1

tohumlar geliştikçe çiçeklenir

ömür tükendikçe değerleşir

yaşam çiçeklenip değerleştikçe

ölüm serpilip gelişir

sönen yıldızlar gibi tükenecek ömrümüz

ölümün çekimine kapılmış yaşam

ne kadar çabalarsan çabala

gücün yok çekiminden kurtulmaya

ağır ağır

yavaş yavaş

dönüşürken ipek böceği kelebeğe

acısız sevda çekmek de zor

ölüp gitmek de

2

yolunu şaşırmış karınca

uzaktan gelip geçenlere bakıp

oturmuş da çekirdek yiyor

kalabalıkta böcek gibidir

ezildi ezilecek korkuyor insan

öylesine tedirgin ki

içinde korkunun bacası

dehşet tüter dumanı

yalnızlık içinde

her an tetikte

basıverecek düğmeye yok olmadan

yok edecek kendini

korku içinde

bulacak cesareti

 

 

buldu mu bir de bir insanı

dost bilecek paylaşacak sevgiyi

hissetmektense toprak anayı

daha nice seyretmeli

gökyüzünden süzülen ışığı

gidenlerin çoğaldığı yerde

inatla direnmek yaşamaya

böcek gibi korkmaktansa

karınca gibi şaşırmak yolunu

dikmektir anıtını baş köşeye

talan edilmiş sevgilerin

gün geceye ulaşırken bir türkü çığırır

gecenin buna yanıtı ayrılık olur

bir tarafında güneş ötekinde ay

güneş ve ay ortasında bir yaşam

güneşin gülerken

ayın ağladığı vakitler

bir insanın sevdalandığı andır

insanlar

birbirinden ayrı kalınca mı ne

en çok

sevdiklerini düşünürler

işte o zamandır

korkuyu yendikleri an

3

düşünce düşünür insan

neden düşmeden önce düşünmediğini

düşebileceğini

sevince düşünür insan

neden sevmeden önce düşünmediğini

sevebileceğini

yaşamın bir bütün olsa

sevgin yine de böler bu bütünü

ve aramaya başlar milyonlarca parça içinde

ait olabileceği en değerli parçayı

özde insan ama

özgünlüğü yok oluyor

özgür insanı ararken

özgürlük hayal oluyor

çünkü özünde özgürdür insan

neden esirleşmeden önce özgürlüğünü

özümsediği an

günden güne güneşli günlere günlerce bir yol

işte orada tam karşında

cesaretin yoksa hiç gözlerini açma sakın

korkaklığının bir onayı olacaktır

buz tutmuş yüreğin

gözlerin güneşi gördüğü an

4

demirden örülmüş her bir halkası esirliğimizin

bir yanılsaması içindeyiz zamanın

mutluluğumuz zincirlenmiş zamana

oysa an ve an yitip gidiyor zaman hüzün içinde

ne bekliyorsak gelecekten güzel olan

güzel olan kafandaki kadın gibi

sana bugünden bulaşmış tohumları

hasat zamanı kesilen buğdayların

onu gördüğün zaman

kısalıyorsa birden

arasındaki zaman nefes alış verişlerinin

sıfır noktasına ulaşmadan

ölüm çiçeklerini koklamadan

yaşamaya bak hiçbir şeyi sorgulamadan

kar benekli gri dağların

ayıbını örtünce beyaz bulutlar

zirveye ulaştığında göreceksin

bembeyaz bir denizin

gri donmuş dalgalarını

özgürlüğün beyaz denizlerde yüzmek ise

özgürlüğün beyaz denizlerde yediğin vurgun olacaktır

özgürlüğün en derinlerde

cesur bir yalnızlığın olacaktır

bırak paylaşsınlar

özgürlüğünden arta kalanı

leş yiyen zirve kuşları

5

yitik bir esrikliğin içinde

çekmek sevdayı

bengi bir acıyı gösterir

yüreğimdeki aşk ibresi

aslında kirvesiyiz bu çelimli dünyanın

hoşurluğumuzla işimiz ne sevda yollarında

gezginliğimiz bu yüzden etmiyor beş para

gecesi dinmeyen gözlerim

