1-ZELZELELER,YANGINLAR:
1802 salnamesinin vakayii meşhure tablosunda İzmir'in her çağda büyük zelzeleler,yangınlar ve su baskınları geçirdiği görülür.Bilhassa 1688,1851,1873,1880 ve 1881 hareketi arzları en meşhurlarıdır.1847 zelzelesinde İzmir nüfusundan üç,dörtyüz kişinin binalar içinde helak oldukları anlaşılıyor.Bu zelzele gecenin geç saatlerinde olduğu ve yapı itibarı ile sağlam olmayan binaların çöktükleri görülmüştür.Sağlam binalarda ise ufak tefek çatlaklardan başka bir ziyan olmadığı da nazara çarpmaktadır.Bundan 105 yıl önce (1844) çıkan büyük İzmir yangınından şehrin hemen yarısının bir harabe haline geldiği görülüyor.Bu yangını İzmir'in büyük çarşılarının yapılması takip etmiştir.Daha sonra takriben 87 yıl önce çıkan büyük bir yangından da İkiçeşmelik semti yerle yeksan olmuştur.
1928 yılındaki Torbalı ve İzmir zelzeleleri ve yakın zamanda Dikili ve Ayvalık'ta bir çok insan hayatına mal olan zelzelelerle 1931 İzmir seylabı büyük üzüntü ile kayd edilen afetlerdir.Bunun haricinde Torbalı'nın Subaşı ve Naima köylerini yerle yeksan eden seylap ta büyük maddi,manevi kayıplara mal olmuştur.Bu yıl 1949 23 Temmuz günü İzmir yeni baştan bir zelzele geçirmiş,Karaburun ve Çeşme ilçelerinde yüzlerce bina harap olmuştur.
2-YAPILAN BİNALAR:
İzmir'deki bazı binaların inşa tarihleri şöyledir: Hisar Cami 1811 yılında, Sarı Kışla 1817'de, Aydın Şimendifer Hattı 1858'de,
Kasaba Şimendifer Hattı 1863'te,Karataş Mahallesi'nin inşası 1865'te,Hükümet Konağı'nın inşası 1868'te,Rıhtım Hattı'nın inşası 1868'de,İslahanenin"Şimdiki Mithatpaşa Erkek Sanat Enstitüsü" 1868'de, İzmir gümrüğü'nün inşası 1881 yılında mümkün oldu.
3-ÖNEMLİ VAKAYİ LİSTESİ:
İzmir'de İbrahim Paşa ile Semir veli vakası 1644,İzmir vergi hasılatının donanmaya hasrı 1783,Zantalıların İzmir'de fesat çıkarması 1790,Mahmut Musa Paşa'nın İzmir'de idamı 1807,İzmir'deki yabancıların Hüsrev Paşa tarfından kefalete raptı 1810,fesat yuvası haline gelen kahvehanelerin hedmi 1810,bütün zorbaların İzmir'den tardı 1816,Katipzadelerin İzmir'den neyfolunmaları 1816,Çelebizade Hacı Mustafa Efendi'nin baş ayanlığa getirilmesi 1816,büyük yangın 1844,Memleket Hastanesinin inşası 1849,Sultan Abdülmecid'in İzmir'i ziyareti 1850,İzmir'in büyük yangını 1862,Sultan Abdülaziz'in İzmir'i ziyareti 1863,İzmir'de büyük kolera salgını 1867,Hükümet Konağının inşasına başlanması 1868,Midilli zelzelesinin İzmir'de Hisar Camii kubbelerini sakatlaması 1869,Aydın Vilayet gazetesinin neşri 1869,Rum ve Yahudiler arasında kütle halinde kavga 1872,Hükümet Konağı inşası ikmali 1873,Tiyo ve Kiyo yalı kahvehanesinin ve banyosunun yıkılarak 80 nüfusun boğulması 1873,İzmir İptidai okulunun inşası 1872,Brezilya İmparatorunun İzmir ziyareti 1877..
4-MERAKLI VAKAYİ:
İzmir'in son yüzyıllık hayatı bir çok meraklı hadiselerle doludur.1850 - 1900 yılları arasındaki devir,inhitat devresine giren saltanat idaresinin sakafları altında yer yer çöküntüler olmasına rağmen İzmir'in idaresini uhdelerine alan tedbirli ve kıyasetli valilerle büyük belediye reislerinin şahsi tecellütleri ve hüsnü idareleriyle geçti.Zorbalar zaman zaman hükümete baş kaldırarak şehir içinde bile cirit oynattılar.Bu meyanda İngiltere konsolosu Mr.Jonh Fisher'in kızı Mary 1879 yılı 24 Mart sabahı çarşıda bir antikacı dükkanı önünde konsoloshane kavaslarından Ahmet'le birlikte bulunurken meşhur zorbalardan ve eşkiya başlardan Ali Garlı tarafından kucaklanarak kaçırıldı.
