HERKESE UYGUN FIKRALAR
AHİRETTE DE...
Bektasi, vaaz dinlemeye gitmis.
Hoca vaazinda icki icmenin bütün kötülüklerini,
zararlarini sayip dökmüs, hatta icki icenlerin sirat köprüsünden boyunlarinda
dünyada ictikleri bütün icki siseleri asili oldugu halde gececeklerini anlatmis.
Bektasi sormus:
"Hocam, boyna asilan siseler bos mu olacak
dolumu?"
Hooca, incecik köprüden dolu siselerle gecilirken
dengenin kolay saglanamiyacagini düsünerek:
"Elbette ki dolu olacak" diye yanıt vermis.
"Hay agzini öpeyim Hocam, desene ahrette de
yasadik!" demis.
AYNI
ILACLAR...
Doktor, muayenehaneye ilk kez gelen hastadan 50 bin, sonraki
muayenelerde 30 bin lira aliyordu. Bunu ögrenen Kayserili, muayeneye ilk gidisinde:
- Iste yine geldim doktor bey dedi.
Doktor soyunmasini söyledi. Muayene etti, ücretini aldi:
- Saliginiz düzeliyor. Ayni ilaclari kullanmaya devam edin!
İYİ RÜYALAR
Mevlevi, Bektasi ve Softa yemekten sonra ikram edilen bir tepsi
baklava icin rüyaya yatarlar.
En hayirli düsü gören baklavayi alacak. öneri kabul edilir.
Yatar, uyurlar.
Sabah olunca Sofu:
"Ne düs gördünüz anlatin bakalim?" der.
Mevlevi sikkesini basina gecirerek:
"Hayirdir insallah göklere ciktim" der.
Hoca da:
"Ben ise düsümde cennete gittim," der.
Bektasi:
"Erenler, ben de gece birinizin göklere uctugunu, digerinizin
de cennette gezdigini görünce,
'Artik bunlar fani dünyaya dönmezler' diyerek kalkip baklavayi temizledim!" der.
BEBEK
Adamin biri arkadaslarini ziyaret ediyormus.
Aksam olmus; söylesi koyu oldugu için arkadaslari yatiya
kalmasini istemisler.
Adama sormuslar "Bizim odamizda, bebegin odasinda ya da bos
odamiz var orada mi yatarsin?"
Adam düsünmüs; arkadaslarinin odasinda yatilmaz, bebek uyanip
aglarsa uykusundan olabilir. "Ben bos odada yatar, kimseyi rahatsiz etmemis
olurum." demis.
Adam rahat bir uyku almis. Sabah olunca elini yüzünü yikamaya
banyoya gitmis.
Banyoda çok güzel bir kiz adama havlu tutmak için bekliyormus.
Adam kiza "Kizim, senin adin ne?" diye sormus.
Kiz "Bebek amcacigim. Ya sizin isminiz?" demis.
Adam: "Essek, kizim. Esseeeek."
BEKTASİ VE SOFU
Koyu sofu bir adamcagizla Bektasi, bir baska kenti gitmek üzere
bir kervana katildilar.
Sofu, ikindi üzeri namaz kilacagini söyledi.
Bektasi:
" Gec kalirsan kervani kacirrirsin; onun icin sünneti birak
da yalniz farzi kiliver " diye ögüt verdi.
Bektasi'nin sözüne uydu adam. O gece bir yerde konakladilar.
Ertesi sabah sofu, Bektasi'ye sitem etti.
" Dün bana sünneti kildirmadin, gece rüyama Peygammer
Efendimiz girdi."
Bektasi adamin sözünü agzina tikadi:
" Daha ne istiyorsun! Farzi da birak rüyana bu kez Allah
girsin!"
BILMECE
Kayserili, trende yolculuk etmekte... Karsisinda oturan zatla
tanisir.
Dereden tepeden konusurlarken:
- Gel seninle birbirimize bilmece soralim, der. Önce ben sorayim;
bilirsen ben sana bin lira veririm.
Bilemezsen 10 bin lirani alirim. Sonra sen bana sorarsin; bilirsem
10 bin lirani alirim, bilemezsem bin lira veririm.
- Tamam, der Sor bakalim.
- Söyle öyleyse: Üc ayakli hayvan nerde yasar?
Öteki yolcu düsünür, bilemez:
- Al 10 bin lirayi. Simdi ben de sana ayni soruyu soruyorum: Üc
ayakli hayvan nerde yasar?
Kayserili, hic düsünmeden, aldigi 10 bin liranin bin lirasini
geri verir:
- Al su bin lirayi. Ben de bilmiyorum.
CENNETE GİTMEK
Doktor,günah çıkarmak için gittiği papaza:
-Muhterem peder,cehenneme gitmeme engel olunuz
papaz,doktora:
-Siz de benim Cennete gitmemi önleyiniz...
COGRAFYA
Bölük komutani << Ali okulu >> nu denetliyordu.
Hasan'a sordu:
- Oglum, dünya kac parcadir?
- Bes parcadir komutanim.
- Say bakalim.
- Avrupa, Asya, Amasya, Tosya, Okyanusya.
- Sen nerelisin?
- Kayseriliyim, komutanim.
- Su haritada Kayseri'yi göster bakalim.
Hasan Kastamonu'yu isaret edince:
- Oglum, orasi Kastamonu.
- Kayseri'nin bir mahallesi sayilir, komutanim.
DEVE KUŞLARI
Temel Avustralya'ya deve kuşu avlamaya seyahate çıkıyor.
Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor.
Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu.
Hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor.
Devekuşları silahı görünce ürkerek kafaları-ını kuma
gömüyorlar.
Yani kendi akıllarınca saklanıyorlar.
Temel etrafa bakıyor. ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
- Ulan nereye gitti bu hayvanlar?
NE DÜŞÜNÜYORMUŞ ?
Bir bektasi, merkebine odun yükleyip sehre gelirken karsidan
tüccar kilikli iki adam peyda olarak:
" Su zindikla alay edeli! " diye Bektasiye yanasip selam
verince 12,15Bektasi de durur, merkebi de.
Tüccarlar isaretle:
- Bu esegin ne düsünüyor?
- Odun tasimaktan yorgun düstü de, artik kasabada ticaret etmeyi
düsünüyor!
ESSEK BOYAMAK
Kayseri'ye yeni gelen yabanci, ayakkabisini boyatirken boyaciya
takilmis:
- Siz Kayserililer esegi boyayip babaniza satarmissiniz. Nasil
yapilir bu is?
Boyaci, firca sallamayi sürdürerek:
- Iste, demis, esegi böyle boyariz!