bir ezgi tutturmuş her nasılsa

geçip gitmiş zamanı yakalayamadan

anıların telaşına

bir gün

bir gece

arada

üzüntü

gizem

düşünce

yolculuk beklemekten daha keyifli

beklemek ise daha kederli ve daha uzun

salkım salkım saçaklanmış damarlarımda düşünce

o düşünce ki evrendeki tek gezgin

konakladığı insanlarda yol gösteren bizlere

6

yaşamın delicesine fışkırmalı kaynağından

unutmalısın yaşayamadıklarını

yaşadıklarınsa doğumun ve ölümüne yakışmalı

her an ve her saniye

nerede olursan ol

kiminle veya kimsesiz

hatırlaman gereken tek bir gerçek

her şey bir son taşır

ve her son bir başlangıçtır

hayatının her milisaniyesinde

o kadar çok son ve başlangıç olacak ki

özünde beslediğin o yüce sevgiyi

korudukça her bir yıldız kayışında

dimdik ayakta duracaksın ölümünde bile

yaşamın kar tanesi

yağmur damlası

gök gürültüsü

gözyaşı

yaşamın o kadar kısa ki

ve o kadar da güzel

anlamadan yaşamış olsan da

biriktirdiğin anılarını

belki de hiç göremeyeceksin

kendini yaşadığın anı

kavramalısın artık taşıdığın

canı ruhu değil

bilgiyi ve sevgiyi

yüz yıllar ötesinden

sana ulaşan ulaştırılan

seninle olması istenen

bunun için savaşılan

ve kazanılan sevgiyi

kaybetme hemen öyle

umutsuz karamsar sıkıntılı

yağmurlu bir günün akşamı

aç ve parasız yalnızlığının

sonlanmayan soluk alışlarında

yaşadıkların nehirlerle toplanır denizinde

bütün sevginle dalabilirsen denizine

boğulmadan yüzebilirsen kendi denizinde

baki olan sen olmasan da

bir deniz bırakacaksın yeryüzünde

7

arkamızda uzar gider

yol aldığımız ıssız gece

koynunda üreyen yalnızlıklara

şafağı bekleyen gözlerde oluşur

sarımtırak bir parıltı

ve karanlık yüzlerde sarının bütün tonları

o sis perdesi

o sessizlik

tatlı bir koku gündüzün soluk alışı

ulaşmıştır karşı dağlara güneş bizden çok önce

dağlar donmuş dalgaları

kıyısından sonsuzluğa ayrıldığımız denizin

kuşların kanat çırpışıyla rüzgar

döndürüyor suratıma çarpa çarpa

tok karnına yel değirmenlerini

toprağın ihanetidir aşkımın adı

arkamızda uzar gider

gündüzün soluk alışı

uyan toprak ana uyan

bulutların şiddeti gözyaşı dolu

her şeye karşın yaşat

sana sığınan son sevdayı

içimdeki gökyüzü

hala güneş kaplı

8

varlığım sonsuz bir sır

ya da sonlu

soysuz ya da soylu

varlığım soluğumdan ibaret

soluğum çınar yaprağı

karınca yolu

gün doğumu

titrek çünkü geçmişten akar

şimdi coşkulu

umutlu çünkü geleceğe koşar

boz yağmurların

renksiz bulutları

ciğerlerimdeki soluğun dumanı

soluk aldın mı yaşayacaksın

hakkını vereceksin yaşadıklarının

yaşadın mı soluk alacaksın

hakkını alacaksın yaşadıklarının

çınar yaprağına

karınca yoluna

gün doğumuna

sakın borcunu unutma

9

aniden binlerce atın coşkusuyla şahlanan düşünce

geride kalan sıcak tozlu bir bekleyiş

yelesel bir ürperiş sararken yalnızlığımı

hiç umulmadık bir anda giyiveriyorum

kendime biçilen kaderi

10

sıfırlaşıyorum bazen

çarptıkça hiçleşiyor insan yüzleri

geriye kalan sadece

taze yürek çırpıntısı

anlamını yitiren her şey gibi

anılarda gizleniyor güncem

sıfırın kuvveti yok etmeden

