|
ASTIM
Genel Bilgiler
Astım tanısı nispeten kolay olmasına karşın tedavi ve izlenmesinde sorunlar
yaşanan ve toplumda en sık görülen kronik(müzmin) karakterli birkaç hastalıktan
birisidir. Hastalık her yaş grubundan kişileri etkileyebilir.Tedavinin
en önemli kısmını oluşturan hasta eğitimi çoğu kez kalabalık poliklinik
şartlarında yeterince verilememektedir. Bu nedenle özel kullanım yöntemleri
gerektiren ilaçları, hastaların bir bölümü kullanamamaktadır.
Astma, hava yollarınm kronik inflamatuar(iltihabi reaksiyon) bir hastalığıdır.
Duyarlı kişilerde, nöbetler halinde gelen:
-Nefes darlığı
-Göğüste sıkışma hissi
-Hırıltı (hışıltı, ıslık sesi)
-Öksürük
yakınmaları ile ortaya çıkmaktadır. Yakınmalar, özellikle gece ve/veya
sabaha karşı görülür.
Hastalığın dünya üzerindeki dağılımı, ülkeden ülkeye ve bazen bir ülke
içinde bölgeden bölgeye değişim göstermektedir. Ülkemizde yaklaşık olarak
astmanın rastlanma oranı erişkinlerde % 2-4, çocuklarda % 6-8 civarındadır.
Çevresel allerjen miktarı, ev içi ve dış ortamdaki hava kirliliği, rastlanma
oranlarındaki artış nedenleri arasında bulunmaktadır.
|
GASTRİT
Genel Bilgiler
Hastaların genel olarak midede ekşime, yanma ve ağrı şikayetleri ile tarif
ettikleri gastrit, mide iltihabı ile eş anlamlı kullanılan bir terimdir.
Gastrit, midenin en iç tabakasında teşkil eden mide mukozasının iltihabi
bir reaksiyonudur. Mide mukozasında çok zaman bölgesel veya yaygın bir
kızarıklık şeklinde görülür. Çok sık rastlanılan gastritin kadın ve erkeklerde
görülme oranı hemen hemen eşittir.
Gastritin Nedenleri
Çok çeşitli nedenler sonucu ortaya çıkan gastrit, beslenme alışkanlıkları
da dahil olmak üzere alkol, sigara, çeşitli ilaçlar, vs.. etkenlerle ortaya
çıktığı gibi Helicobakter Pylori adı verilen bakteri ve stres sonucu da
ortaya çıkmaktadır. Alkol ve kötü beslenme alışkanlıkları direkt olarak
mide mukozasını tahriş ederek gastrite neden olabilir. Stres ve nikotin
de mide siniri olan Vagus'un uyarılması sonucu fazla asit salgılanmasıyla
gastrite neden olur. Son yıllarda ise gastrit ve mide ülserinin nedeni
olduğu iddia edilen Helicobakter Pylori adı verilen bir bakteri tesbit
edilmiştir. Gastrit şikayeti olan hastaların % 60'ında bu bakteri tespit
edilmiştir.
Gastrit tedavi edilebilir bir rahatsızlıktır. Teşhisinde mide röntgeninin
pratik bir değeri yoktur. Gastroskopi ile kesin teşhis konur.
|
| Bel Fıtığı ( Disk Hernisi
)
Bel ağrısı son derece yaygındır ve insanların tıbbi yardım araştırdıkları
ikinci en sık nedendir. Bel ağrısından şikayet eden hastaların sayıca
çokluğuna karşın hastaların yalnızca % 1 inde siyatik ağrısı tarzında
şikayetler ve % 1-3 ünde bel fıtığı ( lomber disk herniasyonu ) vardır.
Siyatik, bel fıtığı için öylesine tipik bir göstergedir ki, siyatik ağrısı
olmaksızın klinik olarak anlamlı bir disk herniasyonu ihtimali çok düşüktür.
