TÜRKİYE’DE SOYA ve DİĞER YAĞLI TOHUM POLİTİKALARI
Sayın Başbakanımız,
Sayın Başbakanımız,
Devletler her konuda olduğu gibi tarımda da politikalar üretmek ve alternatifler yaratmak mecburiyetindedirler. Politikalar ne kadar doğru planlanırsa planlansın, hukuki tabana ve finansman kaynaklarına sahip olmadıkça yaşayamazlar .
Bununla beraber politikaları uygulayan ilgili bakanlık ve organizasyonlarının yapısal ve işlevsel açıdan bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına cevap vermesi gerekmektedir.
Tarım Bakanlığı’nın uluslararası dış ticaret politikalarını ve dünyadaki günlük gelişmeleri takip edememesi, değişikliklere, hızlı ve zamanında karşı tedbirlerin geliştirememesi, arzu edilmesine rağmen koordinasyon görevini yerine getirememesi, soya ve diğer yağlı tohumlu bitkiler politikalarında, yetki eksikliği ve dağınıklığı uluslararası ticaret zaafları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemizde üretilebilir olmasına rağmen 2003 yılı itibariyle 1.3 milyon ton soya 1.2 milyon ton mısır 600 bin ton ayçiçeği, 800 bin ton pamuk, 40 bin ton kolza ithal eden ülke haline getirilmiştir. Dış ticaret yanlışları nedeniylede yağlı tohumların ithali için, toplam 831 milyon dolar ödenmiş, yağlı tohumların en önemlisi olan soya ve soyalı ürünler ithalatına ise 383.735.341 dolar bedel ödenmiştir. Bu oldukça üzücü bir durumdur.
Sayın Başbakanımız,
Dünya Ticaret Örgütünün haksız sınırlamalarına rağmen, ulusal üretimi koruyacak sınırlı imkanlar vardır. Ancak, bakanlık tarım politikaları çifte standart ve çelişki içindedir. Şeker ve karbonhidrat kaynaklı ürünlerde yüksek gümrük korumaları uygulanırken, katma değeri yüksek ve sanayi ürünü olan yağlı tohumlarda maksimum %20’ler civarlarında olan GATT taahhütleri dahi uygulanmamaktadır.
Örneğin soya GATT taahhüdü %21.4 iken gümrük vergisi (GV) %0 olarak uygulanmakta üreticiler haksız rekabete karşı, korumasız bırakılmaktadır
Tarımsal üretimlerimiz birim alandan elde edilen ürün açısından bazı ürünlerde dünya ortalamasından yüksek, bazı ürünlerde dünya ortalaması ve civarındadır. Ancak, girdi maliyetlerinin çok yüksek oluşu Türk tarımında her türlü (girdi, fiyat, alım garantisi, kredi vs. ) destek ve sübvansiyonların kaldırılması, buna karşın rakip ürünlerin hem girdi sübvansiyonu, hem ürün desteklemesi, hem de depolama yardımı alması serbest rekabet sistemlerinin işletilememesinin ve ulusal üretimin tehlikeye girmesinin başlıca sebebi olarak görülmektedir.
Uzun yıllar ihmale uğrayan Türk tarımının, medeni ülkelerin oluşturduğu, ortak akıl ve kurallarından uzak politikalarla idare edilemediği, bir yere varılmadığı ve varılamayacağı açıktır. Ülkemiz, üretim politikaları yeni bir vizyona kavuşturulmalı , kıt kaynakların israfı önlenerek katma değeri yüksek üretimler teşvik edilmelidir. Üretimde tercih üretim fazlası olan siyasi sebeplerle oldukça ağır bedeller ödenen ürünlere değil, bitkisel üretim açığı olan soya, ayçiçeği, mısır, pamuk, kolza gibi ürünlere kaydırılmalıdır.
Soya çağımızın önemli yağlı tohumu olarak kabul edilmektedir.
