BERZAH

Havari Kesar

 

B: Be, Beth, Beis, Beith, Ba, Ve. R: Res, Reiş, Ro, Ra. Z: Zet, Ze, Zain, Zita, Za. H: Heh, hi, ha, he.

İnsanın kendini tanıması - gnosi se afton - ve sürekli tanıması varlık sorunuyla ilintilidir. Bu tanıyıştan uzaklaştığımızda kendi haqiqatimizden fersah fersah uzaklaşmış, öngörüsüzlük batağına düşmüş oluruz. O batak platformuna 'Esfel-i Sâfilin' adı verilmiştir. Sefilden aşağı. O gün bugün olmaktadır. En büyük sefâlet, en gelişmiş materyel ve modern döneme denk düşmektedir. Modern dönem asîl ve aslî ruh'un işkencehânesidir.

Hayâl iki uçlu bir mefhum olarak karşımıza çıkar: Birincisi müsbet mânâda, uyanıklık hâlinde rüyâ katına çıkmak ve toprak tasallutundan kurtulmak. Mânâ seviyesinde maddeyi kuşatmak, üst şuur varlıklarıyla birlikte yürüyebilmek. Diğeri menfî mânâda, hayâli ve tasavvuru basit-hayvanî göz planına indirgemek, resmetmek ve kendi resmettiğinden beklenti içine girmek. Bu durumda üst-şuur seviyesinde bir tanıma-bilme'den uzaklaşırız haqiqati kavrayamayız. Bu durum Sanskrit lisânında 'maya' fiiliyle karşılanır. Anlamı 'hayâle kapılmak'tır. Fiilin kökü 'ma'dır ve 'ölçmek, çıkarmak, oluşturmak, meydana getirmek, inşâ etmek' anlamına gelir. Ma'nın bir diğer anlamı, 'cinnî buud'dan gelen tesirlerin sonucu hayâller görülmesidir. Aynı bağlamda diğer anlamı ise, câhilin kaba hayâl görmesi ve nihâyet büyülenmek. Yunanca'da aynı anlamdaki Magia kelimesi, Batı dillerine 'Magie' (Maji) olarak geçmiş, 'Magic' veya 'Magique' olarak sıfatlaştırılmıştır.

Hindî 'Yoga' kelimesi Sanskritik kökenli olup 'Yuj' fiilinden gelir. 'Bağlanmak, ilişkilendirmek, birleştirmek, ilintilendirmek' mânâlarındadır. Buradan İngiliz lisânına 'yoke' olarak geçmiştir. Yoke, 'boyunduruk' mânâsına gelir. Latince, iugum, coniungo. İtalyanca; giogo, paio (Çift süren öküzleri birbirinden ayıran boyunduruk anlamındadır). Aslında, 'boyun borcu, mükellefiyet' anlamıyla ingilizce'ye geçmiş zaman içinde anlam daralmasıyla 'boyunduruk' mânâsıyla sınırlanmıştır. Yine kul ile Allah arasında 'olmazsa olmaz ilişki' anlamında da 'yuj - yoke' geçişini görüyoruz. Latinî 'Religio', ingilizce 'religion', fr. 'religion', Alm. Religion, İtalyanca Religione kelimeleri, dîn mânâsına. Bu kelimenin esâs mânâsı ise, 'birbirine bağlamak, yeniden bağlamak, ilişkilendirmek, tutturmak'tır. İnsan, mahlûk olan dîn ile Allah'a bağlanmaktadır. Cennetten tard edilmeyi bir 'separation' (ayrılık) sayarsak, Âdem A.S'ın tevbesi ve duâsı 're-ligio' kabul edilebilir, Yeniden bağlanma.

Bouddha kelimesi, Bodhi'den gelir. Bodhi, 'Uyanış' mânâsınadır. Prens Gautama Şakyamuni'nin uyanışla tanıştığı ağacın adı da Bodhi Ağacı. Yani, Bouddha Ağacı. Bouddha, bilincin arınması ve sâf hâle gelmesini / getirilmesini öngörür ve bu yüksek bilinç seviyesine 'Nirvana' adı verilir. Zerdüşt (Zerdeşt, Zarathustra, Zoroastre) fikriyatı da benzeri bir hedef belirler. Her ikisi de düalist'tir (ikici).