Ancak bunun istisnaları vardır, idrar kaçırma ve bacaklarda kuvvetsizlik
gibi bulgularla ani olarak ortaya çıkan Cauda Sendromu bu istisnalardan
bir tanesidir. İstisnalardan bir diğeri spinal stenoz adı verilen omurilik
kanalının normal ölçülerden dar olması halidir.
Genel Bilgiler ve Terimler
Lomber ( bel ) bölgede 5 adet omur vardır, bunlar tıbbi terminolojide
kolaylık olması için L1 den L5 e kadar numaralandırılarak ifade edilirler.
Örneğin L4 - L5 kısaltmasıyla 4. ve 5. bel omuru kastedilmektedir. Bel
ağrısı çeken ya da bel fıtığı teşhis edilen hastaların ve yakınlarının,
sık sık duyduğu, doktorunuzun kullandığı ve de MR / BT raporlarında çok
sık karşılaştığınız bazı terimlerin karşılıklarını, aydınlatıcı olması
amacıyla konunun başında aşağıdaki satırlarda bulacaksınız.
Lomber Bölge : Bel bölgesi
Lumbo-Sakral Bölge : Kuyruk sokumu-bel bölgesi
Sakrum : Kuyruk sokumu kemiği
Sakro-İliak Eklem : Kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğinin yapmış olduğu
eklem ( Sağ ve solda olmak üzere her iki tarafta da vardır. )
Lumbago : Bel ağrısı
Lumbosiyatalji : Belden bacağın arka kısmına siyatik sinir boyunca yayılan
ağrı.
Disk Herni : Bel fıtığı
Skolyoz : Omurganın yanlara doğru çarpıklığı, eğriliği
Lordoz : Omurganın konveksliği öne bakan kavisli durumu ( Bel omurları
normalde lordoz durumundadır )
İntervertebral : Vertebralar arası, omurlar arası
Postero-Lateral : Arka - yan
Posterior Longitidunal Ligament : Omurgaların, omurilik kanalına bakan
yüzünü saran bağ dokusuna verilen ad. Bu bağ dokusunun omurgaların ön
yüzünde olanına da anterior longitidunal ligament adı verilir.
|
MEME KANSERİ NEDİR?
Meme vücudumuzun dışını örten, kaplayan derinin uzantısı olup süt salgılayan
bir salgı bezidir. Tıpkı yağ bezi, ter bezi gibidir.
Meme iki ana yapıdan oluşmaktadır. Birinci kısım süt salgılar tıp dilinde
buna lobül (süt bezi) diyoruz. Salgılanan sütü meme
başına getiren kanallar ise ikinci kısım olup bunada tıp dilinde "duktus"
denilir.
Memenin bu yapısal özelliğini bir üzüm salkımına benzetebiliriz. Salkımın
taneleri lobulusler ve taneleri birleştiren sapçıklar ise
duktus (süt kanalı) ve salkımın sapının ucu ise meme başı olarak düşünülebilinir.
Meme kanseri dediğimizde meme dokusu içerisinde normalde olmayan olağandışı
yapıdaki kanser hücrelerinin varolması
anlaşılır. Meme iki yapıdan meydana geldiği için meme kanseri de esas
itibari ile 2 guruptadır;
a- Süt kanallarında görülen kanser (duktal kanser)
b- Süt bezlerinde görülen kanser (lobüler kanser)
Bu iki gurup kanserde en sık görüleni duktal kanserdir. Birde bunlarda
başka iltihabi meme kanserinden söz edilebilir. Bu kanser hem duktal hem
de lobüler yapıda olabilir. Fakat görünüm olarak meme sıcak, kırmızı ve
şişmiştir. Daha çok süt veren annelerde kanser geliştiği zaman böyle iltihabi
yapı da görülür.
|
|
Kolesterol nedir?
Kolesterol yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir.
Kolesterol beyin, sinirler, kalp
bağırsaklar, kaslar,karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak
bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu....),
D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için
kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla
miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının
sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda
damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan
pıhtısı, kalsiyum... gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz
için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.
Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek... gibi
organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol
hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar.
Örneğin kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi
olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında
kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.
İyi kolesterol-kötü kolesterol
Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde
çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda
çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir
protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine
lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:
1. LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu
kolesteroldür.
2. HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunluklu lipoprotein): İyi
huylu kolesteroldür.
HDL ve LDL kolesterolden başka lipoproteinler de vardır. Sadece isimlerini
yazıyorum: VLDL, IDL ve şilomikronlar. Yağ metabolizması bozukluğu olan
hastaların yaptırdığı diğer bir kan incelemesi de trigliserid ölçümüdür.
Trigliserid de kolesterol gibi kanda çözünen bir yağdır. Kan trigliserid
düzeyi ile arteriyoskleroz arasındaki ilişki kolesterol kadar belirgin
değildir.
Yüksek kolesterol nedir?
Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması hasta için risk taşır.
HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip hastalarda
kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların
ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.
|
MİGREN
Başağrısı toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun
hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir.
Başağrılı insanları en çok endişelendiren şey bu ağrıya sebep olabilecek
faktörler ve özellikle beyin tümörü korkusudur. Başağrılı insanlar sıklıkla
"beynimde bir tümör mü var?" korkusuna kapılırlar. Ancak başağrısı
nadiren ciddi bir hastalığın özellikle beyin tümörünün haberci belirtisi
olarak ortaya çıkar. Bir belirtiler topluluğu şeklinde görülen migrende
çoğu kez özellikleri olan bir başağrısı vardır. Kişiyi en fazla rahatsız
eden bir özellik olduğu için migren çok şiddetli başağrısının diğer bir
ismi olarak algılanmaktadır. Migrenli kişileri en fazla rahatsız eden
ve bazı günlük işlerini ve görevlerini aksatabilen veya tam engelleyen
temel özellik başağrısıdır. Bu bakımdan migren en basit şekilde tekrarlayıcı
bir başağrısı olarak tanımlanabilir.
Migren Başağrısının Özellikleri
Migrenli kişilerin büyük çoğunluğunda başağrısı en azından atağın (krizin)
başlangıcında başın bir tarafından başlar. Daha sonraları bir kısım hastada
her iki tarafı tutar. Bu özelliği sebebi ile yarım başağrısı olarak da
bilinir.
Zonklayıcıdır, giderek şiddetlenir ve genişler, kafa yarısını veya tamamını
etkiler. Ağrının şiddeti ve süresi değişkendir. Çok şiddetli olabileceği
gibi orta veya hafif şiddette olabilir.
Migren atakları bazı hastalarda haftada birkaç kez olurken diğer bir kısım
hastada çok seyrek olabilir. Ancak genel bir ortalama ayda 2-3 atak şeklindedir.
Beraberinde bulantı veya bulantı ile birlikte kusma, ışık ve gürültüden,
sesten rahatsız olma vardır. Normal ışık ve sesler çok rahatsız edici
olabilir. Bu yüzden bir kısım hastalar karanlık ve sessiz bir odada yatmayı
tercih ederler.
Migren nedir? Migren sırasında neler olmaktadır? Sebebi nedir?
Hemen söylemek gerekir ki migren tehlikeli bir hastalık değildir. Kişiyi
sakat bırakabilen veya ölüme yol açan bir hastalık hiç değildir.
Migren başağrısının bir diğer ismide vasküler yani damarsal başağrısıdır.
Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir.
Sebep belli değildir. Beyindeki bazı kimyasal maddelerin bu işte önemli
rol aldığı kabul edilmektedir. Bir kısım kimyasal maddelerin azalması
veya etkilerinin gücünde azalma başka kimyasal maddelerde etki artımına
sebep olabilir. Bu kimyasal maddelerden özellikle serotonin isimli madde
önemli olup damarlar üzerindeki etkide önemli görevi vardır.
Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler; stres, hormonal
değişiklikler, diyet faktörleri, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve
kişisel bazı alışkanlıklardır.
|