Bu hadise şehirde derin bir teessür uyandırdığı gibi İngiliz konsolosu hemen vali Ahned Hamdi Paşa'yı makamında ziyaret ederek bu hadiseyi esefle karşıladığını bildirerek şunları ilave etti.:
"Vali paşanın,şehir ortasında haşmetli İngiliz İmparatorunun mümessili olan bir konsolsun kızının tecavüze uğramasını bu kadar soğukkanlılıkla karşılamasına ve kifayetsiz tedbirler almasına hayret ederim.Şuna kani olmak lazımdır ki asayiş denilen bir şey kalmamıştır.Ve ben kendi adamlarımı,kızımı kaçıran eşkiyanın arkasından yollamak zorunda kalıyorum."
Vali paşa konsolosa sükünet tavsiyesinde bulunduktan sonra şu karşılığı verdi:
"Konsolos cenapları,kızının şehrin göbeğinde bizim erkeklerimize hoş gelmeyen hareketlerine müsamaha ettiği müddetçe bu kabil hadiselerin önü alınamaz."
"Yani kızım sokağa çarşaflamı çıkmalı,kara bir beze mi sarılmalıdır?"
"Bunu bilemem konsolos cenapları..Kanaatımca başka memleketlere vazife ile gidenler,gittikleri yerin örf ve adetine,halkın hissiyatına hürmet etmek mevkiindedirler.Kızınız çarşı ortasında sebzeciye,meyveciye,dükkancıya kırıtır ve şunun bunun hatırı gönlünü kırarsa akibetinden ben mesul olamam.Bununla beraber kızınızı en kısa saatlerde size teslim etmek benim vazifemdir."
Filhakika öğleden sonra konsolosun kızı bulduruldu.Ve eşkiyanın elinden(Valinin ödediği yüz altın fidye mukabilinde) alınarak konsolosa teslim edildi.Bununla beraber İngiltere'nin o zamanki Osmanlı Hükümeti nezdindeki büyük elçisi Sir Henry Osten Leyart Babıaliyi ziyaretle bu hadiseyi protestodan geri kalmadı.
5-TİCARET HAYATI:
Bu tarihlerde İzmir'de iktisadi hayatı yeni yeni gelişmeler gösteriyor,Anadolu'dan İzmir'e indrilen mahsulat değer pahası ile dış ülkelere sevk ediliyor ve liman hareketleri genişliyordu.1899 - 1922 yılları arasında İzmir,garp şehirleri anlayışı içinde genişlemiş gayrı Türk unsurların ticaret hayatındaki faal hareketleri de İzmir limanının dünyanın birinci sınıf limanları haline gelmesine yaramıştır.
1882 salnamesi o zamanki ticaret hayatımız hakkında şu bilgileri veriyor:
"Dünyanın her yerinden İzmir limanına yelkenli ve diğer sefain gelirdi.Limanda bir çok küçük vapurlar olup bunlar liman derunundağa Karşıyaka,Göztepe ve Karataş ile liman haricinde Abdullahağa çiftliği iskelesine ve oradan Urla,Karaburun,Foça ve Dikili iskelesine yolcu ve eşya taşırlar."
6-İZMİR GÜMRÜĞÜ:
Aynı salname İzmir Gümrüğü hakkında şu bilgiyi verir:
"İzmir Osmanlı Gümrüğü idaresi gayet dürüst çalışırdı.Memurlar ve müdür namuskar ve ferasetli kimseler idi.İzmir'e gelen ticaret eşyasından gümrük resmi istiyfa ederler ve muamelatı gününde görürler idi.Gümrük müdürü Salih Efendi,başkatipi Daniş Bey,sermuayeneci Hasan Efendi,İzmir Efrenç gümrüğü müdürü Hüsnü Bey,başkatipi Rıza Efendi idi."
Bu tarihte İzmir'e Aydın istikametinden binlerce deve yükü kuru incir getirilir ve bunlar İzmir'de hiçbir muamele görmeden muhtelif dış ülkelere satılırdı.Orman mahsullerinden palamut,miyan kökü ve balı,hatta Amerika'ya bile ihraç edilirdi.Urla bağları ile Nif"Kemalpaşa" bağlarından ve Manisa'ya bağlı merkez ve mülhakat bağlarından elde edilen razakı ve çekirdeksiz üzümler dış pazarlara gönderilir ve gümrükte bunlardan çıkış vergisi alınırdı.
7-EGE TURİZM CEMİYETİ:
Dr.Behçet Uz'un başkanlığında kurulan "Ege Turizm Cemiyeti" Ege bölgesindeki turistik hareketleri tanzim etmek,eski tarih sitelerini kalkındırmak ve turistlerin faydasına hasr etmek üzere çalışmaktadır.
Cemiyetin ikinci başkanı Bay Suat Yurtkoru (İzmir'de) 11 Ağustos 1949 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı İnonü'ye cemiyetin çalışmalarını izah etmiştir.
Sözlük
