|

Tüm bu özelliklerinden
dolayı gençlik, insanoğlunun şiddete ve saldırganlığa en
yatkın dönemlerinden biridir. İstatistikler, şiddet
olaylarının daha çok gençler tarafından
gerçekleştirildiğini ve gençlerin daha çok suça eğilim
gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Bunun nedenleri çok
çeşitlidir. En başta gelen nedenler arasında bu dönemde
saldırgan dürtülerde artma olması gelir. Tepkilerin
sözden çok eylemler ve davranışlarla gösterilmesi;
hormonal ve biyolojik değişiklikler; fiziksel güç ve
enerjideki artış, bu durumun diğer nedenleri arasında
sayılabilir. Gençler tarafından yapılan kanuna aykırı
işlerin başında hırsızlık, çevreyi ve eşyaları tahrip
etme, tecavüz, saldırı ve cinayet gelmektedir. Bu tür
suçları işleyen gençlerin sayısında başta A.B.D olmak
üzere çeşitli Batılı ülkelerde yıldan yıla artış
görülmektedir. Cinsiyetler arasında bu tür suçlara
eğilim açsından bir farklılık görülmektedir. Erkeklerde
bu tür eylemlere karışma daha sıktır; fakat giderek
erkek/kadın oranı azalmaktadır.
Yakın
zamanlarda yapılan araştırmalar, genel olarak suça
yönelik davranışların başlamasında ve sürdürülmesinde
akranların ve arkadaş grubunun önemini ortaya koymuştur.
Yakın zamanlarda yapılan uzunlamasına bir çalışmada, üç
yıllık bir süre içinde suça eğilimli arkadaş grubu olan
gençlerde böyle bir arkadaş grubu olmayanlara göre daha
fazla oranda bu tür davranış görüldüğü saptanmıştır.
Özellikle sosyoekonomik açıdan az gelişmiş kent
kesimlerinde yaygın olan gençlik çeteleriyle ilgili
yapılan araştırmalarda, bunların suça eğilimi
arttırmakla birlikte, eğer iyi organize olmuş, şiddet
eğilimi az olan bir grup ise gencin kişisel değer,
akranlar tarafından kabul edilme ve kendini koruma gibi
doğal eğilimlerini doyurmaya yardım edebileceği ortaya
konmuştur. Genellikle suça eğilimli gençlerin zeka
düzeyleri, diğer gençlerden daha düşüktür. Kişisel
etkenler de saldırganlık ve şiddet eylemlerinin de
içinde yeraldığı suça yönelik tutumları etkilerler.
Erken okul yıllarından itibaren bu tür gençlerin zor
uyum sağlayan, az arkadaşlık kuran, hesapsız, dürtüsel
davranışlar gösteren ve otoriteye karşı çıkan çocuklar
oldukları araştırmalarla gösterilmiştir.
Gençlerde
suça ve şiddete eğilimin en iyi öngörücüsü anababa ile
olan ilişkinin şeklidir. Çocuklukta ihmal edilen, aşırı
katı veya dengesiz, daha çok da fiziksel cezalandırmaya,
dayağa dayanan bir disiplin uygulanan çocuklarda gençlik
döneminde bu tip davranışlar daha sık izlenmektedir.
Anababa çocuk ilşkisinde karşılıklı düşmanlık, aile
kaynaşmasının yokluğu, anababanın çocuğu reddi,
ilgisizliği bu tür gençlerin ailelerinde sık rastlanan
durumlardır.
Alt-gelir
gruplarında yer alan gençlerin suça eğilimlerinde ruhsal
sorunlardan çok toplumsal ve kültürel etkenlerin daha
fazla rol oynadığı düşünülmektedir |