi düşündüğünde, önceden anlatılan sebeplerden, bu fikri kolayca
kabul edildi ve sivil organizasyonlar tarafından uygulanmaya başlandı. Bu yapıyı
Türk ordusunda da görmek mümkün olmaktadır. Milan takımları, 120mm lik havan
bölükleri gibi yapılar bu gelişimin sonuçlarıdır.Burada üzerinde düşünülmesi
gereken konu, gelişmelerin ne kadarını öz kaynaklarımızla gerçekleştirdiğimiz ve
ne kadarından tam verimi elde ettiğimizdir.
Bu ilişkilere tam olarak hâkim olabilmek için yeniliğin çıkış ortamının bizim
yaşadığımız ortama benzerliğini araştırmak ve adaptasyonu buna göre yapmak
zorundayız. Bu bilimsel yaklaşımlarla gerçekleşebilir.
Tarihin en eski zamanlarından beri bir organizasyon kültürüne sahip olan Türk
ordusu, tüm geçmişinin izlerini, yenilerini de ekleyerek, bugüne taşımaktadır.
Dışarıdan bakıldığında çok büyük bir organizasyon yapısının varlığı ve
işgörenlerinin çok büyük kısmının amatör oluşu, Türk ordusunun ilk göze çarpan
özelliğidir.
Büyüklük
Büyüklük, işletmelerin sayısız ihtiyaçlarından dolayı vazgeçilemeyecek bir
unsurdur. Bu ihtiyaçların başında, ekonomik gelişim, kâr, teknolojik değişim ve
kaynaklardan istifade etme gelmektedir.Büyük işletmeler insan ve ekonomik
kaynakların kullanımında diğerlerine göre daha şanslıdır. Değişen şartlar
altında yeni pazarlar yaratma ve bunları tek başlarına doyurma güçleri vardır.
Bu ekonomiklikle yakından ilgilidir zira yenilik esas itibariyle ekonomik bir
ifadedir. Kuruluşların stratejilerinde yenilik kavramına önem vermelerinin
nedeni bunun sonucunda elde edecekleri menfaatlerdir. Bu menfaatleri şu şekilde
özetlemek mümükündür:
1.Yeni ve düşük maliyette bir ürün
2. Daha kaliteli ürün
3. Yeni görev ve fonksiyonları yerine getirecek bir ürün
4. Pazardaki müşteri sayısını artırabilecek bir dağıtım ve reklam yönetimi
İsrail ordusunda yapılan bir çalışmada, teknolojik yeniliğin stratejik
planlamalara etkisi ve muharebe alanında bu etkinin yaratıcı taktiklerin
oluşmasına katkısı ilişkilendirilmiştir. Organizasyonun yenilikçi bir örgüt
haline getirilmesi birtakım özellikler gerektirmektedir.Bu özellikler şu
başlıklar altında özetlenebilir:
1. Büyüyen ve büyümekte olan pazarlarla ürünleri sistematik bir biçimde
inceleme ve fırsatçılık
2. Yeni olanakları inceleyip değerlendirerek bunlar için yeni fonlar ayırmak
3. Kendi kendini değerlendirmek ve eleştirilerle rakiplerin ve kendi
durumlarının takibi
4. Mücadeleci, kolay tatmin olmayan, cesur, atılgan üst düzey yöneticiler
5. Faal ARGE birimleri
6. Eleştiriye açık ve kendini geliştiren yöneticiler
Yenilikçi organizasyonlardan sonra tek başına yenilik kavramının da gerekleri
vardır. Bunların en önemlisi yeniliğin yaratıcılığın uzantısı
olmasıdır.Yaratıcıların geliştirdikleri fikirler doğrultusunda yenilikler
gelişir. Eğer yenilkçi bir organizasyon, bu vasfını kaybederse iki önemli
sonuçla karşılaşır. Bu sonuçlardan ilki, hızla çoğalan miktarda yeni
rakiplerdir. İkinci önemli sonuç ise, yaratıcı ve yenilikçi elemanlarını
kaybetmeleridir.
Yenilikçi ve yaratıcı insanların yetişmesinin ya da varlığının organizasyon
için hayati öneme sahip olması, bunların kayıplarının önemini hissettirmektedir.
