|
|
|
Sir Ork Kimdir?
Lordunuz'un Sitesi'nin son transferi Amerikalı yorumcu Sir Ork hakkında bilinmeyen gerçekleri Lordunuz'un ta kendisi su yüzüne çıkardı.
Herşey iki hafta önce aldığım bir e-mail'la başladı. Rumuzunun Ork olduğunu söyleyen sevgili bir okurum, sayfamın sefaletine çok acıdığını bildirerek kendisinin de bu külkedisi kılıklı siteye bir katkıda bulunarak (olmaz ya) adam olmasına yardımcı olmak istediğini söylemişti. Doğal olarak bu benim için geri çevrilemez bir teklifti. (Burada bayrağa seslenen şairin vermek istediği mesaj: "Eğer ki siz de yazmak isterseniz n'olur yazın ve yollayın...") Ben de yolladığı ilk sinema eleştrisi olan Hollow Man'i derhal Bunları Yapın sayfasına ekledim. Çalışmalarına şükran duyduğum dostumu "Sir" ünvanıyla ödüllendirdikten sonra o da aşka gelmiş olacak ki ikinci yorumu olan The Cell'i bana üzerinde ivedi yazılı bir zarfla gönderdi. Herşey çok güzeldi, benim sitem büyüyor, Sir Ork'un yazıları milyonlara, hatta milyarlara ulaşıyor ve siz sevgili okurlarım bilgi otoyolunda eşsiz yorumlar okuma imkanı buluyordunuz. Peki kimdi bu Sir Ork?
Bu sorumun cevabını bulmak üzere derhal özel jetime atlayarak Atlantik Okyanusunun öbür ucuna yola koyuldum. İşim çok kolay olmayacaktı, çünkü Sir Ork hakkında Atlanta'da yaşadığının dışında hiçbirşey bilmiyordum.
Heathrow'dan havalandım. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonunda Atlanta havaalanına yaklaştığımda iniş için kuleyle irtibata geçtim:
(lordunuz) Lordunuz 1, iniş için izin istiyor, tamam...
(kule) Lordumuz 1, burası Houston, pistlerimiz emirlerinize amadedir.
(lordunuz) Houston?? Aaa... Bir problemimiz var...
(houston) Nasıl bir problem lordum, derdini söylemeyen derman bulamazmış...
(lordunuz) Eee...şey...Ben Atlanta'ya gitcektim ama biraz kaçırmışım galiba...
(houston) Lordum Atlanta biraz geride kaldı, ama bu akşam valla bırakmayız, lordumuz kırk yılda bir buraya gelmiş, hem Dallas'tan Ceyar'la Suğelın de haftasonu bize yatıya geliyolar.
Kuledeki sempatik adamın sesi tanıdık gelmişti.
(lordunuz) Babi, Babi Yuving, sen misin?
(babi) Ta kendisi lordum, bak Pem de karpus kescek mutlaka bekliyorum.
(lordunuz) N'oldu Babi senin ne işin var o kulede, Yuving petrole nooldu?
(babi) Lordum sorma, geçen yaz havalar çok sıcaktı, çocuklar bi gün petrol kulesinin tıpasını takmayı unutmuşlar, bizim petrollerin hepsi bi gün içinde buharlaşıp havaya karıştı, bissürü borç harç, şirket topu attı. Ben Houston'a yerleştim, temizyüzlü sevilen adam olduğum için kolayca iş buldum, ama Ceyar benim kadar şanslı olamadı, Dallas'ta Cumhuriyet Caddesi'nin köşesinde simit satarak geçimini sağlamaya çalışıyo...
(lordunuz) Vah yazıık. Babicim gelmeyi çok isterdim ama çok önemli bi görev beni bekler, ben şimdi Atlanta'ya nasıl gidicem onu söyle sen.
(babi) Şimdi burdan bi U çek, lordum sonra dümdüz devam et, binbeşyüz ikibin kilometre kadar sonra sağdaki çartır uçaklarına sor onlar sana tarif eder, yolun açık olsun güzel lordum...
(lordunuz) Eyvallah Babi, yengeye selam.
Biraz çabadan sonra sonunda Atlanta'yı buldum. Havaalanından çıktığımda yolun kenarında bir Aston Martin DB5'in parkedili olduğunu görünce çok sevindim. Kahyam Nestır, ben daha oraya gitmeden arabamı hazır etmişti. Arabaya atladığım gibi son sürat şehre doğru gitmeye başladığımda Nestır'ı cepten arayıp teşekkür edeyim dedim.
(lordunuz) Alooo, Nestır, sağol güzelim benim arabayı Atlanta Havaalanı'nın kapısında hazır etmişin.
(nestır) Horrrr!
(lordunuz) Nestır, alooo!