Berzah: Sed, engel, iki şey arasındaki perde. Istılahî mânâda; 1- Madde Âlemi (Âlem-i Ef'âl, Fiilller Âlemi) ile Mânâ Âlemi (Âlem-i Mânâ, Âlem-i Esmâ, Âlem-i Ervâh). 2- Kâbir Âlemi.

Kur'ân'da;

'Merac'el bahrayni yeltekıyân. Beynehümâ berzeh'ul lâ yebğıyân' (Rahman Sûresi, 19-20. Âyet). Meâlen; İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir berzah (sed) mevcuddur, birbirlerine geçip karışmazlar, kavuşmazlar. Burada berzah kavramının zahirî anlamı, sed, engel, perde'dir. Batınî mânâsını Allah bilir.

'Ve hüvelledzi merac'el bahreyni hâzâ azb'ün fürât'ün ve hâzâ milh'un ücâc ve ceale beynehümâ berzehan ve hıcram mahcûrâ' (Fûrkân Sûresi, 53. Âyet). Meâlen; Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir berzah (engel, sed, mania), aşılmaz bir sınır koyan O'dur.

'Leallî a'melü sâlihan fîmâ teraktü kellâ innehâ kelimet'ün hüve kâilühâ ve min verâihim berzeh'un ilâ yevmi yüb'asün'. (Mü'minûn Sûresi, 100. Âyet). Meâlen; "Ki, terk ettiğim dünyâda salih bir amel işleyeyim". Hayır, bu onun söylediği sâdece kendi kelimesidir. Bâ's edilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir berzah (farklı bir buud) mevcuddur.

Müfessirler bu son âyeti şöyle değerlendirmektedir:

Burada berzah'tan kasıd dünyâ ve kabir âlemini ayıran perdedir. Bundan anlaşılmaktadır ki, ruhlar ölmemekte, cesedin fenâsından (yokoluşundan) sonra hayatın ruh planında devam edeceği âlem, berzah âlemidir.

Kimi otörlere göre mü'min ölümü tattığında kendisi için bir berzah olmayacaktır. Salih amel işlemiş olan kulların 'gelinler gibi' uyuyacağı belirtilmektedir. Bu tefsiri ve değerlendirmeyi - kendi adıma - çok analitik bulmuyorum. Yine Dehlevî, berzah sürecini şöyle anlatmaktadır: Bu âlemde insanların (ruhlarının) sayılamayacak kadar çok tabakaları vardır. Fakat, bu tabakalar başlıca dört (ana) sınıftan oluşur. Birincisi; uyanıklık (yakaza) ehli olanlar ki, iyiliklerinden veya kötülüklerinden dolayı taltif veya azâb görecek olan ruhlardır. İkincisi; tabiî uyku hâlinde olup rüyâ gören, rüyâ ile ferahlandırılan veya azâblandırılan ruhlardır. Üçüncüsü; behîmî (hayvanî) ve melekî yanları zaif olanlardır. Dördüncüsü; Fazilet ehlî olan ruhlar ki, bunlar melekî bir hayat sürerler.

Berzah Âlemi'nin âhiret'ten ve dünyâdan farklı bir âlem olduğunu belirten otörler olduğu gibi, Berzah Âlemi'nin, Âhiret'e âid bir süreç olduğunu söyleyen otörler de mevcuddur. Buna nazaran; Ruh, Hz. Azrail vasıtasıyla 'Âlem-i Berzah'a götürülür. Ruh, latif bir gılaf (kılıf) ile kuşatılmıştır. Berzah, ya cennetten bir bahçe veya cehennemden bir çukur olarak anlatılır hadiste. 