bendeki müziğin bütün ezgisini

11

asparagus yetişiyor bozkırlarında yüreğimin

depreşiyor sevdalarım densizleşiyorum birden

birden çatılıyor kaşlarım sonra bir çaveladayım çaresiz

pullarımda ebemkuşağı

ağzımda çayırotu

yüreğimde asparagusla

çavelada bir balık

12

yıllar azrailin arşınladığı yollar

ak işaretler geride bıraktıklarımız

ve sonsuz güzellik

yaşayacak çok şey vardı önceden

ulaşamadan yarım kalmış umutlar

13

beynin içinde kaldığı karanlığa

kitabın bıçakla saldırışı

duvara yapışmış iyi bir sivrisinek

güvercin üstü ‘peace’ yazısı

isa'nın dali’nin fırçasından

çarmığa gerilişi

duvara tabandan yapıştırılmış sultan ahmet çeşmesi

güneşi tutacağını zanneden bir el

iki üç memleket fotoğrafı

ve uyumu bozan bir yaşam

14

gökyüzünden yeryüzüne

akar da akar yağmurlar

yeryüzünden gökyüzüne

buhar olur sevdalar

güneş batar ay doğar

boğar gecenin karanlığını

dünden kalan umutlar

güneş açar ay kaçar

yapar yuvasını aydınlığın

gökyüzüne uçan çocuklar

15

ışığını güneş vurur aya

ay vurur geceye

düşüm aydınlanır

kılığında beyaz bir güvercinin

sürünür ışığını ay, geceme

beyaz bir atın yelesini

çıplaklığıyla örtünen genç kız gibi

ılık ılık bir nehir

akar saçaklı yollarıyla

gümüşten bir geçmişe

altından anılar çizerek

yağmur çiseler

bir yol daha bulunur yaşamak için

gündüz olur

gece arınır kirinden

şafakla birlikte

dağılır yıldızlar ve ay ve karanlık

deniz kokusu sarar yalnızlığı

sevdasız kalınca gökyüzü

dalıp gittiğim yıldız kümesi

aysız gecede bir sevdaya

tutulmak gibi

yitip giden aydınlığı gecenin

ve yanıtı ayrılık olur

türküsüne günün

16

öyle bir sevda ki bu

ne seni kapsar

ne de beni

öyle bir sevda ki bu

ne doğduğu an belli

ne de öleceği

17

tohumların çiçeğe durması

nasıl dağıtırsa arının açlığını

öyledir sevdan

çırılçıplak bırakır

nasırlaşan yüreğimi

18

güneş daha genç yarına göre

çiçekler daha taze bugün

bizler sevgilim

daha yaşlıyız düne göre

ama düşüncelerimiz

uğruna ölmek için dingin sevgimiz

bugün daha da kan dolu

gençliğine sürmüş bizi

taşır yarınlara

19

atacağım kendimi

aşağıdan yukarıya yerçekimsiz aşkım

sudaki görüntüsü göğün

derinliğim olacak

ve aşkım özgürlüğüm için

kelepçeli yüreğime bulut

coşkusu

mutluluğu

yağmur içinde saklı

hiddetlenmeye görsün bir kez yüreğim

çaktımıydı bin bir vatlı bulutlar birbirine

sen yağacak yağmuru seyret o zaman

biricik yüreğine

20

gözlerim mahpusumun kapısı

görüş günü günlük güneşlik

mahpusta bir sevda

nabız atan can kokan

mahpusumun damarları

günlük güneşlik bahar dalları

21

bir çok şiirde buldum seni

seni gösteren sözcüklerle

sarmaş dolaş oldum her gece

çünkü gece okurum ben şiirleri

çünkü gece okunur şiir dediğin

güneşte durmuş da

ayva sarısı açmış güzelliğin

yapraktaki çekingen yağmurcuk gibi

damla damla şarap olmuş da

ellerimde kaybolmuş tuttuğum bedenin

deniz tutmuş ellerinden

ellerin hayalimdeki gibi

yüreğinden daha hafif

şiir değil mi kapsayan

seni de beni de

o rüzgarlı gecede

bizi birlikte kılan

 

NEXT
BACK
Counter
Hosted by www.Geocities.ws

1