anasayfa
�LER�>>>>>>>
<<<<<<<GER�


Sultanlarin sagliklarinda h�nedan azalarindan herhangi birini veliahd tayin etmeleri ve biat almalari da tahta tevar�s i�in bir ��z�m getirmemistir. Gerek sehzadeler ve gerekse hanedanin diger �yeleri, Sultanin, i�lerinden birini veliahd tayin etmesini kendi mesru haklarina bir tecav�z olarak kabul etmisler ve tahtta hak iddia etmekten geri durmamislardir.

Anadolu Sel�uklu sultanlarinin se�tigi veliahtler de �ok defa kardesleri tarafindan tahttan uzaklastirilmislardir. Mesel� Sultan Mes'ud (1116-1155) II. Kili� Arslan'i (1155-1192) tahta �ikardi. Fakat kardesi Sahinsah bunu tanimadi.

Bu misallerden anlasildigi gibi veliahtlik hatt� bey'at h�k�mdar �ld�kten sonra hukuk� degerini kaybediyordu. Zira h�k�mdarin �l�m� ile birlikte kanunlar ve hukuk� tasarruflar yeni h�k�mdar tasdik edinceye kadar h�k�mden d�smekte, hukuk� mesnedden mahrum sayilmaktadir. Mesel� Osmanlilar'da yalniz memur ve askerin berati degil, her t�rl� vesika tahta �ikan Sultan tarafindan yenilenirdi. Bu sebeple her c�l�sta �lkenin yeni bastan tahriri prensip olarak kabul edilmistir.

Anadolu Sel�uklulari'nda II. Kili� Arslan 'a karsi ogullarinin baslattigi isyanda g�rd�g�m�z gibi bazi hallerde kardesler tahtin islerinden birine tahsis edilmesini kabul etmezlerdi. Onlar veliahd tayinini kendi haklarina bir tecav�z saymaktaydilar. Zira her biri "kut"un kendilerine bagislandigina, Allah'in inayetiyle tahta ge�meye namzet olduklarina inanirlardi. Netice olarak diyebiliriz ki, T�rk devletlerinde veliahtlik saltanata tevar�ste bir usul olarak yerlesmemistir. Hanedan azalarinin h�kimiyete m�stereken sahip oldugu ve h�k�mdari Allah'in se�tigi seklindeki gelenek �ok kuvvetliydi.

T�rklerde h�k�mranlik hakkinin karizmatik vasfi, birden fazla sahsin ayni devlet idaresinde ve ayni kudrette Tanri bagisi (kut) ile donatilmis olmasina imk�n vermez. Karizma (Kut')nin kan vasitasiyla babadan (Hatun'dan dogan) ogullarin hepsine intikal ettigi inanci dolayisiyla h�k�mdarin �l�m�nden sonra evl�tlar arasinda vukua gelen taht m�cadelelerinde i�lerinden biri tam basariya ulasamadigi takdirde (kut'a nail olamadiginin anlasilmasi halinde) devlet par�alanmaktadir. Yani T�rk devletlerinin merkeziyet�i bir karakter tasimasi bizatih� onlarin varliklarini, kudret ve ihtisamlarini s�rd�rmeleriyle yakindan al�kalidir.

B�y�k Sel�uklular'da bilfiil isyana girismeyen bir hanedan mensubunun saltanatta hak iddia edebilir diye idam edildigine rastlamiyoruz. Buna karsilik Anadolu Sel�uklulari'nda ve Osmanlilar'da kardes katline rastlamaktayiz. II. Kili� Arslan, 1155'de tahta �iktigi zaman kendine rakip g�rd�g� ortanca kardesini bogdurtmustu. II. Giyaseddin Keyh�srev (1237-1246) de bir oglu olunca hapisteki kardesini idam ettirmisti. Bunlar B�y�k Sel�uklular'da ve diger T�rk devletlerinde de g�rd�g�m�z gibi T�rkler'deki eski bir gelenege dayanarak yay kirisi ile idam edilmistir. Hanedandan olanlarin kani d�k�lmeden yayinin kirisi ile bogulmasi h�k�mdarin kuts� bir mense'den geldigi tel�kkisi ile ilgilidir. Bu gelenek �ok eski zamanlardan beri mevcuttur. Mezk�r tel�kk� onlarda esasen var olan kan taassubu inanci ile de birleserek h�k�mdar ailesine mensup olanlarin kanlarinin d�k�lmemesi �detini dogurmustur. T�rk ve Mogollar'in Isl�m� devirde bile bu eski Paganizm �detini yasatmalari gayet tabi�dir. Ok ve yayin eski T�rk hayatindaki ehemmiyeti d�s�n�l�rse �ld�rme sekilleri arasinda "yay kirisi ile bogma"nin en eski sekil oldugu s�ylenebilir. T�rkler'in paganizm devrindeki din�-sihr� itikadlarina, onlara bagli hukuk� tel�kkilere istinad eden kan d�kmeme �detine B�y�k Sel�uklular'da da tamamen riayet edildigini g�rmekteyiz.