Dünyada üretim ve tüketim trendi en yüksek bitki soyadır.
Türkiye’nin ekolojisi 5 milyon ton soya yetiştirmeye elverişlidir.
Türkiye 2003 yılında 1.3 milyon ton soya ve ürünleri ithalatı için 385 milyon dolar ödemiştir.
Türkiye’nin 2010 soya ihtiyacı 3 milyon tondur. Ödenecek bedel Türk çiftçisine kalmalıdır.
Türkiye’de 14 milyon insan kronik açlık çekmektedir. En iyi bitkisel protein kaynağı soyadır.
Gelişmiş ülkeler soya ve yağlı tohumlardan biyo-dizel üretimine büyük önem vermektedirler.
Ülkemiz yağlı tohum üreticisine, 5 milyon ton soya, 10 milyon ton kolza ürettirilebilinirse tüm enerji (biyo-dizel) ihtiyacı karşılanmış olacaktır. Bahse konu üretimle 300 bin aile için işsizlik, ve göç konusu çözülecektir.
Tarım politikaları güçlü finans ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Destekleme ve yön verme politikaları orta ve uzun vadede sonuç verdiği için “devletin kararlı, iktidarların bilgili olması gerekmektedir. ”
Bu güne kadar uygulanan politikalarla gelinen noktada önemli sorunlar ve yetersizlikler olduğuna göre radikal politika değişikliklerinin cesaretle yapılması büyük önem arz etmektedir.
Sayın Başbakanımız,
Yukarıda özetle arz etmeye çalıştığımız üzere ülkemiz için yağlı tohum politikaları oldukça önemlidir. Biz aşağıda imzası bulunan kişi ve kurumlar SOYA EKONOMİSİ konusunda şahsınıza detaylı bilgi ve çözüm önerileri sunmak üzere randevu talep etmekteyiz. Bilgilerinize saygıyla arz ederiz.
Koordinasyon ;
Suat Kalfa Adana Soya Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Reşatbey Mah. Av Mahmut Eroğlu sok. Tunalıgil ap. Kat 1 Daire 6 Seyhan /ADANA
Telefonlar 0532.241.66.41 0.322.454.17.01-0322. 454.17.05 Fax 0322.454.16.15
| ÜRETİCİLER | SANAYİCİLER | BİLİM ve YAYIN GRUBU |
| Suat KALFA Adana Soya Üreticileri Birliği | Faruk SARI Bitkisel Yağ San. Derneği | Prof. Dr. İbrahim ATAKİŞİ Trakya Üniversitesi |
| Hulusi TANMAN Ege Çiftçiler Birliği | Ülkü KARAKUŞ Türkiye Yem San. Birliği | Prof. Dr. Halis ARIOĞLU Çukurova Üniversitesi |
| Cumali DOĞRU Adana Çiftçiler Birliği | Ayhan ELÇİ Türkiye Tohumculuk Endüstrisi | Prof. Dr. Özer KOLSARICI Trakya Üniversitesi |
| Nur ÖZKAN Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı | Cemalettin USLU Trakya Birlik Genel Müdürü | Prof. Dr. Enver ESENDAL Trakya Üniversitesi |
| Ayhan BARUT Adana ZiraatMüh.Odası Başkanı | Kenan ELBASAN Full-Fat Grubu | Prof. Dr. Abdurrahim GÖKSU Uludağ Üniversitesi |
| Aziz KÖSEOĞLU TÜSİAD Tarım Kurulu | Prof. Dr. Kamil ALİBAŞ Uludağ Üniversitesi | Mustafa ÇALIŞKAN MÜSİAD Adana |
| Doç.Dr.Filiz KARAOSMANOĞLU İstanbul Teknik Üniversitesi | ||
| Dr. Yahya ULUSOY Uludağ Üniversitesi | ||
| Kemal ERDOĞAN Cine Tarım Dergisi | ||
| İbrahim TÜTÜNCÜOĞLU Arş. Yazar |
