|

Küçük bir
çocukken çakıltaşları toplardım. Parlak ve renkli taşlardı bunlar.
Öyle çok
sayıda çakıl taşım olduğunu sanmayın, hiçbir zaman bir düzineyi
aşmadılar.
Elimle ovar,
parlatır dakikalarca seyrederdim bazen. Siyah, beyaz, kahverengi,
damarlı, oval, yassı, yuvarlak, düz; ama parlak ve sevimli şeylerdi.
Parmaklarımın
arasından kaydırırken yumuşacık gelirlerdi bana. Avucumdan süzülerek
düşerlerdi yere...
Hiç kuşum
olmadı... Bir kafes edinerek güvercin, kanarya, muhabbet kuşu
beslemedim. Sabahları serçelerin senfonisi ile uyanan birisi için
kafeste kuş beslemek anlaşılır bir şey mi? Hayatımın bir parçası
olanı doğal ortamı dışına taşımak, bütünlüğünden koparmak hep saçma
gelmiştir. Hayatımın bir parçası olmayanı bir kafes, form veya
çerçeve içerisinde tutmayı ancak bir modern çılgınlık olarak
tanımlayabilirim.
İnsani olanı
tahrip eden sürecin çocukları, yararlandıklarından vazgeçmeden,
sebebi bulundukları yıkımdan uzak kalmak, kurtulmak istiyorlar. Bir
yıkım ve katliamdan kaçıyor iddiası taşınıyor olsa bile sadece
bulunulan mekânı değiştirmek bu kaçışı anlamlı kılmayacağı gibi,
yıkımın dışında kalmayı da sağlamayacaktır.
Bugün ben
hayatımı yeniden tanımlamaya çalışıyorum... Kendimi kaçırdığım hayat
müsveddelerimi yırttım. Bulanık suyla doldurulmuş bardağımın duru
olduğu iddiasından vazgeçtim. Kaynağında arıtılmadıkça bardaklarımız
bulanık suyla dolmaya devam edecek.
Denizi ilk
gördüğümde içimde karşılığını bulamamıştım. Karşılığını bulduğumda
da denizi....
Hiç okyanus
görmedim, okyanusu nasıl göreceğimi de düşünmedim.
ama kirazları
bilirim....
elmaları,
armutları........
limon
çiçeklerini, menekşeleri...
akasyaları
kokusundan tanırım....................
Birbiri
üzerine abanmış apartmanlar arasında dolaşırken tek katlı bahçeli
evlerin bahçelerinde çoğalan hayatı; boşluğa açılan balkonlarda,
merdiven sahanlıklarına açılan daire kapılarında paylaşma
düşüncesinin gülünçlüğünü bir kez daha kavradım. Bir kez daha
saatlerce tek katlı, bir bahçeli evin bahçesinde dostluğa açılan
kapı aradım.
Yalnızca
üzerlerinde çakılı tabelalarla bahçe duvarları çıktı önüme...
"DİKKAT KÖPEK
VAR !"
ve apartmanlar
yükseldikçe yükseldi.
bir küçük
çocukken ben çakıl taşları toplardım....
hiç kuşum
olmadı.....
ben..................
küçük bir
çocuk......
............... görmeye dayanamıyorum...........
Sabahattin V.
KAPLAN
(günlükten) |