Ozet:Bu calisma bunu izleyecek olan birkac calismanin ilk yazisidir ve
giris niteligi tasimaktadir. Bu ve bunu izleyen yazilarda, oncelikle borsanin gercek
degerini bulmak icin genellikle nelere bakildigi anlatilacak. Daha sonra basari
oranlarina deginilecektir. Son olarak da Turkiye icin bu gostergelerin davranisina,
dunydan farkliliklarina deginilecektir.
3 Aralik 1996 gunu Shiller ve Campbell adli iki unlu ekonomist, Amerika Merkez
Bankasinin Genel Idare Kurulu karsisinda, Merkez Bankasinin basinda olan Alan Greenspan'e
birseyler anlatmaya calisiyorlardi. Iki gun sonra anlattiklari etkili olmus olsa ki Alan
Greenspan global ekonomiyi sok eden bir aciklama yaparak, Amerikadaki hisse senetleri
piyasasini anlatirken akildisi coskunluk (irrational exuberance) tabirini
kullandi. Bu tabir Shiller'in 2000 yilinda yayinlanan kitabinin ismiydi. Ne anlatmislardi
Shiller ve Campbell? Ve niye "akildisi coskunluk" tabiri kullanilmisti borsa
icin?
Shiller ve Greenspan, fiyat kazanc (F/K) oranlarinin cok yuksek ve temettu verimliginin
(T/F) dusuk oldugu zamanlarin arkasindan gelen 10 yil boyunca senetlerin getirisinin
genellikle cok dusuk oldugunu ifade etmislerdi. Buna pek sasirmamak lazim cunku senetlerin
fiyatlarinin en onemli belirleyicileri, sirketin kazanclari ve verilen temettulerdur.
(Tabii ki enflasyon, faiz oranlari da cok onemli bir yere sahip.) Ornek olarak Amerika'da
ortalama temmetu verimliligi orani 4.73% dur. Fakat 1996 sonlarinda bu oldukca dusmus ve
1.9% a gerilemistir. Fiyat Kazanc oranlarinin ise ortalamasi 14.2 dir. 1929 krizinden
hemen once 26 ya ulasmistir ve arkasindan da kriz gelmistir. 1996 Aralik ayinda ise F/K
orani 28 olmustur.
Kisaca 1996 sonundaki genel durum cok dusuk temmettu verimliligi ve cok yuksek fiyat
kazanc oranlariydi. Buradan yola cikararak da Shiller ve Campbell 1997-2006 arasinda
senetlerin ortalama %40 deger kaybedecegini ifade etmislerdi.
Bu ifadelerinin arkasindan Amerika'da borsa deger kazanmaya devam etti. Hem de temettu
verimliligi dusuyor bir yandan da F/K oranlari yeni rekorlar kiriyordu, Ocak 1999' temettu
verimliligi 1.26% ye dusmus, F/K ise 32.7 ye cikmisti. Yukselis bilindigi uzere 2000
yilina kadar surdu ve su anda piyasanin gelecegi hakkinda pek bir sey soyleyemiyoruz.
Fakat eger Shiller ve Campbell hakliysa, onumuzdeki 5 sene icinde Amerika'da borsanin %65
den fazla deger kaybetmesi gerekir!
Peki Turkiye'de genel durum ne? F/K ile temettu verimliligi ne derece onemli? Bu
oranlara bakarak endeksin "asiri degerli" olup olmadigini soyleyebilir miyiz?
Sozu fazla uzatmadan hemen cevabi vereyim. F/K ve temettu verimliligi gibi oranlari
kullanarak, tarihsel ortalamalarini referans alarak, su anda borsanin asiri degerli olup
olmadigini soyliyebiliriz. Bu yontem cok kullanilan bir yontemdir. Ama bunun hic bir
anlami olmayabilir!
Ornek olarak Shiller ve Campbell, Greenspan karsisinda tezlerini ifade ettikten sonra
borsa 2 sene boyunca rekorlar kirmaya devam ettmistir. Bu sure boyunca F/K oranlari
surekli olarak yukselirken, temmettu verimliligi de dustmustur. Tarihe baktigimiz zaman
F/K oranlarinin dongusel hareket yaptigini gorebiliyoruz. Ama bu demek degildir ki
dongusel hareket ayni sekilde devam edecek.
