22

tomurcuk sevdam

döner çiçeğe

çocukca bir darılmayla

sarılırım yaşama

açarım kollarımı sevgiye

 

bilenir ruhumun derinliğindeki korku

yaşamaktan korkmuş yüreğim

yüreğimdeki gel-git

bir patlamayla nükseder

sonucu kestirilemeyen

yeni bir sevda

öncesinde yepyeni bir paylaşımın

 

 

23

parçalar arası uyuşmazlık bizimkisi

aynı kökten aynımsı duygularla

bütün içi kişilik savaşı bizimkisi

adem ile havva’dan bilinçaltı ikramı

parçalar arası ayrılık bizimkisi

 

24

gün daha ermeden evimizin bahçesine

ateşböceği sessizliği odamın içi

ben yatakta uzanmış

alaca karanlığı seyrediyorum

sense uzaklarda

sigaram mı

düştü düşecek külü umutlarımın üstüne

 

25

unutulmuş bir köşede karabiber kokusu yüreğim

abartılı dağlar yarata dursun

yanan kibrit çöpünde

karanlık vadiler aydınlanmış da

seni düşünmüşüm bir akşamüstü

güneşin kızıllığı

karman çorban sarılmış kundağıma

duygularım beşiğinde sallana dursun

unutulmuş bir köşede

kayıp gülümsemeler saçıyorum

öyle mahzun ve uzaktasın ki

 

26

ya ellerin yalan söyler ya da gözlerin

ellerini tutunca gözlerin kapanır

gözlerine dalınca ellerin uzaklaşır

beni sevdiğini söylediğin zaman

 

27

o sağında

ben solunda

bir kuşun kanatlarında

bir kez sevince

düşeyazdım yalnızlığıma

o gidiyor yalpalı kuşun kanadında

 

ben düşeyazdım ya yalnızlığıma

o, kuşun kanadında hala havada

yapışmış kırk bin tüye

inadına inadına

 

28

bir terslik günü günden uzaklaştıran sevda

ters kutup bilmecesi yaşanılan insanın

anlık çırpınmaların son nefesi yalnızlığın

 

oysa uzayan gecelerden gelir

ay ışığında sevişmelerin iniltisi

ve ayrılıktır aykırı düşer ikimize

milyonlarca yıl bekledikten sonra

 

taze ve diri bırakabilseydi anaç toprağı

kara öküzün çektiği ak sabanın izleri

bir kerelik yağmurda

düşünmem gerekmezdi seni

yaşatmak için sevdamı

esir ettiğim gecelerde

milyonlarca kere

 

bir terslik günü insandan çalan sevda

kayıtsız tutulmuşken sevdanın oltasına

bir çekimlik güce hasret misinadaki olta

 

yine de saçların dalgalı deniz suyu kokusu

çeker mi çeker beni, su yüzüne

keşke tok olmasaydı yüreğin sevgiye

 

29

aslında sözlerinin yabancılığı değil

beni ürküten gecenin puskunluğu

bu koşuşturmalar susmalar değil

 

inebileceğini hesaplamadan

çok kolay ağaçlara çıkmak

aşağıda kalan sen olmasaydın

ne güzel olurdu yaşamak

 

 

30

bugünüm dününe daha yakın

bugünün sevdamdan uzak

dünlerim aydan

bugünlerim güneşten daha parlak

yarınlar sevdandan çok daha uzak

 

31

açık tut gözlerini başını dik

hatırlamak istemezse yüreğin

beni senin için en iyisi bu

 

ben çoktan kapattım gözlerimi

ama yüreğim gökte buluşup seninle

yazıyor bütün şiirleri

 

32

uzaktasın milyarlarca yıl uzakta

duygu yüklü geminle

açılmış yelkenlerin sonsuzluğa

sonsuzluk yüklü düşümle peşindeyim yine

 

33

en güzel çiçeklerden

en güzel demetlere

sevda sözcükleri yetmiyor

bırakma beni

 

rıhtımda en derinlerde

zirvede en yükseklerde

yüreğim elvermiyor

dön geri

denizin kavuştuğu kıyılardan

uzaklara çok uzaklara

en güzel duygulardan

en güzel umutlara

sevda yürekleri ulaşmıyor

dön artık geri

gidebildiğin yolda

görebildiğin ufukta

milyonlarca kere uzakta

bir kerecik olsun döndür

döndür benden yana

döndür yüreğini

döndür de

döneyim gece gündüz

güneş gibi

döneyim çılgına

 

34

karanlıklar koşuyor rıhtıma

dört bir yanı sarmış umutsuzluk

rıhtımda bir yelkenli

yelkenlerim rüzgarsız

yelkenlerim suya inmiş

denizin umurunda mı

 

35

bıraktım gecenin koyuluğunu

aydınlık yüreğime artık

uyusun da kalkmasın

gündüzüm son bulmasın

bıraktım düşümün yarısını

sonunu görmesem bile

yaşadım yarısını

bıraktım da yelkenim doldu rüzgar

limana yanaşamadan duygularım

daha başka aşklar arar

bıraktım sensizliği kuşların kanadına

hiçbir acı duymuyorum artık

duygularım sensiz de güzel

bıraktım nedensiz aşıklığını yüreğimin

doksan üçü yirmi sekiz nisan geçe

karanlıktı gece

 

ay kavurmuş saçlarını

sıçramış yıldızlar sağa sola

 

doksan üçü yirmi sekiz nisan geçe

karanlıktı gece

gün kavuştu yüreğime

 

36

doğanın kendine özgü senfonisinde

su sesi yüreğimi boğarken

hızla yazılan

ölümden kaçan satırlar

panik baş ağrısı uykusuzluk

sessizliğin kulakları tıkaması

hani olmazdı o günbatımı kızıllık

gözlerin bir de yalan söylese ne olurdu

yok be gülüm senden uzaklarda geçmiyor geceler

ay ışığında eski parlaklık yok artık

ağaçlar yaşlanıyor,yaşlandıkça kök salıyor

şimdi nerdesin kiminlesin

yoksa kendinle misin

çünkü geceyi geçtik sabahın üçü

buralar horoz ötüşünden sonra bile

gerçekten çok karanlık

karanlık mı karanlık sudaki görüntüm

hani umursamazdın sen ölmeyi

hani cesurdun ve inançlı

dünyayı döndürürdün ya ekseninde

hani gözlerin gibi derya olurdu yaşam

tek bir yelken açmadan ufuklara

hani eskiden

eskiden

şarkı söylerdin sözlerini bilmeden

kitap okur şiir yazardın kendince

hayallerin olurdu da paylaşmazdın kimseyle

söyle ne oldu bütün bunlara

yoksa bir çift kırıklık mı

 

şu anda huzur içinde kapanmış gözkapakların

uyu güzel çocuk uyu

uykuların en güzelini hak ettin sen

 

uyu güzel insan uyu

sevgilerin en cömertini yok ettin sen

 

Counter
NEXT
BACK
Hosted by www.Geocities.ws

1