Berzah Âlemi, Nebîler'in, Şehîdler'in ve bazı velîler'in biraraya gelerek görüştükleri ve divan kurdukları bir âlemdir.  Bu zevât, ölmeden önce ölmeyi gerçekleştirmiş oldukları için onların ruhları kabir hududlarının fevkindedir. Berzah Âlemi'nin kendi hiyerarşisi ve idâresi vardır. Fetih sahibi üst bilinç temsilcisi ruhlar Maddî Âlem'dekilerle iletişim kurabilirler. Burada tesbitimizi yapalım; Berzah Âlemi, Kabir Âlemi'nden farklı olarak çok üst düzey zevâtın içinde bulunduğu elit bir buud'dur. Berzah Âlemi bir kadro âlemidir. İstişâreler, toplantılar, görüşmeler, değerlendirmeler ve KARARLAR bu kadro yapısının temel vazifeleri arasındadır. O hâlde, bugün Berzah'tan bahsediyorsak, onun kısa tanımını vermekten öte bir vetireyi anlatma durumunda olduğumuzu belirtelim. Doğrusunu Allah bilir, büyük bir ihtimâlle bir divan toplantısının akâbindeyiz. Bu divanlara Rasûl'ün iştirâk ettiğini ve en üst seviyede idâre makamında bulunduğunu BİLİYORUZ. Bu divanlardan çıkan kararların da Fetih sahibleri tarafından ilgili adreslere ulaştırıldığı da vakıâdır. Anlaşılıyor ki, çok mühîm bir tebligât Fiiller Âlemi'nde bazı adreslere (ehline) ulaşmış. Ve, Berzah koduyla yürüyoruz. Karmaşık, planlaması oldukça hassas ve kritik bir hat üzereyiz.

Elimde yabancı bir kitab var; önsözün ilk kelimesi 'M' ile başlıyor. Kelime 'Mizmor'. Yani, Mezmur veya Zebur anlamında. Mizmor kelimesi 'İlâhî' anlamına geliyor ve kitabın son kelimesi 'S' harfiyle bitiyor. Kelime 'Sela'. Kelime İbranîce ve mânâsı tam olarak bilinemiyor. Bir müzik terimi veya ilâhîlerde kullanılan özel bir makam olduğu sanılıyor. Bu kelimeden bir evvelki kelime ise 'Şeol'. Şeol ibranîce 'Ölüler Diyârı' mânâsına geliyor ve Berzah'la bağını kurabiliyoruz.

Engare: Tamamlanmamış iş, eksik kalan iş. Aynı mânâda yunanî Angarya kelimesini görüyoruz. Türkçe'ye de geçmiş bulunuyor. Fiiller Âlemi'nde (içinde bulunduğumuz, gözlerimizle algılayabildiğimiz, fizikî âlem, üç buudlu dünyâ hayatı) eksik kalan işlerin tamamlanması gerekiyor ve bu işlerin tamamlası için karar buudu Berzah. Eksik kalanı tamamlayacak olanın adını Mizmor Sela (İlâhî makam, ilâhî musiki) olarak okuyabiliriz. Bu misyonu üstlenmesi ve rabıtası itibârıyla BERZAHÎ ismini münasib buluyorum. Tersinden anlamak da mümkün ve Tous les chem ins mènent à Rome (Tüm yollar Roma'ya çıkar) deyimince mânâ sâbit. Engel, sed anlamında berzahı kaldıran ve buudları birleştiren köprü. Gefira: Yunanca 'köprü'. Kefir: Ayrana benzer bir içecek. Kâfir: Hakikati örten, gerçekliği saptıran, küfr ehli. Bu kelime ingilizce'ye 'cover', fransızca'ya 'Couvrir', portekizce'ye 'Cobrir' biçiminde geçmiş ve hepsi de 'örtmek' mânâsına. Zıddı; Découvrir veya discover. Keşfetmek, örtüsünü kaldırmak. Yunanî; Apokalipto. Apokalips, aynı zamanda, kıyâmet mânâsına. Demek ki, örtünün kalktığı yer Kıyâmet oluyor. Hem keşif, hem hakikatin üstündeki örtünün kaldırılması hem de kıyâmet mânâsıyla köprü. Büyük Doğu; Doğu ile Batı arasında büyük kanatlı bir kuş, anka, köprü. Capitaine, Captain, Capetano: Kaptan. Kaptan'ın makamı: Kaptan Köprüsü. Capetano: Komutan, Komuta eden, bir işin başını çeken, kumanda eden, Kumandan. Kâfirle mü'mini birbirinden ayıran sed ve engeller olarak berzah, diğer yandan mânâ ile maddeyi birbirine bağlayan köprü olarak berzah ve her ikisini de oriante eden, yönlendiren kaptan BERZAHÎ.