Asagida iki tane grafik veriyorum. Hepsi de Amerika icin F/K oranlaridir. Farklliklari
farkli zaman donemlerini kapsiyor olmasidir. Ilk grafikte 1954-1990 arasindaki F/K
oranlarina bakan bir insan F/K nin dongusel hareket ettigini soyliyebilir. Goruldugu uzere
20 seviyeleri sanki ulasabilecegi en ust seviyeler ve bu seviyelere ulastiktan sonra
genelde geri donmekte. 1990 yilinda, bir yatirimci bu grafigin karsisina gecip,
"Himmm F/K oranlari 20 lere geldigi zaman piyasadan cikip beklemeliyim"
diyebilirdi. Ama...

Asagidaki ikinci grafik ise 1990-1999 donemini kapsamakta. Burada ise durum ilkine gore
oldukca farkli dongusel hareket yaptigini soylemek cok zor. Yukari dogru bir trendin
varligindan bahsedilebilir. Ve ozellikle 20 seviyelerine dikkat edin. 20 seviyelerinin
gecilemez oldugunu dusunen yatirimcilarin uzunca bir sure piyasa disinda beklemesi
gerekmektedir.

Kisaca tarihsel dataya bakip F/K yuksek yada dusuk demek, ve piyasa asiri degerli yada
ucuz demek pek dogru degildir.
Tarihsel dataya bakip karar vermenin degisik sorunlari vardir. En onemlisi de gecmis
gelecekteki beklentileri icermez. Bunun yaninda baska bir sorun daha var. Senin veya benim
piyasinin gercek degerini bilmemiz ve buna gore poziyon almamiz, hakli
olsak bile, para kazanacagimiz anlamina gelmez. Cunku piyasanin yonunu "akillica
alinmis kararlar" degil ama "akildisi coskunlukla alinmis kararlar"
belirlemektedir maalesef. Bu Alan Greenpan'nin ifade ettigi seydi. (F/K oranlarinin surdurulemez
oldugu ekonominin beklenilen seviyede buyuyemeycegi ortaydi. Ama fiyatlar
artmaya devam ediyordu.) Burada pek cok ornek verebilirim: Amerikada F/K larina ve diger
temel gostergeler kullanilarak yapilmis pek cok hesaplarda piyasanin gercek degeri
hakkinda yazilar yazilmaktadir. Ama bunlarin cogu bir sene sonraki fiyat hareketlerini
aciklamakta yetersiz kalmaktadir. 1996 yilindan sonra hemen hemen butun temel analizciler
fiyatlarin cok sistigini soyluyorlardi. Ama gelin gorun ki fiyatlar yukselmeye devam etti.
Yukseldi, yukseldi, yukseldi.
Ilginc olan bir baska konu ise su: Yatirimcilara teker teker sordugunuzda, ozellikle
tecrubeli olanlari, fiyatlarin cok sistigini ifade etmislerdir, ama ote yandan "geri
de kalmamak icin" gidip senet almislardir. Ortada bir balon var, balon sisiyor ve bir
gun patlayacagini pek cogu biliyor, ama patlayana kadar "biraz kar yapariz"
zihniyetiyle balonu uflemeye katiliyorlar. Buna "rasyonel balonlar"
(rational bubbles) denir literaturde ve fiyatlarin gercek degerleinin cok ustune veya cok
altina inebilecegini ve bunun aslinda rasyonel davranisla aciklanabilecegini iddia eder
kisaca.
Kisaca F/K larina bakarak genel olarak piyasanin ucuz yada pahali oldugunu soylemek pek
kolay degildir. Fakat eger bu yapilmaya calisilacaksa da baska unsurlarda goz onunde
bulundurulmalidir, faiz oranlari, enflasyon ve belki de en onemlisi (cunku digerlerini de
bir miktar iceriyor) risk gibi. Piyasalar karsilastirilirken bu olculer
bazinda karsilastirilma yapilmalidir. Aksi takdirde hatali sonuclara varilmasi
kacinilmazdir.
Ben ikinci yazimda boyle bir yaklasim izleyecegim. Yani F/K oranlarini
karsilastiracagim ama "riski" de goz onunde tuttarak. Diyebilirim ki, yalnizca
F/K oranini karsilastirmaktan daha dogru ama hala eksikleri olan bir yontemdir bu.
Bolumun ikinci yazisina buradan ulasabilirsiniz.