Bu insanlar, iki değişik şekilde organizasyona katılırlar. İlk şekle göre,
kendilerini kanıtlamış insanlar transfer edilirler. Diğer yöntemde ise, bunlar
organizasyon içinde yetiştirilip kazandırılırlar. Bu konudaki ilk araştırmaları
yapmış olan Gifford Pinchot III, bu tip insanları tespit etmenin en pratik
yönteminin karnelerine bakmak olduğunu belirtir.Buna göre, eğer notların
dağılımı A ile D arasında ise söz konusu kişi, büyük ihtimalle aranılan
kişidir.Çünkü bu kişilerin ortak özelliği sevdikleri işleri çok iyi yapmaları,
sevmediklerini ise ancak yeteri kadar yapmalarıdır.Bu tip insanların özellikleri
şu şekilde sıralanabilir:
1.Fikirlerini geliştirecek her şeyi yapmaları
2.Bir işi yaparken ne ihtiyacı varsa onu yapmak. Yani eğer pazar
araştırmasına ihtiyaç duyarlarsa kendileri yapar. Ya da fikirleri için savaşmak
gerekiyorsa savaşırlar.
3.İzin almaktansa özür dilemeyi tercih etmeleri. Bu insanlar yeni bir işe
girişmek için müdürlere ve başkanlara müracaat edip reddedilmektense, işe
başlayıp izin almadıkları için özür dilemeyi tercih ederler.
4.İşten atılmayı göze alırlar.Bu sayede olaylara daha tepeden bakabilirler.
5.İşleri sonuna kadar saklı yaparlar.Bu sayede sistemin bağışıklık sistemine
takılmadan sonuca ulaşabilirler.
Bu insanlar, kendilerine sağlanan imkânları kullanarak onları geliştirir ve
akıllarındaki yenilikleri gerçekleştirirler. Bu tip insanları, bir sıfat altında
toplamak gerekmektedir. Çünkü bu kişiler sırf yenilikçi kişiler değillerdir.Aynı
zamanda yaratıcı kişilerdir. Bir ARGE çalışanı gibi iş yaparlar, fakat
yarattıkları şeye kendileri hayat verir. Bir girişimcilik faaliyeti yaparlar.
fakat motivleri, kullandıkları kaynaklar ve bakış açıları farklıdır. Bu yüzden
bu kişiler için Örgüt-içi Girişimci gibi bir sıfat kullanmak gerekmektedir.
Örgüt-içi girişimci(ÖİG), modellemesine uygun insanlar arasında yapılan
araştırmaya göre bunlardan ilki Hulki ALDIKAÇTI isminde bir Türk'tür. 1972
yılında A.B.D 'ye giden makine mühendisi, Amerika'nın en büyük otomobil
üreticisi firmalarından birine girerek burada kendi geliştirdiği 'Fierro'
modeliyle bu konudaki en güzel örneklerden birini geliştirmiştir. Ona göre ÖİG
nin en önemli özelliği, liderlik fonksiyonudur. Bu lider, hayalperest ve inatçı
bir kişidir. Bu kişiler muhteşem hayaller görüp bu konuda insanları peşlerinden
sürüklerler. İşlevsel olarak bu, bahçıvanın yaptığı işe benzetilebilir; eğer
domates istiyorsanız bunu yetiştirmek zorundasınız.İlk önce tohumu ekersiniz,
sularsınız ilgilenirsiniz ve büyümesini beklersiniz.
Sonuç
Sonuç olarak, bu araştırma organizasyon için dikkatlerin bir kısmını da bu
konuya çekmek için yapılan çabaların sonucudur.Bu konu yapılacak yeni
araştırmalarla daha iyi anlaşılacak ve böylece büyük organizasyonların en önemli
sakıncalarının başında gelen hantallık aşılmış olacaktır. Tıpkı yeni
organizasyonlar gibi girişimciliğin tüm avantajlarından yararlanma fırsatı
doğacaktır. Yapılacak araştırmalar bu konuda daha pek çok avantajı ortaya
çıkaracaktır. |