MOKOKO
Bir gemi uzun bir
yolculuğa çıkmış. Gemide bir KAPTAN ve üç TAYFA. Gemi
amansız bir fırtınaya yakalanarak batmış ama nasıl olduysa
KAPTAN ve TAYFA'ları kurtulmuşlar. Bir adaya düşmüşler hem
de YAMYAM'ların adasına.
Adaya geldiklerinin ilk gününde YAMYAM'lar bunları yakalar ve
direklere bağlarlar daha sonra bir soru sorarlar
- ÖLÜM mü MOKOKO mu?
Ve ikisinden birini seçmeleri için sabaha kadar mühlet
verirler. Ertesi gün ilk tayfaya sorarlar ölüm mü yoksa
mokoko mu? Tayfa ölmektense bilmediğim şeyi olurum daha iyi
der ve mokoko diye cevap verir.
Bunun üzerine adamı bayılana kadar sikerler ve bırakırlar.
Diğer tayfayada aynı soruyu sorarlar ve aynı cevabı alırlar
ve onları da yaptıktan sonra serbest bırakırlar.Son tayfada
aynı olayları yaşar ve serbest bırakılır.
Sonunda sıra KAPTANA gelmiştir. KAPTAN çevresindekilere nutuk
atarcasına ayağa kalkar ve
- Ben bir KAPTAN olarak gururlu ve şerefli bir insan gibi yaşadım
ve yine bu şerefimi hayatım pahasına da olsa vermem. Ben ölümü
tercih ediyorum.
Bunu duyan kabile reisi ayağa kalkar ve bağırır:
- ÖLENE KADAR MOKOKOOOO.
DAVANIN BÖYLESİ
Avukat Orhan
Azizoglu hukuki bir olayi nakletti... Olay gercek.
Bantlardan, tutanaklardan, karar ve zabitlardan gecilmeyen su
gunlerde mahkeme salonuna bir keyif penceresi acmaya yardimci
oluyor.
Bir aksam tiyatrodan cikmis iki erkek arkadas yolda yururlerken
Onlerinde iyi giyinmis, sik ve alimli bir hanimin yurudugunu
farkederler. Erkeklerden birisi digerine dInerek, "Bu
hanimla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm" der. Bu
sozleri isiten genc hanim basini cevirir ve "Teklifinizi
kabul ediyorum" der. Teklifi yapan erkekle hanim beraberce
genç ve cekici kadinin evine gidip hemen yatagin yolunu
bulurlar. Ertesi sabah apartmani terkederken, adam kadina 250
dolar verir. Hanim pazarlik bakiyesi parayi ister ve "250
dolar daha vermezseniz sizi dava ederim" der. Adam guler,
"Bunu nasil ve hangi esaslara gore yapacaginizi gormek
isterdim" deyip apartmani terkeder. Ertesi gun mahkemeden
gelen celp pusulasi adami sasirtmis. Hemen avukatina gidip olayi
detaylariyla anlatmis. Avukat, "Bu esaslara istinaden
aleyhine bir karar alinabilecegini sanmiyorum. Ancak davanin
nasil sunulup savunulacagini dogrusu pek merak ediyorum"
diye mutalaa vermis. Dava baslamis ve on sorusturmadan sonra
hanimin avukati mahkemeye dava konusunu asagidaki sekilde
arzetmis:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilem, bu hanimefendi,
itina ile yetistirilip cimlerle ortulu bahce niteliginde bir
gayrimenkule sahip bulunmaktadir. Bu arazi parcasini belli bir
sure icin davali beyefendiye 500 dolar karsiliginda
kiralamistir. Davali gayrimenkulu kira amacina uygun olarak
kullanmis ve kira muddeti sonunda tahliye ederken kira bedelinin
yarisi olan 250 dolari odememistir. Kira tutari yuksek bir bedel
degildir, kaldi ki kiralanan yer ozel ve yasal bir bolgedir.
Dilegimiz adaletin yerine gelmesi ve davalinin muvekkileme
anlasmanin bakiyesi olan meblagi odemesidir."
Davalinin avukati bu beklenmedik savunma karsisinda sasirmis
fakat bir avukat olarak isin enteresanligindan haz duymus ve
hemen daha once hazirladigi savunmasini kenara koyarak davayi
soyle savunmus:
"Muhterem hakim beyefendi, muvekkilim bu genc beyefendinin,
bu genc hanimdan sahibi oldugu gayrimenkulu bir sure icin
kiraladigi dogrudur ve muvekkilim bu anlasmadan son derece
memnun kalmistir. Bununla beraber muvekkilim arazide bir kuyu
bulmus ve kuyuyu orgu taslariyla donatmis, kuyuya boru indirmis
ve pompa yerlestirmistir. Butun bu ugraslarin iscilik
masraflarini muvekkilim ustlenmistir. Inancimiza gore butun bu
arazi gelistirme calismalari odenmeyen meblagi karsilayacagindan
aleyhimize acilan davanin dusmesini talep ediyoruz."
Genc hanimin avukati tekrar soz almis:
"Muhterem hakim bey, muvekkilem, davalinin beyan ettigi
gibi arazi uzerinde bir kuyu bulundugunu ve gerekli gelismeleri
yaptigini kabul ediyor ve herhangi bir itirazda da bulunmuyor.
Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu
olmasaydi davali muhtemelen bu araziyi kiralamayacakti. Ayrica
arazi tahliye edildiginde davali soz konusu ettigi taslari,
boruyu ve pompayi sokerek beraberinde goturmustur. Bu bakimdan
davamizda israr ediyor ve vereceginiz kararin adalete uygun
olmasini diliyoruz."
Hanim davayi kazanir!
RAHİBE
Peder, kiliseden içeri
girer ve içerde onu bekleyen 4 tane rahibeyle karsilasir. Ne
beklediklerini sorar. Rahibelerde günah cikartmaya geldiklerini
söylerler. Peder sirayla gelmelerini söyler.
1'nci rahibe gider ve;
-Peder, ben cok büyük bir günah isledim, sol elinle bir
erkeyin cinsel organini elledim" der. peder de:
- git suradaki kutsal suyun icine sol elini sok
rahibe gider elini kutsal suya sokup cikartir.
2'nci rahibede gider ve pedere
- peder, ben de sol elimle bir erkegin cinsel organini elledim
ve birazda oksadim; peder
- sen de git sol elini kutsal suya sok ve elini ovala
rahibe gider pederin dediklerini yapar. O sirada peder
bagirismalar duyar yerinden cikar
- ne oluyor orda
3'ncü ile 4'ncü rahibeler kavga etmektedir. Peder niye kavga
ettiklerini sorar
3'ncü rahibe, 4'ncü rahibenin kendi sirasini kapmak istedigini
söyler
4'ncü rahibe de
- peder, ben sadece agzimi yikayacagim fakat o götünü
yikayacak.
EVLAT
Temel ile Dursun çalışmaya
Amerika'ya giderler bir süre sonra Temel dayanamayıp
- Dursun ya ben memleketi özledim buyüzden iki haftalığına
memlekete gideceğim söyleyeceğin varmı? der. Dursun selam söyle
der.
Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar.
- Memleketten haber getirdinmi? Temel de bir iyi bir kötü
haberim var sana der. Dursun da ne olduğunu sorar. Temel de
- iyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyimde peşinden iyisini
söylerim moralin düzelir der.
- Oğlun ibne olmuş der. Bunu duyan Dursun çok üzülür ve
sonra sorar.
- iyi haberin nedir?
Temel de
- Ama bir muamelesi var çok iyi
|
|