ÇOCUKLUĞUM İÇİN HIRSIZ OLDUM

 

70 li yıllarda çocukluğunu geçiren herkes gibi, benim çocukluğumda da yoktu, böyle güzel oyuncaklar, alışveriş merkezleri, fast foodlar, bilgisayar oyunları (sanki bilgisayarın kendisi var mıydı da oyunları olsun), game boylar, rengarenk boyalar,çıkartmalar, oyun hamurları ...

İclal Aydın bir şiirinde ''çocukluğumun yokluk yıllarıydı'' derken ne güzel de tanımlamış...Gerçekten yokluk yıllarımızdı onlar... Yaşadığımız ülkede, o dönemin gelişmiş ülkelerinde olan çok şey yoktu...

Bunlara bir de o zamanlar henüz icat edilmeyen, şimdilerde işportaya düşen onca şeyi katarsak, yokluğun daniskasını yaşadığımız yıllardı...

 

 Televizyondaki Amerikan dizilerinde ''hamburger'' ve ''pizza'' kelimelerini çok sık duyardık...Filmlerdeki çocuklar  'hadi hamburger yemeye gidelim' derlerdi, iş adamları öğle arası telefonla pizza siparişi verirlerdi...Büyük kare kutunun içindeki pizzaları kapılarına kadar getirilirdi.

Her defasında değişik türde istediklerinden, öğrenmiştik pizzanın farklı malzemelerle yapılabileceğini...

Adam:

-Bana bir ançuezli pizza lütfen....

Yanındaki bayan:

-Bana da mantarlı ve sosisli...

Sucuğu bilirdik de bu sosisin tadı nasıl bişeydi hiç bilmezdik...Resimlerini babamın ev dekorasyonu kitapları ve searslarında (katalog gibi bişey) görürdüm...

Barbekü başında bir baba, sosisleri şişe takmış kızartıyor, anne ve çocuklar özenli bir bahçenin, özenli masasında oturuyor ve en küçük çocuk, çatalını babasının az önce verdiği sosise takmış, ucundan bir ısırık koparmış, fotografı çeken amcasına gülümsüyor...

 

Sonra 80 li yıllarda hepsi büyük bir hızla hayatımıza girmeye başladı...Yaşadığım şehre açılan hamburgerciyi  en çok da yaşıtlarım doldururdu....Televizyonda gördüklerine ergenlik yıllarından sonra kavuşan 70 li yılların çocukları...

''Hımmmm...İki yuvarlak ekmek arasında dümdüz, yuvarlak bir köfte, ketçap denen sulu salça gibi bir şey ve mayonez adında ilk etapta yoğurt izlenimi veren ama tadı bambaşka lezzette olan bir madde.....Bir dilim ince domates, bir yaprak marul ve bazen birkaç ince dilim kornişon turşu... Hamburger böyle bişeymiş...''

Annemizin evde yaptığı kuru köfteye hiç benzemiyor...

Karnımız acıktığından mı, buldumcuk olduğumuzdan mı bilmem, yerken parmaklarımızı da yiyesimiz gelirdi...

Sonra hamburgercilerin sayısı çoğaldı ve bu arada pizzayla da tanıştık...

 

Bu değişiklikler sadece damak tadımıza hitap etmekle kalmadı, dükkan vitrinlerini süsleyen hemen hemen her şeyde gözümüze çarpıyorlardı...Elektronik ev eşyalarından tutun da, oyuncaklara kadar...

Bizler de bu sırada büyüyorduk... Üniversite kapısına dayanmıştık bile...Hepimiz birer genç kız ya da delikanlı olmuştuk...İçimizde liseyi bitirip evlenenler olmuştu, bir de benim gibi başka şehirlere okumaya gidenler....Daha önce yolumuzun düşmediği şehirlere...
Artık kafamızda hayatın ağır yükleri volta atmaktaydı....Kavak yelleri esmekte, kalbimiz yeni heyecanlara yelken açmaktaydı...

 

Aşık olduk, birkaç yıl sonra evlendik...Sonra anne olduk...Büyük  alışveriş merkezlerini dolduran her güzel şeyden çocuğumuzun da olsun istedik...Markalı kıyafetleri, eşyaları, oyuncakları farkettik...Paramız el verdiğince çocuklarımıza aldık...Biz görememiştik ya , onlar görsün diye.....

 

O hamburgeri ilk yediğim anın heyecanını hiçbir çocukta görmedim...Onlar vitrindekilere sahip olmuşlardı...  Bizim gibi siyah-beyaz ekranda görünen, başka dünyalara ait olanlara değil...Belki de bu yüzden sıradandı onca şey onlar için....

 

Bizim kulpu kırık fincanlarımız, kiremit parçalarımız, şişe ve kutu kapaklarımız vardı evcilik oynamak için...Şimdiki kız çocuklarınınsa, plastikten her türlü mutfak eşyaları, oyuncak ütüleri, dikiş makineleri, elektrikli süpürgeleri.... Her hevesli anne gibi ben de kızıma aldım...En çok da kızımla evcilik oynamaya bayılıyordum...Oysa O, onca oyuncağı bir kenara itip '' senin mutfakta kullandıklarınla oynayalım, bunlar gerçek değil'' diye mutfaktaki tencere, tava, kepçe mepçe ne varsa toplayıp geliyordu...

 

Kızımın ilkokula başlamasıyla beraber,  hayatın çetrefilleri de onun dünyasına girmeye başladı...Dersler, sorumluluklar, Liselere Giriş sınavları, kurslar, dersaneler....Sık sık şehir, okul, öğretmen ve arkadaş değiştirmeler...

 

Şimdi o bir genç kız...Anadolu Lisesi 1. sınıfta....Ve ilkokula başladığı yıldan beri hala aynı koşuşturmacanın içinde...

 

Ben....... Beni az çok biliyorsunuz işte....Ama bilmediğiniz şeyler de var...

Sokakta ip atlayan kızları görsem aralarına dalıyor, ben de onlarla ip atlıyorum, yürürken ayağıma gelen topu es geçmiyor, kaleciye şut atıyorum, apartmanın girişinde evcilik oynayan minik kızlara ''bu gün sana misafirliğe geleceğim, müsait misin'' diye soruyorum, çocuk parkının yanından geçiyorsam salıncakta sallanıyorum,  bilgisayarımın başına geçip ''age of empires'' ve  ''settlers'' oynuyorum...

 

Çocukluğum için hırsız oldum... Çocukların dünyasından gizli gizli çalıyorum...

 

 

 

 

Ruşen Ergün

 

 

 

Denemelerim Sayfasına Geri Dön

 

Geri

Ana sayfa

İleri

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1