Anadolu Sel�uklulari'nda sultan b�y�k-k���k tefrik etmeden ogullarindan birini veliahd tayin edebilir. Veliahtlik taht �zerinde hak iddia etmeye engel degildir. Izzeddin II. Kili� Arslan, k���k oglu Giyaseddin Keyh�srev'i halef tayin etti. Diger kardesler kiskanip b�y�k kardes Rukneddin S�leyman'in etrafinda toplandilar. O da 1192'de babasi �l�nce Konya'yi kusatip tahta ge�ti. R�kneddin S�leyman �l�nce (1204) oglu III. Kili� Arslan sultan il�n edildi. Fakat Giyaseddin Keyh�srev tahta �ikti. Onun �l�m�nde (1211) b�y�k oglu Izzeddin Keyk�vus (1211-1220) tahta �ikti. Fakat kardesi Al�eddin Keykubad (1220-1237) bunu tanimadi. Izzeddin Keyk�vus �l�nce kimin tahta ge�ecegi tartisiliyordu. Sonra oglu Al�eddin �zerinde karar kilindi.

G�r�ld�g� �zere T�rk devletlerinde saltanat verasetini tanzim eden bir esas mevcut degildir. Onlarda tahti hanedanin muayyen azasina intikal ettiren bir gelenek de yerlesmemistir. Zaman zaman veliaht tayini, ekber evl�din ya da k���g�n tercihi gibi temay�ller belirmis ise de taht daima il�h� takdire a�ik tutulmustur. H�kimiyetin il�h� mense'li oldugunu kabul eden bu d�s�nce karsisinda diger �det ve anlayislar h�k�ms�z kalmistir. Hanedandan biri bilfiil saltanati ele ge�irdikten sonra onun mesruiyyeti nazar� ve hukuk� bakimdan mesele teskil etmezdi. Asirlardir s�re gelen bu gelenek, T�rkler'de h�kimiyetin menseini Tanri'ya dayandiran eski din� tel�kk�lerle ilgili g�r�nmekte ve Orta Asya T�rk kavimlerinde daha kuvvetle a�iga �ikmaktadir.

B�y�k Sel�uklular'da oldugu gibi Anadolu Sel�uklulari'nda da �lkenin hanedan mensuplari arasinda muayyen hakimiyet sahalarina taksimi vazge�ilmez bir kaide olarak daima tatbik edilmistir.

Mikhail'in daha babasinin sagliginda �l�m� �zerine Israil (Arslan) ailenin basi olmustu. Sonra onun ahfadina batidaki en uzak uc b�lgesi Anadolu yurtluk olarak verilmisti.

Anadolu Sel�uklu sultani II. Kili� Arslan'in sagliginda memleketi ogullari arasinda taksim etmesi de eski T�rk geleneginin devam ettigini g�stermesi bakimindan zikre deger. Onlardan her biri kendilerine ait mintikalarda bagimsiz bir h�k�mdar gibi hareket etmekteydiler.

DIVAN TESKIL�TI

Anadolu Sel�uklulari'nda devlet islerinin g�r�s�l�p karara baglandigi Div�n-i a'l�'nin (Div�n-i �l�, div�n-i saltanat) baskani vezirdir. Devlet idaresinde birinci derecede rol oynayan div�n-i a'l�'nin diger �yeleri sunlardir:

Naib-i saltanat, beylerbeyi, tugr��, atabeg, perv�ne, �riz, m�stevf� ve m�srif-i mem�lik.

Divana gelen meseleler vezirin baskanliginda m�zakere edilir ve alinan kararlar vezirin saginda ve solunda oturan m�ns�ler (div�n k�tipleri) tarafindan def�tir-i d�van-i a'l�'ya islenirdi. Divan kararlari Fahreddin Ali'nin vezirligine kadar Arap�a yazilirdi. Daha sonra Fars�a yazilmaya baslandi. Divana gelen bazi meseleler �nce ilgili divanlara havale edilir ve onlarin yaptigi inceleme ve hazirladigi raporlar daha sonra div�n-i a'l�da g�r�s�l�p niha� karara baglanirdi. Divanda terc�manlar da g�rev alir ve yabanci devletlere g�nderilecek yazilari kaleme alir ve gerektiginde terc�manlik da yaparlardi.

I. Alaeddin Keykubad zamaninda divanda d�rt m�ns� ile iki terc�man vardi.
Hosted by www.Geocities.ws

1