BERZAHÎ; Betonlaşmış - Konsolide mânânın, donuk meâllerin parçalanmasını ve mâhiyet değiştirmesini sıkıntılara mahal bırakmadan örgütleyen kudret ve misyon sahibi. Berzahîler: Berzahî'ye biat etmiş kadro yapısı.

BERZAHÎ; Kömür tozu arsasına kar gibi yağan, kuzgunların arasına sülün gibi konan, necâseti ve çöplüğü (gehenna) alev gibi yalayan, tunçtan ve taştan küfr remzlerini kezzab gibi eriten, çözülmez düğümleri bir darbede çözen kılıç, beklenen, dâvet edilen, vakti gelen...

Berzelius: İsveçli kimya âlimi. Kimya ilminin babalarından. Elementler'in remzlerini bulan. Selenium elementinin kâşifi.

Selina: Yunan mithologyasında Ay ilâhesi. Ay.

Selh: Her ayın son günü.

Salih: Karayılan.

Senâ: Medhetmek, övmek, şimşek parıltısı, ulviyet, yükseklik, aydınlık, bir ot ismi.

Berzah: Başlangıçla son arası. M....... ile Selh arasında Karayılan vardır.

Berzah: Yılankavî yol.

Rozen: Gül, pembe. Danimarkalı astrofizik âlimi. Berzah'ın tanımlayıcısı.

Serpens: Yılan.

Serpentin: Yılankavî.

Berzah: Pembe yılan, gül-yılan. Yılan yolu.

Medd: Sel suyu, mil, uzatma, çekme, yayma, döşeme, çoğaltma, sönme, söndürme, yardım etme, mühlet verme, yâr ve yâver olma, tarlaya gübre dökme, NİHÂYET, SON...

BERZAHÎ: Cezr ile medd arasında kara yılan.

Bizarre: Garib, tuhaf.

Bî-zâr: Izdırab çeken, muzdarib.

BERZAHÎ: En son muzdarib.

Hiçbir çağda görülmemiş azgın ve vahşî, kana susamış, hunhar, gözü dönmüş bir oligarşik diktatorya dünyanın dört bir yanında akla hayâle gelmez zulüm tatbikatları içindedir. Bir avuç simsar her türlü ahlâk ölçüsünün fevkinde bir manipülasyondan diğerine sıçrayarak ortalığı derdest edebilmektedir. Bu beyn'el milel tiran düzeni ile insanlık değerleri arasındaki çelişkinin en derin ve kanamalı sürece ulaştığı âşikârdır. Bu alçaklık düzeyi berâberinde açlık, hastalık, kıtlık, sefâlet, çevre ve iklim katli'âmı, zincirlerinden boşanmış bir hayvanlaşmaya doğru koşan ferdiyetçilik tam anlamıyla bir kıyâmet yürüyüşüdür. Bütün buudlarıyla şeytân-deccâl zuhur etmiş olup ordularını üzerimize salmış bulunmaktadır. Bu çelişki, berbat maskelerle ve profesyonel beyin yıkayıcıları vasıtasıyla insanlara yutturulmaktadır. İnsan zihniyeti ve ruhu, tarihin hiçbir devrinde şâhid olmadığı bir şekil ve muhteva ile, kendi aleyhinde bir düzen tarafından sürekli bombardımana tâbî tutulmakta ve her ân yenilgiye mahkûm kılınmaktadır. Sorumsuz ve insanlığın temel menfaatlerinden kopmuş bir ekalliyet tarafından hayatı cehenneme çeviren bir avareliğe ve buna sebeb olanları da yutacak bir canavara dönüşmüş çıplak bir realiteyle karşı karşıyayız.