(nestır) Ha... Ne... Efendim lordum?
(lordunuz) Atlanta'dayım diyorum araba için sağol.
(nestır) Lordum ne zaman gittiniz Atlanta'ya, ne arabası?
Nestır'ın beni endişelendiren bu soruları bitmeden aynamda beliren polis arabasıyla gerçek tüm soğukluğuyla karşımda duruyordu, eve döndüğümde seni öldürücem Nestır...
Kurallara saygılı bir Lord olarak hemen arabamı sağa çektim ve mahkus kaderime boyun eğerek polisi beklemeye başladım.
(polis) Beyfendi çalıntı bir arabayla saatte 120 mil hız yaparken yakalandınız...
(lordunuz) Bakın memur bey herşeyi izah edebilirim.
(polis) Adınız?
(lordunuz) Lord...
(polis) Soyadınız?
(lordunuz)...unuz.
(polis) Bakın Lord Unuz...
(lordunuz) Sen Lordum diyeceksin...
(polis) Peki Lordum...Lordum yoksa siz?
(lordunuz) Evet aynştayn ben lorunuzum.
(polis) Lordum sizi durdurduğum için çok özür dilerim, o bisikletli zibidiler hakkında yazdığınız yazıdan beri hayranınızım. Hatta Pasifik Polisleri haricinde tüm Amerikan Polisleri size hayran. Söyleyin sizin için ne yapabilirim.
(lordunuz) Bakın ben Sir Ork adında birini arıyorum. Onun nerede bulabilirim?
(polis) Şu sizin sitenizde Hollow Man ve The Cell filmlerinin kritiğini yapan Sir Ork mu? Onun Atlanta'da yaşadığını bilmiyordum ama hemen merkeze sorup öğrenebiliriz.
Polis merkezinin verdiği adrese gittiğimde hava kararmıştı. Önümde duran kocaman demir parmaklıklı kapıların ardında kocaman kayalık bir tepe, tepenin üzerinde de Gotik tarzı kasvetli bir şato duruyordu. Kapıyı çalmama fırsat kalmadan duvardaki mikrofondan hırıltılı derin bir sesle zıpladım:
(hırıltılı derin ses) Kimsin sen?
(lordunuz) Eeee...Şey...Heh heh...Ben Lordunuzum.
(hır) Lordum ben de sizi bekliyordum, lütfen içeri girin.
dedi ve önümdeki dev kapılar açıldı. Kapılar açılmıştı açılmasına ama oldukça uzak olan tepedeki eve nasıl gideceğimi düşünürken üzerime doğru kocaman, Tiger Boxer cinsi bir köpek koşmaya başladı. O sırada hızla kan şekerimin düştüğünü hissettim.
Gözlerimi açtığımda, ne zaman kapandıklarını bilmediğim bu organlarımın hiç açılmamış olmasını diledim. Karşımda kocaman, yeşil, alt köpek dişleri burnunun iki yanından çıkmış, yukarıdaki resimde gördüğünüz yaratığı gördüm. Yüzünde daha sonra gülümseme olduğunu öğrendiğim bir ifadeyle bana bakarak yanıma yaklaştı:
(yaratık) Lordum mütevazi evime hoş geldiniz.
(lordunuz) H-hh-hoş b-bulduk.
Hafiften ürpermiştim ama hiç belli etmiyordum. Mütevazi ev olarak adlandırdığı mekanın devasa salonunda siyah beyaz karolarla kaplanmış yerin üzerinde, girişte kan şekerimin hızla düşmesine sebep olmuş canavar, masum denebilecek bir ifadeyle uyuyordu.
(lordunuz) Ehem, ne sevimli bir köpek. S-siz kimsiniz acaba?
(yaratık) Ben Ork'um lordum, sizin sayenizde "Sir" Ork!
Bütün parçalar yerleşmişti. Sir Ork gerçekten bir Ork'tu. Asırlar önce Mars'tan dünyaya gelmiş olan ırk, benim ülkemde insanlar, insanların müttefiki olan Elfler ve Gnomlara karşı müthiş savaşlar vermiş, sonra da bilinmeyen bir sebepten yok olmuşlardı. Sir Ork'la o gece epey sohbet ettik. Dış görüntüsünün yanlış anlaşılmasından korktuğu için genellikle hayatını evde dvd seyrederek ya da geceleri kılık değiştirip sinemaya giderek geçiren Sir Ork, sitemde seyrettiği filmler hakkındaki düşüncelerini yazma fırsatı bulduğu için çok keyifliydi. Bense böyle yüce bir ruhun siteme destek vermesinden ötürü onur duyuyordum. Çünkü Sir Ork, "Karanlıkların Efendisi"ydi...
|
|
This page is hosted
by 
|
|
|