|
|
![]() |
|
||
|
bana yazmak için tıkla |
| Paramparça bir aşka
daldık seninle yüzümüzde maskemiz umutsuzluğumuzu sakladık |
||||
|
|
Bize ağlıyorum sevgilim İkimiz de ne iyi biliyoruz mutluluğun olmadığını Sadece çaba var terk ediş var Yaşam boyu bizi bağlayan tüm engelleri, sevenlerimizi bile terk ediyoruz bir bir Birlikteliğimizde dahi yalnızlığın kaçınılmaz olduğunu ikimiz de ne iyi biliyoruz değil mi sevgilim Her şeyi geride bırakırken bir başımıza kalmak uğruna nasıl da bencilleşiyoruz aslında Bu bırakışların sonu gelmez |
|
||
![]() |
||||
| Durak kaldırımlarında yıllar öncesinde olduğu gibi sallanıyorum yere yakın İnsanların bakışlarında netameli görüyorum kendimi Sokağa uzanmak geliyor içimden boylu boyunca Karnımı yumruklamak kahkahalarla bastırmak sessizliği Ruhumdaki güneşlikleri söküp atmak bir yün yumağının peşinde koşturan küçük bir kedi yavrusu gibi yuvarlanmak istiyorum yerlerde Anlıyorum yaşamı şekillendirmek seçimlerimle benim de elimde Belki utancı unutmak ya da deliliği kabullenmek kadar kolay |
![]() |
|||
![]() |
Belki biraz daha
karanlık gerekirdi odaya duygularımı yansıtmak için çok net olmayan hatta biraz da karanlık Uzun yıllar kendine dönerek Ben, o Kaygılar geri çekiyor beni Biliyorum ki alıyorum |
|||
|
|
Bütün
şarkılar yavaşlasın istiyorum şu an yıkık duvarların arasından dumanlar sızsın ben yıkıldım dünya da yıkılsın istiyorum Yaşananları kıskanıyorum
şu an Dalgalanan denize hasretim şu an Bir Fransız parçası çalınıyor
şu an, Çıldırıyorum adeta, |
![]() |
||
![]() |
Gidiyoruz çok uzaklara |
|||
| Masallarım
bencil olduğumu sanma sakın unuttun mu yoksa, bana masal
anlatacaktın hayal dünyamda ama ben hem biliyor musun, |
|
|||
|
Dün
gece ayı gördüm o damdan |
||||
| Sana
uzanmaya çalışıyorum avuçlarımın arasından kayıp gidiyorsun küçüğüm, küçücüğüm yetişemiyor ellerim sana |
![]() |
|||
|
|
||||
|
|
Durağan Aceleyle geçip gidiyor hayatımın
günleri; otobüse yetişme çabası, işe yetişme çabası, derse yetişme
çabası. Sana, ona daha bin tane önemsiz şeye yetişmek için çırpınıp
duruyorum. |
|
||
| Saniyeler koşturdukça Yaşam yolunda kaygısız, Geriye kalan Her bir bedenden hatırat Kolyeler taşır anıları Boncuk boncuk paylaşımlar İki sıcak tenin ürettiği Aynı dizgide toplanır Duyguların mirası gibi Derine dalan gözlerinden Sızılan son damla yaş Düğüme varan en son taş Zaman tünelinin En orta yerinde Sarf edilen sevi sözleri Ya da yıldızlar altında Bir aşk gecesinde Sevginin solmaz şahidi, Fotoğrafıdır kolyeler Kimileri kıvılcım misali, Parlayıp sönen Aşk masallarından Anılası yek saniye uğruna Sallana durur Boş zincirin ortasında Kimiyse siyah incilerden Yılansı, boynuna dolanan En hüzünlü armağan Buruk çocuğunun bitmeyesi rüyasından İster maviye sevdalından İlan-ı aşk eden Muğlak sözcüklerin Nafile çözümlenmiş ifadesi Bir tılsım ola İster tutkuyla saranından Kan taşı serti, kırmızı dudaklarına Soğukluğunca kondurduğun Her Öpücüğe bedelli İçinde dağlanan umuttan Arda kalan onca sayılı halka 123'ü de katrandan kara Kolyeler ki Bir şiirin imgeleri kadar Gizemli ve sessiz aşklarını Boğazına tasma yapan Çoklarınca değersiz Zehri nefesine katık Sakladığın o ilk sigaranın külleri kadar Seni bağlayan Safran sarısı bir hüzünle Geçmiş geçmemiş mi?' ye Zihninde yıkılan ve yanan Ahşap evlerin enkazından Daha somut ne var ki Saklanıp yaralanmayan Kış varır gelir yeniden Ruhunda karlaşır Sevmelerinin gerçekliği Kalmasa da anı defterinde Sevişmelerinin sıcaklığı Isıtır seni Boynundaki kolyen |
|
|||
|
|
|
küçük soğuk
adam 15/11/2001 |
||
|
|
Geçmişimizin unutulmazları arasında yer alacak ilişkimiz, üzerine kafa yormamı kaçınılmaz kılan düşüncelere sürüklüyor beni. Evet aylar geçip gidiyor, mevsimler değişiyor birlikteliğimizin toprakları üstünde ,ama yüreğimde donup kalan ve içimde oynaştıkça sivri köşeleri etime batıp batıp canımı yakan bir taş gibi sana olan aşkımın kumullarının sancılar içinde bedenimden dökülmesini bekliyorum. Kum dökmek çok sancılıdır bilir misin; seni temizleyişim de gıdım gıdım, nebze nebze ıssız kalbimden her bir parçanın ayrılışında ciğerim dağlanarak sürüncemede bir karar gibi uğursuzca gerçekleşiyor. Eminim bütün bu olan bitenden bihabersin. Sosyal statünün ve politik kimliğinin getirilerine mahkum, yaşamını törpüleyen tek boyutlu anlayışın kucağında sürüklenip gitmektesin. Seni hiç tanımayan o iyi dostlarınla aynı sokaklarda, aynı kahve köşelerinde ulusun sosyalliğini kurtarmaktasın. İnan sana olan aşkıma lanet etmiyorum. Başlarda gözlerim kızarıncaya kadar ağladığım günlerde belki biraz ,ama şimdi içimde yükselen duyguların coşkusuyla senin üzerine taşan o güzel anlarımın şerefine ölesiye mutluyum. Her bir anın tekilliğinin bilinciyle de çocukça hüzünlüyüm. Zihnimde dalgalanan gelecek-geçmiş arası düşünceler, odağı kaymış hedeflerim ve haftanın beş günü ben olma hakkımı elimden alan o güzel işim sayesinde çılgınca yorgunum. Yaşamayı ve savaşmayı seçmiş tüm diğer deliler gibi buğulu otobüs camlarında gördüğüm mat çehremin renkleri içinde bilhassa geçmişimi izliyorum. Sezinlenemeyişim için seni suçlamaktansa sezdiremediğim için sana kapılan kendimi yargılıyorum -acımasız değilim, merak etme-. Kendimi en az senin kadar seviyorum. Dedim ya yorgunum, aşkımı analiz edecek kadar gücüm kalmadı. Bu gece kendime verebileceğim en büyük armağan seni düşünmekten vazgeçip uykuya dalmak olabilir. Karabasanlar arasında terleyen bedenine sımsıkı sarılıp da horultularını dinleyen başka bir yakışıklı var mıdır acaba yatağında? |
|
|

|
bulanık sularım
senin gidişin |
|
|
|