Hem faşist ideolojik kimliğin hem de reel sosyalizme yol açan ideolojik temelin yenilgisi, iki mühîm kanıt olarak önümüzde duruyor. Ortaya çıkan netice, ideolojik hüviyetin yeniden doğuşunun (İbda'nın) kaçınılmazlığıdır. Mes'ele ne teknik şeraitle ne de iktisadî, sosyal ve siyâsî koşulların olgunlaşması veya çürümesiyle ilgilidir. Tüm alanlarda olgunlaşma ve çürüme olabildiğince yaşanmaktadır. Yeni tarihî bir çıkış için objektif koşullar yeterli olduğu gibi, kâfî miktarda ipucu da mevcuddur. Sorun, ideolojik kimliğin doğru ve yetkince belirlenememesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, yapılması gereken ilk iş zihniyet ve ruhî yapıdaki ideolojik kimliğin bütünlüklü, galib gelmesini bilen, direngen bir orijinal doğuşu (İbda) realize etmektir. Bu anlamda, doğru teori olmadan doğru eylem olmaz kelâmı önümüze gelmektedir.

ALLAH en üst düzeyde ideolojik temsildir. Tarihin mühîm çağları üstün ideolojik şahsiyetlere dayanmaktadır. Bu şahısların başında ve kâinatın yaradılışına sebeb teşkil eden Rasûlullah gelir. BD'nun ve İbda'nın tüm kâinattaki en üst remzi O'dur. Sırasıyla diğer Rasûller, Nebîler, Velîler ve büyük azîzler tarihi belirlemişlerdir. Allah'ın belirlediği ideoloji İslâm'dır. Kur'ân ise bu ideolojinin kitabı ve manifestosudur. Kur'ân hem kelâm hem de mânâ olarak nazil olmuştur.

Berzah'tan ulaşan program Kur'ân'la gelen programın sırrındandır ve dâvet mâhiyetindedir. Bu program, ideolojik hüviyetin geleceğe kilitlenen hedeflerini ortaya koyar. Arzu edilen toplum şeklinin keyfiyetini belirler. Teorinin aydınlığında toplumsal altüstoluş ve dönüşüm  hareketinin sağlıklı gelişmesini temin eder. Nasıl bir toplum ve siyâset yapılanması öngördüğünü söyler ve bunu vâ'deder. Kendini, iç ve dış oluşlara karşı, bağlar. Başta gelen görev toplum, siyâset ve devlet kurumlaşmalarına ilişkin program ilkelerini tatbik etmektir. Emperyalist-kapitalist canavarın dayattığı toplumsal koşullar ortadan kaldırılacak yerine program muhtevâsının âmir hükümleri uygulamaya konulacaktır. Ahlâk kurumsallaşacak onun kanunları tarihî çıkışın en spesifik ve en mühîm taraflarından biri olacaktır. Hiçbir politik tedbir ve yasanın ahlâkın kuvvetine erişemeyeceği bilinerek rolü tanımlanacak ve kurumlaşacaktır.

Berzah'tan ulaşan programın zamanlaması ile toplumu tüketen ahlâkî çözülüşün derinliğinin yakından alâkası vardır. Program bu ahlâkı dönüştürmektedir. Bu ahlâkî tutum buhranı ve kargaşayı aştıracak köprüdür. Berzah, ahlâktır. İslâm ahlâkıyla ahlâklanmaktır. Berzah'ın muhatabının mehdiyet kurumu olduğu da apaçık ortadadır. Bu kurum, ideolojik kimlik, teori ve program yapısına ulaşmanın yol ve metodlarını bilen, yazan ve tebliğ eden olarak yetkin bir strateji ve taktik donanım kurumudur. Teori net ve duru bakış açısını ifâde ederken program ilâhî teoriden süzülmüş hedefleri açığa vurur. Bu hedeflere nasıl ve hangi araçlarla varılacağını strateji ve taktik belirler. Strateji, hedeflere gitmek için ortaya konan birçok yol arasında seçim yapma san'âtıdır. Toplumu, kendi tarihî haklılığını mümkün kılacak ve gerçekleştirecek kesin sonuç alıcı bir yürüyüşe kaldırma, taşıma ve ulaştırma yönetimidir. Gelinen aşamada stratejik-tarihî kararlar alabilme ve yürütebilme gücünün konuşacağını söylüyoruz. Bu cümlelerden olarak, kumandanlık-mehdiyet kurumunun yetkin yürütme gücü olduğu izâhtan varestedir. İdeolojik kimliğin son unsuru taktiktir. Taktik, hedefe yürünmek için sahib olunması gereken organları ve enerjiyi ifâde eder. Gövdenin, beyin dışındaki bütün uzuvları taktik anlamında ve mesâbesindedir. Bu organlar bütünsellik içinde işlev gördüğünde taktik tamam olur.

Berzah hem köprü hem engel, sed, mania hem de geçiş veya geçit mânâsını hâizdir. Daha farklı bir buuddan bakıldığında; Nefs'in aslı Nefs-i Küll, Akl'ın aslı Akl-ı Küll, Ruh'un aslı ise Ruh-u Mukaddes olmakla hedef izâfî (insanî) nefsin, ruhun ve aklın aslına rücû yolculuğudur. Bir diğer ifâdesiyle, aşağıların aşağısından (Esfel-i Sâfilin) en üst şuur düzeyine yükselme (Ahsen-i Takvim) serüveni sözkonusudur. Aşağıların aşağısındaki emmare nefs kendi hakikatinden uzaklaşmakla madde-bedenin kölesi olmuş ve günümüz itibârıyla rûbubiyet (rabblık) çizgisinde Yaratıcı'ya ân be ân meydan okur hâle gelmiştir. Küllî Nefs'in, Küllî Akl'ın ve Ruh-u Mukaddes'in sahibi olan Allah ile boy ölçüşmeye kalkan birey-rabblar dünyayı sarmıştır ve insanlar birer tümör odağına dönüşmüştür. Bu anlamda, nefs-i izâfî (nefs-i insanî) ile Nefs-i Küll arasında dev bir berzah oluşmuştur. Nefs-i İnsanî hurucunu (yükselişini) Nefs-i Küll'e doğru yapmak yerine Belh'üm Âdal'e doğru bir iniş biçimindedir ve daha aşağısı yoktur. Bu anlamda sed dağ gibi ortadadır. Diğer taraftan Berzah, geçit, köprü, geçiş mânâsıyla Nefs'ini tatmin etme ve aslına doğru yüceltme arayışı içindeki insan için bir geçiş, bir köprü, bir program olmaktadır. İşte bu bakımdan Berzah bir karargâh olmakta, o merkezden aktarılan kararlar madde planındaki temsil kurum ve makamına ulaşmakta, buradan da eylem seviyesi planlanmaktadır. Aslında Berzah ile Ef'âl arasında bir interaction (karşılıklı etkileşim) olduğu kesindir. Berzahî, hem sahte rabblarla Ahâd olan Rabb'ın arasında bir doğruluk ve hakikat seddi, hem de gayret içindeki nefslerle Nefs-i Küll arasındaki yegâne ve güçlü köprü olmaktadır.

Gelinen aşamada; görülüyor ki, bu sene 99 sürecinin mühîm bir kademesi oluyor. Berzah bir engel, berzah bir köprü. Geçiş bir sed ve aynı zamanda bir boğaz, yine engel ve geçit, perâsma ve isthmôs. Diri haberler var. Akâbedeyiz. Geçiyoruz, berzahın üzerinden, program hâzır.

www.aylikdergi.com.tr'den alınmıştır.

www.drhakkiacikalin.up.to

 

DİĞER YAZILARI

-Coyotte ve Skilia -Sıkıntılı Eser- I

- Ma Alladzi Hadatha Fi Hadath 11/9  (11/09 'da Ne Oldu?)

- Coyotte ve Skilia -Sıkıntılı Eser- II

- Aslında Nükte

- Coyotte ve Skilia -Sıkıntılı Eser- III

- Coyotte ve Skilia -Sıkıntılı Eser- IV

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - V

- Sholastik'ten Yola Çıkarak

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - VI

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - VII

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - VIII

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - IX

- JEW

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - X

- Başyücelik Devleti'nde Sağlık

- Şem veya Sam

- Coyotte ve Skilia (Sıkıntılı Eser) - XI

- Media

- Kion ve Coyotte

 

www.yeniakademya.org

www.akademya.up.to

 

 

Hosted by www.Geocities.ws

1